Rüzgarla Dost Olmak

30/09/2009  //     //  Yol Bisikleti Antrenman ve Tekniği

 

Birçok bisikletçi için bisiklet süreken  en çok arzu ettiği sürüş şartlarından biri belki de karşıdan gelen kuvvetli bir rüzgarın olmamasıdır. Gerçekten bazen öyle kuvvetli bir rüzgar ile karşı karşıya kalınır ki bisiklet üzerinde hız kazanmak oldukça zorlaşır. “Çok iyi bir bisiklet yerine arkadan esen güçlü bir rüzgarı yeğlerim” gibilerinden bisikletçiler arasında karşıdan değil de arkadan esen rüzgarla ilgili bir çok söylenmiş birçok söz vardır.

Ama şurası da bir gerçektir ki bisiklete biniyorsanız ister yarış amaçlı, ister ulaşım, isterseniz de keyif amaçlı olsun, her ne şekilde olursa olsun bir gün mutlaka rüzgar karşıdan esecektir. İşte o zaman siz bu duruma hazırsanız sizin için işleri diğer bisikletçilerden kolay kılan birçok özellik devreye girebilir.

Herkes için eşit olan koşullarda size özel olan özellikler sizin daha farklı gitmenize sebep olacaktır. İşte tam bu nokta da rüzgarla olan direncinizi minimize ediyor olmak size çok büyük avantajlar getirebilir. Konforlu bir sürüş sağlayan bisikletlerin birçoğu sizi aynı zamanda kötü bir aerodinamik duruşta tutar. Aslında bu duruş şekliniz gerçekten keyifli bir sürüş için harikadır ancak eğer sportif bir sürüş ve hız isteniyorsa konfor geri plana itilebilir, işte o zaman  aerodinamik bir sürüşte maksimum konfordan bahsedilebilir. Hem sizin bisiklet üzerinde duruşunuzu hem de bisikletinizin aerodinamik yapısının rüzgara karşı size ne gibi avantajlar ya da dezavantajlar sağladığını gözden geçirmenizde yarar vardır.

Bunun için teknolojik olarak size en uygun donanıma sahip olduktan sonra bunu en doğru ne şekilde kullanacağınız öğrenmek için okumak, bilgi edinmek gereklidir  ancak bir o kadar da kadar deneyim şarttır. Bisiklet üzerindeyken yaptığınız gözlemler size oldukça avantajlar sağlayacaktır. İnsan vücudu temel olarak aerodinamik bir yapıya sahip değildir. Biz koşarken yürürken, sıçrarken, bisiklet üzerindeyken yani her ne yapıyorsak rüzgarla olan direncimizi düşürmek istiyorsak vücudumuza şekil vererek kendi aerodinamik şeklimizi kazanmalıyız.

 

 

Bisiklet yarışçıları rüzgara olan direncin ne kadar önemli olduğunun farkındadırlar ve üretici firmalardan bu yönde bisikletler, donanımlar ve giysiler talep ederler ve bunların geliştirilmesini arzularlar.

 

Bisiklet tasarımcıları ve üreticileri bu yöndeki talepler doğrultusunda ürettikleri ürünlerin aerodinamik performanslarını üst düzeye taşımak için yeni tasarım ve malzemeler üretmeye çalışır.

Firmaların ürettikleri bisikletler ve bunları kullanımı sırasındaki sürüş tekniği hakkında rüzgar tünellerini dahi kullanarak bilimsel veriler alırlar. Deneylerinde üretilen malzemelerin rüzgara olan dirençlerini aldıkları veriler ile değerlendir ve üretimlerini bu yönde daha da ilerletmeye, geliştirmeye çalışırlar.

Rüzgara karşı pedal çevirmiş her bisikletçi rüzgar direncinin ne demek olduğunu çok iyi bilir. Bu durumda pedal çevirmek gerçekten bisikletçi için oldukça yorucudur. Bisiklet süren ileri ye gitmek için bisikleti havanın içine itmek mecburiyetindedir bu ise oldukça fazladan enerji kaybına yol açar. Aerodinamik verimlilik işte bisiklet sürücüsünün havanın içine ittiği bisiklet kütlesinin ne kadar az çabayla havanın içine itebilmesi ile ilgili bir durumdur ki işte burada bisikletin lastiğinden çemberine, kadrosundan gidonuna, fren vites kolundan arka arttırıcısına kadar hava ile olan direncinin minimuma indirilerek tasarlanmamış olması sürücünün rüzgar içinde bisikleti daha az enerji ile kolay ittirmesini ve dolayısı ile daha hızlı gitmesini sağlayacaktır. Bir yarış bisiklet sürücüsü için enerji her şey demektir ki buradan sağlanacak bir tasarruf ciddi üstünlükler sağlayacaktır. Şuan için yarış bisikletçilerinin daha hızlı gidebilmeleri için insan limitleri zorlandığı gibi ve bisiklet ile beraber tüm donanımlarının da aerodinamik yapılarının en üste seviyeye taşınmasına gayret ediliyor, burada unutulmaması gereken bir noktada da elbette rüzgarın içinde birlikte yol kat edeceğiniz kütlenin yüzey özellikleri ve aerodinamik şekli olduğu kadar kütlenin ağırlığı da son derece önemli olduğudur. Ağır bir kütleyi rüzgar içinde rüzgara karşı hareket ettirmeniz oldukça güç olacaktır.


Aerodinamik bir yapı içinde ilerlenirken iki kuvvet ile karşılaşılır; hava basıncı ve sürtünme(yüzey sürtünmesi ve cilt sürtünmesi). Hedefsiz, buna “kör” de diyebilirsiniz düzensiz ve dağınık cisimler hava içinde düzensiz olarak seyahat ederler bu ise istenilen bri özellik değildir. Arzu edilen ise hedefli bir kitle haline gelmektir. Bunu anlamak için uçakların, füzelerin şeklini düşünmeniz yeterli olacaktır. Eğer arkanızda alçak basınçlı bir bölge varsa o zaman önünüzdeki yüksek basınçlı bir bölge sizin için işleri oldukça zorlaştıracaktır, o yüzden bisikletçiler yüksek basınçlı bölgeyi bir an önce arkalarına almak isterler ve bu sebepledir ki oturma şekilleri, pedal çevrime teknikleri ile ilgili sayısız araştırmalar yapılmaktadır. Hızlı sürmek istiyorsanız rüzgara karşı minimum kütle sunmalısınız ki bunun için kütlenizi olabildiğince bir araya toplamanız hacimsel olarak küçültmeniz gerekecektir ve bu durum da uzanabileceğiniz bir barınız yoksa  ancak uygun bir miktar geride oturarak ve bisikletin üstünde ideal bir aerodinamik konumu sağlayacak kadar bükülmeniz arzulanacaktır, aerodinamik bir şekle sahip olmayan insan vücuduna vermiş olduğunuz bu şekil hızın çok önemli olduğu durumlarda malsef bisiklet yarışçısı için çok rahat bir sürüş sağlamayacaktır. Nefes almak pedal çevirmek oldukça zorlaşacaktır dolayısı ile hızlı gitmek isteyen bir bisikletçi için bisikletin aerodinamik yapısının üst düzeyde olmasının yanı sıra kendi vücuduna verdiği aerodinamik konumda sürücüye en konforlu sürüşü sağlayarak nefes alama ve güç üretmek için avantajlı konuma getirebilecek özellikteki  bisikleti ve donanımların sunulması da son derece önemlidir.

 


Bisiklet süreken sürtünmenin yönü hava basıncından daha önemsiz bir faktördür.  Karşıdan rüzgarlı ve düz bir yolda gitmek, eğimli ve rüzgarsız bir yolda gitmekten her zaman için daha fazla efor gerektirir bu durum sadece ciddi tepe çıkışlarında yer çekimi yüzünden değişir ve ileriye gitmek için rüzgarlı bir sürüşten daha fazlasını ister. İkisinin birlikte olduğu bir durum yani çok dik eğimli ve rüzgarın karşıdan estiği bir tırmanış, hızlı gitmek isteyen sürücü için tam bir kabustur.

 

Rüzgarın direk olarak sürtündüğü yüzeylerdeki derencin azaltılması için ise hız bisikletçileri çoğunlukla parlak yüzeyli, vücuda yapışan sentetik giysiler giyeler, açıkta kalan çıplak deri yüzeylerinde sürtünmeyi artıracak kıl gibi fazlalıkları istemezler ve “bisikletçiler niçin tıraş olurlar?” a bir yanıt da bu sebepten gelir, ancak bisikletçilerin vücutlarını tıraş etmelerindeki tek sebep bu değildir. Bununla birlikte hızı düşünen her bisikletçi çıplak deri yüzeyini sürtünmenin daha az olduğu bir konuma getirmeyi hedefler.

 

Kadro üreticileri ve tasarımcıları aerodinamik olarak etkin bir tasarım için sürekli çalışmaktadırlar. Son yapılan yeni tasarımlarda yuvarlak kesitli kadrolardan daha çok oval veya gözyaşı-damlası şeklindeki kesitli tüplerin kullanımı üzerine odaklanmışlardır. Bu noktada üstün aerodinamik özelliklere sahip bir kadroyu elde ederken biryandan da  üretilecek kadronun tasarımında kadronun direnci ve ağırlığı arasında hassas bir denge vardır. Çok üst düzeye aerodinamik özelliklere sahip üstelik hafif bir kadro tasarlayıp üretebilirsiniz ancak bu kadro dayanıklı olmayabilir. Veya tam tersi de söz konusu olabilir, son derece üstün aerodinamik özellikler sahip bir kadro oldukça dayanıklı olabilir ancak ağırlığı yüzünden sürücüsüne ciddi dezavantajlar sunabilir.

Bisiklet üreticileri ve tasarım uzmanları aerodinamik özellikleri  en üst düzeyde ürünler elde etmeye çalışırken insan vücudunun aerodinamik olmayan yapısı rüzgar içinde rüzgara karşı hızlı gitmede en büyük engel konumunu korumaktadır. Bu sorunu çözmek için en bisikletçiye doğru pozisyonu sağlayarak bu  konumda güç üretecek ekipmanlar üretmeye çalışmaktadırlar ürettikleri malzemeleri rüzgar tünellerinde bisikletçi ile beraber test ederek bilimsel veriler ışığında yeni ürünleri ve bu ürünlere uygun en doğru sürüş tekniklerini geliştirmeye çalışmaktadırlar. Örneğin sürücünün vücudunu ön bölgeye yatırarak aerodinamik bir konumda sürmesini sağlayan  “tri bar”, “aero bar” veya “drop bars” gibi  gidonları geliştirmişlerdir. Bu şekilde vücudu küçülterek ve ona aerodinamik bir şekil vererek en az enerji ile rüzgar içinde rüzgara karşı en yüksek hızlara ulaşmayı hedeflerler. Bunun için her sürücünün başının, omuzlarının, sırtının, dizlerinin konumundan pedal çeviriş tekniğine kadar her şeyi değerlendirilir ve verisel olarak kayıt altına alınır.  Sürücünün giyeceği ayakkabı kılıfından gözlüğüne kadar yine her şeyin en ince ayrıntısına kadar bu sistem içerinde sürücüye avantaj sağlamasına çalışılır.

 

Rüzgarın içerisinde hızlı yol kat edebilmek, rakiplerinize karşı sizin için sevdiğiniz bir faktör olabilir. Bunun için  donanım kadar rüzgarı tanımak, deneyim ve onunla dost olmak da çok önemlidir, örneğin eğer önünüze aldığınız bir bisikletçi var ise deryarına (rüzgar direncinden kurtulacak konumda öndeki sürücünün arkasından gitmek) girmek için rüzgarın geldiği yönü çok iyi gözlemlemelisiniz. Burada her zaman arka tekerin tam arkasından gitmek size avantaj sağlamaz, rüzgarın nereden estiğini çok iyi saptamalısınız, bunun için öndeki sürücünün yakasına, saçına bisiklette veya kendinde uçuşan her hangi bir yerini gözlemlemeli ve ona göre kendi konumunuzu gecikmeksizin ayarlamalısınız.    


Rüzgar içinde rüzgara karşı hızlı gitmek sadece donanım ve gücünüzden ya da tekniğinizden değil rüzgarla dost olmaktan geçer, unutmayın ki herkes için esen bir rüzgar vardır. Eğer her şeyinizle hazırsanız, herkesle beraber rüzgarla karşılaşınca sevdiğiniz bir dostunuzla karşılaşmış olacaksınız. 


  

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın