Türkiye Neden Hala Profesyonel Yol Yarışçısı Çıkaramadı?

11/04/2013  //     //  Yol Bisikleti

 

Yıl 2013 ve  Türkiye’nin azımsanmayacak, köklü bisiklet tarihinde en çok merak edilen sorunlardan birini ele almak gerektiğini düşünüyoruz. Tarihi eski bisiklet sporunda Türkiye neden World Tour’larda yarışmak üzere bir sporcu çıkaramadı diye çoğu kez düşünmüşüzdür. Belçika klasiklerini, Büyük Turları, World Tour yarış listesindeki haftalık turları ve profesyonellerin nefes kesici performanslarını izlerken hepimizin aklından geçmiştir.

 

Tarihi gibi köklü bir sorunun gerisinde kalınmış olması, geniş yelpazeye sahip eksiklikler listesi ve sorun değerlendirmelerinde, bu konuyu seri yazı dizisi olarak ele almamızın faydası olacak. Eksik olan nedir? Eksik yapılan nedir? Nerelerde hangi hatalar yapıldı? Ve elbette ki her mevcut sorunun karşısında varılacak nokta… Çözümler ve yapılacaklar listesinin netleştirilmesi aşamasına ilerleyeceğiz. Ülkemizin bu ciddi, hissedilir eksikliğine dair daha önce, “Türkiye’den Profesyonel Bisikletçi Çıkar mı?” makalemi yazmıştım. Yazıyı yazarken kısaca değindiğim sorunlar, yazım sonrası gelen ilave bilgiler, konunun hassasiyetini ve kapsam genişliğinin tek makale ile sınırlandırılmasının da imkansızlığını gösterdi.

 

İster sadece bisiklet dostu olun, ister dağ bisikleti yarışçısı, ister televizyondan bisiklet yarışları izleyicisi olun, ister yol yarışçısı olun. Bu makale başlığında belirttiğim profesyonel yol yarışçısına sahip Türkiye imajının çok ötesinde, World Tour’da yarışan sporcu çıkarabilmenin yapacağı etkilere de değineceğim. Ve göreceğiz ki, konu sadece yol yarışları ve sporcusu ile sınırlı kalmayacak. Ne demek istediğimi kısa bir soru ile anlatmak da mümkün olduğu kanaatindeyim.

Sizce, rekabeti olmayan bir spor ilerler mi?

Taraftarı olmayan bir spor basında yer bulabilir mi?

Basında görünmeyen bir spor dalının izinden giden bisikletli yaşam ilerler mi?

Evlerin önünden uzanan bisiklet yolları her yere ulaşır mı?

Profesyonellere özenen yeni nesil için okullarda bisiklet takımları kurulur mu?

Gençler kendi aralarında yarışıp, idolünü görüp maharetlerini göstermek ister mi?

 

Türkiye’nin futbol ile yakın tarihlerde tanıştığı bisiklet sporunu, iki spor dalını karşılaştırarak sorunun anlatmak istediği daha net kavranabilir. Futbol maçları olmasaydı, her okul bahçesinde bir futbol sahası olur muydu? Bisiklet yarışları olmazsa (ki yeterince yok), az sayıdaki bisiklet yarışları televizyondan gösterilmiyorsa… İnsanların ilgisini nasıl bisiklete çekeceğiz? Nasıl yeni nesiller bisiklete ilgi duyacak?

 

Bakıyoruz, futbol sahaları yemyeşil ve ülke genelinde olabildiğince yaygın. Türk kültürüne girmeyi başarmış. Üç büyüklerin maçında dükkanlar erken kapanıyor, hayat 90 dakikaya odaklanıyor. O 90 dakikada olanlardan, sporcunun özel hayatına dek söylentiler her gün boy boy gazete sayfalarını kaplıyor. Okulda tenefüslerde futbol oynayan çocuklar, büyüklerinin rollerine bürünüyor. Hayallerinde idolleri Ronaldo gibi vuruyor, Arda Turan gibi olacağına inanıp bir kulübe yazılıyor. Futbol bunu nasıl başardı? Tabii ki rekabet ve fanatikleri ile başardı. Bisiklet ise bu süreçte 150 yıllık ülkemiz sürecinde, kırmızıya kayma aşamasına geçmiş durumda. Türkiye’deki bisiklet sporu izleyicisini değerlendirdiğimizde, bu muhteşem sporda taraftarlık eksikliğini başka ülkelerin World Tour sporcusunu desteklerken görüyoruz. Ve eminim ki çoğu, “Bu yarışta Türk sporcu olsaydı…”yı birçok kez düşünmüştür. Kısa sonuç; taraftarı olabileceğimiz sporcu ihtiyacımız var.

 

Bir ismi sayıklamak

 

Aitlik hissine ve bisiklette bir kahramana duyulacak fanatizme ihtiyacımız var. Bir idol aranıyor… Futbola baktığımızda Lefter Küçükandonyadis, Ali Sami Yen, Taçsız Kral Metin Oktay derken Türk Futbolcular listesine Wikipedia’dan 2.030 sporcu adını izleyerek devam edebilirsiniz. Türk bisiklet sporcularına baktığımızda; Erol Küçükbakırcı, Rıfat Çalışkan en bilinen isimlerden. Muhakkak ki bisiklet sporunda Türkiye’nin en yoksun döneminde yarışlarda mücadele sergileyip olimpiyatlarda ülkemizi temsil eden daha çok isim var. Bisikletin kayıp kahramanları, internet sözlüklerinin bu kahramanların başarılarına ve derecelerine yer vermediği günümüzde, bizler bu acı verici, varlık içinde yokluk deyimini zengin idoller arasında idolsüzlüğün bedelini ödüyoruz. Başarılarla dolu yaşamlarının henüz kitaplaşmadığı, sessizce silinmeye, unutulmaya bırakılmış gözler önünden akıp giden bisiklet kültürünü sayıklıyoruz. Erol Küçükbakırcı’nın hala neden Tour of Turkey ve diğer bisiklet yarışlarında konuk yorumcu olarak çağrılmadığını anlamak mümkün değil.

 

Yakın tarihte kaybettiğimiz yine Türk Bisiklet tarihinde etkili isim Rıfat Çalışkan’ın daha ön planda tutulup, bisiklete dair hatıralarının müzeleştirilmesi mümkün iken, sanki unutulması, bisikletin izlerinin örtülmesi birilerinin işine geliyormuşçasına sessizliğe terk edilmesi garip geliyor. Oysa nasıl da idole ihtiyacımız var. Sahip olmadığımız değil… Sahip olduğumuz ancak sahip çıkmadığımız bisikletimizin köklü kültürünü acil korumaya almamız gerekiyor -ki “aslında biz eskiden de vardık, kültürümüzde var olan…” gururunu yaşayıp yaşatabilelim.

 

Sadece bu kadarla sınırlı kalmayacak. Yeni bir idole ihtiyacımız var. Şanslıyız ki, şu an sahip olduğumuz Türk sporcularımız var. Aslında yurtdışındaki Alexander’lardan hiç farkı olmayan sporcularımıza sahip çıkmalıyız. Peter Sagan, Philippe Gilbert, Mark Ccavendish, Alberto Contador fanatiği olmak hal-i hazırda zaten en kolayı. Parlamış olan yıldızın ismini sayıklamak kolay olan değil mi? Yıldızları parlamadan önce isimlerini bizler biliyor muyduk? Biz bilmiyorduk ancak ülkelerindeki bisiklet severler onların en eski fanatiği olarak onları desteklemiş, neler başarabileceğini tezahüratları ve fanatizm ateşiyle fişeklememişler midir? Öyle ya, onlar desteklemese güreş federasyonu takipçilerinin desteklediğini hiç sanmıyorum. Bu bizim için de, bizim sporcularımız için de geçerli. Şu an bisiklet kültürünü, spor ve rekabet mantığı ile desteklemeye çalışan çok sayıda başarılı sporcuya sahibiz. İçlerinden en iyileri, bu dönemin idolleri olarak önümüzdeki yılların temsilcisi olacak. Hangi yarışların kaydı alınıyor? Güncel futbolcuların isimleri bir çok yerde hayat hikayeleri ile kayda alınırken, bizim Ahmet’imizin, Mustafa’mızın, Nazım’ımızın Recebim’izin, Ali Rıza’mızın, Miraç’ımızın futbolculardan ne farkı var? Yabancı transferlere baktığımızda, Türk sporcularımızın daha fazla başarı kazandığını ve bizlerin desteğiyle daha da güçleneceklerini neden görmüyoruz?

 

Konunun genişliği sebebiyle birkaç makalede ancak tamamlanabileceği muhakkak. World Tour düzeyinde sporcu çıkaramamamızın en büyük sebebini, kendi ülkelerinden yeterince destek görmemeleri, yarışlarda desteklenmemeleri olarak görüyorum. “Tarih tekerrürden ibarettir” sözünden yola çıkarak, bu yaklaşımımızla, bisikletimizin kültürüne sahip çıkmayarak geldiğimiz bu noktadan daha da geriye gitmemek için öncelikle sorunun en temel faktörlerinden biriyle, yani Türk bisiklet severler ve bisiklet için görev yapmakla görevli kurumlar ile başlamak istedim.

 

Sizce Türkiye neden 2013 yılına kadar hala World Tour düzeyinde yarışan bir sporcu çıkaramadı. Lütfen aklınıza gelenleri yazının altına yazın veya info@cyclingtr.com adresine mail yolu ile iletin. Konunun önemi gereği sırayla, yapılan hataları ve yapılması gerekenleri hep birlikte ele almak, bireysel fikirlerden daha etkili kararlarla sonuçlanmasını sağlayacaktır.

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın