Türk Bisikletinin Güzel Yüzü Melissa Papel ile Özel Röportaj

22/09/2011  //     //  Genel





 

Türkiye’nin yıllarca ilgi bekleyen bisiklet sporu için TRT’de hazırlanan
bisiklet programının güzel yüzlü, sevilen spikeri Melissa Papel ile kısa bir
röportaj yaptık. Renkli kişiliği ve hareketli konuşmalarıyla bisiklet
severlerin kısa zamanda sevgisini kazanan Papel’in hayatı da bir o kadar
hareketli ve özgüvenli. Henüz 26 yaşındaki güzel spiker hayatının her
evresinde kendine ve eğitimine yatırım yaparak bugün bizlere kendini
sevdiren Melissa’yı oluşturmuş. Bisiklet dünyasının sevimli spikeri için
bisiklet sadece iş alanı değil, aynı zamanda hayatında önemli bir yer
kaplayan bir ulaşım aracı. Bisikletin hobisi olması, işine de yansıyor ve
işini severek yapıyor. Asıl işinin küçükken sahip olduğu renkli
hayallerindeki “oyunculuk” olduğunu keşfeden Papel, Fransa’nın bütün ünlü
oyuncularını yetiştiren “Cours
Florent
“da tiyatro eğitimini tamamlayarak oyunculuk kariyerinde de
yaşına oranla büyük adımlar atmayı başarabilmiş bir isim. Türk bisikletinin
güzel spikeri ile özel bir röportaj yaparak onu daha yakından tanımanızı
istedik.

 

[View:http://vimeo.com/29202264:550:0]

 


CTR:
 Merhaba Melissa, bize
kendini tanıtabilir misin? Ayrıca röportajlarda kullandığını gördüğümüz dil
yeteneğine dikkat çekerek kaç dil bildiğini de soralım.

 


Melissa Papel: 
1985’de
Paris’te doğdum, babam  Fransız, annem  Türk.  3 kişilik renkli ailemle
mutlu bir çocukluk geçirdim. Onların özgürlük tutkusu sayesinde bütün
dünyayı dolaştım ve her gittiğimiz ülkede farklı insanlarla tanışıp
unutulmaz arkadaşlıklar kurdum, değişik kültürleri keşfettim. Aynı zamanda
birçok dil öörendim böylece. Türkçe ve Fransızca dışında, İngilizce ve
İspanyolca konuşuyorum. Ayrıca Rusça ve Japonca öğreniyorum.

 


CTR:
 Bir dönem
Avustralya’da yaşadın. Bu henüz çok gençken alınmış cesaret gerektiren bir
karar olsa gerek. Bize anlatabilir misin.

 

15 yaşında kendi hayat maceramı yaşamak üzere,  herkesin çok büyük bir
cesaret olarak gördüğü bir karar alıp tek başıma Avustralya’ya (Sydney’e)
gittim! Kimseyi tanımamama rağmen ve İngilizce’yi de o zamanlar az bildiğim
halde gitmeye kararlıydım ve tek korkum bir senelik eşyayı valizime nasıl
sığdıracağımdı! Ancak sorunsuz bir taşınma evresinden sonra Sydney’de
hayatımın en güzel yıllarını tecrübe ettim. Ve tabii İngilizcemi de
ilerlettim. 19 yaşımda bu sefer tam ters yöndeki Kanada’nın Pasifik tarafına
gidip yerleştim. O zamandan beri pek çok değişik ülkede yaşadım ve hayatım
günü birlik değişiyor. Rüzgar gibi özgürüm. Her an her yere gitmeye hazırım,
her an her şey olabilir. “Carpe Diem”, bu tam benim felsefem. Yani yaşadığım
anı değerlendirmek. O yüzden de bisiklet tam bana göre.

 


 


CTR: 
Ailen hakkında gazete
ve TV röportajlarında hep bağlılığını ve sevgini sözlerine döküyorsun. Ailen
hakkında bilgi alalım, ne iş yapıyorlar? Meslek seçiminde eklileri nasıl
oldu?

 


Melissa Papel: 
Ailemde her
çeşit insan var, örneğin annem gazeteci, babam mühendis, amcam doktor,
babaannem piyanist, dedem orman mühendisi. Bir o kadar da din var.
Dolayısıyla hiçbir zaman üzerimde herhangi bir baskı olmadı, yapmak
istediğim mesleğe hiçbir engel olmadan kendim karar verdim. En küçük
yaşımdan beri sürekli kostümler giyip farklı karakterler canlandırıyordum.
Oyunculuk parmak izlerimde yazılıydı diye düşünüyorum. Kaderimi niye bozayım
ki? Oyuncu oldum işte!

 


 


CTR: 
Başarılı
sunuculuğunla seni tanıdık ve oyunculuğunla ilgili yeteneğini de beğenerek
takip ediyoruz. Oyuncu olma kararın sonrası hangi eğitimleri aldın?

 


Melissa Papel: 
Fransa’da
ve Avustralya’da tiyatro, Kanada’da ise sinema oyunculuğu okudum. 3 yılım
Vancouver’de geçti ve orada mezun oldum. Kanada ve Fransa’da birçok kısa
filmde ve bir de müzikalde oynadım, hatta bu kısa filmlerden biriyle Cannes
film festivaline seçildik. Daha sonra  Türkiye’de yayınlanan ve Makedonya’da
çekilen dizi Elveda Rumeli’de yaklaşık 35 bölüm oynadım ve çok keyif aldım.
Manastır şehrinde evim tam Atatürk’ün lisesinin yanındaydı. Her sabah
uyandığımda onun gördüğü manzaraları ben de seyrediyordum.

 


 

Ardından 2 sinema filminde başrolü oynadım, biri “Off Karadeniz” (yakında
DVD’si çıkıyor), diğeri ise Azeri-Rus-Gürcü ortak yapımı olan “Saha” adlı
bir film. Bu ikinci filmim Hollywood’da en iyi yabancı film Oscar’ları için
ülkesini temsil etti ve birçok festivale katılmaya devam ediyor (onlardan
bir tanesi önümüzdeki Antalya Altın Portakal film festivali olacak).

 


 

Kısacası, anlayacağınız, oyunculuk en büyük tutkum. Hayat tarzım. Oynamadan
yaşayamam ve sanırım bu dünyada mesleğini benim kadar çok seven az insan
var.

 

Onun dışında boş vaktimde senaryo yazıyorum,  Arjantin tangosu ve salsa
dansları yapıyorum,  yeni diller öğreniyorum ve bisiklete biniyorum!

 


 


CTR:
 Sinemada yeni
projeler var mı Melissa?

 


Melissa Papel
: Evet, var ve daha çok yurt dışında projeler. Şu anda
biri Brezilya’da diğeri İsviçre-Fransa arasında çekilecek olan filmlerde
oynamam söz konusu. Bir de Makedonya’da çok önemli bir yönetmenin çekeceği
güzel bir projede başrolü oynayacağım. Daha önce Saha adlı filmim
Holllywood’da Oscar’a katılmıştı. Ayrıca Vladivostok, Singapur, Antalya gibi
film festivallerine de katılacağını öğrendim ve sevindim tabii.

 


CTR:
 İzmir’de de bir proje
olacakmış sanırım.

 


Melissa Papel:
 İzmir
Karaburun’da çekilecek “Orkinos” adlı bir projede başrolü oynayacağım. Evet,
Amerikalı ünlü oyuncu David Thornton babam rolünde olacak. Fransız Isabelle
Adjani ve Sophie Marceau ile görüşmelerin devam ettiğini biliyorum. Film
İngilizce olacak ve İzmir’i dünyaya tanıtacak bir deniz filmi. Greenpeace’in
de projeyi desteklediğini biliyorum. Finans desteği ise henüz hazır değil.
Umarım İzmir’den finans desteği bulunur. Orkinos, doğayı ve denizi ön plana
çıkaran bir aşk hikayesi. Filmin 2 yönetmeni olacak. Diğer yönetmen
festivallerde 50 kadar ödül almış olan Giorgi Ovashvili .Konu bir balıkçı
köyünde olacağı için Norveç de büyük ilgi gösteriyor.

 


 


CTR:
 TRT Spor’da Bisiklet
Dünyası programı ile Türkiye’de bisikletin sevimli yüzü olarak daha yakından
tanıdık seni. Bisiklet programı fikri nasıl oluştu?

 


Melissa Papel: 
Bebekliğimden
beri bisiklet üzerinde büyüdüm diyebilirim aslında. Annem beni her yere
bisikletin arkasında götürüyordu. Sonrasında benim de çok sevdiğim bir spor
oldu bisiklet. Türkiye’ye bir filmde oynamak üzere çağrılmıştım, çekim bir
türlü başlayamadı. Ben de Paris’e dönmek üzereyken Bisiklet Dünyası’nı sunma
teklifi geldi. İşte bu sayede hem programa dahil oldum, hem de Türkiye’de
kaldım. İyi ki de öyle yapmışım. Neredeyse her gün farklı bir şehirdeyim. Bu
işi oyunculuk olarak da görüyor, işimi zevkle yapıyorum.

 


CTR: 
Türk bisiklet dünyası
seni Bisiklet Dünyası programı ile tanıdı. Kısa zamanda sempatik kişiliğin
ile herkesin gönlünde taht kurdun. Sen ne düşünüyorsun Bisikletin Dünyası ve
Türkiye’deki bisiklet camiası hakkında?

 


Melissa Papel: 
Türkiye’de
bisiklet camiasını bu programa başlamadan hiç tanımıyordum ve çok büyük bir
sürpriz oldu benim için! Hiç bu kadarını beklemezdim. Her an yarışlar var,
bir sürü bisiklet grubu var ve bisikletçiler kocaman bir aile haline
gelmişler Türkiye’de! Bisikletin büyük ilgiye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Bir dönem ilgisiz bırakılmış. Şimdi CTR olarak sizin içerikleriniz ve
Bisiklet Dünyası programı ile bizim çalışmalarımız bisiklete beklenen ilgiyi
veriyor. Ve gelişmenin, seyirci sayısının her geçen gün hızla ilerlediğini
görüyoruz. Keşke yayın saatleri daha uygun zamanlara alınsa ve daha çok
kişiye ulaşabilsek. Bu saatler ise bisiklet severlerin TRT Spor’a talepleri
ile mümkün olabilir. Ne kadar çok talep, o kadar güzel ve uygun saatlerde
program demek.

 


CTR NOT:
 TRTSpor.com’a
soru ve önerilerinizi iletebileceğiniz eposta adresi: info@trtspor.com

 


CTR:
 Yayını kaçıran
bisiklet severlere yayın içeriği hakkında bilgi verebilir misin?

 


Melissa Papel: 
“Bisiklet
Dünyası” programını yapmak için Cyclingtr gibi biz de çok ama çok çaba sarf
ediyoruz ve bazı engellere rağmen her yere gitmeye çalışıyoruz. İlk sezon
yeni bitti ve geçen hafta ikinci sezona başladık. Herkesle röportajlar
yapmaya ve bisiklet severleri daha da çok birleştirmeye çalışıyoruz.
Birbirlerini izliyorlar, kendileri anlatıyorlar, bazı mesajları yayıyorlar,
kaçırdıkları yarışları izliyorlar ve farklı bisiklet branşlarından haberdar
oluyorlar.

 

Ayrıca bir tek yarışlar değil de genel olarak bisikletçi olmanın
özelliklerini anlatıyoruz bu programda. Farklı şehirlerde bisikletli olmak
nasıl bir şeydir, kimler neler yapıp organize oluyor ya da icat ediyor,
nereden ve hangi tip bisiklet ve ekipman almak gerekiyor, nasıl tamir
ediliyor vs.

 



CTR: 
Yurt
dışında da programlarınız ve bisiklet için çalışmalarınız oluyor. İstersen
onlara da değinelim.

 


Melissa Papel: 
Evet, yurt
dışında etkinliklere de mümkün oldukça katılıyoruz. En son Fransa
Turu’ndaydık ve sanırım oraya giden ilk Türk basın olduk. Bu çok gurur
verici bir şey. Ve Türkiye Cumhurbaskanlığı Bisiklet Turu organizasyon
direktörü sayın Aydın Ayhan Güney’e buradan tekrar teşekkür etmek
istiyorum. Bize böyle bir imkan sağladığı için. Fransa’dan sıradışı
görüntüler ve röportajlarla döndük. Mesela bir ara kameramanımız Erdem ile
ben bisikletçilerin şeref turu attığı Champs-Elysées’in (Şanzelize) tam orta
yerindeydik. Herkes bariyerlerin arkasındaydı, ama biz bir şekilde oraya
geçmeyi başardık ve bütün takımlar önümüzden geçiyordu. Bizi tanıyan
bisikletçiler el sallıyordu, işaret yapıyorlardı, Greipel resmen bisikletini
üstüme sürüp düşer gibi bir numara yaptı! Eddy Merckx gibi efsaneler ile
tanışıp konuştuk, Samuel Sanchez “Türkiye’ye sevgiler dedi”, zamana karşı
etabında Lampre ISD’nin özel aracıyla  Alessandro Petacchi’yi takip ettik!
Olağanüstü, hayat boyunca unutamayacağım anlar bunlar!

 


 


CTR:
 İşini severek
yapıyorsun gerçekten. Son olarak Türk bisiklet severlere iletmek istediğim
bir mesajın var mı?

 


Melissa Papel: 
Çok büyük
bir keyif alarak yapıyorum bu programı. Birbirinden ilginç insanlarla
tanışıyorum sürekli ve bütün bildiğim dilleri kullanma fırsatım oluyor. Hiç
bitmesin istiyorum!

 

 

Birde seyircilerimizden çok pozitif geri dönüşler var. İnternetten her gün
izleyiciler bana yazıp programı beğendiğini söylüyor ve bu beni inanılmaz
derecede mutlu ediyor. Ben de onlara buradan teşekkür etmek istiyorum,
bizleri her hafta izledikleri için. İyi ki varsınız!

 


 


CTR:
 Türkiye, Avrupa
ülkeleri ile kıyaslandığında bisiklet yollarında geride. Bisiklet yolları
yapmayanlara bir notun var mı?

 


Melissa Papel:
 Hem de
nasıl! Bunu anlamıyorum. Bisiklet kimseye zarar vermeyen, gürültüsü, pisliği
olmayan, benzin tüketmeyen, çevre dostu bir ulaşım aracı aynı zamanda. Nasıl
futbol stadyumlarına ve otoyollara bütçe ayrılıyorsa, bisiklete de bütçe
ayrılması şart! Bazı röportajlarımda “Bisiklet hayatımı kurtardı. Beni
bambaşka boyutlara götürdü” diyen insanlar oldu. Onlar hak etmiyorlar mı
bisiklet yollarını? Türkiye’nin gelişmesi için bu çok önemli bir şey bence.
Bisiklet camiasının günden güne büyüdüğü bu ülkede bisiklet yolları da şart.

 

Son olarak belki aranızda TRT’ye yazanlar olursa, Bisiklet Dünyası’nın daha
uygun günlerde ve saatlerde yayınlanmasını isteyin.

 

 


Herkese bol pedallı günler!:)))


  

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın