Türk Ironman’ lerinin Avrupa Çıkarması III

17/07/2012  //     //  Triatlon Yarışları

Haziran ayının en önemli yarışlardan birisi de, sekizinci kez Fransız Riviera’ sı Nice’ de koşulan “Ironman France” idi.

2150 sporcunun kayıt yaptırdığı bu büyük yarış organizasyonunda, yarışı kendi yaş kategorilerinde en iyi derece ile bitiren 50 sporcu “Kona Hawaii Dünya Şampiyonası” na gitmeye hak kazandı. Kayıt yaptıran 2150 sporcudan 14’ ü kural hatası sebebiyle, 77 sporcu da çeşitli sebeplerden ötürü yarışı tamamlayamadı. İki sporcu ise start almadı.

 

 

Haziran ayının son haftasında Nice’ de koşulan “Ironman France” a kayıt yaptıran sporcular arasında iki Türk Ironman’ de yer alıyordu. Ali Rıza Bilal ve Nikola Marinçiç ilk kez tam mesafe Ironman yarışını bitirerek Türkiye’ nin sayılı tam mesafe bitiren Demir Adam’ ları arasında yer almayı başardılar.

 

 

Nice de koşulan “Ironman France”  şampiyonasına Türkiye’ den katılan sporcularımızdan Ali Rıza Bilal 35-39 yaş grubunda yarışırken, yakın arkadaşı Nikola Marinçiç ise 45-49 yaş grubunda yarıştı. Bilal, yarışı 13 saat 31 dakikada tamamlarken, Marinçiç, 15:25:19’ da tamamladı

 

 

Centenaire plajından 3.8 km’ lik yüzme etabının startını alan atletler, sudan çıktıktan sonra toplam irtifa kazanımının 1800m’ yi bulduğu hayli zorlu bisiklet parkurunda 180 km’ lik etabı tamamladıktan sonra, kıyı boyunca koşacakları 42 km’lik koşu parkurunda koşarak yarışı tamamladılar.

 

 

Toplam 33 pro sporcunun katıldığı yarışta, 24 Erkek pro sporcudan 18’ i yarışı bitiriken, 9 kadın pro sporcudan da 7’ si yarışı tamamladı. “Pro Erkekler “ kategorisinde 33 yaşındaki Belçikalı sporcu Frederick Van Lierde, 08:21:51’ lik zamanı ile birinci olurken, “Pro Kadınlar” kategorisinde 31 yaşındaki bir diğer Belçikalı sporcu olan Tine Deckers, 9:16:05’ lik zamanı ile birinci oldu.

 

 

Pro Kadınlar

“Pro Kadınlar” kategorisinde ise en yakın rakibinden 10 dakika önce finişe gelen 31 yaşındaki Belçikalı kadın sporcu Tine Deckers, 9:16:05’ lik zamanı ile rahat bir birincilik elde etti. Arkasından gelen 31 yaşındaki Yeni Zelandalı sporcu Gina Crawford, 9:26:25’ lik zamanı ile ikinci oldu. 28 yaşındaki başarılı Alman sporcu Kristin Möller ise elde ettiği 9:37:07’ lik zaman ile üçüncülük ile yetinmek zorunda kaldı.

 

 

Pro Erkekler

Çekişmeli geçen “Pro Erkekler” kategorisinde 8:21:51’ lik zamanı ile rakiplerinin açık ara önünde yarışı bitiren Belçikalı sporcu Frederick Van Lierde’ yi 39 yaşındaki İngiliz Sporcu Paul Amey takip etti. Amey elde ettiği 8:42:48’ lik zamanı ile genel klasmanda ikinci sırada yer aldı. 40 yaşındaki Fransız sporcu Francois Chabaud ise toplamda elde ettiği 8:45:23’ lük zamanı ile yarışı üçüncü sırada tamamladı.

 

 

Yaş Grupları Kadınlar

Bu kategoride en iyi zamanı yapan 34 yaşındaki İsviçreli sporcu Corina Hnengartner oldu. Hengartner, elde ettiği “10:29:08’ lik zamanı ile yaş grupları kategorisinde birinci olurken, genel klasmanda 202 inci sırada yer aldı. 47 yaşındaki Fransız atlet Catherine Houseaux ise elde ettiği 10:33:532 lük zaman ile ikinci sırada yer alırken, genel klasmanda 229 uncu oldu. Houseaux hemen arkasından gelen Alman atlet Rebekka Trukenmueller ise 10:33:19’ luk zamanı ile üçüncü sırada yarışı tamamlarken, genel klasmanda da 231 inci sırada yer aldı.

 

 

Yaş Grupları Erkekler

Bu kategoride en iyi zamanı elde eden 40 yaşındaki Alman sporcu Christian Müeller, 8:54:31’ lik zamanı ile yaş grupları birincisi olurken, genel klasmanda da yedinci sırada yer aldı. 36 yaşındaki Fransız sporcu Guilaume Gillidots, 9:13:10’ luk zamanı ile ikinci olurken, genel klasmanda 12 inci, 37 yaşındaki bir diğer Fransız sporcu Fabrice Houzelle ise 9:13:112 lik zamanı ile üçüncü, genel klasmanda da 13 üncü sırada yer aldı.

 

 

Ali Rıza Bilal ve Nikola Marinçiç, inde yarıştığı yaş grupları kategorisinde toplam 2117 sporcu mücadele etti. Bu kategoride yarışan sporcular, “Kona Hawaii Dünya Şampiyonası” a gidecek olan en iyi dereceye sahip ilk 50 kişi arasına girmek için mücadele verdi. Ali Rıza Bilal’ in yarıştığı 35-39 yaş grubunda en iyi dereceye sahip 6 sporcu, Marinçiç’ in yarıştığı 45-49 yaş grubunda ise 5 sporcu Kona’ ya gitmeye hak kazandı.

 

 

Nikola Marinçiç

Yazılarımızı takip edenler hatırlayacaktır, Marinçiç geçtiğimiz Mart ayında koşulan “Singapur Ironman 70.3’ e katılmış ve kendisinin yarış ile ilgili görüşlerini sizlere aktarmıştık. Gene de kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse; geçtiğimiz yıl 24 Temmuz’ da ilk kez “Antwerp 70.3″ e katılan Nikola Marinçiç 40-44 yaş grubunda elde ettiği 6:38:30’ luk derecenin ardından, Kasım ayında koşulan “Kasım Şakası” yarışında katılmış, start’ dan kısa süre sonra geçirdiği sakatlık yüzünden yarışı terk etmek zorunda kalmıştı. Ardından bu yıl Mart ayında Singapur’ da koşulan “Singapur Ironman 70.3’ e katılmış ve elde ettiği 6:09:12 zaman ile yarışı tamamlamıştı.

 

 

Ali Rıza Bilal

Ali Rıza Bilal, geçmişi başarılarla dolu bir sporcu. 1990’ lı yıllarda, ilk gençliğinde milli seviyede kürek sporcusu olan Bilal, 1992 Barcelona olimpiyatlarına katılan ilk Türk kürek sporcusu olma sıfatına sahip. Başarılı sporcu, birçok kez Türkiye, Balkanlar Kürek Şampiyonluğunun yanında Dünya Kürek Şampiyonası üçüncülüğü ve Gençler Dünya Şampiyonası beşinciliğine sahip. Tüm bunların yanında Bilal, kaptanlığını yaptığı Team Touareg Turk ekibi ile beraber 2008 yılında Şili’ de koşulan “Patagonia Expedition” yarışında dünya üçüncüsü olarak ve önemli başarıya da imza atmış.

 

 

2000’ li yılların başından 2011 yılına kadar çeşitli macera yarışları ile spor hayatına devam eden Bilal, aynı yıl 24 Temmuz’ da ilk kez katıldığı Antwerp 70.3 yarışını 6:04:30’ luk zamanı ile yarışı tamamladıktan sonra 20 Kasım 2011’ de de Kuzey Kıbrıs’ ta koşulan “Kasım Şakası” adlı yarı mesafe ironman yarışına katıldı. Bilal, bu yarışta elde ettiği 5:49:04’ lük zamanı ile 30-39 yaş grubunda dördüncü olurken, genel sıralamada ise sekizinci olarak yarışı bitirdi.

 

 

“Team Touareg Türk” ün kaptanı Ali Rıza Bilal, aynı zamanda ülkemizin önde gelen spor ve sağlıklı yaşam kulüplerinden birinde yöneticilik yapan aktif bir sporcu. Bu yıl Fransa’ da katıldığı tam mesafe Ironman yarışı ile spor kariyerini taçlandıran eski milli kürekçi Ali Rıza Bilal’ in kendi blog’ unda yayınladığı yarış ile ilgili oldukça samimi duygu ve düşüncelerinin özetlerini bizlerle paylaştı. Kendisini buradan tekrar kutluyor ve teşekkür ediyoruz.

 

Ali Rıza Bilal Ve IM France Anıları

Alarm sabahın 03:30′ una kurulu ama ben alarm daha çalmadan açıyorum gözlerimi. Biraz heyecan biraz da tezcanlılık doğamda var…
Yatakta tavana dikiyorum gözlerimi. Nasıl yüzeceğim, kazasız belasız sudan nasıl çıkacağım,yorulunca ne yapacağım, gözlüğüm çıkarsa ne yaparım, hadi sudan çıktım; bisiklet çok zor Gourdan dan sonra mı asılsam Greoliere da tam gaz basmalıyım, koşuyu zaten sallan yuvarlan giderim ama sıcak için önlem almalıyım gibi düşüncelerle yarışı kafamda kuruyorum. Kürekçilik hayatımda tüm 2000 metrelik parkuru bir gece önce kafamda her küreği çeker ona göre tasarladım planımı. Ama IM daha uzun, 226 km’ nin ne kadarı kurulabilir ki? Olduğu kadar yapıp saat 04:00 otelin ironman adayları için hazırladığı kahvaltıya iniyorum. Benim gibi yarışçılar var, selamlaşıyoruz. Çabucak kahvaltımı edip giyinmeye, son hazırlıklar için odama çıkıyorum.

 

 

Otelim start alanına 300m. Nikola daha uzakta olduğundan geçerken beni alacak. Bir türlü gelmiyor. Arıyorum, eşi Esra “şaşkın telefonunu almayı unutmuş o da sana geliyordu” diyor. Hemen lobiye iniyorum,  resepsiyon “arkadaşlarınız sizi bekledi siz gelmeyince gittiler” diyor. Neyse ,bende starta doğru yürüyorum.Sokaklarda sabahın 5’ inde binlerce insan var .Zaten 2500 yarışmacı ve onları uğurlayan aileleri olunca çok kalabalık oluyor.
Start alanına giriyorum. Girmeden önce Esra’ yı görüp cep telefonumu ve makinamı veriyorum. Geceden hazırladığım bisiklete koyacağım enerji içeceklerimi bisikletime monte edip wetsuit’ imi giymek için ayrılan yere gidiyorum. Enseme,koltuk altıma bolca vazelin sürüyorum ki wetsuit yakmasın. Hazırladığım enerji içeceğimden içiyorum.

 

 

Nikola giyinmiş bile, heyecan kumkuması. :-) Onur hemen tel örgülerin arkasından fotoğraflarımızı çekiyor. Start alanına gidiyoruz. En yavaş yüzenler için ayrılmış kısımdan denize girip ısınıyoruz.Beklediğimden de sıcak su.Ya da wetsuit’ in etkisi mi bilinmiyorum. Sabahın köründe hep çok üşüyeceğimi düşünüyordum. Belki de adrenalinden hissiyat kayboldu artık.
Esra, Onur ve Nikola’ nın çocukları dereye inip strat alanını yanına iniyorlar son vedalaşmalar ve fotoğraflar. Start yerine diziliyoruz. Önde kaldık. “Nikola biraz daha arkaya geçelim üstümüzden geçerler” diyorum. Nafile çok geç arkaya bile gidemiyoruz. 2500 kişinin bir kaç yüz tanesi zaten arkamızda…

 

 

5dk önce Pro’ lar çıkıyor. Helikopterler, sea kayaklar, tekneler, anonslar, müzik.Aman Allah’ ım bir cümbüş bir kıyamet. Nerdeyiz nereye geldik diyorum.Bir insan seli…
Anons ile ilk ironman yapacakları soruyorlar. Kaldırıyoruz ellerimizi bir alkıştır gidiyor. Gururlanıyoruz.
Nikola ” Tüylerim diken diken oldu Ali” diyor.
“Tüylerin var mı ki kazımıştık hepsini” diyorum, gülüyoruz.

Yüzme Etabı 3.8K

Derken bir düdük sesi .”Haydi Nikola başarılar “diyorum. Dalıyoruz suya. Şamandıranın açığına doğru kerteriz alıyorum. Boş su bulmak için. Önceleri kendimi çamaşır makinasına atılmış kedi gibi hissettim.Tekmeler tokatlar,bende boş durmadım tabii. Boş suyu buluncaya kadar nabzım inmedi. Önüm açılınca çok rahat bir tempo tutturdum.Yahu ne güzel gidiyorum zevkliymiş böyle yüzmek derken, ilk dönüş şamandırasında izdiham oluyor. Bir kaç tekme, kol bacak derken yine açığa çıkıp ferah ferah gidiyorum.Yüzme etabı alsında 2 section’ dan oluşuyor. Birinci etap 2.4’ km yüzüyorsunuz karaya çıkıp küçük bir lop atıp ( 100mt kadar ) tekrar denize girip 1.4’ km bu sefer ters tarafa yüzüyorsunuz. Bu seferde ilki gibi suya girdiğimde yine nabzı rahatlatmam bir kaç dakika sürdü. Ama yine tempomu bulup devam etim. Karaya doğru gelirken biriyle fena kapıştık. Önce üstüme çıktı.Ben onun üstüne çıktım maskeme vurdu. Tabii bunların hiç biri isteyerek yada kasıtlı değil. 2500 kişiyle beraber yüzmenin getirileri.

 

 

Çıkar çıkmaz maske ve bonemi çıkardım. Duşun altından geçip doğruca değişim alanına.Her şey tıkır tıkır işliyor organizasyon harika.
Hemen “bike bag” imi asılı olduğu yerden alıp soyunmaya başlıyorum. O sırada Nikola geliyor. Kaskımı gözlüğümü takıp çantayı gösterdikleri yere fırlatıp bisikletime koşuyorum. Bisikleti alıp doğruca çıkış alanına koşuyorum. Sanıım Onur oradan bağırıyor bana… “Haydi Ali Rızaaaaa”

Bisiklet Etabı 180K

Pedallara basıyorum. Bir kaç yüz metre sonra bir kasise girince öndeki suluğum yere düştü. Hemen aldım. Meğer ters takmışım sabah. Hemen onu  yapıyorum. Yanımdan jet gibi geçiyorlar. Hemen harekete geçiyorum.Asılıyorum pedallarıma.Artık önümde uzuuun bir yolculuk var. Güvenim tam. İyi ki Nisan ayında Nikola ile burada kamp yapmışız. Çoğu yarışmacı parkuru biliyor. Bizimde o avantajımız var.En azından yokuşlardan önce çok asılıp gerekisiz öldürmeyeceğiz kendimizi. Tüm bisiklet etabını yazarsam çok uzun sürecek ama anlatmak istediğim bir kaç nokta var. Bisiklette hiç durmadım.Çok iyi beslendim. Hazırladığım 2.4 litre enerji içeceğini ve enerji noktalarında dağıtılan 1.8 litrelik enerji içeceklerini tüketmişim.Bir yarım muz ve 6 adet jel ile bitiriyorum bisiklet. Hiç tuvaletim gelmiyor. Demek ki ya az içtim yada tam denk geldi diyorum.

 

Yokuşlar….

Tam 62. km’ de bir anda duygu seli basıyor içimi. Ağlama krizine giriyorum. Neden bilmiyorum ama tutamıyorum kendimi. Bir sürü şey geliyor aklıma. Aylardır süren idmanlar, antrenmana giderken oğlumun “Baba gitme benimle oyna demesi”, çektiğim acılar…. Dur diyorum yahu daha yarışın ortası bile değil kendine gel. Acımzasız, nefes nefese. Kalp yerinden çıkacakmış gibi olmasına hiç müsaade etmiyorum. Yoksa sonu gelmez.Sıcak adeta boza pişiriyor. Kasabalardan geçtikçe “A  evet burası orası, şurada durmuştum, şurada kahve içtim” diyerek oyalanıyorum. Bir kere bile kimseyle konuşmadım. Hiç tek kalmadım. Motorlu devriye hakemler hep gidip geliyorlar. Draft yapmak yasak. Her kes tek başına. Çok dikkat ediliyor. Triatlon gibi kolay değil bu iş.

 

 

Bir yokuşun ortasında İtfaiye eri açmış suyu herkesi suluyor. Allah’ ım ne büyük ulvi bir düşünce diyorum. Altından geçerken bağırıyorum az  Fransızcamla ” Mil Merci Mösyöööö”
En zor zirveleri de “işte yaptım, işte çıktım, onu da devirdim” diyip motive ediyorum kendimi. Çok zorlandığm anlarda “Atlas’ım madalya bekliyor hadi Ali Rıza” dedim içimden hep.
Groliere’e giderken müthiş hızlandığımız düzlük var. Orada bir polis ve kameraman motoru eşlik ettiler bana. Orada bayağı insan geçtim. Sanırım yüz ifademden midir nedir bir kaç km beni takip etti kameraman. Kim bilir nerde yayınlanacak?
En ücra kasabalarda bile halk sokakta birikmiş alkışlıyorlar. Ne kadar gurur verici anlatamam size. Avrasyada koşarken bir sene “şu herifler yüzünden otobüse binemiyoruz” diyenleri duyduğumda ne kadar üzülmüştüm. Dün Nice gibi turistik bir yerde 16 saat boyunca yollar trafiğe %90 kapalıydı.

İniş…

Oh be diyorum, dağlardan aşağı inerken serinleyeceğim.Ama çok dikkat etmek gerek “Ali Rıza küçücük bir dikkatsizlik burada ölüme bile neden olur”. Zira hem çok hızlı hem de çok sert virarjlar var…
Demeye kalmıyor tek tek düşenleri görüyorum. Ambulanslar, motorsikletler koşturmaca içinde. Hep dikkat deyip optimum hızla iniyorum. Zira aşağı yukarı aynı gittiğimiz 40/50 yarışmacıyı yokuşlarda yakalayıp tabiri caizse tokatlıyorum :-)
Kanlar içinde bir yarışmacı görüyorum, ama oturur vaziyette. Çok tehlikeli. Dikkat dikkat et. Düze indiğimde derin bir ohhh çekiyorum. Artık basabilirim. Birer birer ipe dizer gibi geçiyorum. Ama rüzgara karşı gitmek yoruyor. Yine yakalıyorlar. Ama yok diyorum şu gruptan önce gireceğim finişe ama kendimi çok yormadan. Ne ? Birde maraton mu koşucam? Allah’ ım deli miyim neyim…

Ve bisiklet bitişi. Binlerce midir on binlerce midir bilmiyorum insan seli, müzikler, anonslar, bayraklar her yer rengarenk bir cümbüştür gidiyor. Acayip gururlanıyorum.Yine ağlama geliyor içimden tutuyorum kendimi bu sefer. Dur diyorum 42k sonra ağla ağlayacaksan. Bisikletten iniyorum. Koşarak değişim alanına girerken Onur bağırıyor “Haydi Ali Rıza” diye. Göz göze geliyoruz. Gülümsedim ona diye düşünüyorum ama, kaslarıma hakim olamamış olabilirim :-)
Bisikletimi yerine bırakıp “Run bag” imi almaya gidiyorum. Alıp değişim alanına oturuyorum Hemen ayakkabılarımı giyip Türk bayraklı Hillside bayrağımı numara kemerime koyuyorum. Enerji içeceğimi içerken görevli gelip güneş yağı ister misiniz diyor. Evet diyorum. Elleriyle her yerinme sürüyor. Organizasyon bunu bile düşünmüş. Hepsi gönüllü insanlar. Biz hala Caddebostanda, valilik yarışa izin vermiyor diye tartışa duralım, ecnebi Mars’ ta hayat bulmuş haberimiz yok.

Koşu etabı, maraton 42.196 Km

Çantamı yine gösterilen yere atıp koşmaya başlıyorum. Koşmak mı ? Yok yok sekmekle, yürümek ve dans etmek arası bir şey yaptım sanırım. Ne garip bir his. Oya birck idmanlarda gayet iyiydim. Kardeşim bu ironman işi başka bir şeymiş.
Hava nasıl sıcak anlatamam. Formam terden tuz içinde, bembeyaz. Off diyorum be alın teri işte. İlk beslenme notasından hemen önce gördüğüme inanamadım. Parkurun ortasına duşlar yapmışlar saatler boyu akıyor. Koşarak altından geçiyorsun.Ohhhh serinlik. Hiç jel yiyesim yok. Beslenmem de lazım ama gitmiyor artık şekerli bir şey boğazımdan. Zorla biraz su biraz power bar enerji drink içiyorum. İlk 10k durmadan koşuyorum. Koşu hızım 10 km/h, yani ilk turu 1 saatte bitirebilirim. Ama bacaklarımı ileri atasım yok. İlk tur dönüşüne gelince yine o binlerce insanın arasında geçip gaza geliyorsunuz. Koşmayacağınız varsa da koşuyorsunuz. Tam o sırada Nikola’ nın ailesi bağırıyor bana, gaza geliyorum. Çok büyük mutluluk kendi adını duyduğunda…

Gözlerim hep Nikola’ da. Ama yok yok. Bir sürü biskletli geliyor ama o yok. Endişeleniyorum, düştü mü, bir şey mi oldu diye. 1.5 tur sonunda görüyorum onu ohh içim rahatlıyor en azından kazasız belasız gelebildi.
İkinci tur. Hadi diyorum, bak bu tur biterse 2 tur daha kalacak. O sırada tüm maraton mesafesinde beni taşıyacak bir cümle geliyor aklıma. Bir gece önce arkadaşım Oğuz Omur ( kendisi 6 defa IM ) “Ali Rıza unutma, tüm aclar geçecek ama gurur hep kalacak” dedi.

 

 

Tüm maraton boyu, hele çok acı çektiğim zamanlarda hep bunu tekrarlardım.
“Hadi oğlum unutma, tüm acılar geçecek ama gurur hep kalacak”
Koş, yürü koş ,yürü 22 km yi böyle gidiyorum. Biliyorum ki, 30 uncu km en zoru. Son 10 km motivasyon ile gelir. Hadi diyorum, daha hızlı gidebilirsen daha çabuk biter. Sahilde dizilmiş trafik lambalarını kerteriz alıyorum.Bir arasında koşup, diğeri arası yürürüm diyorum. Öyle de yapıyorum. Bu halde bile yarışmacı geçebiliyorum.Nikola’ nın antrenörü ona ” Ne kadar çok insanın yürüdüğünü görünce şaşıracaksın” demiş. “İşte o zaman birçok insanı geçebilirsin”
Bu lafı hatırladım ve yaptığım plandan hiç çıkmadım. Yavaş yavaş kas gücü ile birlikte beyin ve mantığımla da hareket etmeye başladım. İnsanlar ben geçtikçe “Alle Ali Rıza”  “Alle Bilal Turq” diye bağırınca çok sevindim ama anlayamadım beni nerden tanıdıklarını. Bilal ve TUR mayomda yazılı ama adım değil? Sonradan gördüm ki numara kağıdı üzerinde adımda yazılı. İnsanlarda oralardan okuyup tezahürat yapıyorlar.

İkinci bitiyor ama bende bitiğim. Bacaklar gitmiyor.Ne büyük acı. Nabız çok iyi ama bacak gitmiyor. Dönüşte yine Nikola’ nın ailesinin tezahuratı ile gaza geliyorum ve 3. en zor tur 2. turdan daha iyi zamanda koşuyorum. Keşke Melda ve Atlas’ da olabilselerdi. Maraton koşanlar bilirler. Maratonun yarış içinde götüren en büyük güç motivasyon unsurudur. Antrenmanı zaten aylarca yapmışsınıdır. Yarışmada geriye motive olmak kalır. Ama ironman’ de öncesinde 3.8k binlerce insan arasında yüzüp çıktıktan sonra, 180k bisiklet üstüne maraton koşmak için ne motivasyon kalıyor, ne de düşünce. İşte orda insan bir tanıdık ses duyunca hele ki sevdiklerini, sürünse bile kalkıp koşabilir. İnsan beyni böyle bir şey işte…
Her tur sonunda kaçıncı turda olduğunu unut ma, diye koluna bant takıyorlar. 3. turda 3. bandımı alınca gururlanıyorum yine.  Maratonu bitirmeye 10k kaldı ,yani ıronman olmaya. Bu tur artık en zevklisi acısa da, ayaklarımda su toplakları patlasa da biter bu iş.Yolda Nikola’ yı görüyorum

 

 

“Nikola son turum, ıronman oluyorum” diyorum. Alkışlıyor.”Bekliyorum ironman’ daşım seni finiş’ te” diyorum. Elleri çakıyoruz.
Son tur yine trafik ışıkları, kerterizler ve binlerce kez kafamın içinde tekrar eden lafla geçiyor.

Unutma, tüm acılar geçecek ama gurur hep kalacak.
Unutma, tüm acılar geçecek ama gurur hep kalacak.
Unutma, tüm acılar geçecek ama gurur hep kalacak.

İnsan selinin içine girerken Hillside logolu Türk bayrağımı çıkarıyorum ellerim yukarıda onu taşıyarak koşarken insanlar çılgınca alkışlıyorlar. Esra, Onur, Berhan, Önder bağırıyor dönüp onlara poz veriyorum.Öyle gaza geliyorum ki önümde bitişe giren 4/5 kişiyede geçerek finiş hattına giriyorum. Finiş hattında mavi halı üstünde koşarken bir anda bitiş takını görüyorum. İşte ağlama zamanı diyorum. Takın üstüne çıktığımda hep duymak istediğim şey çınlıyor kulaklarımda.
AliRıza from Turkey “YOU ARE AN IRONMAN”

O zaman daha da bir çılgın alkışlıyor insanlar. Flaşlar patlıyor hemen yanıma gelenler v.s. Nasılsa ayaktayım. Çömelmek geliyor içimden. Çömeliyorum ama kalkıyorum paylaşmalıyım bunu diyorum. O sırada bir bayan gelip öpüyor yanaklarımdan  “Ironman this is your medal”  diyor.Önünde hazır olda durup eğilip madalyamı boynuma takmasına izin veriyorum. Havaya uçacağım mutluluktan. Tüm acılara değdi mi? Daha büyük mutluluk var mı ?,,
Var tabii oğlumun dünyaya gelişi, babacım demesi tartışmasız bunun yanında hiç kalır. Ama ironman olmak içsel bir tatmin başka bir şey. Anlatmak çok zor, anlamanız için darısı başınıza diyorum.
Athlete Zone denilen yere geçip müthiş hatıra t-shirt’ ümü alıp, yemek yiyiorum. Aslında yemek değil koşarken hayalimde hep karpuz vardı. Orda da var. Biliyorum ki karpuz olur şeker ve sudan zengin meyve. Herhalde bir karpuzu yiyorum. Sonra biraz pizza. Üstümü değiştirip masaj oluyorum.

 

 

Kulağım Nikola ‘nın anonsounda. Saate göre gelmş olmalıydı. Hesaplarım öyle. Gidip bilgisayardan kontrol etmelerini rica ediyorum 2 defa. Yok, halen gelmemiş. İşte Behran  Nikola’ nın eniştesi, geldi mi diyorum hala bekliyoruz diyor. Hava karardı morali bozulmuş olabilir diye düşünüyorum ama kim takar havayı adam ironman olmak için son dakikalarında. Derken Nikola geliyor. Oğulları ile finişe giriyor. Ne büyük mutluluk.
Nikola da uzun süre ailesiyle sevinci paylaştıktan sonra bisikletlerimizi almaya giderken yanlız kaldığımızda sarılıyoruz, kucaklıyoruz birbirimize. Çektiğimiz acıları, sevinçleri, yıkımları, psikolojik savaşı en iyi ikimiz anlayabiliriz.
Sonrası tahmin edebileceğiniz gibi fotoğraf pozları, kısa anılar,tebrikler içinde geçiyor. Bende telefonuma ulaşınca hemen Melda ve Atlası arayıp konuşuyorum. Atlas’ın ilk sorusu:

 

 

“Baba madalyamı aldın mı ?”

“Aldım oğlum aldım”

Fransa’ dan sevgiler,

Başta aylarca bu idmanlarıma katlanan eşim Melda ve oğlum Atlas’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. IM idmanlarımda  bana destek veren sponsorlarıma  çok teşekkür ediyorum.Hepsi sporcu dostu,sporu destekleyen firmalar

Sanıyorum ki Türkiye’nin 13. Ironman’i oldum. Nikolada 14.

 

Fotoğraflar: Onur Özel

 

Hazırlayan: Alpay AKHUN


 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın