Rasim Reis ile Röportaj: Akdeniz Oyunları Bisiklet Milli Takımı Slovenya Kampı

29/05/2013  //     //  Yol Bisikleti Haberleri

 

 

Cyclingtr:  Merhaba
Rasim, öncelikle kendinden birazcık bahsedebilir misin?

 

Rasim Reis: Bisiklet sporuna 2006 yılında Trabzon’da
başladım. Yakın bir akrabam da bu sporun içindeydi; Behçet Usta. Onu örnek alarak spor yapmaya karar verdim ve ilk başladığım yıllarda hocam Tarkan Kalaycıoğlu tarafından da çok beğenilmiştim. Maddi-manevi her türlü desteğini de eksik etmemiştir benden. Lassa
adına yarıştıktan sonra 2012 yılında Torku Şeker Spor’a transfer oldum.

 

 

Cyclingtr:  Rasim, bisiklette dünya geneline baktığımız zaman Pro Tour koşan başarılı
bisikletçilerin maddi sıkıntılar içinde büyüdüğünü görüyoruz; birçoğunun
düzgün bir aile yaşamı bile olmamış. Mesela Philippe Gilbert bir örnek. Senin
büyüdüğün aile ortamı, okul hayatın, karşılaştığın maddi sıkıntılar vb. etkenler
bisiklet sporuna yönelmende ve başarını tetiklemede etkili oldu mu?


Rasim Reis: Evet, benim de bazı zor dönemlerim oldu. Ailemin çok borcu vardı, geçim
sıkıntımız vardı, öyle aklımıza her geleni hemen alıp yiyemedik. Okulumda başarılı bir öğrenci
olduğumu söyleyemem ve biraz da bu yüzden bisikleti, yapabileceğim bir mesleği seçtim.
Sonrasında ailemden uzak kaldım daha küçük yaşta; 15 yaşında gurbetçilik
başladı ve hala gurbetteyim. Daha da önemlisi, bunca zorluğa katlanmamıza rağmen
geleceğimiz garanti altında değil, kimse bir garanti vermiyor. Bu sporu
yaparken de aklında soru işaretleri ve gelecek kaygısı dolanan sporcu çok. Şu an
bu spordan başka gelirim yok ve bir başka mesleğim de yok ama şu anki kulübümden,
antrenörümden ve yöneticilerimden Allah razı
olsun; gereken maddi-manevi desteği veriyorlar, sigortamızı yapıyorlar.Gereken
destekleri bize verdikleri için Sayın Recep KONUK Bey‘e, antrenörüme ve bütün
yöneticilere
çok teşekkür ediyorum.

 

 

Cyclingtr : Torku’ya gelmeden önce Lassa macerandan
bahsetmek ister misin?
 

Rasim Reis: 2009’da Lassa’ya transfer oldum, orada kendimi
gösterdim. Performansımı daha da artırdım.Çok güzel anılarım, günlerim oldu. Takım
da çok iyiydi; herkes işini olması gerektiği gibi yapıyordu, ben de aynı şekilde. 2010’da UCI’a pist projesine
gittik ve orada daha da iyi olmaya başlamışken sakatlık geçirdim ve Türkiye’ye
geri dönmek zorunda kaldım. 2011’de büyükler kategorisine
geçtim. Takımda domestik olarak yer alıyordum. Takımımızda, genel klasmanda kim
iyiyse ona çalışılıyordu ve çok da başarılı olduğumu düşünüyorum. 2.2 serileri olmuştu, iki
tane derecem vardı. Zafer Yolu Bisiklet Turu’nda prologda ikinci olmuştum ve Marmara Turu’nda 3. etapta üçüncülük
almıştım. Bunlar benim o yıl içerisindeki zirve performanslarımdı. Sezon
sonunda biraz anlaşmazlığımız olmuştu, kulüp değişikliği yapmak zorunda
kalmıştım ve Torku’ya transferim de bu şekilde oldu.

 

 

Cyclingtr : Rasim,
pist bisikleti icin UCI’ın kampına gittin ve yurt dışında çalışma fırsatını
yakaladın. Orada bizde olmayan ne var, pistten ve UCI kamp izlenimlerinden
bahsedebilir misin?
 

Rasim Reis: Pist bisikleti, yol bisikleti kategorisinden
çok farklı. Pist bambaşka; çok zevkli ve ölüm tehlikesinin çok nadir olduğu
kapalı bir ortam ve Türkiye’de bir pist olmadığı halde Avrupa Pist Şampiyonumuz
var. Türkiye’de bir pist olmuş olsaydı bugün bir Dünya Olimpiyat Şampiyonumuz
olabilirdi. Ben 3 ay pist çalışmama rağmen dünya onuncusu oldum ve Ahmet Örken
arkadaşım çok kısa bir çalışmayla Avrupa Şampiyonu oldu.

Ama UCI’da çok farklıydı sistem; yemesi, içmesi, antrenmanı Türkiye’ye göre çok daha bilimsel ve disiplinli. Türkiye’de
yeni yeni oturmaya başladı bu sistem ve dünya da gördü, bu yıl Türkiye Turu’nda bir Türk sporcu zirveye
çıktı; Mustafa Sayar. İnşallah böyle de devam edecek ve Türkiye’den uluslararası anlamda profesyonel bir bisikletçi çıkacağına inanıyorum.

 

 

Cyclingtr:  Lassa’dan Torku’ya geldiğinde neler hissettin, nasıl bir ortamla karşılaştın?

 

Rasim Reis: İlk önce çok heyecanlıydım. Sonuçta profesyonelliğe
adım attım, ama takıma alışmam hiç uzun sürmedi, takımdaki sporcularla zaten
arkadaşlığımız vardı ve iyi anlaşıyoruz. 

 

 

Cyclingtr: Rasim, sezon hedeflerin nasıl gidiyor,
planladığın noktada mısın?
 

Rasim Reis: Sezondaki
hedeflerim, Türkiye Şampiyonasını almak ve Akdeniz Oyunları’nda bir derece çıkarmak. 12 Mayıs’ta, 
Balkan Saate Karşı Şampiyonu oldum bu yavaş yavaş hedefime yaklaştığımı
gösteriyor. İnşallah en yakışır şekilde ülkemizi temsil edeceğim. Henüz
hedefimdeki performansa da ulaşmış değilim, Akdeniz Oyunları’na denk gelecek şekilde
çok iyi bir kamp dönemi geçirdik.

 

Cyclingtr: Rasim, şu an yurt dışı
kampındasınız, bize bu kamptan bahsedebilir misin?

 

Rasim Reis: Şu an Slovenya’da kamptayız. kamp çok iyi gidiyor, antrenmanlarımızı hiç aksaklık olmadan yaptık. Burada olmamın sebebi, Akdeniz Oyunları’nda aday sporcu olmam. Şu an kampta 5 kişiyiz; Ahmet Örken, Ahmet Akdilek,
Muhammed Atalay, Feritcan Şamlı ve ben. Ayrıca daha eklenecek aday sporcular da
var; Mustafa Sayar, Miraç Kal, Nazım Bakırcı gibi…

 

 

Cyclingtr: Akdeniz
Oyunları’na medyanın ilgisi büyük, sence bu süreçte medyada hak ettiğiniz yeri
alabilecek misiniz?

Rasim Reis: Bence o gün gelene kadar hiçbir medyada yer
almayacak, o gün gelince ancak mecburiyetten yer alabilir. İki hafta önce Saate
Karşı Balkan Şampiyonu
oldum kimsenin haberi yok. Hiçbir yerde, hiçbir basında yer almadı; sadece
federasyon sitesinde yer aldı. O da sadece “Recep Ünalan‘dan tarihi başarı” diye
yazmışlar ve alt tarafta “Rasim Reis de saate karşı ünvanını aldı” diye bir
yorum var. Boşuna mı şampiyon
oluyoruz anlamadım
. Biraz da dışarıdan desteğe, morale, motivasyona ihtiyacımız
var. Kendimizi motive ediyoruz, ama dışarıdan da ekstra bir destek gelince insan
kendini daha da güçlü hissediyor. Çevremizdeki insanlar olsun, akrabalar olsun
soruyorlar: “Koskoca Balkan Şampiyonu oldun, ne aldın? Haberlerde bile çıkmadı.” Ben de, “Hiçbir şey almadım,” diyorum. “O zaman daha ne diye şampiyonsun!”
denilince cevap veremiyorum. Maddi destek milli
takımdan yapılması gerekirken, ödül verilmesi gerekirken yine kulübümüzden ödül
alıyoruz. Hadi ödülde de değilim en azından bir saygı olsun ve gündem konusu
olsun istiyorum.
Ayrıca tek benim veya başka bir ismin öne çıkması da değil,
bütün takımdan bahsedilsin istiyorum. Bütün arkadaşlar emek harcıyor, ter
döküyoruz. Kolay iş değil, her şeyden öte emeğimize saygı istiyorum.”

 

Cyclingtr: Peki, federasyondan birileriyle basın ayağının zayıflığı konusunda hiç konuşma
fırsatınız oldu mu, bu rahatsızlığınızı dile getirebildiniz mi?


Rasim Reis : O konuları konuşma gibi bir durumumuz olmadı ve onlar da biliyorlar, bisiklet
bir reklam sporudur
. Ayrıca basın çok önemli bisiklet açısından, tanıtım açısından,
sporcunun kariyeri açısından, ama hala neden bunu başaramadık, bilmiyorum.

Bugün bir insan “Ne iş
yapıyorsun?” diyor, “Bisikletçiyiz,” deyince “Tamirci mi?” diyor. Biz ki Avrupa Şampiyonu olabiliyoruz,
Türkiye Turu’nu kazanabiliyoruz, olimpiyatlarda yarışabiliyoruz ama bizi
tanımıyorlar.
Bu sokaktaki o insanların suçu değil, medyanın burada çok önemli
bir rolü olduğunu düşünüyorum.

 

Cyclingtr: Rasim, ülkemizde bisiklet sporcusu olmak
ciddi anlamda zor, kariyer hedeflerin neler?

 

Rasim Reis : Eğer katılırsam kariyerimde koşacağım en büyük
yarış Akdeniz Oyunları olacak ve orada derece yaparsam kariyerimin en büyük başarısı
olmuş olacak, şimdilik  hedefim Akdeniz
Oyunları.

 

 

Cyclingtr: Rasim, son olarak eklemek istediğin bir şeyler var mı?

 

Rasim Reis: Bir mesleğim
yok, okulum yok, bisikletten sonra başka bir gelirim yok. Her gün düşünüyorum
sonumuz ne olacak diye. Her gün bisiklet üzerinde kafamda bu soru var.

 

Çok şey istemiyorum herkes
gibi benimde bir yuvam olsun, geçineceğim kadar gelirim olsun, garanti bir
‘işim’ olsun, ama şu anlık yok. Yarın bir gün sakatlanırsam ortada kalacağım diye düşünüyorum; tıpkı 2010 da İsviçre’de sakatlandığım gibi. Oradaki kadrodan dışlandım,
sakatlığımı bahane etmişim. Bir daha aynı konuyla karşılaşırsam aynısı gibi dışlanırım
diye korkuyorum.

 

Ben istiyorum ki en
azından bari bir iş sahibi olsak, hani kafam rahat olarak yapamıyorum sporumu.
Aklımda yarın ne olacağım korkusu var. O yüzden Türkiye’de bisiklet sporunda bir
güvence yok, milli sporcuyuz ama gelirimiz özel şirketten. Devletten yardım
bekliyorum bu konuda. En azından millilere sahip çıkılsın. Sonuçta gençliğimizi
adıyoruz, kullanılıp bir kenara atılmak çok acı verici olur. Şu an kendimi çok da
net ifade etmiş değilim, çok tuhafım, kafam durmuş gibi, çünkü sürekli bir
gelecek kaygısı içerisindeyiz.

 

Şimdi şöyle bir şey var,
başka bir spor dalından örnek: basketbol, futbol gibi sporlarda daha çok para
olduğu için insan birkaç yıl oynayıp sonra bıraksa bile yine kendine bakacak
kadar bir parası olabiliyor, ama bisiklet
öyle değil. Bugün daha yeni yeni kazanmaya başladık, o da diğer branşlarla
kıyaslanırsa hak ettiğimizden çok düşük. Sonuçta biz bu
sporu seviyoruz ve yaşamımızı buradan kazanmak istiyoruz. Ülkemizde bu zor
şartlarda yine de bize destek olan takımıma ve yönetimime çok teşekkür
ediyorum.

 

Medya üzerine konuştuk. Son olarak Cyclingtr hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum. Cyclingtr
ekibinin elinden geleni yaptığını düşünüyorum ve tebrik ediyorum. Daha da
büyümenizi ve dünyanın takip ettiği bir ekip olmanızı diliyorum.

 

Cyclingtr: Rasim, Cyclingtr adına başarılarının
devamını diler, teşekkür ederiz.

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın