Bisikletin Başkenti Üzerine Röportaj -1

02/08/2012  //     //  Genel

           

Hep ülkemizde bisiklet yollarının olmadığından, bisiklete saygı gösterilmediğinden bahsediyoruz.  Çoğu zamanlar bunlar için çalışmalar yapıyoruz, yazılar yazıyoruz birileri okur diye. Sürekli birbirimize ile tartışıyoruz yapılacak güzel şeyleri bulmaya çabalıyoruz. Peki, ama diğer ülkelerde işler nasıl yürüyor, biliyor muyuz?

 

Bu hafta sürpriz gibi Hollanda vatandaşı biriyle tanıştım, henüz yaşı 16 ancak ülkemizdeki çoğu çocuğun aksine dünyaya bakış açıları çok daha farklı. Dünyamızın ekolojik olarak nelerle uğraştığını, kendisinin neler yapması gerektiğinin oldukça farkında. Ülkemize ( Mersin’e) tatil amaçlı ailesi ile yaz tatili geçirmek üzere gelmişler. Ailesi zamanında Hollanda Vatandaşlığına kabul edilmiş ve kardeşi ile kendisi doğduğundan beri orada. Biz bisikletçiler Hollanda lafını duyunca bisikletten başka bir şey canlanıyor mu akıllarımızda? Bizlere hikaye gibi Hollanda’nın bisiklet cenneti olduğu, her yerde bisikletliler olduğu ve bisiklete inanılmaz saygı duydukları anlatılır durur. Bende karşımda Hollanda vatandaşı ve aynı zaman da adaşım Pelin’i görünce duramadım, Hollanda hakkında net bilgi alabileceğimi düşündüm, başladım soru sormaya. O da oldukça keyif aldı sohbetten anlattıkça anlattı. Maalesef sohbetimizi birebir kelimeler ile sizlere aktarmak isterdim ama arkadaşımızın Türkçe’si yeterince iyi olmadığı için biraz Türkçe biraz şekiller ile anlaştık. Bu sebepten konuşulanları benim toparlamam gerekti.

 

İlk olarak benim bisiklet ile ilgilendiğimi görünce oldukça şaşırdı, ve aynen şöyle söyledi;

“ Türkiye’de bisiklet çok gördüm ama hep küçük çocuklar oyun için biniyor, mesela yazlık sitelerin içinde, araba park yerlerinde bisikletle oyun oynuyorlar. Hatta kardeşim ‘iyi ki bisikletimi buraya getirmemişim, burada çocuklar hep bisiklet ile oyun oynuyorlar, bisiklete binmeyi bilmiyorlar?’ dedi. Sizin bisiklet ile bu kadar ilgilenmeniz beni çok şaşırttı. Çok güzel bir şey için uğraş veriyorsunuz. Türkiye çok güzel bir yer ama biraz zor değil mi burada bisiklete binmek. “

 

Bunun üzerine bende ülkemizde olup bitenin kısaca bir özetini yaptım. Türkiye’de bisiklete binen oldukça çok insan var, üstelik şehir içinde ulaşım aracı kullanmanın yanı sıra şehirlerarası turlar yapan, dünya turuna çıkanların olduğunu, durumun göründüğü gibi olmadığını anlatım. Hatta Türkiye’de bisiklet ile gezilecek çok yer olduğunu, buranın bisiklet turları için bir cennet olduğunu söyledim. Tabi bunları anlatırken nasıl zorluk çektiğimizi bisikletçiler dışında kimsenin bisiklete saygılı davranmadığını, bisikletin gerçekten oyuncak görüldüğünden bahsettim. Hatta yöneticilerin ve polislerin bisikletliler korumak için hiç çaba sarf etmediğinden bahsetti. Son olarak da ülkemizde bisiklet yollarının çok sınırlı olduğunu iki ya da üç şehirde bisiklet yolu olduğundan bahsedince çok şaşırdı ve Hollanda da bisiklet yollarını ve ne zaman yapıldığını anlatmaya başladı.

 

“ Hollanda da bisiklet yolları 1950’lerde savaş sonrasında yapılmış. Savaştan sonra yeni yollar yapılırken tüm Hollanda’ya bisiklet yolu yapmışlar. Şu anda hala çoğu yerde aynı yolları kullanıyoruz ve bisiklet yolu tüm ülkeyi sarıyor, yani bisiklet yolunu takip ederek Hollanda da gidemeyeceğiniz yer yok. Bazı bölgelerde araç yolu ile birlikte bisiklet yolumuz var, bazı yerlerde ise sokaklar araç trafiğine kapalı ve yalnızca bisikletlilere açık. Üstelik bu yerlerin çoğunda çift yönlü bisiklet yolu var.Bisiklet yollarında bisikletlilere özel trafik levhaları, trafik ışıkları var. “

 

 

               

 

Aklıma farklı bir soru takıldı Pelin anlatırken; “ Bisiklet ile her yere gitmek gerçekten güzel fakat bisikleti gittiğimiz yerde nereye bırakacağız?” bu sorun Türkiye için oldukça ciddi bir sorun Pelin bunu şöyle açıklıyor.  “ Bisikleti bir yerde bırakmak asla sorun olmuyor, bisikletlerimiz sizin sürdüğünüz gibi değişik tipte bisikletler değil, genelde onları spor için kullanıyoruz. Şehir içinde citybike kullanıyoruz. Bisikletlerimizde monte edilmiş kilitler zaten var, yani biz ayrıca yanımızda kilit de taşımıyoruz. Gittiğimiz yerde bisikletimizi kilidinden bağlayarak bırakabiliyoruz. Zaten çok fazla da hırsızlık olmuyor, benim tanık olduğum bir tane hırsızlık vakası, o da annemin başına geldi. Çok tenha bir sokakta bisikletlerimizi kilitleyerek bıraktık ve döndüğümüzde annemin bisikleti yoktu.“ hemen bulunup bulunamadığını ve polislerin bu durumda ne yaptığını öğrenmek istedim ama zaten Pelin’den ben daha soruyu soramadan cevap geldi. “ Ertesi sabah polis merkezine giderek bisikletin üzerindeki numarayı verdik, yaklaşık bir hafta da Hollanda’nın diğer tarafında bisikleti bulmuşlardı.” Bunu duyunca hem sevindim hem de şok oldum, kendi ülkemizi düşündüm, her gün bisikletler çalınıyor, gözümüzün önünden ayırmıyoruz, bir şey olacak diye. Çünkü hepimiz biliyoruz ki bir şey olursa geri dönüşü olmayacak…

 

 

 

 

Adaşım Pelin ile yaptığımız sohbet o kadar uzun ki sizleri sıkmamak adına ve dağınık olmaması için konulara ayırıp bir kaç parçada yayınlamanın okuma zevkini daha çok arttıracağını düşündüm. Bir sonra ki bölümde Pelin’den öğrendiğim bilgiler ile hem bisikletliye hem de arabalara uygulanan trafik kurallarını yazacağım.

 

Bol bisikletli ve dolayısıyla sağlıklı günler dilerim.

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın