Neden Bayan Bisikletli Sayısı Bu Kadar Az?

22/02/2013  //     //  Genel

 

 

 

Bir süre bisiklet camiasının içinde bulunduktan sonra erkek kadın ayırmaksızın neredeyse herkesin aklından bu soru geçer; Neden bayan bisikletçi sayısı bu kadar azdır?

 

Acaba grup sürüşlerinin rotaları mı onlara uymaktadır? Yoksa binilen zamandaki mevsim ve iklim şartları mı onlar için daha önemlidir? Veya bisiklete binmek bayanlara daha az mı keyif vermektedir?

 

Aslında bu soruların hiçbiri bizi sonuca, sorunun asıl kaynağına ulaştıramaz. Çünkü yeterince derin sorular değildir. Yüzeysel ve dar bakış açısıyla ancak yersiz önyargıları doğuran cevapların soruları olabilir.

Fakat bisiklet camiasının içinde hem yeterince süre boyunca, hem de her aşamasında bulununca ve iletişimi güçlü biri olunca size daha fazla bilgi akışı ve daha samimi itiraflar, cevap ve paylaşımlar ulaşıyor. İşte bu bilgiler de sizi, bazı soru ve sorunların asıl kaynağına ulaştırmayı kolaylaştırıyor.

 

Yine de Sokrates gibi her sorunun köküne inebilmek için bazen “3 defa neden” sorusunu sormanız gerekebiliyor. Üstelik her daim işe yarayan bu teknik ile diğer konulara dair sorunlarınızı da çözebilirsiniz. Şimdi tekrar konuya dönelim.

 

Asıl sorun aslında gerçekten büyük iken, şimdi sosyal paylaşım sitelerinde bir anket düzenleseniz, bayanların çoğu bu gerçeği saklayacağı gibi, katılımcıların çoğu da erkeklerden oluşacaktır. Çünkü halen erkek egemen bir toplumuz! Bu konuya da her değinildiğinde bu sözün ardından kadın egemen bir toplum beklentisi içinde olduğu düşünülebiliyor fakat benim açımdan kesinlikle böyle bir beklenti, dilek yok. Zira hayat, her alanında bir tarafın egemenliği, hakimiyeti şeklinde yaşanmamalıdır. Eşitlik olduğu taktirde her iki cinsiyetin sahipleri de mutlu olabilirler.

 

Şimdi sorunlara değinelim ve hep beraber sorunun asıl nedenine ulaşalım. Grup sürüşlerinden haberdar değilsiniz veya şehrinizde, ilçenizde bu tür grup sürüşleri henüz yok diyelim. Bu durumda bir bayan bisikletçi olarak bütün sürüşlerinizi yalnız veya şanslıysanız bir arkadaşınızla yapacaksınız demektir. Peki değişime, yeniliklere kapalı olan kültürümüzde, birbirini tıpatıp izleyen koyun zihniyeti içerisinde her farklı rengin alay edildiği, aşağılandığı, cahilce eleştirildiği ve hatta taciz edildiği bu toplum içerisinde başınıza neler gelecektir? Önce aile bireylerinizden sağlık, medeniyet adına yaptığınız girişiminize köstek olduklarını göreceksiniz. Bunu aşabildiniz diyelim, sokağa adım attığınız anda sizi tayt ve renkli formalar içerisinde gören mahalle sakinleri, komşularınızdan başlayarak sürüş güzergahınız üzerindeki her bir birey, istisnasız yabani gözlerle süzecek, sizin farklılığınız hakkında acımasız eleştiriler yaparken bazılarının kötü hayal ve niyetlerine bile başrol oyuncusu olarak zorla atanacaksınız.

 

Araba sürücüsü tarafından tacize uğramadan gezen bir bayan bisikletli

 

Her geçtiğiniz sokak ve caddede birinin sözle tacizine, motorlu araç sürücülerinin ezik ve görmemiş olanlarının da fiziki tacizine maruz kalacaksınız. Bazen moraliniz bozulacak, bazen dengenizi kaybedip düşecek, bazen büyük kazalar yaşayacaksınız. Yolların ve trafik sisteminin zaten bisikletli gibi modern vatandaşlara göre tasarlanmadığı yollarımızda, “ne arıyor bu kadın bisikletiyle bizim yolumuzda!” zihniyetiyle her fırsatta sıkıştırılacaksınız. Sporu çocukluğundan ölümüne kadar tv karşısında futbol seyredip, yabancı ülke vatandaşlarına milyon dolarlar kazandırırken onların kazanıp kaybetmelerine şahit olmak, bu esnada küfür ederek tatmin olmaktan ibaret zanneden insanların direksiyon başına geçtiklerinde hiç çekişme, yarışma ruhu yaşamadıkları için sizinle altlarındaki doğa düşmanı otomobilleriyle yarışmaya sizi zorlamak durumunda bırakacaklarını göreceksiniz.

 

Bunların hepsine önlem olarak kişisel müzikçalarınızla yapacağınız sürüşlerde müziğin ritmine kapılıp eğlenirken, arkanızdan son sürat gelen ve sizi birazdan hastanelik edecek olan minibüs veya taksinin size yaklaştığını göremeyeceksiniz. Belki bunu her gün yaşamayacaksınız fakat bir defa bile yaşamanız sizi aylarca yatalak hale sokacak, belki ömür boyu engelli olarak yaşamanıza sebep olacaktır. Konunun bu kısmına hepimizi ilgilendiren, idealinde olması gerektiği gibi bisiklet yolları ve şeritlerinin yapılmasıyla çözüm bulunabilir.

 

Hadi biraz daha güzel bir profil çizelim. Büyük bir şehirdesiniz ve şehrinizde her hafta düzenlenen grup sürüşleri var. Ne mutlu size! İlk defa gittiğiniz bu turda insanları tanımaya çalışıyorsunuz ve arkadaşlıklar ederek hem bilgilerinizi artırmak, hem de sürüşünüzden alacağınız keyfi artırmak niyetindesiniz. Bir sürü de arkadaşlık ediniyorsunuz. Ne güzel! Boyunuza, yüz güzelliğinize ve vücut ölçülerinize göre çevrenizdeki “arkadaş” sayısı değişiyor. Konuşkan ve güleç biriyseniz çevrenizden “arkadaşlar” eksik olmayacaktır. Bunların bazılarıyla elbette ortak yönlerinizi çıkacak, mizacınız, tarzınız uyacak ve daha yakın paylaşımlar içerisine gireceksiniz. Bu da çok doğal! Fakat diğer yanda sizi hep izleyen fakat bu izlemeyi naif bir duygusal his ile değil, sadece skor peşinde olan karaktere sahip bireyler olarak yakın çevrenizden eksik olmayan bisikletçiler de olacaktır. Bu kişiler, sizin görüşüp anlaştığınız insanlar hakkında her fırsatta olumsuz konuşacak, onların sizi kullanmak için sizinle arkadaşlık ettiğinizi iddia edecek, aslında tüm bu esnada kişi kendini tarif etmiş olup, diğer arkadaşlarınızdan sizi uzaklaştırmaya çalışırken kendine yaklaştırmaya gayret edecektir.

 

Bu insanların söyledikleri önceleri tuhaf, sonradan ilginç gelecek, bir süre sonra aynı yönde sesler arttıkça “öyle mi acaba?” dedirtecek şekilde sizi etkileyecektir. Peki tüm bu süreç içerisinde bisiklete dair gelişiminizden bahsedebilir miyiz? Hayır, performansı kasetmiyorum, o açıdan gelişmemekte olduğunuz şüphesiz. Fakat bisiklete olan sevginiz, bağlılığınız? Eğer yürekten bağlanmışsanız, etkisi belki az olacak fakat her sürüşünüzde yine bu insanlarla karşılaşacak mıyım sorusunu bilinçaltından kendinize soruyor olacaksınız.

 

Tüm bu bahsettiklerimizin altında yatan temel neden camianın içindeki erkeklerin çoğunun partner bulmak için bisikleti araç edinmeleridir. Bu pek tabi sıradan bir olaydır. Ancak eğer durum, diğer insanların kişiliklerine hakaret edecek kadar, özel hayatlarını bilmeden hayasızca eleştirecek kadar ileri gidiyorsa orada sorundan söz edilebilir. Bu yüzden herkesin arkasından konuşmak yerine birebir kendisiyle konuşup, sap ile samanı kaynağından bilgiyi edinerek ayırmak gerekir. Böylece kimse kimsenin hakkında bilmeden yorum yapmamış olacak, herkes daha içten davranarak, gerçek niyetini belli ederek ilişkilerine sağlıklı bir şekilde devam edebilecektir.

 

Ne yazık ki camia kalabalıklaşırken, bunu oluşturanların kaliteli karakter oranını da düşürmektedir. Bu durumda bayan bisikletçilere yanlış yapanları, sırf hasetlik yüzünden başkalarını acımasızca eleştirip, dedikodu yapanları, sizin enerjinizi alıp size olumsuz ve içi boş bilgi, enerji aktaranları hayatınızdan çıkararak, daha az görüşerek temiz bir çevre sahibi olabilirsiniz. Ayrıca çevrenizde karakterini beğendiğiniz tüm insanları bisiklete davet ederek, temiz bir camia oluşturmaya da katkıda bulunabilirsiniz.

 

Bisiklete binen insanlar mutludur, eğer dış faktörler onları olumsuz etkilemiyorsa.

 

Kadınlar, zaten hayatın birçok alanında çeşitli tacizlere ve üzüntülere maruz kalıyorlar. Bari bisiklet gibi en medeni aracın içinde bulunduğu camialarda bu gibi durumlara izin vermeyelim ve eşit cinsiyet katılım oranıyla herkese güvenilir bir ortam sunalım.

 

Dedikodusuz, temiz bir çevre ve keyifli sürüşler diliyorum.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın