Otomobil Almamak ve Kullanmamak İçin 10 Neden

21/04/2011  //     //  Genel

 


 

      Otomobillerin hayatımızın ne kadar içine, merkezine girdiğine hepimiz şahit oluyoruz. Öyle ki, geçim sıkıntısının yüksek seviyelerde yaşandığı ülkemizde bile gitgide Amerika’daki gibi ailelerin ikişer otomobili olduğunu görebiliyoruz. Eskiden her apartmanın önünde bir veya birkaç otomobil varken, artık her bireyin en az bir otomobil sahip olduğu günümüzde, otomobillere karşılık elbette “Dünya’nın En İyi Alternatif Ulaşım Aracı” olan bisikleti savunarak, otomobillerin bisikletler karşısında nasıl yenik düştüğünü sizlerle paylaşacağım.

 

1 – VERGİLER

 

_____Hani çoğu zaman neden bizim ülkemizde otomobil fiyatları Avrupanın birkaç katı kadar diye merak ederiz ya, işte bu büyük farkın sebebi Türkiye’de otomobil alırken verginin vergisini ödüyor olmanızdandır. Mesela 2000 cm3’ü aşan otomobil ve arazi araçlarında % 84 Özel Tüketim Vergisi alınıyor. Ardından ÖTV’nin de % 18 KDV’si alınıyor.Otomobilin ayrıca % 18 KDV’si hesaplanıyor. Verginin vergisi, bir de KDV’si vs. derken toplam vergi % 117.1’e çıkıyor. Mesela Türkiye’deki vergi Fransa’nın % 568’i kadar! Türkiye’nin toplam vergi gelirinin yaklaşık 3’te 1’inin taşıt vergilerinden alınmasını şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur. Daha somut bilgi için aşağıdaki tabloya bakabilirsiniz.

 

 

_____Bu kadar astronomik olmasa da motorsikletler için de 100cc ve üzeri olanlara her 6 ayda bir vergi ödemek zorundasınız.

 

_____Satın alırken ÖTV’nin KDV’si, gümrük vergisi, taşıt satanların ödediği gelir ya da kurumlar vergisi, çalışanlar nedeniyle sorumlu sıfatıyla ödenen vergiler, nakliyecilik yapanların ve oto bakım-tamirat işi yapanların ödedikleri vergiler, trafik para cezaları, otoyol ve köprü geçiş ücretleri, araçların tamir, bakım ve yedek parçalarından alınan KDV’ler derken geniş perspektifle düşündüğünüzde alın terinizin ne kadar fazla kısmının devlete gittiğini daha iyi kavrayacaksınız.

 

_____Ülke olarak vergi artışında dünyada bir numaralı olduğumuz için sadece bu yıl için fazla vergi ödeyeceğinizi zannederek yanılmayın. Vergi yükü artışında 26 yıldır bir numarayız.

 

 

2 – YAKIT TÜKETİMİ VE YAKIT VERGİLERİ

 

_____Benim arabam LPG’li, benimki Dizel, abimin otomobilini kullanıyorum çünkü sadece 1000cc. Hiçbiri ama hiçbiri ekonominin yanından bile geçmiyor. Maliyet mühendisliği okuyanlarınız hatırlayacaktır; Cost/Efficiency (Maliyet/Verimlilik) konusunu ve formüllerini gerçek hayata uyarlarsanız, hayat kaliteniz de artar, gelir/gider dengeleriniz de düzelir.

 

– 1000cc’lik bir otomobil ile uzun yollar sıkıcı hale geliyor.

 

– Dizel otomobiller, Benzinli modellerine göre 3000 ile 7000TL arasında daha yüksek fiyata satılıyor.

 

– Yıllık kilometreniz az ise Dizel otomobillerin ilk alım fiyat farkları ve yıllık bakım masrafları hiç de ekonomik değil.

 

– Benzinli otomobile LPG taktırmanız için en az 1500TL’yi ödedikten sonra aracınızı vizeden geçirmek zorundasınız.

 

– Piyasadaki LPG sistemlerinin birçoğu hatalı uygulanarak hayati riske ve büyük kazalara sebep oluyor.

 

– LPG yakıtının fiyat avantajı mazide kaldı.

 

– Trafikte seyreden sürücülerin %99’u araçlarını ekonomik kullanmıyor.

 

_____Çoğunlukla şehir içinde kullanılan araçlar, yine çoğunlukla trafiğin en yoğun olduğu saatlerde kullanılıyor. Ekonomik yönü kaldı mı?

 

_____Yukarıda saydıklarım, daha ziyade ekonomi peşinde olan sürücülerdi. Bunlara bir de trafiğin geri kalan % 50’sini oluşturan sürücüleri hesaba katalım.

 

– Büyükşehirlerde 1400cc üzeri benzinli araç kullananlar

– 2000 cc üzeri LPG’li araç kullananlar

– Hangi yakıtı kullanırsa kullansın 3000cc üzeri araç kullananlar

– Sürekli düşük viteste araç kullananlar

– 100 metre ileriye bakmak yerine 10 metre ileri bakarak sürenler

– Kırmızı ışık yarışçıları

– Önünde araç olmasına dayanamayıp her önündekini sollayanlar

– Lastiklerinin aşınmasına önem vermeyenler

– Motor bakımını yaptırmayanlar

 

_____Trafikteki % 99’luk kesim, mutlaka bu maddelerden en az birine giriyor. Siz de yukarıdaki maddelerden en az birine giren % 99’un içindeyseniz, siz de ekonomik bir yaşam sürmüyorsunuz demektir.

 

_____Şehirlerarası 100 km’de 30 Litre (120 TL) yakan Bugatti Veyron, Şehiriçi tüketiminden bahsetmiyorum bile!

 

_____Veyron size uçuk bir otomobil gibi gelebilir, caddelerde neredeyse normal binek otomobillerin sayısı kadar sayıya sahip lüks otomobiller ve arazi araçları da kilometrede 50 Kuruş ile 1 TL kadar yakıt tüketmekteler.

 

3 – PARK SORUNU

_____Küçük veya büyük fark etmez, bir motorlu taşıt sahibisiniz değil mi? Park sorunu yaşayacaksınız. Nasıl ve nerelerde mi? Hatırlayalım;

– Evinizin önüne park edemezsiniz. Çünkü tesadüfen mesleği haline gelmiş proje mühendisleri ve müteahhitlerin elinden çıkan park yeri düşünülmeden inşa edilmiş apartmanlarda yaşıyorsunuzdur.

 

– İşyerinizin önüne park edemezsiniz. Anayolda ve işlek bir caddede işyeriniz varsa, yine yanlış şehir plancılığı yüzünden kendi işyerinizin önüne park ettiğiniz için her gün park cezası ödemek zorunda kalırsınız.

– Ola ki dakikalarca park yeri aradıktan sonra boş bir yer buldunuz ve park etmek üzeresiniz. Park edeceğiniz yerin önündeki işyeri sahibi, işyerinin önüne aracınızı park etmenizi istemez.

 

– Yine binbir aramanın ardından boş bir park yeri bulursunuz ve yine siz tam park edecekken bir başkası da aynı yere park etmeye çalışır ve gereksiz yere tartışma yaşarsınız. Psikolojik sağlık durumunuza göre belki de bu tartışmanın sonu hastane veya karakolda da bitebilir.

 

– Park yeri buldunuz diyelim. Aracınızdan indiğiniz anda tanışacağınız resmi veya mafya çalışanı otopark görevlisinin sizden isteyeceği ücret ile ya sinir katsayınız yükselir ya da zamanla kanıksayarak siz de haksız kazanç elde edenlere ömürboyu sponsorluk yapanlara katılmış olursunuz.

 

– Yıllardır hayal edip sonunda sahibi olabildiğiniz, sizin için en değerli menkul varlığınız olan, hala taksidi bitmemiş otomobiliniz veya arazi aracınızı boş bulduğunuz bir yere veya ücretini ödediğiniz otoparka park ettiniz. 2 saatlik işiniz bitti ve aracınıza döndüğünüzde 300TL değerindeki sinyali kırılmış! veya 1000TL değerindeki tamponu göçmüş! o göz alıcı boyası çizilmiş! Tecrübesiz, dikkatsiz bir başka sürücü ya da otopark görevlisi sayesinde o güne mutlu devam etmeyi unutabilirsiniz.

 

_____Eğer bu tip bir otomobiliniz varsa daha az park sorunu yaşarsınız, veya gelin siz bisiklete binin ve hiçkimse size park konusunda sorun çıkarmasın;

 

4- YOĞUN TRAFİKTEKİ YAVAŞLIĞI

_____Çevrenizdeki herkese caka satabileceğiniz 5000cc’lik kaslı araç tabir edilen bir spor otomobiliniz, çift turbolu, 250km sürate ulaşabilen Avrupalı ya da İtalyan yarış aracınız, kilometrede 1TL yakıt tüketen bir arazi aracınız veya uçak kalkış sesine yakın bir gürültü üreten Doğan görünümlü bol modifiyeli bir Şahin’iniz var diyelim. Hangi gruba girerseniz girin, size göre siz hızlısınız değil mi?

 

_____Bize (bilinçli bisikletçilere) göre değilsiniz. Trafiğin en yoğun olduğu sabah işe gidiş, akşam üzeri işten dönüş ve hafta sonları alışveriş merkezlerine gidiş yollarına bir kez daha bakın. Bu defa dikkatle bakın ve 5 kilometrelik mesafeyi 20-60 dakika arasında geçtiğinizi farkedeceksiniz. Üstelik bir de yol üzerinde bir kaza olmuşsa, bu süre daha da uzayacaktır. Halbuki bu 5 km’lik mesafeyi bisikletle 10, evet yanlış okumadınız 10 dakikada katedebilirsiniz.

 

_____Şehir içi trafiğinde bisiklet, (Bmx ve çocuk bisikleti haricinde) her zaman otomobillerden daha hızlıdır unutmayın.

_____Ferrari’niz de olsa Porsche’unuz da olsa trafikte böyle sıkışırsınız:

 

 

 

_____En kalabalık nüfuslu şehrimiz İstanbul’a 10 köprü de yapılsa, alternatif ulaşım çözümlerinin en etkilisi bisikletler kullanılmadıkça bu trafiğin iyileşmeyeceğinden emin olabilirsiniz.

 

5 – BELGE YOKSA KULLANAMAZSINIZ

 

_____Motorlu araç kullanmak için ehliyet almanız şarttır. 3 aylık ücretli ve sürekli katılım gereken bu ehliyet eğitiminde teorik ve pratik bilgi ile donatılırsınız, tabi seçtiğiniz ehliyet kursu kaliteli bir kurs ise.

 

_____Birçok ehliyet kursu, yetersiz ve demode eğitim verirken paranızı sokağa atmış oluyorsunuz. Üstelik hem kendi hayatınızı, hem de başkalarınınkini riske atacak sonuçlara sebep olacak bu kurslarda en değerli olgu olan zamanınızı kaybediyorsunuz.

_____Bu bilgilere bir de ne kendi yaşamını, ne de başkalarının yaşamlarını önemsemeyen milyonlarca insanın, yetersiz eğitim süreci sonunda bir de işini lalettayin yapan trafik yetkililerine rastlayarak “kolaylıkla” ehliyet aldıklarını ekleyin. Direksiyon başındakilerin sakin karakterli olduklarını varsaysanız bile eğitimleri yetersiz olduğu için ve ehliyet almak sadece ücretini ödeyerek sahip olunabildiği için trafikte yüz binlerce trafik canavarı olduğuna emin olabilirsiniz.

_____İstisnai bir şekilde kaliteli, modern, doyurucu eğitim veren bir ehliyet kursuna yazıldınız. İşini layıkıyla yapan trafik yetkililerine de rastladığınız için ehliyet belgenizi hakkınızla aldınız ve gönül rahatlığıyla trafiğe çıkabilirsiniz. Eğer unutkan biriyseniz veya yoğun bir iş yaşamınız varsa bir gün ehliyetinizi evinizde unutup yola çıkma ihtimali yaşayabilirsiniz. Böyle bir durumda büyük para cezası ödemek zorunda kalacağınızı hatırlatmalıyım.

 

_____Ehliyetiniz yanınızda olmadan aracınızı kullanmaktan bir defa ceza yiyerek kurtulduğunuzu sanmayın. Aracınızın trafik sigortası, vizesi olmadan yola çıkamazsınız. Çünkü motorlu taşıt sahipleri için devlet tarafından zorunlu kılınmış prosedürlerdir. Kaza, çalınma vb kayıplar konularında önlem için ayrıca kasko da yaptırmanız lehinize olacaktır. Bunların tamamı sözde kolay, uygulaması hep aile veya kurum bütçenize ek külfet getirecek konulardır.

 

 

6 – SAĞLIK DÜŞMANI

 

_____Üretim amaçları gereği taşıtlar kelime anlamlarını karşıladıkları gibi biz insanları ve yüklerimizi taşımaya yararlar. Bu açıdan kullanışlılardır. Ancak motorlu taşıtlar, insan hayatının merkezi haline geldikçe bizim kendi gücümüzle yapabileceğimiz işleri de devraldıkları için giderek insanoğlunu tembelleştiren faktörlerin başına yerleşmiştir.

 

_____Kendim de eski bir profesyonel olduğum için bunun üzerinden örnek vererek başlayacağım.

 

_____Şimdiye kadar değil obez, fazla kilolu bir bisiklet yarışçısı görmemişsinizdir. Profesyonel olmak da şart değildir. Kalıcı bir hastalığı yoksa veya büyük bir beslenme yanlışı yapan biri değilse, kilolu bir amatör bisikletçi de göremezsiniz. Çünkü motorlu araçlar sizi pasif kılarak tembelleştirip kilo aldırırken, bisiklete bindikçe dinlenme nabzınızın üzerine çıkarak sportif faaliyet nabzınıza ulaşırsınız. Bunu daha bilinçli yaparsanız yağ yakım nabzınıza ulaşarak toplam vücut yağ miktarınızı her sürüşünüzde azaltabilirsiniz. Üstelik bisiklet sayesinde sağlığınızı kazanırken, hem başka bir yere ulaşırsınız, hem de bisikletinizi sürdükçe keyif alırsınız. Sizi yaşama bağlayan başlıca keyiflerden biridir.

 

7 – ÇEVRECİ DEĞİLDİR

_____Her ne kadar teknoloji geliştikçe araçların egzoz gazı zararlı içerikleri azaltılmaya çalışılsa da bizimkisi gibi gelişmekte olan ülkelerde halen yollarda 30-40 yaşında, bundan 50 yıl öncesinin teknolojisine sahip, soba bacası gibi egzoz gazı salınımı yapan motorlu araçları görebilirsiniz.

 

_____Egzoz gazı yayan seri üretim bir bisiklet gördünüz mü? Veya duman atan bir bisiklet? Saçınızı kirleten, cildinizin kalitesini düşüren, karbonmonoksit gazı yüzünden sizi öksürüklere boğan bir bisiklet de göremezsiniz.

 

_____Düşük emisyon değeriyle tanıtımı yapılan 5.nesil BMW 3 serisinin dizel motorunun CO2 emisyonu bile, her bir kilometrede 109 gram iken, bir de lüks sınıf veya eski teknoloji, bakımsız, yağ yakan araçların her bir kilometrede dünyamıza yaymış olduğu CO2 oranlarını düşünün.

 

_____Örnek vermek gerekirse dışarıdan hoş görünen bir Ferrari 612 Scaglietti her bir kilometrede dünyamıza 470 gram karbondioksit gazı salar.

 

 

8 – KAZA ORANLARI BİSİKLETE GÖRE DAHA FAZLADIR

 

_____Trafikte bulunan motorlu araç sayısı daha fazla olunca, sürücüler olması gerektiği gibi bir ehliyet alma sürecinden geçmeyince, trafik memurları görevlerini yapmayınca, kanunlarda boşluklar olunca doğal olarak kaza sayısı da daha fazla oluyor. İster en ileri güvenlik teknolojisiyle donatılmış bir aracınız olsun, ister aracınız zırhlı olsun er ya da geç küçük veya büyük bir kaza geçirirsiniz. Çoğunlukla yaşanan kazalar ya yaralanmayla, bazen ölümle, ama mutlaka maddi hasar ve maddi kayıpla sonuçlanır.

 

_____Oysa ki bisiklet kazalarında, eğer çarpışılan nesne bir motorlu araç değilse, bisikleti sürenin başında kask takılıysa, sürüş tarzına uygun donanımla yola çıkılmışsa (tepeinişinde tam koruma, cross country’de bölgesel koruma gibi), uçurumdan düşülmedikçe ölüm veya büyük yaralanmalar yaşanmaz.

_____Şimdi göreceğiniz 2 tablo ile Türkiye ve kaza konularına dair en somut bilgileri elde edeceksiniz;

_____Her geçen yıl katlanan kaza ve yaralı sayısını farketmişsinizdir. Şimdi 2010 yılında kazalara karışan araçların türlerine göre toplam sayılarına göz atalım;

 

_____Burada gördüğünüz kazaya karışmış bisiklet sayısı gördüğünüz üzere kazaya karışmış otomobil veya diğer motorlu araç sayısına göre çok daha düşük. Bu kadar bisiklet kazasının sebebinin kendilerine çarpan motorlu araçlar olduğunu söylemeliyim.

 

9 – BİSİKLETİN VERDİĞİ ÖZGÜRLÜK HİSSİ, OTOMOBİLLERDE YOKTUR

 

_____Milyonlarca çocuk yanılıyor olamaz! Bu eşsiz araç, bizleri daha çocukken cezbediyor. İster sahilde kısa bir akşam sürüşü yapalım, ister arkadaşlarımızla akrobasi denemeleri yapalım ya da şehirlerarası tura çıkalım, hatta dünya turuna çıkalım, her sürüşümüzde kendimizi, çevremizi, hayatı ve dünyayı keşfederiz.

 

_____Bisiklete binen insanların yüz ifadelerine daha dikkatli bakın. Her birinde mutluluk, huzur veya coşku göreceksiniz. Bunların hepsi de olumlu hislerdir. Canınız sıkıldığında, eşinizle/sevgilinizle tartıştığınızda, borçlar bunalttığında, çaresiz hissettiğinizde, yalnızlık çektiğinizde, karamsarlaştığınız her anda kötü alışkanlıklarla durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirmek yerine bisikletinize atlayın, dışarı çıkın. Tercihinize göre yalnız bile olsanız dağlara tırmanın, arazi sürüşü yaparken doğayı keşfedin veya izninizi, boş günlerinizi ayarlayıp birkaç günlük şehirlerarası tura çıkın. Hiç mi izniniz, vaktiniz yok? Şehir merkezine gidip akrobasi yapan gruplara katılın. Önce izleyin, sonra kendiniz deneyin.

 

 

10 – TAMİRİ VE PARÇA DEĞİŞİMİ USTALIK GEREKTİRİR

 

_____Bir araç düşünün, her şeyiyle size ait fakat ne parçasını siz değiştirebiliyorsunuz, ne de bir yeri arızalandığında kendiniz müdahale edebiliyorsunuz. Tamamıyla başkalarına bağımlısınız. Ehliyet kursunuzu aldığınız dönemde, motor dersini birincilikle geçmiş olsanız bile motorlu aracınızla yolda kaldığınızda kendi başınıza tamirini yapamazsınız. Mutlaka bir tamirci çağırmak zorunda kalırsınız. Tabi tamircinizin telefon numarasını biliyorsanız veya en yakın tamirci sizden çok uzakta değilse, ancak bu durumda tamir mümkün olacaktır. Yol yardımı servislerinin her semt veya kasabayı kapsamadığını biliyorsunuzdur. Otomobilinizin arızalandığı yerin yol yardımı servislerinin kapsama alanında bulunduğunu farzedelim, o vakit asıl arızanızın maliyetinin en az iki katını ödemeye razı olacaksınız. Siz hiç triger kayışını kendi değiştiren bir otomobil sahibi gördünüz mü? Veya fren balatasını değiştiren bir bayan şoför? Halbuki bisikletinizin fren pabuçlarını, disk fren kullanıyorsa fren balatalarını, tekerlek setini, lastiklerini kolaylıkla kendiniz değiştirebilirsiniz.

 

 

 

_____Otomobil kullanmayı savunan insanlara bu makalemi okutarak onların da bilinçlenmesini ve doğru yolu bulmalarını sağlayabilirsiniz.

 

Hazırlayan: Fatih Buzgan


  

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın