Yüzmenin Tarihi Gelişimi

10/12/2009  //     //  Triatlon - Ironman

         Yüzme sporunun, vücut güzelliğine, yurt savunmasına, sportif temaslara ve kazalardan kurtulmadaki önemli faktörlerine bakarak çok eski çağlara kadar gittiğini görürüz. Eski çağlarda insanlar kendilerini vahşi hayvanlardan, su kazalarından koruma ve gıda temini için yüzmeden faydalanmışlar, ilkel bir şekilde yüzmüşlerdir. Hatta bir nehri geçmek için köprü kurma yerine yüzme yoluna gittikleri anlaşılmaktadır. Bazı bilim adamları yüzmenin tarihinin, “İnsanların doğuşu ile başladığını” söylerler. Çünkü insanlığın bir ihtiyacı ve yaradılışı yönünden düşünürlürse bu tezin doğruluğu kabul edilebilir.

 

DÜNYADA İLK YÜZME HAREKETLERİ :

         Yapılan arkeolojik araştırmalar, yüzme ile ilgili ilk bilgileri milattan önce dokuz bin yıllarına kadar götürmektedir. En eski kalıntılar, Libya çölünde Son vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilmiştir. Resimler incelenirse bugünkü kurbağalama stilinin aynısının yüzüldüğü gözden kaçmaz. Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri, yazılar ve hikayelere rastlarız. Pers, Atina ve Sparta uygarlıklarından kalma kabartma resimlerden küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.

 

 

Antik çağlarda Roma’daki yüzme çalışmalarını gösteren temsili bir resim.

 

YÜZMENİN ASKERİ ALANDAKİ YERİ:

         Eski çağlarda yüzme öğrenmenin askeri alanda çok önemli bir yeri vardır. Yunanlılar küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilmesini aile reislerine zorunlu kılmışlardır. Büyüyen çocuklar hem sağlıklı oluyorlar hem de askere alınınca orduya büyük fayda sağlıyorlardı.

         Yine Yunan tarihinden anladığımıza göre halk arasında yüzme bilmeyen bir kişinin zavallılığını belirtmek için kullanılan deyimler içinde en göze batanı “O hem okumayı, hem yüzmeyi bilmez” sözleridir.

         Romalılar da yüzme sporuna oldukça önem vermişlerdir. Daha çok su altından düşman gemilerini batırmak gibi harp ustalıklarını iyi bilirlerdi. Eski devirlerde yüzme bilmenin insan yaşantısı üzerinde önemli bir yeri vardı. O zamanlarda teknolojinin çok geri olduğunu göz önüne alırsak, göl veya nehirleri yüzerek geçmenin en kolay iş olduğu ortadadır.

Osmanlılar da sınırlarının denize ulaşması ile büyük bir su kültürüne sahip olmuşlardır. Türk donanmalarının Akdeniz’i Türk gölü haline getirdiği ve Türk bayrağının Hint denizinde dahi dalgalandığı bu dönemde, Türkler denizi her yönü ile tanımışlar ve en iyi biçimde yararlanmışlardır.

Osmanlıların deniz sporları ile ilgili kaynakların bulunduğu bölgeler, İstanbul’daki Veliefendi çayırının bulunduğu sahil, Yalı Köşkü, Beylerbeyi, Kuleli, Göksu, Fenerbahçe Burnu ve Kalamış Koyu, deniz sporları denilebilecek hareketlerin yapıldığı yerlerdir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden Kağıthane şenliklerinde yüzme yarışlarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Osmanlı Donanması’ndaki leventlerin de çok iyi yüzme bildikleri eldeki kaynaklardan tespit edilmiştir. Fakat bunların ne çeşit bir yüzme stili olduğuna dair bir bilgi bulunamamıştır.

 

MODERN YÜZMEYE GEÇİŞ :

         Modern anlamdaki ilk yüzme hareketleri 1837’de Londra’da açılan havuzlarda başlamıştır. 1844 yılında Kuzey Amerika’dan İngiltere’ye getirilen bir grup Kızılderili, Londra’daki bütün yarışlarda rakiplerini geride bırakmışlardır. Fakat bu Kızılderililerin yüzme stilleri gayet basit ve garipti. 1860 yılında Güney Amerika’ya giden Arthur Trudgeon adındaki bir İngiliz, orada öğrendiği kulaç atmayı ülkesine dönüşte Avrupalı yüzücülere öğretmiştir. O zamana kadar Avrupa’daki yüzücüler suyun altında kolları ile makas yaparak yüzmekteydiler.

          Bu stiller;

1.    La coupe,

2.    La marinier,

3.    Over arm side stroke,

4.    Trudgeon,

5.    Sırtüstü kurbağalamadır.

 

1.  La Coupe: Çok eski, kurbağalamadan önce olduğu sanılan bir yüzme tarzıdır. Çünkü eski çağ yüzücüleri hep bu tarz temsil edilmişlerdir. Bugün kullanılmayan La Coupe’ta kollar kulaç yüzmedekine benzer düşey bir hareket yaparken, bacaklar kurbağalamada olduğu gibi açık çalışırdı.

2.  La Marinier: Kurbağalamanın yan yüzülen şekli olarak da tarif edilebilir. Ayak çalışması aynıdır. Yalnız üst kol vücut boyunca çekilerek kullanılırdı. Alt kol suyu yarmak için ileri uzatılırdı. Bu tarz da artık kullanılmayan bir yüzme şeklidir.

3.  Over Arm Side Stroke: Yüzücü yan yatar ve bacaklar koşacak gibi açılmıştır. Bacağın üst kısmı gergin bir şekilde öne bakarken alt kısmı diz kıvrılarak geri uzatılmıştır. Alt kol beden boyunca, üst kol kalça boyunca uzanır. İlk zamanlarda, bacaklar hızla birbirine yaklaştırılarak makas yapılırdı. Sonra yüzücü alt kolu düşey olarak suya daldırıp, üst kolu ile havada daireler çizerek ilerler, daireyi tamamlayan üst kol da suya dalar, ama Marinier’de olduğu gibi suyu beden boyunca çeker, bu sırada alt kol suyu yarmak için ileri uzatılır ve ilk şeklini alırdı. Bu esnada nefes alınır ve bacaklarla makas yapılırdı.

4.  Trudgeon: Over Arm’ın geliştirilmiş şeklidir. Yüzücü harekete Over Arm ile aynı şekilde, bacaklarıyla makas yaparak başlar, sonra alt kolu çalıştırırdı. Bu sırada öbür kol suya dalacak duruma gelir, ama hemen yüzücü bu kolunu da derinliğine çalıştırabilecek ve öbür kolunu da sudan çıkararak başlangıçtaki durumuna getirebilecek şekilde yüzüstü dönerdi. Bu son zamanda makas yapmaya hazırlanan bacaklar hareketin sonunda açık durumda olmalıydı. Trudgeon’un başlıca güçlüğü de buydu. Nefes, üst kol sudan çıkarken alınırdı.

5.  Sırtüstü Kurbağalama: Kurbağalamadan çok az farklılıklar gösterir. Yüzücü, bacaklarını çekip nefes alırken, kollarını dikey olarak başının üzerine kaldırır, sonra bacaklarını  kurbağalamada olduğu gibi açık olarak uzatırken, iki kolunu da suya daldırır, ardından kollar bedenin iki yanında yatay olarak kürek gibi çalıştırılarak beden boyunca uzatılır ve ayaklar birleştirilirdi. Bu tarz, daha sonra yerini sırtüstü kulaca bırakmıştır.

        

Bugün bütün dünyada kadın ve erkek yüzücülerin tatbik ettikleri “Krawl” stil Avustralya’dan dünyaya yayılmıştır. Serbest stil sürünen tarzda bir yüzme şeklidir. İlkel yüzmenin binlerce yıl sonra gelişmesi ile doğmuştur. Bugün yeni değişiklikler yapılarak son şeklini almış ve en hızlı yüzme stili olmuştur. Serbest yüzmeye gelinceye kadar kurbağalama (köpekleme) tabir edilen stile, oradan yan yüzmeye ve nihayet kulaçlama yüzmeye doğru gelişmeler olmuştur. Sonunda “Krawl” stil bulunmuş ve halk arasında en tutulan yüzme biçimi olmuştur.

         Bu stil, 20. yüzyılın hemen başlarında duyulmuş ve hızla yayılmıştır. Serbest stil yüzmeyi ilk olarak Avustralya’lı “Dick Cavill” geliştirmiş ve dünyaya tanıtmaya çalışmıştır. “Cavill’’ kendi adını verdiği Cavill Krawl’ını göstermeye başlamıştır. Onun yüzme biçimi genel olarak bir kol hamlesine karşılık aksi ayağın vurulmasıyla yapılıyordu. Ayrıca kolların bugünkünden daha kısa atılmasını söylemiştir. Krawl stil, Amerikalılar tarafından geliştirilerek düzeltilmiş ve bugünkü haliyle uygulanmaya başlanmıştır.

 1921’de Ford Island’da düzenlenen yüzme müsabakalarından bir görünüm.

         Ülkemizde Cumhuriyet’ten hemen sonra ilk yetişen büyük yüzücülerimiz arasında Nejat Abut, Hikmet Melih, Suat Erler’i sivrilmiş yüzücülerimiz arasında görürüz. 1923-1929 yılları arasında kulaçlama stilin en ünlü tatbikçileri arasında Beylerbeyi Salim ve Cemal beyler, Naili Moran, Suat Erler, Şeref ve Lütfü beyler ünlü sporcularımızdır.

1929-1930 yıllarında Over Arms stili Türkiye’de uygulanmaya başlamış ve sporcularımıza tamamen hakim olmuştur. Bu türün en iyi uygulayıcıları arasında Talat Yüzmen, Şeref Bey, Samatya’lı Necati Erk, Sarı Cemil ile Methi Ağaoğlu’nu örnek olarak gösterebiliriz.

1930-1932 yılları arasında duyulmaya başlanan ‘’Krawl’’ stil, bir anda yaygın bir biçimde uygulanmaya başlamıştır. Fakat biçim olarak bakıldığında Krawl olan bu yüzüş stili, kol ve bacak hareketlerini tatbik ederken fiziki dengelendirmenin eksik olması nedeniyle suda iyi kayamama ve dolayısıyla yavaş tempoda yüzmeye yol açmaktaydı.

         1931’de Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın Denizcilik Heyeti Yüzme Komisyonu Başkanı Ekrem Rüştü Akömer’in himayesinde 17 Temmuz 1931 yılında Türkiye’nin ilk yüzme havuzu açıldı. Büyükdere’de faaliyete geçen havuz 50 m. boyunda nizami ölçülerdeydi. Havuza ‘’Şirketi Hayriye Havuzu’’ adı verilmiştir. Bu havuzun açılmasıyla ‘’kulaç yüzme’’, yerini ‘’Krawl yüzme’’ stiline bırakmıştır.

 

TÜRKİYE’DE MODERN YÜZMENİN YERLEŞMESİ :

1932-1933 yıllarında Türkiye’de yüzme sporuna önem verilmiştir. İlk iş olarak Almanlar’ın meşhur antrenörleri Teketof, İstanbul’da modern yüzmeyi öğretip yerleştirmekle görevlendirilmiştir.

Bu modern ve sistemli çalışmalar sonucunda Orhan Saka, Halil Dalhan, Methi Ağaoğlu birçok rekorlar kırmışlardır. Örneğin, Halil Dalhan 200 m. serbesti 2:48, Orhan Saka 100 m. serbesti 1:10.2 ve 100 m. sırtüstünü 1:32 ile yenileyerek eski rekorlara oranla açık farklı rekorlar kırmışlardır. Türk rekorlarının peş peşe kırılmasının en büyük nedeni, yüzmenin kulüplerimize kadar girmiş olmasıdır. Galatasaray’ın yanında, Fenerbahçe, Beykoz ve Beylerbeyi kulüpleri büyük çaba harcayan kulüplerimizdi. Ayrıca Vefa, Hilal, Ortaköy, Güneş ve Karamürsel takımları da varlık gösterebilen sporcular yetiştirmiştir.

 

İlk Milli Temaslar :

1934 yılında Rusya ile ilk defa milli müsabaka yapılmış ve yüzücülerimiz Rusya’da yarışmışlardır. İlk milli olma şerefinin sahipleri arasında iki bayan yüzücümüz de vardır. Rusya’ya giden ilk Milli Takım elemanlarımız şunlardır:

Naili Moran (GS), Suat Erler (GS), Orhan Saka (GS), Methi Ağaoğlu (GS), Alpaslan (İzmir KSK), Adnan Bey (Beykoz), İhsan Keskin (Karamürsel), Safvan Serim (Beykoz), Leyla Asım Turgut (FB), Cavidan Erbelger (İYİK).

 

Naili Moran (Okla işaretli olan) ve Yüzme Milli Takımımız.

 

Kiev’de yapılan yarışlarda, 200 m. serbestte Halil Dalhan, 200 m. kurbağalamada Alpaslan Türkiye’nin ilk milli müsabakasında bütün rakiplerini geride bırakarak şampiyon olmuşlardır. Bu arada Safvan, Orhan ve Halil’den kurulu bayrak ekibimizin Rus takımını geçtiklerini hatırlatmak gerekir.

1934 – 1936 yıllarında Safvan Serim, Orhan Saka, Halil Dalhan, Beykoz’lu Agah ile Rauf Ardahan yeni rekorlar kırdılar.

1937 – 1939 yılları arasında İstanbul dışında İzmir’li, Karamürsel’li ve İzmit’li sporcular yetişmiştir. Artık yüzme sporu Türkiye’de tamamen yerleşmiş, hatta Avrupa ile yarışacak düzeye ulaşmıştır. Bu yıllar içinde Beykoz’lu Metin, Kocaeli’nden İsmail ve yüzme sporuna büyük emekleri geçen Mahmut Dalhan rekorlar kırarak göze çarptılar. Yüzücülerimiz 1937 başlarında Macar antrenör Alexandr Ferensfi yönetiminde çalıştılar. Aynı yıl Macarlarla ülkemizde ilk milli temas yapılmıştır.

 

Soldan : Özcan Tomruk, Yaşar Dalbaşar, İbrahim Sulu, Haşim Tankut, Lazo Ornitopulos, Recai Çevik, Aydın Ülker.

 

1940 – 1945 yılları arasında 200 m. ve 150 m. serbest yüzmede Türkiye rekorlarını kıran İbrahim Sulu en başarılı sporcumuzdur. Ayrıca Adana bölgesinde Mecit ve Muharrem Gülergin kardeşler, Mehmet ve Refik Ekerbiçer kardeşler ile Selahattin Türkmen ve Yusuf Öcal gibi değerler ortaya çıktı. 1940’dan sonra ilk devrin yüzücülerinden Orhan Saka, hakemlik kursları açmış, yüzme deyimlerini Türkçeleştirerek büyük faydalar sağlamıştır. Yine rekortmenlerimizden olan Halil Dalhan, antrenörlüğünde başarılı sporcular yetiştirmiştir.

1943 yılında İstanbul’da Lido havuzu yapılarak Suat Erler ve Abbas Sakarya ile birlikte 20 kadar Galatasaray’lı yüzücü buraya geçtiler ve bir süre sonra “Lido Yüzme İhtisas Kulübü” kuruldu.

 

Sutopu Milli Takımımız Yunanistan – Türkiye müsabakaları için Atina’da (1946).

 

1945 – 1950 devresinde 2. Dünya Savaşı’nın etkisiyle bir duraklama dönemi geçirildi. Savaştan sonra Aydın Ülker, Yaşar Dalbaşar, Yüksel Alpböke, Hatice Bağana – Gürel Tüzünel ve Suna San gibi rekortmen yüzücüler yanında Nejat Nakkaş, Musa Gerday, Tefvik ve Haşim Tankul kardeşler, Lazo Tavukçuoğlu, Kamil, Erden Sanvar, İlhan Özalp, Can Yurdunuseven gibi yüzücülerimizin büyük emeklerinin geçtiğini unutmamak gerekir.

         Aynı devirlerde Karamürsel’den yetişen yüzücülerin, bu spora hizmetleri olmuştur. Karamürsel takımından ilk akla gelenler İsmail Hamamcı, Süheyl Kurttepe, Eşfak Baytın ve sonraları Galatasaray’a geçen Vedat Atalık’tır.

2.Dünya Savaşı’nda deniz üzerindeki çarpışmalar, çıkartmalar, hava indirmeleri sırasında birçok ölüm olayları meydana geldi. Savaştan ders alan insanlar, yüzmenin önemini kavrayarak bu spora karşı sempati duymaya başladılar. Bunun sonucunda çok iyi derecelerle rekorlar kırılmaya başlandı.

         1950 – 1955 döneminde dereceleri ile Avrupa klasmanına girebilen bir büyük yüzücü ortaya çıktı. Adı Engin Ünal’dı. Tam 20 yıl Galatasaray formasıyla yüzerek rekorlar kırdı. Yılmaz Özüak, bir başka sayısız rekor sahibi rekortmen yıldızımız oldu.

         Aynı devrelerde Adana bölgesinden iki rekortmen, Şükrü Ağacalıoğlu ve Ahmet Güçlüoğlu sırtüstü stilinde rekorlar kırmışlar, yurt dışında ülkemizi temsil etmişlerdi. Pisinlerin dört ünlü adı Haldun İşmen, Nejat Nakkaş, Lazo Tavukçuoğlu ve İbrahim Sulu 200 metre karışık serbest bayrak yarışlarında Türkiye rekorunu kırdılar.

 

Ayaktakiler soldan : Özcan Tomruk, Yaşar Dalbaşar, Lazo Ornitopulos, Recai Çevik, Aydın Ülker ve Fuat

Oturanlar soldan : Bilinmiyor, Haşim Tankut, İbrahim Sulu, Osman Beller

 

         Aynı yıllarda Ayşegül Çilli, Gülderen Grin gibi rekortmen bayan yüzücüler yetiştiler. Olcay Aybars, Engin Kepenek de öteki başarılı sporcular arasındaydılar. Üstün bir kabiliyet olarak bildiğimiz Engin Ünal, yine rekorlar dizisine devam etti. Yüzme Sporu 1960’dan sonra bütün yurda yayıldı. Bayan sporcularımızdan Sevgi Duru, Gülsen Koşkun, Canan Ateş, Seza Artunkal, önde gidenlerdendi.

         1955 – 1965 yılları arasında Gülergin kardeşlerin desteğiyle Muharrem Gülergin ve Mecit Gülergin, Adana bölgemiz yüzme sporunda yurt içi ve yurt dışı temaslarında 20 seneye yakın su topu ve yüzmede ülkemizde başarılı sporcular yetiştirmiştir. Bu rekortmen yüzücüler Ünsal Fikirci, Mustafa Acet ve Erdal Acet kardeşler, Fahri Gez, Behçet Kurtiç ve Ayhan Karataş’tır. Erdal Acet maratonda Manş dünya rekortmeni, Ayhan Karataş 100 metreyi Türkiye’de ilk defa bir dakikanın altında yüzen yüzücü, Mustafa Acet ise Mahmut Dalhan’a ait olan 20 senelik 100 m. Türkiye rekorunu egale eden yüzücüdür. Daha sonra 1965-1970 yılları arasında Adana bölgemiz yine rekortmen yüzücüler yetiştirmeye başlamıştır. Bunlardan Faruk Morkal ve Ahmet Bozdoğan birçok uluslararası müsabakalarda Türkiye rekorları kırmışlar ve birinci olmuşlardır. Adana bölgemizin rekortmen yüzücüleri Faruk Morkal, Ahmet Bozdoğan, Ayhan Karataş, Yılmaz Boztay, Mehmet Dilmaç, Ahmet Gökbüket, Tuncay Şenyüz, Cevdet Canbolat, Çetin Canbolat’dır.

 

Ayaktakiler soldan : Ahmet Özuzun, Orhan Elbelger, Ümit Oğuzoğlu, Haluk Toygarlı, Ali Uçansu, Mithat Hantal, Ali Rıza Öngören

Oturanlar soldan : Yılmaz Boztay, Fahri Yılmaz, Ayhan Karataş, Haşim Kurt, Cemil Şahbaz, Etem Dölen (Akdeniz Oyunları – 1971)

 

         Son devrin en ünlü rekortmenlerinin başında Faruk Morkal, Ahmet Bozdoğan, Feridun Aybars ve Ümit Oğuzoğlu dörtlüsü gelir. Bayan yüzücülerden Roksan Okan, Nilgün Sökmen, Ayşegül Onar, Sema Atakol, Nilüfer Korkut, Çiğdem Suluçikoğlu, Lale Kohen, Nilgün Börekçi, Sevda Ün, Gülsen Koşkun en önde gelen adlardır. Ünsal Fikirci, Ayhan Karataş ve Behçet Kurtiç gibi eski yüzücülerimiz rekorlar kırmaya devam ettiler.

 

Arkadakiler soldan : Turgay, Mithat, Fahri, Bahri, Engin Ünal, Gündüz, Aytaç

Öndekiler soldan : Erdal Acet, Ömer, Mustafa Acet, Ünsal (Atina – 1962)

 

         Galatasaray’lı Talat Yüzmen ile Kasımpaşalı Kasım Kurt’un önderliğinde başlayan yüzme maratonu çalışmaları sonraki yıllarda Erdal Acet ve Ersin Aydın gibi uzun mesafecilerin yetişmesine de katkıda bulundu. Acet ve Aydın, Murat Güler ile Doğan Şahin’den sonra Manş Denizi’ni geçen diğer yüzücülerimiz oldular. Ersin Aydın 1974 yılında Anamur’dan denize girdi ve köpekbalıklarından korunmak için özel bir kafes içinde 34 saat aralıksız 110 kilometre yüzerek Kıbrıs’a çıktı. Bu başarısını sağlarken 34 saat boyunca toplam 114.240 kulaç attı. Aydın, aynı yıl Uluslararası Nil Maratonu’nda 36 yüzücü arasında 9. sırayı aldı. 1975 yılında Ersin Aydın, Fransa’dan denize girerek İngiltere’ye kadar 16 saat 40 dakikada yüzdü ve 1977 yılında ise bu sefer İngiltere’den Fransa’ya 13 saat 40 dakikada ulaştı.

 

Ersin Aydın

 

         1970-1975 dönemi ve halen spor yapanlar gurubunu, güncelliği nedeniyle magazine kaçmamak için daha sonraki yazılarımıza bırakıyoruz. Sporumuzun kısa analizini yaparak konuyu bitirelim.

         Yüzme sporunun eğitim yoluyla küçük yaşta yapılması sağlanmıştır. Kurulan gençler (juniors) ve minikler kendi kategorilerine göre rekorlar kırmaya başlamışlardır. Gerek kulüpler gerekse yüzme federasyonu küçük yaşta spora başlayan çocukları, olanakları ölçüsünde teşvik etmektedirler. Kulüplerde yüzme okulları açılmış, kış çalışmaları için havuz suları ısıtılmış, hatta birçok kışlık havuz yapılmıştır.

Milli karşılaşmalar çoğaltılarak gelecek için tecrübe kazanan sporcularımız, önümüzdeki yıllarda uluslararası alanda layık oldukları yeri alacaklardır.

 

YÜZME STİLLERİNİN TARİHİ GELİŞİMİ :

 

Serbest Yüzme Tekniğinin Gelişimi :

         Sportif yüzmenin başlangıcında, İngiliz Yüzme Ekolü’nde yüzme teknikleri veya yarışlara katılımlarında herhangi bir kural söz konusu değildi. Kurbağalamadan farklı olan yüzme şekillerine “serbest yüzme” adı verilirdi. Günümüzde bile, FINA’ya göre “serbest yarışlarda yüzücüler istediği yüzme stilini kullanabilirler. Ancak, ferdi ve bayrak karışık yüzmede, serbest yüzme, kurbağalama, kelebek ve sırtüstü dışında herhangi bir teknik kullanılamaz”.

         1840-1850 yıllarında kurbağalama tekniğinden farklı olarak “Over” yüzme tekniği geliştirilmiştir. Bu teknikte, vücut yan yatay pozisyonda olup, tek bir kol yukarıdan vücudun yanında bacaklara doğru suyu çekerek hareket ederdi, diğer kol ise sabit kalırdı. Bacak hareketi, yan kurbağalama bacak hareketine benzerdi. 1873 yılında “Trudgeon” tekniği ilk defa uygulanmıştı.

         “Over” tekniğinden farklı olarak “Trudgeon” tekniğinde her iki kol alternatif ve bacaklarla koordineli olarak hareket edip, daha büyük bir sürat yakalanabilirdi.

         Günümüzde kullanılan ve bildiğimiz Krawl tekniği ilk defa 1897 yılında Avustralyalı yüzücüler tarafından uygulanmıştır. En başında, Krawl tekniği özellikle yarışların bitiminde, hız kazanmak amacıyla kullanılırdı. Ancak 1911 yılında Amerikalı yüzücü Duke Kahenamoku 100 yards serbest yarışında tüm yarış boyunca Krawl tekniği kullanarak dünya rekoru kırdı. Daha sonra 1922 yılında Johny Weissmuller Krawl tekniğini kullanarak, 100 m. serbest yarışını bir dakikanın altında yüzdü. Weissmuller’in kullandığı teknik, günümüzde “klasik” teknik olarak kabul edilir. Bu teknikte 6 bacak vuruşuna 2 kol hareketi koordinasyonu kullanılırdı. Vücudun suyun üzerinde yüksek bir pozisyonu vardı. Kolların kayma süresi uzundu. Kolun suyu çekme hareketi kısaydı. 1930 yıllarında Krawl tekniği Japon yüzücüler tarafından daha da geliştirilmiştir. Japonlar bacak hareketine daha çok önem verdiler. 1932 yılındaki Dünya Şampiyonası’nda 100 m. serbest (0:58.2) dünya şampiyonu olan Yasugi Miyazaki, iki kol hareketine on bacak vuruşu koordinasyonu kullanırdı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Japon ve Avustralyalı yüzücülerle rekabette olan Amerikalı yüzücüler, Krawl tekniğini kol hareketi açısından geliştirdiler. Amerikalı uzmanlar kol hareketinde “omuz rotasyonu’’nun önemini tespit ederek, kolun suyu çekme hareketinin daha uzun olmasına dikkat ettiler. Ayrıca, sprint Krawl ve uzun mesafe Krawl tekniklerinde farklılıklar ortaya çıkmaya başlamıştı.

         Bilinen “Bumerang Krawl” tekniği, Avustralyalı yüzücüler tarafından geliştirildi. Bu tekniğe göre, bacak hareketi sayısı azalıp, kol hareketi frekansı yükselir. Uzun mesafe Krawl yarışında J. Comels 4 bacak vuruşuna 2 kol hareketi kullanarak olimpiyat şampiyonu olmuştu. Kol hareketleri hızlı olduğundan dolayı, suyu çekme hareketi kısa olur ve pasif evrede kollar düzgün olmazdı. Kolların dirsekten sürekli fleksiyon yapması, kolu bir bumeranga benzetirdi.

         1976 yılında 100 m. serbest yarışını 50 saniyenin altında yüzen Amerikalı Jim Montgomery’nin sprint Krawl tekniğinin temelinde, uzun kol hareketleri ve 6-2 koordinasyonu bulunmaktadır

 

Sırtüstü Yüzme Tekniğinin Gelişimi :

         Sırtüstü yatay pozisyonu kullanarak suda ilerleme, en eski zamanlardan beri bilinmektedir. Sırtüstü yüzme hakkındaki ilk bilgiler 1538 yılında Nicolas Wynman’ın “Colymbetes” adlı kitabında verilmiştir. Ayrıca, ünlü pedagog Guts Muths da sırtüstü yüzme tekniğinin özellikle cankurtarma için çok önemli olduğunu söylüyordu.

         Sportif açıdan sırtüstü yüzme tekniğinin kurbağalama yüzme tekniği ile birlikte, XIX. yüzyılın ilk yarısında başladığı bilinir. Aslında o zaman kullanılan teknik, kurbağalama tekniğinin sırtüstü versiyonuydu. Bu stilin gelişiminde İngiliz Yüzme Ekolü’nün önemli bir katkısı vardır.

         Krawl yüzme tekniğinin ortaya çıkması ile beraber, Krawl’da kullanılan hareketler sırtüstü stiline adapte edilmeye başlanmıştı. 1920 yılında Hebner adlı Amerikalı yüzücü bu yeni tekniği kullanarak 100 m. sırtüstünü 1:12.2 derecesi ile yüzdüğünde, artık eski teknik (kurbağalama sırtüstü) performans yüzücülerinin ilgi alanından çıktı. Fakat yine de uzmanlar, bu eski tekniğin cankurtarmada kullanılan yüzme stillerinde yer almasının önemli olduğunu savunmaktadırlar.

         İlk başlarda, sırtüstü yüzme stili, ilkel Krawl yüzme stiline çok benziyordu. Vücut tam olarak sırt üstü yatay pozisyonda değildi, baş ve omuzlar suda yüksek bir pozisyonda ve kol hareketleri suya çok yakın yapılıyordu. Bu nedenle vücut sürekli yalpalanıyordu ve bacak hareketleri ise kuvvetli ve dizlerden fazla fleksiyon yaparak meydana geliyordu. İlerleme süratinin yükseltilmesi, kol ve bacak hareketlerinin ritmi hızlandırılarak yapılıyordu.

         Japon yüzmesinin gelişim yıllarında (1930-1940) bacak hareketi mükemmelleştirildi. Bunun sonucu dizler fleksiyon yapmıyor ve bacak hareketinin genişliği azalıyordu. Yine Japon yüzücülerin getirdikleri bir yenilik olarak, vücut suda tamamen sırtüstü yatay pozisyonu alıyordu. Vücudun pozisyonuyla birlikte kolların suya girişi başın üzerinde ve suyun çekilişi daha derin yapılabiliyordu. Suyun çekilişinin daha derin yapılması kol hareketinin ritminin düşmesine ve bacak hareketinin ritminin yükseltilmesine yol açmıştır.

Hemen hemen aynı yıllarda, Amerikalı antrenör Robert Kiphuth yeni bir teknikle Japonlar’ın üstünlüğüne son verdi. Kiphuth’un yüzücüsü olan Kiefer’in yeni tekniğinde kol tamamen başın üzerinde suya girmiyor ve suyun çekilişi o kadar derin yapılmıyordu. Aynı zamanda bacak hareketinin ritmi azaltılmış ve 6 bacak koordinasyon tekniği için ilk adımlar atılmıştır.

1948 yılında Fransız yüzücü Georges Valery, geliştirilmiş kol hareketi tekniğini göstermiştir. Yeni tekniğe göre suyu çekme sırasında el, ilerleme çizgisine paralel bir çizgi üzerinde hareket ediyordu. Düz olan kol, omuzların ekseni ile aynı çizgi üzerine geldiğinde, dirsek fleksiyon yapıyor ve bu şekilde meydana gelen hareket ilerleme yönüne paralel oluyordu.

1956-1960 yılları arasında Avustralyalı yüzücüler de bazı değişiklikler meydana getirdiler. Bacak hareketi ritmi azalırken, kol hareketi frekansı yükseltildi.

Tekniğinin mükemmelleştirilmesi Amerikalı antrenör James Counsilmen’in yüzücüsü ve birçok rekora imza atan Tom Stock’un katkısıyla devam etmiştir. Stock’un tekniğindeki yenilik omuz rotasyonuydu. Bütün bu değişikliklerden faydalanan ve sırtüstü tekniğinin en son şekili veren eski Doğu Almanya yüzücüsü Roland Matthes’in tekniğinde, vücut pozisyonu Kiefer tekniğinden, bacak hareketi Japon tekniğinden ve omuz rotasyonu Stock tekniğinden alınmıştır.

 

Kurbağalama Yüzme Tekniğinin Gelişimi :

         Yuvarlak hareketler kullanarak suda ilerleme biçimi antik çağlardan tanınmaktadır. O zamanlara ait kaynaklardan, bu yüzme çeşidinin Mısırlılar’da, Grekler ve Romalılar’da kullanıldığı ispatlanmıştır. Yüzme öğretimi ile ilgili yazılan ilk kitapta (yazar Nicolas Wynmann) kurbağalama yüzme tekniğinden bahsedilmektedir. Yazarın kurbağalamada kullanılan hareketleri bir kurbağanın hareketlerine benzetmesi, bizim bildiğimiz yüzme stilinden bahsedildiğine inandırmaktadır. XIX. yüzyılda sportif yüzme ile ilgili ilk resmi bilgiler çıkmaya başladığında, kurbağalama hareketlerinin özellikle uzun mesafelerde kullanıldığı söylenmektedir. Bilinen en eski üzme tekniği olan kurbağalama yüzme, Olimpiyat Oyunları programında ancak 1904 yılında, 440 yard yarışı olarak yer almaya başlamıştır. 1908 yılında 200 m, yarışı, 60 yıl sonra 1968 yılında 100 m. yarışı olarak hak ettiği yeri alır.

1900-1930 yıllan arasında kullanılan kurbağalama tekniği çok ilkeldi. Vücudun pozisyonu suyun yüzeyinde çok yüksekti, baş sürekli suyun dışında idi ve yapılan hareketler devamlı ve yuvarlak bir çizgi üzerinde oluşuyordu. Bu yılların en belirleyici kurbağalama tekniği Alnımı stili idi. Baş suyun üzerinde, hareketler geniş ve yuvarlak, fakat kol hareketlerinin arasındaki kayma süresi ilerlemeye belli bir ritim vermekteydi. 1930 yılından sonra yüzme kurallarındaki bazı yetersizliklerden faydalanarak, bazı kurbağalama yüzücüleri kolun suyu çekişinden sonra kollan sudan çıkarıyordu, bu da ilerlemeye önemli bir katkı veriyordu. İşte bu şekilde yeni bir yüzme tekniği meydana gelmiştir, o da kelebek tekniği idi.

1935 yılından itibaren kelebek tekniği kendine özgü bir statü kazanır ve bu şekilde klasik kurbağalama tekniği muhafaza edilir. İlerleme süratini yükseltmek için kurbağalama yüzücüleri tekniğe çok sayıda değişiklikler getirmeye çalıştılar.

1950-1957 yıllan arasında suyun altında kurbağalama tekniği geliştirildi. Buna göre suyun altında yüzücü nefes almadan birkaç kol ziklesi gerçekleştirirdi. Suyun altında kol hareketi kalçaya kadar uzatıldığından dolayı daha etkiliydi, bu şekilde de ilerleme sürati çok büyürdü. 1957 yılında uzun süreli nefessiz efor sağlığa zararlı olduğundan bu stil yasaklanmıştır. Bundan sonra, yüzme yarışlarında yüzücünün sadece depar veya dönüşten sonra suyun altında tek seferlik bir hareket olarak yapmasına izin verilmiştir.

1960 yıllarında Japon yüzücü Osaky’nin gösterdiği teknikte, kolun suyu çekişi kalçalara kadar devam ederdi ve nefes hemen suyun çekişinden sonra gerçekleşirdi. Yuvarlak hareketin yerine düz ve uzun bir hareket yapıldığından dolayı ilerleme daha etkili oluyordu.

Günümüzde kurbağalama tekniğinin yeni bir değişikliğine seyirci olmaktayız. Yeni teknikte nefes alındıktan sonra baş ve omuzlar hafif suyun altına batar, hareket sanki kelebek stilindeki yalpalanmayı andırır. Bu yalpalamanın sonucunda kollar daha kuvvetli çekiş yapabilirler. Bu yeni tekniğin büyük bir yetenekle uygulanması gerekir, aksi taktirde başın suya fazla batması diskalifiye cezasına yol açar. Omuz eklemi esnek olan yüzücülerde bu fazla bir sorun yaratmaz, çünkü onlarda baş gereksiz yere hareket etmek zorunda değildir.

 

Kelebek Yüzme Tekniğinin Gelişimi:

         Yüzme tekniklerinin arasında en yeni olan, kelebek yüzme, 1935 yılında Uluslararası Yüzme Federasyonu’nun kurbağalama-kelebek kural ayırımı yapıldığında meydana çıkmıştır.

         Aynı yılda ABD’de Amerikan antrenör David Armbuster’ın yüzücüsü Jack Sieg kelebek temellerini atmıştır. Jack Sieg ilk defa 100 yard kelebek mesafesini 1:00.2 derecesi ile yüzmüştür, fakat tekniğin resmi bir dayanağı olmadığı için, bu derece kabul edilmemiştir.

1951 yılında kelebek tekniği Avrupa’da ilgi toplamaya başlamış ve 1953 yılında Uluslararası Yüzme Federasyonu yeni kelebek tekniğini resmi olarak kabul etmiştir.

 

YÜZME TARİHİ BOYUNCA TÜRKİYE ve DÜNYA TARİHİNDE İZ BIRAKAN SPORCULAR :

ACET Erdal

(Adana 1944- ) Yüzmeye 14 yaşında Adana’da başladı. 1962-1973 yılları arasında milli formayı sürekli olarak giydi. İstanbul Uluslararası Yüzme Maratonu’nda en fazla birincilik alan yüzücümüz oldu (4 kez). Manş Denizi’ni yüzerek geçti.

ATEŞ Canan

(İstanbul 1954- ) Uzun mesafede ülkemizin ilk bayan yüzücüsüdür. İstanbul ve Varna maratonlarına katıldı, uluslararası alanda başarı kazandı. Varna’da 25 kilometrelik yarışta ikinci oldu. 100 metre sırtüstü ve 400 metre karışıkta Türkiye rekorları kırdı.

ATTAROĞLU Gökhan

(İstanbul 1965- ) Galatasaray’da yüzdü. Balkan şampiyonalarında 2 üçüncülük, 1 birincilik kazandı. Lüksemburg uluslararası yaş grupları müsabakalarında 5 yılda 14 madalya kazandı. 2 kez Balkan gençler ikincisi 1 kez de üçüncüsü oldu. Milli formayı 45 kez giydi. Sutopu milli takımında yer aldı.

AYDIN Ersin

(Adana 1940- ) Yüzmeye Adana’da başladı. Uzun mesafede ilk başarısını Çanakkale Maratonu’nda sağladı. 1974’te Arjantinli Antonio’ya ait dünya suda kalma rekorunu 43 saat 20 dakika ile yeniledi. Anamur’dan Kıbrıs’a yüzerek çıktı, Manş Denizi’ni geçti.

BABASHOFF Shirley

(1957- ) Amerikalı bayan yüzücü, 200 ve 400 metrelerde dünya rekorları kırdı. 1972 Münih Olimpiyatları’nda 4×100 metre serbest bayrakta altın, 100 ve 200 metre serbestte gümüş madalya kazandı. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 4×100 metre bayrakta altın, 100, 200 ve 800 metre serbestte gümüş madalyaların sahibi oldu. 1973 Dünya Şampiyonası’nda 4 gümüş, 1975 Dünya Şampiyonası’nda 2 altın, 3 gümüş madalya kazandı.

BIONDI Mail

(1965- ) 1988 Seul Olimpiyatları’nın yüzmede en çok madalya toplayan sporcusudur. 50 metre serbest, 100 metre serbest, 4×100 metre serbest bayrak, 4×100 metre karışık bayrak, 4×200 metre serbest bayrakta altın, 100 metre kelebekte gümüş ve 200 metre serbestte bronz madalya kazandı. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda 4×100 metre serbestte altın madalya kazanan Amerikan bayrak takımında yüzdü. 1986 Dünya Şampiyonası’nda 1 altın, 1 gümüş madalya kazandı.

BOZDOĞAN Ahmet

(Adana 1953- ) 75’e yakın Türkiye rekoruna sahip olan Bozdoğan, Akdeniz Oyunları, Dünya Şampiyonası ve Balkan Şampiyonalarında 12 yıl süreyle ülkemizi başarıyla temsil etti. İki ay gibi kısa bir sürede 36 Türkiye rekoru kırmasıyla Türk spor tarihine geçti. Birçok uluslararası müsabakada birincilik elde etti. Daha sonra Galatasaray’a transfer oldu. Galatasaray’da yüzme hayatına devam edip sporu orada bıraktı.

BÜYÜKUNCU Derya

İstanbul 1976- Galatasaray’da yüzdü. Yaş gruplarında Balkan şampiyonu oldu (100 metre serbest). Aynı şampiyonada 200 metre karışıkta da birincilik kürsüsüne çıktı. Türkiye rekorları kırdı ve son dönemin başarılı yüzücüleri arasına girdi.

BÜYÜKUNCU Berna

(İstanbul 1975- ) Yüzmeye Galatasaray’da başladı. Derya Büyükuncu’nun kardeşidir. Balkan Yaş Grupları Şampiyonası’nda 100 metre kelebek ve 100 metre serbestte ikinci, 100 metre sırtüstünde üçüncü oldu (1986). Türkiye rekorlarını kırdı.

DALMAN Mahmut

(İstanbul 1917- ) Ağabeyi şampiyon Halil Dalhan tarafından yetiştirildi. 1935-1947 döneminin en iyi serbest ve sırtüstü yüzücülerinden biri oldu.

ENDER Kornelia

(1958- ) 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 4 altın, 1 gümüş madalya kazanan Doğu Almanyalı bayan yüzücü, 1972 Münih Olimpiyatları’nda gümüş madalyaların sahibi oldu. 100 ve 200 metre serbestte dünya rekorları kırdı. Doğu Almanyalı yüzücü Roland Matthes ile evlendi.

ERLER Suat

(İstanbul 1914- ) Spora jimnastikle başladı. 1928’de Galatasaray formasını giydi. Almanya’da yüksek öğrenimi sırasında Berlin Yüzme Kulübü’nde spor yaptı. 1945’te İstanbul Yüzme ihtisas Kulübü’nün kurucuları arasında bulundu. Milli Olimpiyat Komitesi’nde yöneticilik, Yüzme Federasyonu’nda başkanlık yaptı. CIO üyesi oldu.

ERYAR Sıtkı

(Samsun 1908- ) İlk şampiyonluğunu 1926’da Donanma Kupası’nda kazandı. Fenerbahçe ve Beykoz formalarını giydi. Muhafız Gücü’nde futbol oynadı (1929). Güreşte Ankara şampiyonu oldu. Yüzme İhtisas Kulübü’nde kaptanlık yaptı. Milli futbol hakemi oldu.

EVGİN Güneş

(İstanbul 1964- ) İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde yüzdü. 1976’da Genç Milli Takımı’na seçildi. Daha sonra Milli Takım’ın değişmez elemanları arasına girdi. 78 kez uluslararası havuzlarda yüzdü. 200 metre serbestte 2:14.64 ile Türkiye rekorunun sahibi oldu.

FİKİRCİ Ünsal

(Adana 1942- ) Yüzmeye küçük yaşta Adana’da başladı. Muharrem Gülergin tarafından yetiştirildi. 800 ve 1500 metrelerde milli mayoyu 15 yıl taşıdı, sayısız rekor kırdı. Yüzmeye daha sonra antrenör olarak hizmet etti.

FRASER Dawn

(1937- ) 1956 Olimpiyatları’nda 100 metre serbest ve 4×100 metre serbest bayrakta altın, 400 metre serbestte gümüş madalya alan Avustralyalı yüzücü, 1960 Roma Olimpiyatları’nda 100 metre serbestte altın, 4×100 metre serbest ve 4×100 metre karışıkta gümüş madalyanın sahibi oldu. 1964 Tokyo Olimpiyatları’nda 100 metre serbestte birinci, 4×100 metre serbest bayrakta ikinci oldu. 1962 yılında 100 metreyi 59 saniyede yüzerek 1 dakikanın altında inen ilk yüzücü unvanını kazandı.

GOULD Shane

(1956- ) 1972 Münih Olimpiyatları’nda 3 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalya kazanan Avustralyalı bayan yüzücü. Altın madalyaları 200 metre serbest, 400 metre serbest ve 200 metre karışıkta kazandı. 800 metre serbestte ikinci, 100 metre serbestte üçüncü oldu. 100, 200, 400, 800 ve 1500 metre serbestte branşlarının tamamında dünya rekorları kırdı.

GROSS Michael

(1964- ) “Albatros” lakaplı Alınan yüzücü. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda 200 metre serbest ile 100 metre kelebekte altın madalya kazandı. 1988 Seul Olimpiyatları’nda da 200 metre kelebekte altın, 4×200 metre bayrakta bronz madalyanın sahibi oldu. 4 kez dünya, 5 kez Avrupa şampiyonu oldu. 200, 400 metre serbest ve 200 metre kelebekte dünya rekorları kırdı.

GÜLERGİN Muharrem

(Adana 1924- ) Futbol ve yüzmenin Adana’daki sembol ismi. ilk rekorunu 1944 yılında 100 metre serbestte kırdı (1:20.0). Milli Takım formasını ilk kez 1946’da giydi. 25 yıl boyunca Adana Sutopu takımının değişmez oyuncusu oldu. Futbol antrenörlüğü yaptı.

HASSAN Selma

(İstanbul 1941- ) Galatasaray’lı kürekçi Nevin Hassan’ın kızı. Yüzmeye Moda Spor’da başladı. 1957’de üst üste 7 Türkiye rekoru birden kırdı. Milli formayı 1960’da giydi, Avrupa Şampiyonası’na katıldı. Toplam 10 rekorun sahibi oldu.

HAZNEDAROĞLU Semih

(İstanbul 1940- ) Yüzmeye 16 yaşında başladı. Spor yaşamını Galatasaray’da sürdürdü. 16 yaşında Sutopu Milli Takımı’na seçildi. Milli mayoyu uluslararası alanda 15 kez giydi.

KOHEN Lale

(İstanbul 1950- ) Adalar Su Sporları Kulübü’nde yüzdü. İlk rekorunu 1968’de kırdı. 1969’da Milli Takım’a girdi. 100 ve 200 metre kurbağalamada toplam 9 Türkiye rekoru kırdı.

KURTİÇ Behçet       

(Derince 1942- ) Adana Akın Spor ve Demir Spor’da yüzdü. Milli mayoyu 87 kez giydi. 100 ve 200 metre sırtüstünde hiç geçilmeden 14 yıl Türkiye birincisi olarak erişilmesi güç bir rekor kırdı. Spor yaşamını Enka’da sürdürdü, yöneticilik yaptı. Sutopu Milli Takımı’nda 35 kez yer aldı (1926-73). Yüzmenin en başarılı isimlerinden biri olarak kabul edildi.

MEYER Debbie

(1952- ) 1968 Olimpiyatları’nda 200, 400 ve 800 metre serbest yarışlarında üç altın madalya kazanan Amerikalı bayan yüzücü. 1967-68 yıllarında serbest stilde bütün mesafelerde yarıştı ve toplam 16 dünya rekorunun sahibi oldu.

MORKAL Faruk

(Adana 1951- ) Yüzmeye küçük yaşta Adana’da başladı. Ağabeyi Selahattin Morkal tarafından yetiştirildi. 1966’da kırdığı 200 metre kelebekte rekorunu defalarca yeniledi.

MORKAL Selahattin

(Adana 1940- ) Yüzmeye 16 yaşında başladı. Yüzme ve sutopunda başarılı oldu. Milli mayoyu 19 kez giydi.

NABER  John

(1956- ) 1976 Montreal Olimpiyatları’nın başarılı isimlerindendir. 100 ve 200 metre sırtüstünde birinci oldu. 4×100 ve 4×200 metre karışıkta da altın madalya kazanan Amerikalı bayrak takımlarında yer aldı. Bütün birinciliklerini dünya rekoru kırarak kazandı. 200 metre serbestte de gümüş madalyanın sahibi oldu.

NAKKAŞ  Ahmet

(İstanbul 1962-) İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde yüzdü. Uluslararası alanda Türkiye’yi temsil etti ve 56 kez milli oldu. 1500 metrenin rekortmenleri arasına girdi.

OKAN  Roksan

(İstanbul 1954- ) Yüzmeye  İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde başladı. Golya Çalnof tarafından yetiştirildi. Tüm stillerde başarı sağlaması ile tanındı. Katıldığı yarışların yaklaşık yüzde 70’ini rekorla bitirdi.

ÖZBEK Neval

(İzmir 1961- ) Yüzmeye 1972’de başladı. İlk Türkiye rekorlarını 1500 metre serbest gençlerde kırdı. 800 metre, 400 metre karışık ve 200 metre sırtüstünde başarısını sürdürdü. Uluslararası Avusturya Linz Yarışmaları’nda 2 altın, 3 gümüş madalya kazandı (1975). Toplam 67 Türkiye rekoru kırdı.

ÖZFER, Hüseyin

(İstanbul 1959- ) İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü ve sutopunun sembol oyuncusu. Avrupa Şampiyon Kulüpler Turnuvası’nda takımının elemeleri geçip finallere girmesinde pay sahibi oldu. Sutopu Milli Takımı’nda 79 kez yer aldı.

ÖZÜAK Murat

(İstanbul 1962- ) Yılmaz Özüak’ın oğlu. Yüzmeye Galatasaray’da başladı. Milli mayoyu ilk kez 1977’de giydi. Aynı yıl İstanbul’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda altın ve gümüş madalya kazandı. Türkiye rekorları kırdı. Yüzme yaşamını Amerika’da sürdürdü.

ÖZÜN Sabri  

(İzmir 1963- ) Yüzmeye 10 yaşında başladı. 12-13 yaş grubunda 200, 400 ve 1500 metre serbestte Türkiye rekorları kırdı. Kelebek ve karışıkta da rekorlara sahip oldu. Yıldızlar Yüzme Şampiyonası’nda altın madalya kazandı. Uluslararası Almanya ve Lüksemburg Yarışmaları’nda kürsüye çıktı. Akdeniz Oyunları’nda 3., Balkan Şampiyonası’nda 2. ve 1. oldu. Balkan rekoru kırdı.

ÖZÜN Sadri

(İzmir 1964- ) Sabri Özün’ün kardeşi. 200 metre karışıkta Türkiye rekoru kırdı (1974). 100 ve 200 metre Türkiye rekorlarını 12-13 yaş grubunda yeniledi. Uluslararası Lüksemburg ve Almanya Yarışmaları’nda altın madalya kazandı. Akdeniz Oyunları’nda bronz, Balkan Şampiyonası’nda bayrak yarışında altın madalya elde etti. 110 kez milli oldu.

PAYİHA Nur

(İstanbul 1958- ) Yüzmeye Adalar Su Sporları’nda başladı. Gençler kategorisinde 17 rekor kırdı (1971). Türkiye rekorlarına 100, 200, 800 ve 1500 metrelerde sahip oldu. Türkiye’yi uluslararası alanda temsil etti.

RİCHTER Utrike

(1959- ) Doğu Almanyalı bayan rekortmen. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 100 metre sırtüstü, 200 metre sırtüstü ve 4×100 metre karışık bayrakta altın madalya kazandı. Katıldığı dünya şampiyonalarında 2 altın, Avrupa şampiyonalarında 3 altın, 2 gümüş madalyanın sahibi oldu. 100 ve 200 metre sırtüstünde dünya bayanlar rekorlarını 9 kez yeniledi.

ROSE Murray

(1939- ). 1956 Melbourne Olimpiyatları’nda 3 altın, 1960 Roma Olimpiyatlarında 1 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalya kazanan Avustralyalı yüzücü 400, 800 ve 1500 metre serbestte dünya rekorlarını toplam 15 kez yeniledi.

SALNIKOV Vladimir

(1960- ) 1980 Moskova Olimpiyatları’nda 400 metre serbest, 1500 metre serbest ve 4×200 metre serbestte altın madalya kazanan Sovyet yüzücü. Olimpiyat sonrası TASS Ajansı’nın dünyanın her ülkesinden spor yazarlarına yaptığı bir ankette 1980 Olimpiyat Oyunları’nın en başarılı ismi seçildi. 1983 Dünya Şampiyonası’nda 800 metre serbestte birinci oldu. Aynı yıl 1500 metrede dünya rekorunu yeniledi. 1988 Seul Olimpiyatları’nda 1500 metrede altın madalyanın sahibi olarak kariyerini noktaladı.

SELDÜZ  Sühan

(İstanbul 1961- ) Basketbolcü Sacit Seldüz’ün oğlu. Yüzmeye Galatasaray’da başladı (1974). İYİK’de yüzdü. Sutopunda başarılı oldu. Avrupa Karması’na seçildi (1983-84). 90 kez milli formayı giydi.

SELDÜ Saygun

(İstanbul 1967- ) Sühan Seldüz’ün kardeşi. Yüzmeye İYİK’de başladı. İYİK’in Avrupa Şampiyon Kulüpler Turnuvası’nda sağladığı başarıda pay sahibi oldu. 60 kez Sutopu Milli Takımı’nda oynadı.

SULU İbrahim

(İstanbul 1925- ) Yüzmenin öncü isimlerindendir. Özellikle mukavemette tanındı. Anadoluhisarı, Bebek ve Moda-Kalamış klasiklerini kazandı. 25 yıl süren yüzme yaşamında iki de Türkiye rekoru kırdı.

ŞAHİN  Doğan

(İstanbul 1934- ) Yüzmeye Vefa Lisesi’nde başladı. Murat Güler’in 16 saat 50 dakikada geçtiği Manş Denizi’ni 14 saat 21 dakikaya indirdi. Fransa’da Dünya Amatörler birinciliğini kazandı. Paris Maratonu’nda beşinci, Van Gogh Maratonu’nda ise altıncı oldu (1956).

TANIK Sebla

(İzmir 1967- ) Yüzmeye İzmir Altay’da başladı. 1978’de milli mayoyu giydi. Gençler kategorisinde yüzerken büyüklere ait rekorları kırma başarısını gösterdi. İYİK’de yüzdü. Toplam 60 rekorun sahibi oldu. Milli mayoyu 250 kez giydi.

TURAN  Yeşim

(İstanbul 1964- ) Yüzmeye 9 yaşında başladı. Yaş gruplarında Türkiye şampiyonlukları kazandı.

 

KAYNAKÇA :

Dr. Ahmet BOZDOĞAN Stilleriyle Temel Yüzme İSTANBUL – İl Press Basım Yayım
Milliyet Yayınları Spor Ansiklopedisi Milliyet Tesisleri – 1991
Ümit URARTU Yüzmede Teknik – Taktik – Kondisyon İSTANBUL – İnkılap Kitabevi
Anna Maria OLARU Sportif Yüzme ANKARA – Bağırgan Yayınları – 1998

 

Cyclingtr.com’un Notu: aynı konu ile ilgilibir wiki sayfası oluşturduk cyclingtr.com daki kullanıcı kimliğinizle bu makalenin geliştirmesine katkı sağlayabilirsiniz.

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın