Türkiye ve Türk Toplumu Gözünde Bisiklet

26/03/2012  //     //  Genel

Ülkemizde bisiklet istenilen seviyeye neden gelemiyor? Hemen herkes bunu düşünmüştür. Uzun zamandır düşünüyorum ve araştırıyorum, bakalım ortak bir yerlere ulaşabilecek miyiz?

 

İlk olarak toplum yapımızı inceleyelim, biraz sosyolojik, biraz da ekonomik açıdan… Türk toplumu göçebe yaşamdan gelmiş olmasına rağmen yerleşik hayata çabuk adapte olmuş ve yerleşik hayatın gereklerini yerine getirmeye başlamış. Bu gereklilikler; başta ev ihtiyacı olmak üzere birçok taşınır, taşınmaz maldır. Bu dönemde ekonomik gelişmelerin yavaşlığından dolayı insanlar daha çok hayvan veya kendi güçleriyle çalışan taşıtlara yönelmişler. Hayvan gücü ile çalışan taşıt olarak en büyük örnek at arabasıyken, insan gücü ile kullanılabilecek en iyi araç ise bisikletti.

 

 

 

 

Ekonomik ve sanayi hayatındaki gelişmelerle toplu taşımada trenler, tramvaylar ortaya çıkmış ve toplum bu kolaylık ve hız sağlayan taşıtları hemen benimsemiş. Daha kişisel taşıt olan bisiklet ise hala yerini korumaktaymış.  Ancak artık at arabaları tamamen olmasa da kaybolmaya başlamış.

 

 Toplum ve çağın gelişmesiyle ihtiyaçlarda gelişmiş ve farklılık göstermiş. Özellikle büyük şehirlerin daha da büyümesi ve ekonominin gelişmesi üzerine daha hızlı ve bireysel ulaşım araçları artmaya başlamış ve böylece toplu taşıma araçları (ki döneminin en iyi toplu taşıma aracı tramvay) terk edilmeye ve bireysel ancak daha masraflı fakat gösterişli otomobillere dönüşmüş. Bu gelişmeyle ortaya toplu taşımanın diğer yüzü otobüsler çıkmış. Bisiklete bakarsak sayıca azalmış ancak yine de varlığını korusa da artık bir ulaşım aracından çok çocuklara karne hediyesi, oyuncak, olarak varlığını korumuştu.

 

 


 

Teknolojinin ilerlemesi ve toplumun alım gücünün artmasıyla artık otomobiller lüks olmanın dışında büyük bir ihtiyaçmış gibi düşünülmeye başlanmıştır. Sonuç olarak şuan da özellikle ekonomik olarak gelişmiş kentlerde her ailenin kendine ait bir aracı olasının yanında ikinci ve üçüncülerle otomobil şahsileşmiş durumdadır. Artık otobüsleri şehir içinde kullanan sayısı azalmış ve hatta şehirler-arasında bile onca tehlikeye rağmen otobüs yerine şahsi otomobiller kullanılmaya başlanmış. Bisiklete ise artık toplum genelinde çocuklara alınacak oyuncak gözüyle bakılmaya başlanmış veya sadece sokak aralarında gelir durumu iyi olmayanların kullandığı araç olarak görülmeye başlanmıştır.

 

 

 

 


Tüm bu gelişmeler insanların birlikte yaşamayı ve birbirine tahammül etmeyiunutmasına sebep olmuştur ve bunun dolaylı sonucu olarak insanlar bireyselleşmiş, toplumsal hayattan kopmuş ve maalesef hayattan zevk almamaya başlamıştır, artık otomobilsiz bir şey yapamaz olmuştur. Tabi bu esnada trafik sorunu gibi bir çok sorunla uğraşır olmuşuz. 

 

 


 

Size bir kentimizde yaşanmış bir olayı örnek vererek anlatmak istediklerimi toparlıyorum. 80’li yıllarda baroya kayıtlı serbest çalışan bir avukat işine bisikleti ile gidip gelmeye başlamış. Amacı hem ulaşımını sağlamak hem de sporunu yapmak ve zihnini dinlendirmekmiş. Kısa bir süre sonra bisikletçi avukat hakkında soruşturma açılmış ve soruşturmanın nedeni avukatlık onuruna yakışmayan hal ve davranışlarda bulunmakmış… Burada akıllara birçok soru geliyor acaba bizler bisiklete binerken onursuz ne gibi bir davranışta bulunuyoruz? Özel otomobil kullanmayarak çevreyedaha az (hatta hiç) egzoz salımı yapan ve aynı zamanda hem sporunu yapan hem de zihinsel terapi yapan avukat büyüğümüzün disiplin cezası almasıyla alt üst olan moralinden dolayı verimsiz geçirdiği hayatının sorumlusu kim?

 

 

 

 

 


Uzun lafın kısası, kimsenin katılmak zorunda olmadığı bu konu ki fikrim; toplum genelinde var olan kendini üstün görme ve gösterme duygusu ile yitirdiğimiz birçok değerimiz var. Sokakta giderken selamlaşmak, trafikte yol vermek, sabretmek gibi… Bisikletle tüm bunların ne ilgisi var dediğinizi duyar gibiyim. Tüm bunların bisikletle olan ilgisi inanılmaz boyutlarda. Bisiklet kullanan insan önce kendine daha sonra etrafında başta ailesi ve arkadaşları daha sonra trafikte iç içe olduğu diğer insanlara saygılıdır. Bisiklet kullanan insan sabırlıdır, gitmek istediği yolu yavaş ama keyifli bir şekilde gider. Bisiklet kullanan insan mutludur, huzurludur, stresi alınmış hayata objektif gözlerle bakan insandır. Bisiklet kullanan insan sırf gösteriş için etrafında olup bitenleri kaçırmaz, dünyaya karşı duyarlıdır.

 

 


 

Not: Bir otomobilin trafik te kapladığı alana toplam 4 bisikletli çok rahat sığabilir, şimdi başınızı pencerenizden dışarı uzatın ve trafği seyre dalın. Kalabalıklığına ve yarattığı hem gürültü hem de egzos kirliliğine bakın. Sonra birazcık hayal kurun o otomobillerin yarısı bisiklet kullansaydı neler değişirdi. Öncelikle gürültü olmazdı, şehrinizi esir almış kirli hava olmazdı ve insanlar mutlu olurlardı… 

 Bisikleti sadece spor için değil, kendiniz için, ülkeniz ve/veya dünyanız için kullanın… Hayata bakış açınız dahil pek çok şey değişecektir…

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın