Türk Bisikletinin Altın Yılı: 2011

20/12/2011  //     //  Yol Bisikleti

 

 

 

Türk spor tarihinde köklü bir geçmişe sahip ancak bir dönem uykuya dalmış olan bisiklet sporunun 2011 yılındaki atakları ile artık tamamen uyandığına şahit olduk. Kimine göre sessiz sedasız bilene göre ise aşikar sonuçlarla tamamlanan 2011 sezonunda Türk bisikletinin “Altın Yılı” olmasına sebep gösterilecek bir çok birikimin meyvelerinin toplanmaya başladığı yıl olarak da yorumlayabiliriz. Yani bir altın yılı geride bırakırken yeni meyve veren ağacın dallarında önümüzdeki sezonlarda daha nice altın yıllar yaşanabilir. Türkiye Bisiklet Federasyonunun kurulduğu 1923 yılından bu güne dek elde edilen puanlar göz önüne alındığında bu yıl toplanan ve bizi Olimpiyatlara taşıyan puanları vurgulayarak Türk Bisiklet Tarihinin rekor derecesinin 2011’de elde edildiğini vurgulamadan geçemeyeceğim. 2011 yılını geride bırakmakta olduğumuz bu son eski yıl günlerinde, bütün bir yılda yaşananlara ve neden Altın yıl olduğuna bakmakta, hafızaları tazelemekte fayda var.

 

24 Nisan-1 Mayıs 2011: 47.Edisyonunu 2011 yılında geride bıraktığımız Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu yıldan yıla dünyanın gözde bisiklet turları arasında yerini yükseltmeye bu yıl da devam etti. Avrupa Bisiklet Federasyonu Başkanı Wojciech Walkiewicz’in de aralarında bulunduğu Tour of Turkey sonrası röportajlar ve görüşlerde 2011 sezonu, 47.edisyon yorumları da Türkiye’nin başarısına dünyadan bir bakış olarak sizlerle paylaşmıştık. 2011’de ilk kez Turumuza katılan Avrupa Bisiklet Federasyonu Başkanı Wojciech Walkiewicz’in Tur hakkındaki pozitif görüşleri bile hızla gelişen Türkiye’nin Altın Yılında yaptığı atılımların karşılığı olarak Nisan ayında kendini göstermeye başlamıştı.

 

47. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na, İstanbul’dan verilen
startla 22 takımdan 176 sporcu ve 800 civarında görevli katıldı. Bin kişilik ekibin, 8 gün boyunca Türkiye’nin tarihi ve doğal
güzelliklerle dolu parkurlardan geçerek 1.387 kilometre yol katettiği
yarış, Alanya’da tamamlandı. Yarışı Eurosport canlı olarak 120 ülkede ve
28 dilde yayınladı. Tur’un bu başarısı 2012 yılında geliştirilmekte ve sürprizlerle devam edecek.

 

[View:http://vimeo.com/23284888:550:0]

 

31 Temmuz: Türk Bisikleti Pistlerde, Omnium kategoride Ahmet Örken ile ilk Avrupa Şampiyonluğunu kazandı. 26-31 Temmuz’da Portekiz Anadia’da Ahmet Örken Genç Erkekler Avrupa Şampiyonluğunu alınca henüz Türkiye’de Velodrom olmayışı gerçekliğiyle ve şaşkınlıkla gelen büyük başarısı hayranlıkla takdir edildi.

 

 

Pist Bisikletinde gururumuz diğer Türk Bisikletçimiz elbette Recep Ünalan. Alt resimdeki Pist Bisikletinde adımızı duyuran Türk Kadrosunun muazzam performansı ile 2011 rüya gibi bir sezon oldu. En son Dünya Şampiyonası 2.ayağı olan Kolombiya Cali’deki Dünya Şampiyonasını Omnium Kategoride 4.olarak tamamlayan Recep Ünalan 13-15 Ocak 2012’de 3.ayak Dünya Şampiyonası için Beijing’de heyecana devam edecek.

 

 

 

18 Eylül‘de Novi Pazar’da Salcano sponsorluğunda gerçekleşen Dağ Bisikleti Balkan Şampiyonasında 150 sporcunun katılımı ile 7 ülke takımına karşı verilen mücadelede 31 puanla Türk Milli Dağ Bisikleti takımımız ilk kez takım halinde Balkan Şampiyonu oldu. Ve Türkiye’ye şampiyonluk gururu bu kez Türk Milli Dağ Bisikleti takımından geldi.

 

 

Balkan Şampiyonasında Milli takım başarısının yanı sıra; Türk Milli Dağ Bisikleti
Takımı’ndan Bilal Akgül “Elit Erkek”, Yusuf Çabık “Genç Erkek”,
Abdulsamet Kıv “15 Yaş Altı Yıldız Erkek” kategorilerinde Balkan
şampiyonu oldu.

Cebrail Şeker, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ta 10 ülkeden 40
sporcunun katıldığı Balkan Yol Bisikleti Şampiyonası Yıldızlar
Kategorisi’nde zamana karşı yarışta Slovenyalı ünlü bisikletçi Ziga
Rucigaj’ı geçerek birinciliği elde etti.

 

 

 

24 Ekim: Yol Bisikletinde 2011 sezonu sonunda yapılan değerlendirmeler sonucu açıklandığında, Sezon boyunca başarıları ile yakınen takip ettiğimiz Nazım Bakırcı’nın UCI listesindeki yeri Türk Bisikleti için yine gurur kaynağı oldu. Türkiye 2011 sezonunda müthiş bir atılımla, başarılı bir sezon geçirdi. UCI
Avrupa Turları puan sıralamasında gururumuz Nazım Bakırcı‘nın
ismi ilk sayfada, 38 sırayı paylaştığı David
Moncoutie ile birlikte yerini aldı.38 Yaşındaki Moncoutie ile 26 yaşındaki Nazım Bakırcı’nın puan dengesi için Nazım ile yapmış olduğumuz röportajda konuyu onun bakış açısından dinlemek üzere soru sormuştuk. Nazım’ın cevabı Türk bisikletinin dünyadaki yerini de belirleyici güzellikte oldu.

 

 

Aylin KOÇ/CTR:Avrupa turlarında seninle aynı yeri 38.sırayı paylaşan
David Moncoutie ile aynı puandasın. Moncoutie bu yıl Vuelta’da 11 etabı aldı.
2008-2009-2010-2011 Vuelta Tırmanış Mayosuna sahip. Senin de bu yıl bir çok
başarın oldu ve toplamda elde ettiğiniz puanlarınız aynı. Moncoutie İle Bakırcı
213 puanda. 36 yaşındaki Moncoutie ile 25 yaşındaki Bakırcı’nın aynı puanda
olması, sence nasıl bir duygu ?

Nazım Bakırcı:  David
Moncoutie için şunu söyleyebilirim çok tecrübeli ve başarılarına başarı katmış
bir sporcu ben daha dedigim gibi yolun başındayım fakat Vuelta’nın vazgeçilmezi
olmuş bir sporcuyla aynı puana sahip olduğum için içimden bir ses benimde Vuelta’da olmam gerektigini söylüyor…

 

 

1 Kasım 2011: Türkiye Cumhuriyeti Olimpiyat Tarihi‘ne 2012 Londra Olimpiyatlarını eklemek isteyen Türkiye Bisiklet Federasyonu(TBF) 15 Ekim 2010’da başlayan Olimpiyat Seçme Kriterleri 14 Ekim 2011’de sona erdiğinde büyük bir sürpriz yaşattı. Hedeflere göre 1 Türk sporcunun Olimpiyatlara katılımı ve 2.sporcu için ise hedefin zorlanması planlanıyordu. Ancak Türkiye Olimpiyat Seçme Kriterleri dönemini muazzam bir başarı ile geçerek 1014 puan topladı ve ilk 16 ülke arasında yer almayı başardı. UCI(Uluslarası Bisiklet Birliği)’nin 1 Kasım’da yayınladığı listeye göre Türkiye 3 sporcu ile katılım hakkı elde ettiği açıklandı. En son 1972 Münih Olimpiyatlarında Yol Bisikletinde kendini gösteren Türkiye, dalmış olduğu 40 yıllık uykudan muhteşem bir silkinişle uyandığını ve Türkiye’nin de Olimpiyatlarda var olduğunu gösterdi.

 

Dağ bisikletinde Olimpiyatlara gidebilmek için kota belirleme dönemi
devam ediyor. Türkiye’nin Dağ Bisikleti branşında da Olimpiyatlara sporcu göndermesine
kesin gözüyle bakılıyor.Ayrıca dağ bisikleti branşında da yaşanan duraklama dönemini 2008 yılında Türkiye’yi Beijing’de temsil eden Bilal Akgül ile aşarak dağ bisikletinde de Türkiye’nin ataklarının başladığını belirtmekte fayda var. Yine son yıllarda artan dağ bisikleti yarışları gelenekselleşirken diğer spor dallarında olduğu gözlemlenen Federasyonun olumsuz etkileri Bisiklet sporunda olmadığı, tam tersi Türk Bisiklet Federasyonunca sorunsuz izin verilmesinin etkileri ile bisiklet sporcusunda günden güne artışı da yadsınamaz verilerden.

 

Türk Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu ve sağlam ekibinin projeleri meyvelerini vermeye başlarken aslında bir alt yapının da oluşturma çalışmaları olduğu ülkemizin önümüzdeki yıllarda alt yapıdan besleyeceği başarıları da göz önüne serecek gibi duruyor. Eğer ki, federasyona verilen bütçede kısıtlama olmaz ise (ki aslında tam tersi bütçe arttırımı ile gelişmenin hızlandırılması sağlanabilir) Türk Bisikleti gelişmeye devam edecek.

 

30 Eylül’de kaleme alıp, kısa bir değerlendirme ve biraz da madalyonun diğer yüzünü irdelemek adına yayınladığım Türkiye’den Profesyonel Bisikletçi Çıkar mı? yazımın ileriki yıllarda daha önemsiz konularda yeniden revize ederek, bu konuda konu sıkıntısı yaşamayı ümid ediyorum.

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın