Neden Çocuklar Bisiklet İle Okula Gitmiyor?

24/07/2012  //     //  Genel

Geçenlerde sosyal paylaşım sitelerinin birinde bir fotoğrafla karşılaştım ve üzerinde o kadar düşündüm ki… Düşüncelerimi toplamak için kaleme sarıldım, mecburen.

Fotoğrafta sizin de gördüğünüz üzere çocukların okula bisikletle gidip gelme yüzdeleri, ülkelere göre verilmiş ve tabi ki ilk sırayı Çin almış. Daha sonra Hollanda, Danimarka şeklinde sırayla gidiyor. Çin nüfusu ile Hollanda nüfusu kıyaslanacak olursa en yüksek oranın Hollanda’da olduğu görülecektir. Asıl mevzu bu değil tabi ki. Bu paylaşımın altındaki yorumlar beni düşündürdü. Bir İngiliz ” Bu listede neden biz listeye girememişiz, benim ülkemde herkes bisiklete biniyor, demek ki o kadar kullanmıyormuşuz.” diye bir yorum yapmış. Bu şu anlama geliyor; “Bisikleti yaygın olarak kullanmaktayız, üstelikte ulaşım aracı olarak ama henüz çocuklarımızı bisiklet ile okula göndermede yeterince başarılı olamamışız.”

Başka birçok yorum var ve bu yorumlar hep çocukların okula bisiklet ile gitmesini teşvik üzerine yazılmış. Birazcık interneti karıştırdım ve diğer ülkelerin çocukları bisiklet ile okula gitme konusunda ne kadar çaba sarf ettiğini gördüm. Bu konuda yazılmış bir çok makalenin yani sıra, düşüncenin başarıya ulaştığına dair bir çok haber ile karşılaştım. Durdum ve düşündüm, bizim ülkemizde ” Bizler kendimiz güvenle binemezken çocuklara nasıl bisiklet ile okula git deriz?” Güvenli yollarımız olmadan, bizi savunacak ve koruyacak kanunlarımız ve bu kanunları uygulayacak polisler olmadan bu iş olur mu? Dahası bisikletin bir ulaşım aracı olduğunu bilmeyen bir toplumla bu iş olur mu?

 

  

Topluma bisiklet alışkanlığı kazandırmak zaten oldukça güç iken, nedenini anlayamadığım bir şekilde bizim toplumumuzda bisikleti taşıt statüsünde olduğunu kabul ettirmek de oldukça zor. Tabi bisikleti tüm topluma taşıt olarak kabul ettirmek için öncelikle sayıda artış sağlanmalı. Son birkaç yılda bu sayıda ciddi artışların olduğu da bir gerçek sanırım. Bazen algıda seçicilik gibi gelse de gerçekten bisiklet sayısı oldukça arttı, bunun yanı sıra da bisikletin günlük yaşamda(televizyon, sinema vb.) kullanılması da oldukça sıklaştı. Peki ama bisikleti daha da nasıl yaygınlaştırıp, çocukları okullara güvenli şekilde bisiklet ile gönderebileceğiz.

 


Belli bir yaşın üzerindeki kişilere de alışkanlık kazandırmak, tabiri caiz ise, deveye hendek atlatmaktan zordur. Kişinin kendi içinde bir eğilimi olmadan, bisiklet alışkanlığı kazandırmak, hele de şehir içinde kullanmasını istemek ve beklemek boş bir hayal olur. Kısır döngünün başlangıcı tam da burası.

Genç veya çocuk yaşta birine bu alışkanlığı ve bilinci oluşturmak çok daha kolay olacaktır. Ancak tabi ki, bir çocuğa “bisiklete bin” demek için öncelikle ailesinden izin almak gerekir, bunun içinde ailesinde bu bilincin oturmuş olması gerekir. Alın size kısır döngü… Bu döngüyü yenebilmenin yolları tabi ki var ve benim ilk aklıma gelen öğretmenlerimiz oldu, her konuda yol gösterdikleri gibi bu konuda da yol gösterici olması gerekir. Bir toplumu eğitmek onların uzmanlık alanı olduğundan bu konuda onlardan yardım almadan başaramayız.

 

Hele ki çocuk yaşta birine bir alışkanlık kazandırmak gerekiyorsa önce onun örnek aldığı kişilere o alışkanlığı kazandırmak lazım… o yaşta bir çocuk için öğretmen ne derse doğrudur kuralı geçerli olduğundan büyük görev öğretmenlerimize düşüyor.

Hepimiz ilk trafik kurallarını, karşıdan karşıya geçerken neler yapmamız gerektiğini ilkokul öğretmenimizden öğrenmişizdir. Peki ya tüm bunları öğreten öğretmenlerimiz neden hiç “bisiklet” kelimesini kullanmaz? Aslında cevabını hepimiz biliyoruz, bisiklete güvenli binebileceğimiz, taşıt yollarında bizlere ayrılmış özel bölümler yok. Bu sebeptendir ki sevgili öğretmenlerimiz hiç “bisiklete binin”, ya da “okula bisiklet ile gelin!” demezler, cesaret edemezler, çünkü çoğu kez kendileri de istemezler. Yine döngünün başına dönüyoruz, onlar bu bilinci yıllar önce oluştursaydı, şimdi güvenli yollarımız olabilirdi. Şuan da yok diye vazgeçmeyeceğiz tabi ki, yeni nesilleri yetiştirecek olan öğretmenlerimizi bisiklet kullanmaya yönelteceğiz, öğrenciler öğretmelerini bisiklet ile gördükçe doğrunun bu olduğunu anlayacak ve zamanla ailelerini bisiklet konusunda iknaya edecekler. Hatta belki de aileleri ile birlikte bisiklete binecekler. Okullarına bisiklet ile gidip gelmeye başlayan veya ilkokul öğretmeninin söylediklerini belki üniversitede daha yeni gerçekleştirebilen o çocuklardan biri ileride doktor olacak ve hastaneye bisikleti ile gidip gelecek, hastalarına bisikletin ne kadar sağlıklı olduğunu anlatacak, bisiklet belinize, dizinize zararlı diyen doktorların tersine doğruyu anlatacak hastalarına. Bir başkası ise belki milletvekili olacak, ya da belediye başkanı veya vali. Üst düzey görüşmeleri dâhil ( Bir kaç ay önce hepimiz özenmiştik. ) tüm ulaşımını bisiklet ile yapacak ve bisikletliler için daha da güvenli yollar yapacak veya bisikletlileri trafikte koruyan kanun teklifleri sunacak.

 

Uzak bir gelecekte güzel şeyler bizleri bekliyor gibi değil mi sizce de, yoksa ben mi çok iyimserim.

Bu iş çözümün büyük bölümü eğitim ve okulda denilince iş sadece öğretmenlerimize düşmüyor tabi ki. Öğretmenlerin çocuklara bisiklet alışkanlığı kazandırması için bisiklet için uygun yollar, park alanları gerekli. Okul bahçelerine başlangıçta sayısı az bile olsa bisiklet park yerlerinin yapılması bile bazılarını harekete geçirecektir. Evi yakın olan öğrenci (özellikle kendi kararlarını alabilen bir lise öğrencisi) okula bisikleti ile gelecektir. Bunu gören arkadaşları teker teker bisiklet ile gidip gelmeye başlayacaktır. Belki de bunu gören kardeşi de okula bisiklet ile gidip gelmek isteyecek ve bunu gerçekleştirecektir. Bundan eminim çünkü bu olayın bir benzerinin kendi kardeşimde yaşadım; kardeşime bisiklet aldıktan hemen sonra 4 ya da 5 arkadaşı da bisiklet aldı. Şuan hiç üstünden inmeyip dershaneye, okula bisikleti ile gidip gelenler var. Küçük bir hareket ama nelere mal oldu.

 

 

 

İşin Türk toplumuna aykırı gelen kısmı, “bisiklete binilir mi hiç, çocuk gibi” veya “ araba almaya paran yok mu, bisiklete biniyorsun?” kısmıdır. Bisiklet utanılacak, ayıp veya günah değildir. Bisiklet tam aksine bir toplumun uygarlığının simgesidir. Bir toplumda bisiklet varsa saygı vardır, insanların birbirlerini çiğnercesine akan trafik yoktur. Bisikleti aktif olarak kullanan toplum birbirine üstünlük kurmaktan uzaklaşmış, eşitlik içinde yaşayan bir toplumdur. Bisiklet sabırlı bir toplum yaratır. Bisikletli toplumda büyüyen çocuk daha aktif ve daha girişimci yetişir, sosyal hayatın içinde gerçek bir birey olur. İsteklerini söylemekten çekinmez ve hayallerini gerçekleştirmek için çabalar.

 

 

Yazıyı okuyan ve bisiklete binmeyi çok seven öğretmenler illa ki vardır, ya da bisiklete binmeyi çok isteyen. Tüm korkularınızı, çekincelerinizi bir kenara atın ve okulunuza veya herhangi bir yere giderken ulaşım aracı olarak bisikleti tercih edin. Unutmayın ki öğretmenler olmadan ne medeniyet olurdu ne de toplum. Önce kendinizi ikna edin daha sonra sizleri örnek alan tüm çocuklarınızı, öğrencilerinizi…

 Belki daha sonra diğer ülkelerin neden fotoğraftaki listeye girmek için yarıştıklarını anlayabiliriz. Ama daha yolumuz var…

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın