Türkiye Neden Hala Profesyonel Yol Yarışçısı Çıkaramadı-2

22/05/2013  //     //  Yol Bisikleti

 

Türkiye Neden Hala Profesyonel Yol Yarışçısı Çıkaramadı (Konusunun devamı niteliğindedir.)

Uzun süredir yarış dünyası, kulüpler ve federasyonlarla iç içe olan ve aktif olarak yarışan bir sporcu olarak bu konuda kendi deneyimlerimle öğrendiğim şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

DESTEK ŞART!

Ülkemizde bisiklet sporu bir kısır döngü içine girmiş durumda. Çünkü destek olmadan başarı gelmiyor, ama başarı olmadan da destek gelmiyor. Bu kısır döngünün “destekleyecek” olan kişi ve kitleler tarafından kırılması gerekiyor. Çünkü sporcu zaten başarılı olmak için çalışıyor. Futbolda başarılı olmak için dünyanın parası akıtılıyor, ama harcanan paraya oranla elde edilen “başarı” oldukça düşük. Bu açıdan ülkemiz ve futbol yatırımcıları çok büyük ölçekte zarar etmekteler, ama yine de futboldan vazgeçilmiyor. Bu sporda milletçe başarılı ol(a)madığımızın anlaşılması gerekiyor. Oysa ki Türkiye, örneğin basketbolda futbola kıyasla çok daha başarılı, ama bunlar ne yazık ki göz ardı ediliyor. Bu durum, var olan kısırdöngünün de bir sonucu aynı zamanda.

EĞİTİM ŞART!

Bu iş biraz da popüler kültür işidir. Makalenizde yazdığınız gibi bugün futbol Türkiye’de en olmayacak, en imkansız yerlerde bile var ve mutlaka destek görüyor. Çünkü popüler kültür bunu getiriyor. Ebeveynler futbolu takip ediyor, basın insanımıza damardan futbol pompalıyor, çocuklar futbolla yatıp futbolla kalkıyor. Çünkü kimse onlara futbolun dışında keşfedilecek muazzam bir spor dünyası olduğunu göstermiyor. Bunu yapması gereken beden eğitimi öğretmenleri bile adeta hipnotize olmuşçasına futbol dışındaki sporlara üvey evlat muamelesi yapıyor. Tüm bunlar birleştiğinde bireylerde “futbol dışı farkındalık” diyebileceğimiz bir aydınlanma ve diğer sporları keşfetme dürtüsü ortaya çıkamıyor. Bu aydınlanmayı kendi çabalarıyla yaşayabilen ve farklı spor branşlarına yönelebilen azınlık ise adeta hayata karşı mücadele ederek gönül verdiği sporu yapmaya çalışıyor. Bunun değişebilmesi için Beden Eğitimi öğretmenleri başta olmak üzere tüm öğretmenlere bu konuda eğitimle bilinç ve farkındalık kazandırılması, eğitim sisteminin sporda çeşitliliği teşvik edecek ve destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bu konuda yapılabilecek o kadar çok şey var ki, bu ayrı bir yazı konusu olur. Ama kısaca bisiklete dair birkaç örnek vermek gerekirse, poster ve tabelalarla bisikletin özendirilmesi, okula bisikletle ulaşımın desteklenmesi, bisikletin insana ve çevreye faydasının öğretilmesi, trafik dersinde bisikletin anlatılması gibi çok basit şeylerle başlanabilir. Bu şekilde bisiklet çocuğun hayatına ve beynine küçük yaşlarda sokulursa büyüdüğünde de bunu devam ettirmesi ve kendinden sonraki nesillere aktarması mümkün olacaktır.

İnsanımız sağlık açısından avantajlarına ve ekonomik üstünlüklerine rağmen bisiklettense motorlu taşıtlara yönelmektedir. Ülkemizde bisikletin ve “Scooter”ın bile motorlu olanı makbuldür. “Bisiklete o kadar para vereceğime az daha ekler, araba alırım” mantığı halkımızın vazgeçilmez kalıbıdır. Bir insanın yemek yiyecek maddi gücü yokken bile motorlu taşıt ve son model cep telefonu sahibi olması ne yazık ki ülkemizde bir saygınlık ölçütüdür. Bu çarpık ve yozlaşmış kalıpların yok edilerek kişilerin bisiklete yönelmesi yine “Eğitim”le mümkün olabilecektir.

Pek çok firmanın ve çalışanın vergi usül kanununu bilmemesi nedeniyle muazzam bir sponsorluk potansiyeli boşa gitmektedir. Kişi ve kuruluşlar ödeyecekleri vergiyi devlete vermek yerine spora yatırım yaparak reklam yapabileceklerini, sporcu yetişmesine katkıda bulunabileceklerini ve tüm bunların maliyetinin ödeyecekleri vergiden %100 oranında düşüleceğini maalesef bilmemektedir ve sponsorluk görüşmeleri çoğu zaman bu nedenle sonuçsuz kalmakta ve gereken destek oluşmamaktadır. Bunu değiştirebilecek yegane güç ise yine “Eğitim”dir.Günümüzde insanımız Cumhuriyet tarihimizi ne yazık ki bilmeden ve öğrenmeden yetişmektedir.

Cumhuriyet dönemimizin ilk 3/4’lük kesimi dünya çapında çeşitli branşlarda önemli başarılarla doludur. Bu dönemde çok büyük Türk sporcular yetişmiş ve ülkemizin gücünü dünyaya göstermişlerdir. Ülkemiz Olimpiyat oyunlarına katılmış ve o zamanın imkanlarına kıyasla önemli başarılar elde etmiştir. Ancak ülkemiz bu insanlara oldukça vefasız davranmış ve onları yok olmaya, unutulmaya mahkum etmiştir. Ülkemizde bisiklet sporu biraz da bu yüzden gerilemiştir. Bugün bir Rıfat Çalışkan’ımız, bir Erol Küçükbakırcı’mız yoktur. Bu açık yabancı transferlerle kapatılmaya, taşıma suyla değirmen döndürülmeye çalışılmaktadır. Geçmişimizin şimdiki ve sonraki neslimize öğretilmesi gereklidir. Bu devletin görevidir ve “Eğitim”le başarılabilir.

PARA ŞART!

Bu işin belki de en önemli öğesi bu: Para. Bisiklet bizim ülkemizde parası olanın “spor” olarak yapabileceği bir şey ne yazık ki. Çünkü malzeme olarak gerçekten para gerektiren bir uğraş. Ülkemizde bisikletin gelişiminin önündeki en büyük engellerden biri de bu ekonomik sebepler. Türkiye’de nüfusun büyük bir çoğunluğu açlık sınırının da altında olan asgari bir ücretle hayata tutunmaya çalışıyor. Hal böyleyken bu insanın aylık maaşının iki katını bulan bir bisiklete bunca parayı vermesi ve sonrasında da bunu spor olarak yapmasını beklemek komik olur. Ekonomik durumun ve refah seviyesinin yükselmesi, bisiklet sporunun yapılabilmesi için elzem bir ihtiyaçtır. Spor için gerekli finansal desteğin sağlanması ancak “Destek” ve “Eğitim” başlığında değindiğim faktörlerin hayata geçmesi ile mümkün olacaktır. Aksi takdirde “Bu bisiklete o kadar para verilir mi?” mantığının hakim olması kaçınılmazdır.

GÜÇLÜ KİŞİLİK ŞART!

Bütün bunlara ek olarak konu spor olduğunda bizim insanımızda bir “Güçlü ve Sağlam Kişilik” özelliği de maalesef yoktur. Bu öznel bir konu olsa da bu durum her yerde karşımıza çıkmaktadır.Burada sözü edilenleri birinci elden görmüş biri olarak söyleyebilirim ki, spor kulüplerinde ve bisiklet camiasının hemen hemen her kademesinde kendine göre aşırı hırslı, ama yapılanlara bakıldığında bisikleti gerçekten ilerletme konusunda şu an bizim yaptığımız gibi kafa yormayan çokça insan mevcuttur. Sporcu, yarış, mücadele ruhunu bilmediklerinden gelişim de bir raddede tıkanıyor. Zaten yetişme seviyesinde de kendi başınıza gelebileceğiniz en yüksek noktaya kendi imkanlarınızla geliyorsunuz. Sonrasında profesyonel destek alabileceğinizi ümit ederken, engellemeler başlıyor. Bu insanlar kişisel menfaatlerini ve kişisel düşünce, önyargı ve sorunlarını bir kenara koyup takım veya ülke için çalışmayı bilmediklerinden, spor girişimlerinin ve gelişimin önünü tıkayan en önemli faktörlerden biri konumundadır. Örneğin bir grup çoğu zaman bir kulüp kurmak için bir araya gelmekte, birlikte yola çıkılmakta, ancak bazı kişiler ellerine güç geçtiğinde hemen yozlaşmaktadır. Bu kişiler ellerine geçen gücü kulüp ve ülke yararına kullanmak yerine kabaran egolarına yenilerek şahsi bir takım düşüncelerle hareket etmekte ve toplulukların dağılmasına, sportif girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmaktadır. Sırf bu nedenle nice kulüp ve takım daha hayata geçemeden dağılarak yok olmuştur. Bugün Türkiye’de bisiklet camiasına baktığınızda birbirine düşman olan sayısız sima ile karşılaşırsınız. Herkes birbirinin kuyusunun kazmakta, birbirine çamur atmakta, birbirlerini desteklemek yerine ego tatmini ve intikam uğruna birbirlerinin önüne engel koyarak Türkiye’de bisiklet sporunun gelişmesine engel olmaktadır. İnsanlar ülke ve takım için çalışmayı öğrenmedikleri sürece para, destek ve eğitim dört dörtlük olsa bile bu ülkede bisiklet sporu asla gelişemeyecektir.

Dağ ve Yol Bisikleti branşlarına baktığımızda senelerdir hep aynı isimlerin kürsüde olduklarını görmekteyiz. Bu kişiler dereceleri iyi olduğu için değil, kendilerini geçecek sporcu olmadığı için kürsüye çıkmaktadırlar. Zira bu sporcuların derecelerine baktığımızda her sene aynı oldukları görülmektedir. Çünkü yetişen sporcuların başarısı yukarıda bahsedildiği şekilde engellenmekte ve rekabet ortamının oluşmasının önüne geçilmektedir. Her sene aynı dereceyle kürsü gören sporcularımız, rekabet eksikliği nedeniyle kendilerini geliştirmedikleri için de uluslararası yarışlarda rakiplerinin karşısında dökülmekte, zaman barajlarına bile giremeyip daha ilk turlarda tur yemektedirler. Böyle bir ortamda tabi ki başarılı ve uluslararası alanda mücadele edip rakiplerini zorlayacak sporcular yetiştirmemiz mümkün olmayacaktır.

Bu sorunun çözülebilmesi için “Destek”, “Eğitim” ve “Para”nın yanı sıra, Bisikletin her kademesinden başlayıp, kulüplere ve ferdi sporculara kadar bu karakterdeki insanların bisiklet sporundan ayıklanması gerekmektedir.

 

Cyclingtr Not: Konu ile ilgili olarak, bize iletmiş olduğunuz/göndereceğiniz (info@cyclingtr.com) düşünceleriniz ve yazılarınız değerlendirilerek devam niteliğindeki yazılarımıza (istenirse isim vermeden) yayınlanacaktır.

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın