Sevgililer Günü ve Marco Pantani

14/02/2014  //     //  Yol Bisikleti

 

Bisiklet sporu severler için 14 Şubat Sevgililer günün en buruk yanı, böylesi pembe bir günde, pembenin idolü, italyan yıldız Marco Pantani’nin trajik hikayesinin korkunç sonu ile hatırlanmasıdır. Bisiklet dünyasının en parlak yıldızlarından biri olan “Il Pirate”(Korsan), Marco Pantani’nin 2004 yılında, Rimini’de bir otel odasında ölü bulunması ile damgalandı. Bugün Pantani, aramızdan ayrılışının 10.yıl dönümünde anılıyor. Peloton’un duygusal karakteri ve ardında bıraktığı sevenlerinin asla yalnız bıralmadığı hatıraları ve mezarında bugün kalabalık fanatik grubu, cefakar annesi ve babası ile birlikte anılacak.

MarcoPantaniÖlümsüz

 

1997 Fransa Bisiklet Turu Alpe d’Huez zirvesindeki Marco Pantani (Mercatone Uno) zaferi, 1998 Fransa Bisiklet Turu Galibier zirvesine atak yaparak elde ettiği zaferi ve aynı yıl Giro d’italia zaferinin ardından 15 yıl geçti. Onun, sporzun zorlu yıllarında kazandığı fantastik zaferleri ve inanılmaz başarıları yanı sıra gölgelenmiş bir mirası geride bıraktı. Pro Cycling dergisinde yer alan 10.yıla özel anma günü için Pantani’nin meslek hayatı ve özel yaşamına dair müthiş bilgiler yayınlandı. Bu özel günde, bu eşsiz çalışmayı da makalemize katarak, beyaz taşlı mezarından binlerce kilometre uzakta “Il Pirate”yı anacağız.

 

Her yıl, Şubat’ın 14’ünde, pek çok insan hayatlarında, kendileri için önemli saydıkları, sevdikleri bir kişiye duydukları sevgiyi, aşkı, hayranlığı ve vefayı bir demet çiçek ile sembolize edilen onurlandırma heyecanını yaşar. Çoğu sevgili için karşılığı mutluluk göz yaşları veya sıcak bir tebessüm olurken, her yıl 14 Şubat Marco Pantani’nin annesi Tonina ve babası Paolo için derin acı ve buruk anma merasimi ile, Pantani’nin Cesenatico’da ki mezarı başında geçmekteydi. Geniş fanatik kitlesi uzaklardan il Pirata’yı anarken, Tonina ve Paolo Cesenatica’da ki beyaz taş mezarın başında yalnız ve acıyla yad ederek 10 yılı geride bıraktı.

 

Ancak, vefakar bisiklet dünyası yazarları ve fanatikleri için bu yıl bir sürpriz acılı anne ve babayı bekliyor olacak. İtalyan yazarlar ve İngiliz bisiklet otoritelerinin bu güne özel sürprizin çalışmaları sonucunda yaklaşık 50bin fanatiğin Pantaniler tarafından yaptırılan ve Cesenatica’daki mezarlığın arka sonlarında bulunan Marco Pantani’nin evi, beyaz taş mezar önünde anmak üzere toplanması bekleniyor. Bu yıl, müthiş kadın, özel anne Tonina ve Paolo, oğullarının mezarı başında yalnız olmayacaklar. Aşırı dozda kokain kullanımından hayatını kaybetmiş olsa da, yaşadığı depresyonun perdeyi nasıl kapattığının ötesinde, üzerinden 10 yıl geçse de “Il Pirate” asla unutulmacak, pelotonun özel renklerinden biridir.

 

1998 yılında hem Giro d’italia, hem de Fransa Bisiklet Turunu kazanan bu ufak tefek adam, insanların kalplerini diğer bisikletçilerden daha fazla etkilemeyi başarmıştır. Onun, narin, ince yapısı, kibarlığı ve  duygusal yanı, ona özel bir sempati kazandırmıştı. Cüretkar, cesur atakları ile beklenmedik anlarda yarışa kattığı adrenaline derin zıtlık oluşturan gözlerindeki mahsun bakış… Yarattığı sempatinin dozajını hayli yükseltmiş ve kısa zamanda geniş ve vefalı bir fanatik kitlesi oluşturmuştu.

 

Marco Pantani’nin kariyeri, 1992 yılından 2003 yılına kadar sürdü. Bu süreç içerisinde o, müthiş başarılarıyla, korkunç kazalarıyla, hızlı form kazanıp etkisini parkura yansıtmasıyla bisiklet dünyasının bir yıldızı olmuştu. Bir yıldızın kaymaya başlaması hüzünlü bir duygu yoğunluğunu da beraberinde getiriyor. İşte Pantani için hayatının en kötü dönemi, 1999 yılı Giro d’italia’ya liderlik yaptığı sırada, Madonna di Campliglio’ alınan kanında haematocrit seviyesi UCI kurallarından 2 derece fazla, %52 çıkan test sonucu ile başladı. Liderlikten alındı ve Madonna di Campliglio’daki o günden sonra da bir daha düzelemedi. Bu noktadan sonra, sonu ölümü ile biten sürekli uyuşturucu kullanımı ve derin depresyon yolunun sonu henüz 34 yaşındayken, 14 Şubat 2004’de Rimini’deki Rose otelinden gelen acı haberle noktalandı.

 

Geçen 10 yıl içinde sürüp giden tüm suçlamalar ve uyuşturucu kullandığına ilişkin yapılan uç derece negatif yorumları, Pantani’nin bisiklet dünyasındaki yerini, değerlerini ciddi ölçüde yıprattı. 1999 yılında italyan gazetesi la Repubblica’da Francisco Conconi’nin biomedikal laboratuvar sonuçları ve Marco Pantani’nin 1993-1998 yıllarında EPO kullandığına dair belgeler yayınlanmaya başladı. Pantani bu iddiaları asla kabul etmedi. Tüm gerçek, Marco Pantani ile gömüldü ve cevapsız kalan iddialar böylece sürüp gitti.

MarcoPantani1Ağustos1998

Pek çok kişiye göre “Il Pirate” sistemin kurbanı olarak görülüyor. Özellikle İtalyanlar için Pantani, yoğun doping kullanılan dönem neslinin kucağına düşmüş bir kurban olarak benimseniyor. Bu öyle bir kurban ki, gururu onu kötü alışkanlığını açıklamaktan alı koyacak kadar güçlüydü. Kendiyle verdiği savaş, son günlerinde hem ailesi hem de arkadaşlarını kendinden uzak tutarak otel odasına kapanıp, kendi ile gerçekleştirdiği hesaplaşmada, kendini bitirmesine de bu gururu sebep oldu. Kısacası, sonuca tepki göstermedi ve sonucuna en ağır acıyla razı oldu.

 

Yaşasaydı, 13 Ocak’ta 44 yaşında olacaktı. Hayatta olsaydı, sistemin merkezinde yaşadıkları ve duygusal, gururlu yapısı ile günümüz bisiklet sporu sorunlarının bir bölümüne çözüm bulabilirdi. Ancak ne yazık ki, ölümünün hikayesi 90’lı yılların doping saplantısı ve neden dopingdan uzak kalınması gerektiğine dair oluşturduğu acı örneği işaret ediyor. Böylesi bir yıldızın, bisiklet dünyasına verdiği katkıları ve yaşasaydı neler yapabileceğine dair pozitif yorumları gölgede bırakan doping odaklı vurguların geride kalması, bir yıldızın ironik hikayesinin temel taşını oluşturuyor.

 

Kariyeri boyunca defalarca Marco Pantani ile görüşen ve röportaj yapan yazar Stephen Farrand, Pantani’nin o yıllardaki kişiliğini ve pedalını yorumladı. Champs-Pantani+LanceÉlysées’de, İtalya Turu zaferinde, podyumda elini kaldırdığında podyumun hemen altından Pantani coşkusunu izlemiş olan yazarın o tarihlerdeki parkurun tozunu Pantani ile harmanlaması müthiş bir kaynak. Madonna di Camplio’da yaşanan olayları ve Pantani’nin röportajlarda inkar edişi ve kötü sonuçlarına tanık olan yazar, söyleşilerde Pantani’nin kendisini daima 3.kişi pozisyonunda referanslayarak konuşmayı sevdiğini ve özellikle rakibi Lancce Armstrond’u tahrik etmekten zevk aldığını gazeteci gözüyle paylaştı. Kırılgan yapısının kolaylıkla görülebildiğine de değinen Farrand, “Dağlarda güçlüydü. Adeta dağlarda pedalıla dans eder gibi görünmesine rağmen, aslında bir serçe kadar kırılgan kişiliği vardı. Kendi söhreti, popülerliğinin yarattığı sarhoşluğu içinde gibiydi. Bu kadar sevilip, ünlü bir sporcuyken 1999 yılı Giro d’italia’dan atılması onun kanatlarını kırdı. Tüm güçlendirme programları ve rehabilitasyon programlarına rağmen bir daha asla eskisi gibi olamadı.” sözleriyle yorumladı tarihin ünlü korsanını.

 

1998 Tour de France sırasında takım arkadaşı olan “Il Panta” lakaplı Mario Traversoni’nin anıları ile Marco Pantani’nin kişiliğine biraz daha yaklaşıyoruz. Beraber balık tutmaya ve ava giden Pantani ile unutamadığı anısını paylaşan Traversoni,” Kariyerinde özenle koruduğum anım, Hepimizin saçlarımızı sarıya boyadığımız turun son günü, Paris’de bana verdiği sarı mayodur.”

 

Marco çok özel bir insandı. Daima amacına odaklı, öncelikleri olan biriydi. Bu nedenle büyük bir lider olamadı, zaten olmaya da gereksinimi yoktu. Bizler için müthiş bir ilham kaynağıydı. Bir bakışı ile yarışta neler yapmamız gerektiğini anlardık. Onun başına gelenler tam bir trajedidir. Ben şahsen onun kurtulabileceğine inanıyordum. Şayet çevresindeki insanlar, onun en büyük tutkusunun bisiklet olduğunu, bisikletin herşeyden önce geldiği idealina saygı gösteren insanlar olsaydı, şu anda hala bizimle olabilirdi. Ancak ne acıdır ki, bisiklet dünyası çok nankördür. Sadece kazanmayı düşünür. Ve de maalesef, arkadaşlarının sorunları ile fazla ilgilenmeyen pek çok insanın bulunduğu bir dünyadır.

Marco öyle değildi. O daima arkadaş odaklıydı ve de her zaman insanlara yardım etti. Ama kendisinin yardıma ihtiyacı olduğu anda, yanında kimseyi bulamadı. Bu vefasızlığa Fransa Bisiklet Turu organizatörleri de dahildir. Festina olaylarından sonra o 1998 yılında Fransa Bisiklet Turu imajını kurtaran kişiydi. Festina olayından sonra, hepimiz yarışı bırakıp eve dönmeyi düşünmeye başladığımızda, o yarışı inatla sürdürdü ve Alpe d’Huez zirvesine yaptığı inanılmaz atakla yarışın kazanılmasını sağladı. Buna karşın, 2003 yılında Fransa Bisiklet Turuna katılmak istediğinde organizatörler ona sırtını döndü. İşte bu onu perişan etti.

 

Bu vefasızlık sonrası Marco Pantani tepki olarak 2003 yılında emekliliğini açıkladı. Kimse ona sahip çıkmadı. Bu tabloda Pantani, içine düştüğü uyuşturucu bağımlılığı kuyusundan tek başına çıkabilecek gücü kendinde bulamadı. Kolay katlanılabilir bir durum olmadığı aşikar. Bir anlamda kendisinden vaz geçmesine sebep olan olaylar zincirinde kötü yazgısına teslim oldu ve hatalarının bedelini güçlü gururu ile birlikte en acı şekilde, canıyla ödedi.

 

Aradan 10 yıl geçmesine rağmen onun bu trajik sonuna düşüşü hakkında neyin gerekçe olduğu çözülemedi. Herşey Marco ile birlikte gitti ve tüm gerçekler bitti. Bisiklet dünyası, bu günlerde doping yapmanın bisiklet sporcusu üzerindeki öldürücü etkilerini araştırıp, önleme yolunca kardinal bir adım atamadı. Alınan önlemlerin, cezaların yetersiz kaldığını görüyoruz, demekki izlenen yolda büyük bir gedik atlanıyor. Misal ki, Marco Pantani’nin hayatı örnek alınıp, yaşadıkları ve ölümünden ders çıkartıp, bu örnekle bir şeyler yapmaları gerekirdi. Bu trajediden üstü kapalı doping damgası vurulmadan önce, detayları ile alınabilecek çok ders var. Ancak ne var ki, Marco’nun meslek hayatında neler yaptığını, ne kullandığını bilen bir çok insan ağzını kapatıp, tek laf etmemeyi tercih etti.

 

Bu kişilerden biri de Guiseppe Martinelli. 1997-2001 yıllarında yine Sportif Direktör olarak görev yaptığı Mercatone Uno takımının yıldız ismi Marco Pantani için tek laf ettiği duyulmadı. O daha çok, Sportif direktörlüğünü yaptığı Vincenzo Nibali’nin Astana takımında kazandığı başarıları konuşup tadını çıkarmaya odaklanmış durumunda. Aralık ayında, eski takım arkadaşları Marco Pantani iin anma günü düzenledi. Ancak anma gününde kimse “Il Pirate”nın bisiklette başardıkları hakkında konuşmadı.

 

Tarihin yaşayan tanıkları, bu idolün detaylarını gizleye dursun, Marco Pantani idol olmuştu ve çoktan tarihe geçti. Ve yaşadığı yıllarda sahip olduğundan çok daha fazla hayranı var. Bilişim çağında ve annesi Tonina’nın çabalarıyla daha yakından öğrenilen Marco Pantani, henüz ölümünün 10.yılında daha iyi anılmayı ve onurlandırılmayı hak ediyor. O yılların doping batağında Festina olayları yıl dönümünde çıkan bu kahraman gibi daha nice sistem kurbanı varken, kişiliği, gururu ve bisiklet için yaptıklarının üstünü kapatmaya çalışanlara da izin verilmemeli. Muhtemel vicdan muhakemesine kendini maskeleyen eski dostların vefasızlığına karşı, İtalyan bisiklet tarihi ve bisiklet severleri Pantani onurunu yaşatmaya devam ediyor.

 

Bu yıl, 2014 Giro d’italia Organizasyonuu, Marco Pantani’nin 10 ölüm yıldönümü dolayısıyla, Marco Pantani onuruna 3 tırmanış etabını açıkladı. Bu etaplardan biri, Marco Pantani’nin en sevdiği antrenman tırmanışı olan Monte Carpegna olacak. Diğer iki etap zirve finişleri ile Pantani’yi yeniden yaşatacak. Müthiş zaferlerini kazandığı Oropa ve Montecampione zirve finişlerinde Marco Pantani onuruna geçilecek.

 

Aylin Koç
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın