Bizlere İlham Veren Spor Dostları V (Ekrem Taşkın)

14/11/2014  //     //  triatlon

Yazı dizimizin bu bölümünü Türk Silahlı Kuvvetleri’ nde görev yaparken mayına basarak sol bacağını kaybeden Ekrem Taşkın’ a ayırdık. Taşkın, vatan topraklarını korumak için gittiği Van’ da mayına basmış ve o günden sonra hayatı değişmiş. Bu süreçte yaşadıkları ve sıkıntıları aslında bir yazıya sığmayacak kadar çok fazla.

Emrem Taşkın’ la yaptığım yazılı ve sözlü görüşmelerde, yaşadığı travmadan sıyrılmış güçlü bir kişiliğe sahip olduğunu gördüm. Taşkın, 2003’ de yaşadıklarından sonra içine kapanmamış. Aksine daha da güçlenerek hayata tutunmuş. Bu noktada bizlere “İlham Veren Spor Dostları” nın arasında önemli bir yer tuttuğuna inanıyorum. Şimdi, kutsal vatan topraklarını bölücü terör örgütüne karşı savunurken yaralanmış olan Atatürkçü Sporyürek dostumuz Ekrem Taşkın’ ı daha yakından tanıma ve onun çabalarını destekleme zamanı…

Doruk Spor (5)

Ekrem Taşkın

1972 Balıkesir doğumlu olan Ekrem Taşkın, iki çocuk babası. Kara Kuvvetleri’ nde Uzman Çavuş olarak görev yaparken 2003 yılında görevi esnasında mayına basarak sol bacağını diz altından kaybetmiş. Taşkın, uzun süre tedavi görmüş. Zorlu bir tedavi ve rehabilitasyon sürecinden sonra 2004 yılında Silahlı Kuvvetler’ den emekli olmuş ve yeni ufuklara yelken açmış.

Taşkın: “Hayatımda yeni bir sayfa açılmıştı engelli bir insandım artık. Bunu nasıl kabullenecektim bilmiyordum. Ama insan kendisinden daha kötü durumda Olanları görünce şükredip daha çok sarılıyor hayata.” diyor.

TSK’ lerinin Bilkent’ teki rehabilitasyon merkezine protez bacak yaptırmaya gittiği zaman içindeki yaşam enerjisi onu rölyef, Yağlı boya resim, seramik ve bilgisayar gibi aktivitelere doğru yönlendirmiş. Bir şekilde hayata tutunmuş bir süreçte Ekrem Taşkın.

Sonrasında 2006′ da Balıkesir Orman işletme Müdürlüğü’ nde işe başlamış. O günlerden itibaren tüm yaşam enerjisini yeni işi, eşi ve çocuklarına yönlendirmiş.

Geçtiğimiz yıl Melih Işıkçı ile tanışmış Ekrem Taşkın. Ondan sonra hayatı bir kez daha değişmiş. Işıkçı ile tanıştıktan sonra triatlon, paratriatlonla da tanışmış doğal olarak. Ardından hepimize örnek olacak olan triatlon serüveni başlamış Taşkın’ ın.

Taşkın: “Eskiden sadece sporsal aktiviteleri seyrederdim ve bundan çok keyif alırdım. Hatta eşimle aramızda tartışmalarımız olurdu bu yüzden. Şimdilerde sporla uğraşmayı ve içinde bulunmayı daha çok seviyorum. Triatlonun benim hayatımda birçok şeyi değiştirdiğini düşünüyorum. Öncelikle engelli olmama rağmen bir şeyler yapabildiğimi kendime kanıtladı. Kendime diyorum çünkü önce kendimi ikna etmem gerekiyordu. Öncelikle bunu başardım. Anladım ki ben engelli değilmişim. Benim felsefemde bir şey yapmak istiyorsan önce isteyeceksin ve asla başladığın işi yarım bırakmayacaksın.” diyor.

Gaziler Derneği’ nde Işıkçı ile tanışan Taşkın’ ın Doruk Spor projesi ilgisini çekmiş. Konuyla ilgilenmiş ama fazla kiloları kafasında soru işaretleri yaratmış önceleri. Ama o, bunu da gözünde büyütmemiş ve mazeret üretmeksizin antrenmanlara başlamış.

“On bir yıl sonra tekrar koşmayı öğrendim! Anladım ki yaptığımız spor hiçte kolay bir spor dalı değilmiş. Bütün bunlar Melih Hoca sayesinde oldu. Ona çok teşekkür ediyoruz. Bizlere çok emek harcadı.” diyor Taşkın…

Evet şimdi öyküsünün tamamını kendi kaleminde okuyalım…

Doruk Spor (8)

Ben 20 Haziran 2003 tarihinde Van’ da mayına basarak sol ayağımı diz altından kaybettim uzun süreli bir tedavi sürecinden sonra 2004 yılında Türk silahlı kuvvetlerinden 3713 sayılı kanun kapsamında gazi olarak emekli oldum. 2006 yılında ise Balıkesir Orman İşletme Müdürlüğü’ nde işe başladım ve halen aynı kurumda çalışmaya devam ediyorum.

2014 yılının Şubat ayında Balıkesir’deki Gaziler Derneği’ nde bir toplantıya katıldım, Toplantı sonuncunda dernek başkanımız Haydar Filiz bey emekli bir albayımın bir projesinin olduğundan bahsetti. Dinlemek isteyen arkadaşlar kalabilir dedi. Sonra albayım geldi ve kendisini tanıttı. Paratriatlon sporuyla ilgili bir projesinin olduğunu ve bu kapsamda bizlerle işbirliği yapmak istediğini söyledi. Tabi o zamana kadar “Paratriatlon nedir, nasıl bir spor dalıdır?” hiçbir bilgim yoktu ve nasıl yapıldığı hakkında bir fikrim yoktu.

Doruk Spor (10)

Sonra Melih Hoca kısa bir açıklama yaparak konuyla alakalı bizi bilgilendirdi. Bize “Bu spor dalıyla ilgilenmek isteyen var mı?” dedi. Benim kafama yatmıştı ama oldukça kiloluydum hocaya sordum, “Hocam, ben bu sporu yapmak istiyorum ama bu halimle yapabilir miyim?” dedim. Hocamın yüzüne baktığımda o anki düşüncelerini okur gibi oldum. Melih Hoca bana “Olur!” dedi ama sanki gelmesen daha iyi olur der gibiydi, ya da ben öyle algılamıştım. O an kendimi ümitsiz bir vakaymışım gibi düşündüm ve kendi kendime “Ben bu sporu yaparım!” dedim. Hocamız toplantıyı bitirdi ve ilgilenmek isteyenlerin başkana isimlerini yazdırmalarını rica etti. Başkana benim ismimi yazmasını özellikle rica ettim. İki hafta sonra hoca beni aradı. Acayip sevindim sonrada kendi kendime “Herhalde başka kimseyi bulamadı dedim.”

 

Sonrasında bir yerde buluştuk. Üç kişiydik! Benden başka bir gazi arkadaşım ve daha önceden tanımadığım bir arkadaş daha vardı. Antrenmanlarla alakalı konular konuşuldu. Hocamız önce yüzmeye başlayacağımızı söyledi ve Şubat ayının ikinci haftası altın yıldız yüzme havuzunda buluştuk. O günü hiç unutmuyorum bize “Yüzme biliyor musunuz?” dedi, bizde “Biliyoruz!” dedik. Fakat bilmiyormuşuz! 25m’lik ilk havuzun 12,5m. sini bile yüzemedik. Ardında iki ay boyunca yaptığımız havuz antrenmanları sayesinde 2000m yüzer hale geldim.

Doruk Spor (6)

Bir gün hocamız, havuzda yüzen diğerlerine beni göstererek “Arkadaşlar Ekrem, 12,5 m yüzemiyordu şimdi 2000m yüzüyor” diye gösterdiğinde çok gururlandım. Bu bana hala bir şeyler yapabileceğimi göstermişti. Bundan sonra bisiklete binmeyi öğrendim. 11 yıl aradan sonra ilk defa koştum. Bu benim için çok büyük mutluluktu. Bu arada Melih Hoca bana inanılmaz bir güven aşılanmıştı. Bu yüzden Melih Hocama çok inandım ve ona çok güveniyorum.

Melih Hoca bize ilk başta hiç para harcamadan bu sporu bize yaptıracağını söylemişti, O bu konuyla alakalı proje hazırlayacağını ve bu projeden alacağı destekle bütün sorunlarımızı halledebileceğimizi düşünüyordu. Fakat bu proje kabul olmadı. Bu durum hocamız için çok kötü olmuştu.

Doruk Spor (7)

Bu arada Mayıs ayında Kütahya Dumlupınarpınar Üniversitesi’ nde ilk yarışmıza üç arkadaşla katıldık. Hocamız bize şöyle dedi “Her ne olursa olsun yarışmayı bitirin, çünkü siz bunu yapabilirsiniz, önemli olan bitirmek dedi.” Bizler yarışmayı bitirdik. İnanılmaz gururlu ve mutluyduk. Çevremizdeki herkes manevi destekte bulunuyordu. Sağ olsunlar… Tabi bizim için madalya töreni düzenlemişler. O da bizi çok sevindirdi. Bu zor sporu yapabilmenin karşılığıydı. Sonrasında arka arkaya iki yarışmaya daha katıldık. Onları da başarıyla bitirdik. Artık tanınmaya da başlamıştık ve manevi olarak bizi destekleyenlerin sayısı artmaya başlamıştı.

Aslında doğru düzgün malzememiz yok, bisikletlerimiz emanet. En önemlisi bizim koşu protezimiz yok. Koşu protezlerini devlet karşılamıyor, bizim de böylesine pahalı bir malzemeyi yaptırmamız söz konusu değil. Ben normal protezimle acılar içinde koşmaya çalışıyorum bu yüzden de devletten destek bekliyorum.

Biz böyle zor bir sporu yaparak daha çok engelli arkadaşımıza örnek olmak onlarında toplumda var olduklarının farkına varmalarını sağlamak amacımız. Bunu istiyoruz ve bize katılmalarını bekliyoruz. Ben bu spora engelli olduğum halde hala engelsiz olduğumu ve de halen düşünebildiğimi kanıtlamak için katıldım ben engelsizim çünkü düşünebiliyorum…

Doruk Spor (11)

Fotoğraflar: Barış BARLAS Photography ve anonim

Hazırlayan: Alpay AKHUN

alpayakhun
Yazar Hakkında :

Cylingtr Triatlon Editörü

Bir Yorum Yazın