Armstrong Doping Yaptığını İtiraf Etti

18/01/2013  //     //  Antrenman, Sağlık, Beslenme, Doping, Yol Bisikleti

 

Lance Armstrong’un 2000-2005 Fransa Turu yılları ve Oprah Winfrey’e yalan, aldatma dolu dünyasını açıkladığı zamandaki hisleri arasında karşılaştırma yapmak pek de zor değildi. Bu açıklamaları yaparken olmak istediği ve olmayı beklediği yerdeydi. Büyük soru ise, Armstrong yaptığı dopingleri nasıl itiraf etti, Oprah’ın onu bu bir çırpıda çözülen sorulara yönlendirmesi ne kadar zaman aldı. Yargıç Patrick Keil, Festina’daki duruşmada Richard Virenque’i Lance’in EPO kullanmış olduğuna dair itirafına yönlendirmesi pek de nazikçe olmamıştı. Şüphesiz katıldığı programda cevapları merak edilen soruları birden arka arkaya açması en büyük sürpriz oldu.


O yasaklı maddeler kullanmış mıydı? EPO? Kan dopingi? Testosteron, kortizon, büyüme hormonu? Kazandığı bütün 7 turda da mı? Her seferinde cevap evet oldu.

 

 


Bir sürpriz olduysa, o da Armstrong’un hislerini gösterdiği birkaç andan biriydi:
Winfrey’in, onun ikinci defa geri dönüşü sonrası, USADA’nın onun 2009 ve 2010 Fransa turunda kan dopingi yapmış olduğu sonucuna varmış
olduğundan bahsettiği zamandı.
“O çizgiyi son defa aştığımda yıl 2005’ti,” diye belirtti. Oprah yine ona bu yarışlarda doping yapıp yapmadığını sordu ve o da şöyle yanıtladı: “. Kesinlikle hayır”



Armstrong’un dopingini itiraf edeceğini gerçeği onun nasıl tekrar sempati toplama fırsatı bulacağı, nasıl kendine bir yer bulacağı gibi büyük soruları da beraberinde getirdi.
Stratejisi kullanışlı bir kısaltmaya dönüştürülebilir.; KO : Kusurlar ve Oprah. Bu K ile başlayan kelime sık sık duyuldu: “Ben kusurlu, derinden kusurluyum.” Doğruyu söyleyen insanlara dava açmak “büyük bir kusurdur”, ve buna benzer cümlelerdi.

 

 

K ile başlayan bu kelimenin (Kusur) kullanımı bir taktik ustalığıydı, Armstrong’un nasıl yaptığının sonucu olan kötü şeyler, bunun zemini oldu. Bu kelimeyi vurgulayarak sürekli tekrarlarken, konu hakkındaki sorumluluğunu da defalarca kabul etti ve kendi kontrolünün dışında olan güçlerin sonucu olduğunu söyledi. Kendisi ve annesinin savaşçı ruha sahip olduklarını, kanseri yendikten sonra kavga dürtüsünün güçlenerek büyüdüğünü ifade etti.

 

USADA başkanı Travis Tygart veya profesyonel sporda steroid kullanımını araştıran FDA ajanı Jeff Novitzky yerine Oprah Winfrey tarafından sorguya çekilirken,
en azından Armstrong’un bakış açısıyla, gerçek erdemi fark edeceğiniz anlar vardı. Bir süre sonra, Winfrey önemli bir konuyu gündeme getirecekti , fakat sonra ona baskı yapmada başarısız oldu.
Önceden her detayın konuşulacağını söylemişti, fakat Oprah, detayların çirkin yüzünü her hissettiğinde utangaçlığıyla konudan uzaklaştı.

 

 

Baskının aleni mi üzeri örtülü mü olduğuna dair durumu anlatmasına izin vermesine rağmen Oprah, Lance’in takım arkadaşlarının doping yapması konusunda sorumluluğuna dair sorusunda ona baskı yaptı.

 

Ama 2001 İsviçre Turu’nda, üzeri örtülü bir pozitif doping sonucu hikayesinin iddiasının gerçek olmadığı yüzyüze kabul edildi; Armstrong’un UCI’a olan
(Lance, bunun kendisinin emekli olmasının ardından olduğunu fakat büyük miktardaki paraların hala yarıştığı 2001 ve 2004’te yapılmış olduğunu söyledi) bağışı sorulduğundaki çelişkiye tekrar değinilmedi. Bu konuda açıklaması yeterli görüldü. “O dönem kazanıyordum. Bağış yapmamı teklif ettiler, ben de kabul ettim. Bu bir şey karşılığında değildi.”

 

Daima reddettiği birşey olan, doktorlara performans artırıcı ilaçlar kullandığını itiraf ettiği iddia edilen, adının çıktığı hastane olayı hakkındaki sorudan yüzünden besbelli olan bir şekilde kaçtı.

 

Tur zaferleri gibi, o zamanlar izlediğiniz performansın aslında olmaması gereken birşey olduğunu hatırlatmaya yeten garip sarsıcı bir not vardı. Ana eleştirmenlerinden biri olan Betsy Andreu’ya olan hitabı hakkındaki şakanın en azından onu şişko olarak çağırmak olmadığını, bir karatahtaya tırnakla kazıma gibi olduğunu, bir başka muhbir olan Emma O’Reilly’ye dava açıp açmadığını hatırlamadığına dair iddiayı, çünkü birçok insana dava açtığını söyledi. Bir başka şaşırtıcı madde ise, hile yapmakla suçlandığı zaman bunun tanımını öğrenmek için sözlüğe bakmış olmasıydı. Çoğu insanın bu kelimenin ne anlama geldiğine dair yeterince fikri vardır.

 

Lance Armstrong röportajının ilk bölümünde, doping tezleri ortaya atıldığından beri hayır doping kullanmadım diyen Armstrong’un, doping kullandığını ilk kez kendi ağzından izlemiş olduk. Kuralları hırsı için çiğnemişti. Röportajında, doğru zamanalama olarak nitelendirdiği doping kullanımı ve hiç yakalanmamasını da açıkladı. O dönemde yarış harici, özel hayat içinde doping kontrolü yapılmıyordu. Sadece yarışlarda kontrol oluyordu. “Yakalanmazsınız, çünkü yarışta temizsinizdir.” Röportajın birinci bölümü sonuna doğru, ardarda gelen itirafların sarsıcı boyutu, USADA’nın sporu temizleme çabasına yardım edip etmeyeceği sorusuna yerini bıraktı. “Bisikleti seviyorum. Bütük kuralları çiğnedim ama bisiklet sporunu temizlemek için bir kurul olursa ve beni çağırırlarsa, kapıdaki ilk adam olurum.” dedi.

 

USADA raporunun 1000 sayfalık listesinde yer alan ifadeler arasında, George Hincapie de yer alıyor. Hincapie’nin ifadesine darılmadığını ve onunla hala, her hafta konuştuklarını söyleyen Lance, “Hincapie’yi eleştirmem.” dedi.

 

Konuşmanın kalanının çoğu daha az önemli konulardı.
O açıkça belli ki rakiplerinin ilaç kullanımına dair onları suçlamaktan kaçındı. Spora olan sevgisini ve bunları temizlemeye yardımcı olma niyetinde olduğundan bahsetti. Dava açtığı ve hakaret ettiği birçok kişiyle barışmak istediğini belirtti. Bunların en sinsice olanı, dopingi lastik şişirmek veya matarasında su olduğundan emin olmak gibi sıradan birşeymiş gibi gösterdiğini söyledi. Fakat kendisi hakkında herşeyi özetlediği şu cümle yeterliydi: Bu kadar uzun süre, böyle bir kararlılıkla ve bu kadar kapsamlı bir adamın ne söylediğine nasıl inanmalı?


Kendisinin de belirttiği gibi “Şu anda dünyanın en inandırıcı adamı değil”di.


Hazırlayan : Fatih Buzgan

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın