Bisikletteki Hayat Sigortanız

08/12/2012  //     //  Genel

 

 

Eğer konu başlığını bisiklette güvenlik gibi bir ifade kullanarak seçseydim, istediğim etkiyi bu kadar veremeyebilirdim. Zira dünyanın en iyi alternatif ulaşım aracı ve en keyifli araçlarından biri olan bisiklet, aynı zamanda dünyanın en riskli araçlarından biridir. Çünkü sizi koruyan bir şasi, bu şasiyi çevreleyen çelik barlar, hava yastıkları, Abs, çekiş kontrol sistemi ve bunlar gibi hiçbir teknolojik güvenlik artırıcı ekipmanınız yoktur. Olası bir kazada en büyük zarar gören taraf (istisnalar hariç) her zaman siz olacaksınızdır.

 

Peki sırf bu gerçek yüzünden bisiklete binmemeli miyiz? Ya da 30 yıl, 50 yıl boyunca binen hatta yarışabilen insanlar şans eseri mi yaşıyorlar? Zifiri karanlık arazide 40 kilometre hızla teknik inişler yapabilenler, ülkenin/dünyanın bir ucundan diğer ucuna bisikletiyle gece gündüz seyahat edenler,  kanunsuz otomobil ve otobüs şoförlerinin hüküm sürdüğü büyükşehir caddelerinde bisikletleriyle dağıtım yapan ya da ulaşımını bisikletiyle sağlayanlar, aniden 180 derece dönerek 1.5 metrelik boşluğa yüzlerce defa atlayan bisikletliler, bu insanların hepsi mi çılgın, yoksa hepsi mi saf? Elbette hayır. Her biri yapmakta olduğu etkinliğin gereksinimlerini bilip, bunları yerine getirerek hayatta kalmaya devam ediyorlar ve olası durumlarda en etkin korunmayı gerçekleştiriyorlar. Öyle mi?, bir daha bakalım. Bilenler için hatırlatma, bilmeyenler için hayat sigortası değerinde bilgiler olsun.

 

1) BAŞINIZDA OYNAMAYAN BİR KASK

 

 


üstteki örnekte gösterildiği gibi soldaki iki görünüm de yanlış olup, kask sağda görüldüğü gibi giyilmelidir.

 

Farkettiğiniz üzere sadece kask değil, başınızda oynamayan bir kask diye vurgulamak istedim. Çünkü dünyanın en koruyucu kaskı olduğu iddia edilen kaskı bile giyseniz, eğer o kask başınızın önüne, arkasına, sağına, soluna fazla oynayabilecek kadar büyük bedene sahipse ya da kaskın bağlantı kemeri sizin başınıza göre ayarlanıp sıkılaştırılmamışsa, neredeyse kask giymemiş kadar korunmuş olursunuz. Bir kaza hayal edelim; Dolmuş size çarpıyor, kask o ana kadar başınızda, düşerken hala başınızda olan kask, yerle temas ettiğiniz anda gevşek ayarda olduğu için başınızdan ayrılıyor ve buna göre ya beyin travması geçiriyorsunuz ya da şanslıysanız ömür boyu başınızda kalıcı dövme izlerinizle görsel yaşayan bu kültürün içinde sıfıra inen özgüveninizle yaşamaya devam ediyorsunuz.

 

2) KISA SAPLI KASK AYNASI VEYA GÖZLÜK AYNASI

 


 

Bir tepeinişi, akrobasi ya da serbest sürüş bisikletçisi değilseniz bisikletinizi mutlaka şehir içi ya da şehirlerarası yollarda yani trafikte sürüyorsunuz demektir. Trafikte kullandığınız bisikletiniz için edinmeniz şart olan ikinci hayat sigortanız kısa saplı bir kask aynası veya gözlük aynası olacaktır. Bundan daha önemli bir güvenlik ekipmanı olduğunu iddia eden varsa, muhtemelen ya trafiğe kapalı bisiklet yollarında biniyordur ya da bizim kadar bisiklete binmemiştir. İlk maddemiz olan kasktaki gibi burada da önemli olan piyasada en çok karşılaşacağınız uzun saplı kask aynalarından değil, rüzgar ve yol titreşimlerinden daha az etkilenen ve ayrıca aynaya bakarken yol ile görüşünüzü kaybettirmeyen kısa saplı kask aynalarından veya gözlük sapına takılan aynalardan edinmek olacaktır.


3) BÜTÇENİZİN ELVERDİĞİ EN GÜÇLÜ FAR

 


 

Bisiklet mağazalarının sayıları düşük bir ivmeyle artarken, ebay gibi satış ortamlarından ucuza Çin malı far getirip internet satışı yapanların sayısı katlanarak artmakta. Özellikle Çin’lilerin kendi ülkesi dışına sattıkları ürünlerde hep düşük kalite ve şişirme/abartı bilgilerle birçok yeni kullanıcı yanlış seçimler yapmaktadır. Piyasada şu anda 5 TL’ye de 150 TL’ye de satılan ön far bulunabiliyor. 5 TL’ye satılandan mı almak istiyorsunuz? O zaman bu üründen 5 tane alın. Çünkü en az biri zaten bozulacaktır. Diğer dördünü de gidonunuzu dolduracak şekilde monte edip kullanırken en azından karşıdan sizi görenler güçlü ışığı olmayan ama tanımlanamayacak kadar fazla ışığı olan birşeyin yaklaştığını görerek yolunuzdan çekilebilirler.

 

 

Fakat asıl önerim başlıktaki gibi bütçenizin elvereceği en fazla güç çıkışına sahip farı edinmeniz olacaktır. Kaliteli ön farların aydınlatma güçleri lümen değeriyle belirtilir. Otomobillerinizin kısa far ayarının 700 lümen olduğunu varsayarsak, ne kadar fazla lümen, o kadar fazla sürüş alanımızı aydınlatacağız demektir. Hem de 5 TL’lik ürünlerdeki gibi acaba beni görüyorlar mı gibi bir soru işaretiniz de kalmamış olur.

 

Bu tür güçlü farların giriş modeli sayılabilecek ve bizzat testini yaptığım yakında yayına girecek olan Niterider Mako 150’yi veya daha güçlülerini düşünebilirsiniz. Unutmayın, ön farlar da arka ışıklar da kesinlikle görünür olmanızı sağlayan türde olmamalıdır. Çünkü hem karşıdan gelen araçların, hem önümüzden geçme ihtimali olan yayaların, hem de önümüzde seyreden araç sürücülerinin bizim varlığımızdan haberdar olmaları şarttır.

 

 

4) ALABİLECEĞİNİZ EN GÜÇLÜ ARKA IŞIK

 



Bir canlandırma yapalım;

Ana yolda güvenlik şeridinden bile gidiyor olsanız (ki birçok yolda bu şerit ya yoktur ya da çok dardır) arkanızdan gelen, o anda çoğunlukla 100 km hızla seyretmekte olan motorlu araç sürücülerinin sizi son saniyede görmesini istemezsiniz değil mi? Beyin birşeyi ne kadar erken algılarsa, tepki göstermesi için o kadar fazla zaman olacaktır. Hele ki sadece 5 metre önüne bakarak araç kullanan ülkemiz sürücülerini hesaba katarsak, mutlaka dikkatlerini çekecek ve ileriye baktırıp önceden algılamalarını sağlayacak güçte ekipmanımız olmalıdır. Bunun için de asgari arka ışık çıkış gücümüz 0.5 Watt olmalıdır.

Cyclingtr olarak testini yaptığımız 1 Watt gücünde ve 1 mil uzaktan görünebilen Smart Lunar R1 arka ışığı inceleyebilirsiniz. Daha da güçlüsü var mı diye merak ediyorsanız, Niterider Solas’ın tam 2 Watt çıkış gücü olduğunu söyleyebilirim. Sürücülerin gözünü alacağınızdan çekinmeyin. Amacımız bizim 5 ile 8 katımız daha yüksek hızla arkamızdan gelen araç sürücülerinin dikkatlerini daha uzaktayken çekebilmek. Zaten sizi uzaktan farkedip yaklaştıkça, sizinle aralarında mesafe bırakarak seyredeceklerdir.

 

5) YANSITICILI VE FOSFORLU YEŞİL YELEK

 

 

Dünyada insanlar tarafından en kolay fark edilebilen renk açık sarı ve yeşildir. İşte bu yüzden trafik polisleri, temizlik görevlileri, havaalanı çalışanları, güvenlik görevlileri ve benzeri görevlerde bulunanlar hep fosforlu yeşil yelek giyerler. Hatta birkaç yıldır tır şoförleri de görünürlüğü artırmak için yolcu koltuklarına bu fosforlu yeleklerden asıp kendilerini daha görünür kılıyorlar. Fosforlu turuncu yelek de bir seçenektir fakat fosforlu yeşil yelek kadar etkili değildir. Yurtdışında yelek dışında ceket gibi farklı giyim seçenekleri de var fakat ülkemiz için en kolay bulunan formu yelek şeklinde. Sadece fosforlu yeşil olması değil, aynı zamanda yansıtıcılı/reflektörlü olmasına da dikkat edin. İstediğiniz kadar açık renk kıyafet giyin, hiçbirinin etkisi bu yansıtıcılı ve fosforlu yeşil yelekler kadar olamaz. Her bisikletçinin, her motorcunun olmazsa olmazıdır.

 

 

6) DÜDÜK VE GÜÇLÜ KORNA

 


41 yaşındaki İngiliz bir bisikletçinin kamyoncuların sıkıştırmasından usanması üzerine icat ettiği Hornster, 3 adet tren kornasına sahip alet 178db ses veriyor, karşılaştırma için Concorde uçağı 119db.

 

Bazen öyle sürücü ve yayalarla karşı karşıya geliriz ki, ne gözlerini alan farlarımız, ne fosforlu yeleğimiz onların ilkellik alanına bizi eriştiremez. Bu durumda ilkel toplumların her türlü haberleşmesini sağladıkları gürültüyü kullanmamız gerekecektir. (yollarda onbinlerce motorlu araç sürücüsünün kornalarıyla anlaştıkları gibi) Biliyorum, bisikletin naifliğine yakıştıramadığımız bir öneri fakat olası bir kazayı öngörecek kadar refleksleriniz güçlü, durumu yönetecek kadar zekisiniz, her önlemi almışsınız ama işte karşınızdaki “ne olursa olsun ben sana çarpacağım”, ya da “senin yolunu keseceğim” diyor. O vakit hemen yüksek ses çıkışına sahip kornanızı kullanarak karşınızdakiyle aynı frekansta anlaşmaya başlıyorsunuz ve kendinizi olası bir kazadan ya da haksızlıktan/mağduriyetten kurtarıyorsunuz. Herkes güçlü kornalardan edinemeyebilir (75 TL gibi fiyatlara alınabiliyor) ama 3-5 TL’ye bir düdük alabilir ve nefesiniz yettiğince uzun ses çıkarabilirsiniz.

 

7) BİSİKLET GÖZLÜĞÜ

 

Sadece diğerlerin bizi görebilmesi değil, bizim de her an, her saniye, kesintisiz bir şekilde yolumuzu, etrafımızı görebiliyor olmamız şarttır. Yazın güneşin kavurduğu sıcaklarda, güçlü günbatımı öncesi sürüşlerde koyu camlı bir güneş gözlüğü, karanlıkta ve tozlu yollarda da şeffaf camlı bir gözlük yine bisikletçinin kurtarıcısı olacaktır. Kask için dediğimiz gibi her an bana lazım olacak mı derken sadece bir defa için gözümüze kum / toz kaçtığında veya güneşten gözümüzü kısıp etrafı göremediğimizde başkalarının bizi görüyor olmasının önemli kalmayacaktır.

 

8) YANSITICILI VE AÇIK RENK KIYAFETLER

 


 

Yansıtıcıların, diğer ismiyle reflektörlerin açık renk kıyafetlerden daha etkili olduğu gerçek. Bu yüzden simsiyah tayt ve ceketlerde bile bu yansıtıcıları görebiliyoruz. Etkili de oluyor. Yine de eğer bulabilirseniz hem açık renkli, hem de yansıtıcı özelliği olan kıyafetler seçin. Sadece ceketiniz değil, formanız, rüzgarlığınız, taytınız, şortunuz, ayakkabınız, kaskınız, hatta eldivenleriniz bile açık renk olsun. Trafik kazalarının, terörden daha fazla insan canı aldığı bir ülkede yaşadığımızı unutmayın.

 

Hepinize güvenli sürüşler diliyorum.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın