Türk Ironman’ lerin Avrupa Çıkarması I

27/06/2012  //     //  Triatlon Yarışları

 

Haziran ayında “Türk Ironman” ler, adeta Avrupa kıtasına çıkarma yaptı. Haziran ayının ilk iki haftasında Avrupa kıtasında koşulan iki ayrı “Ironman 70.3” yarışına toplam 20 Türk sporcumuz kayıt yaptırdı.

 

 

3 Haziran’ da Jona, İsviçre’ de koşulan “Ironman 70.3 Rapperswil” e Barlas Kazancı, Can Koçak, Mehmet Burak Ünal, üçlüsü katılırken, sonraki hafta, 10 Haziran’ da İtalya ‘ da koşulan “Ironman 70.3 Pescara” ya, aralarında Oğuz Omur, Gökhan Doğruol, Korkut Omur, Server Tanfer, Sedat Deniz, Ufuk Biriz, Osman İnhan, Göksen Çınar gibi başarılı Türk Ironman’ lerle birlikte ilk kez 70.3 yarışına katılan deneyimli sporcu ve triatletler olan Kemal Merkit, Muzaffer Kuvvet, Aykut Gümüş, Burcu Aslanağı, Özlem Duygu, Aykut Toraman,  Didem Doğruol, Arif Uysal, Defne Kılınç gibi isimler kayıt yaptırmıştı.

 

 

“Rapperswil 70.3″ e katılan üçlü ekip fire vermeksizin yarışı tamamlarken, “Pescara 70.3″ e katılan 17 kişiden oluşan ekipte yer alan Korkut Omur bir hafta önce geçirdiği küçük bir sakatlık yüzünden start alamadı. Defne Kılınç da dizindeki sakatlık yüzünden Pescara’ da start almayan bir diğer sporcumuzdu.

İki bölümlük yazı dizimizin ilk bölümünde “Rapperswil 70.3” e katılan “Barlas Kazancı, Can Koçak, Mehmet Burak Ünal” üçlüsünde yer alan Mehmet Burak Ünal’ ın yarış ile ilgili görüş ve izlenimlerine yer verirken, yazının ikinci bölümde “Pescara 70.3” e katılan kalabalık ekipte yer alan Göksen Çınar’ ın görüş ve izlenimlerine yer vermeye çalışacağız. Kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse:

 

 

Hem Mehmet Burak Ünal hem Göksen Çınar geçtiğimiz yıl Kıbrıs’ a koşulan “Kasım Şakası” adlı yarı iroman mesafesine eşit olan orta mesafe triatlon yarışına katılmıştı. Ünal, Kıbrıs’ ta 5:59:26’ lık zaman elde ederken, Çınar, onun hemen arkasından 6:00:27’ lik zaman ile yarışı tamamlamıştı. Ünal ayrıca bu yıl Mart ayında koşulan “Abu Dhabi Triatlonu” kısa mesafeye katılmış ve 4:11:08’ lik derecesi ile Abu Dhabi’ de en iyi zamanı yapan  üçüncü Türk sporcu olarak Metin Aroyo’ nun ardından yarışı başarı ile tamamlamıştı.

 

 

Ironman 70.3 Rapperswil

3000’ e yakın sprocunun kayıt yaptırdığı “Ironman 70.3 Rapperswil”, Zürih gölü kıyısında bu yıl altıncı kez koşuldu. 35 pro erkek, 16 pro kadın sporcu yarıştığı “Ironman 70.3 Rapperswil” de “Pro Erkekler” kategorisinde tecrübeli alman atlet Michael Raelert 3:44:13’ lük zamanı ile birinci olurken, “Pro Kadınlar” kategorisinde ise İsveç’ li kadın sporcu Nicole Spirig 4:08:52’ lik zamanı ile birinci oldu.

 

 

Rapperswil’ de yaş gruplarında yaş grupları kategorisinde yarışan Türk Ironman’ lerden Barlas Kazancı, 30-34 yaş aralığında elde ettiği 4:55:24’ lik zamanı ile oldukça iyi bir yarış çıkardı. Kazancı elde ettiği bu süre ile genel klasmanda 371 inci olurken kendi yaş grubunda 286 sporcu arasında 81 inci sırada yarışı tamamlamış oldu. 35-39 yaş aralığında yarışan iki sporcumuzdan bir olan Mehmet Burak Ünal, 5:32:22’ lik zaman ile yarışı tamamlarken onun ardından gelen Can Koçak ise 5:43:28’ lik zaman ile finiş’ e geldi. Ünal, genel sıralamada 1067 ini olurken, kendi yaş aralığında 340 kişi arasında 218 inci, Koçak ise genel sıralamada 1262 inci, yaş grubunda ise 253 üncü oldu.

 

 

Mehmet Burak Ünal ve Rapperswill 70.3

Rapperswil, Zurih’ e trenle 30 dakika mesafede, şirin mi şirin, nezih mi nezih, kalburüstü bir sayfiye kasabası. Bölge halkının triatlona ve genel olarak spora yaklaşımlarıysa bizim ülkemizin binlerce ışık yılı ilerisinde. Gel gelelim İsviçre yasam standartları kadar maliyetleri de çok yüksek olan bir ülke. Tanıştığımız İsviçrelilerden öğrendiğimiz üzere Rapperswil ülke ortalamasının da üzerinde bir fiyat seyrine sahip. Bu bağlamda bu yarışa gitmeyi arzu edenleri uyarmak gerekirse de, en azından önümüzdeki sene gitme şanslarının zaten olmayacağını belirtmek lazım. Kasabada yapılması planlanan altyapı çalışmalarından ötürü 2013 yılında herhangi bir yarış yapılmayacak.

 

 

Sevgili dostum Can Koçak’ la, 2012 yurtdışı yarışlarımızı aralarında yaklaşık üçer ay fark olacak şekilde planlamıştık. Mart ayında “Abu Dhabi Triatlonu” (1.5 km yüzme, 100 km bisiklet, 10 km koşu) yarışına katıldık. Haziran ayında ise  “Ironman 70.3 Rapperswil” yarışına katılmayı planlamıştık ve bu planımızı da gerçekleştirdik. Katılmayı planladığımız diğer yarış ise Eylül ayında koşulacak olan olimpik mesafe olan “Londra Triatlonu” Yurtdışında koşmayı planladığımız yarışlar arasında, kendimizi performans anlamında zirveye taşımayı hedeflediğimiz yarış olarak da “Rapperswil 70.3” ü seçmiştik. Diğer yandan açıkca söylemek gerekirse, performans anlamında tepe yapıp yapmadığımı tam olarak kestiremiyorum. 2009 yılında katıldığım tek yarış olan “Akyaka Triatlonu” nu saymazsak, üç tam sezondur triatlon yarışlarına giriyorum ve amiyane tabiriyle yiyecek daha çok ekmeğim olduğundan performans anlamında kendimi hala iyi değerlendiremediğimi düşünüyorum. Ancak bu sene yarış zamanlarımdan da objektif bir şekilde görebildiğim üzere kendime göre iyi bir aşama kaydettim diyebilirim. Bu gelişmenin ardından yatanın, hem hedefleri ve yarışları bir önceki seneden belirlemenin, hem de iş hayatinin izin verdiği ölçüde disiplinli, planlı ve bilinçli bir şekilde antrenman yapmak olduğunu söyleyebilirim. Diğer yandan, “İstanbul Triatlon Spor Kulübünün” diğer sporcuları; Can Koçak, Barlas Kazancı, Fatih Pekin, Mehmet Akif ve Bahar Saygılı Ertürk’ ün dostluk ve desteklerini de unutmamak lazım. :)

 

 

Mart ayı için koymuş olduğum “Abu Dhabi Triatlonu” hedefi, beni, kışın insanların kardan, soğuktan dışarı çıkmadığı zamanlarda dahi, tamamen buz kesmiş, fren dahi sıkamayacak hale gelmiş ellerle eve dönecek şekilde bisiklet antrenmanlarına devam etmemi sağladı. Donan uzuvların çözülmesi ile birlikte de ekilenleri biçmeye başladım… :) Lafı çok uzatmadan tekrar İsviçre’ye dönmek gerekirse…

Yakın dostum ve de bir numaralı “gaz” kaynağım Barlas Kazancının, ben ve Can Koçak ile oluşturduğumuz kafilemiz katılması ile beraber yarış sonunda hayallerde kaldığını söyleyebileceğimiz hedeflerimiz üçe çıktı. Bunda bir numaralı etken, olumsuz hava koşullarından ziyade sert bisiklet etabı oldu. İki turdan oluşan 90 kilometrelik etapta toplam 1100 metre civarı tırmanma vardı. İşleri esas zorlaştıransa, isimlerinden de anlayabileceğiniz gibi çok dik olan “Witches Hill” ve “The Beast” tırmanışlarıydı. Bunlara ek olarak yüzme etabını da şahsi gayretlerimle zorlaştırmamda neticesinde, zor ama keyifli bir beş buçuk saat geçirdim! :) Yarışın başlamasına bir saat kala başlayan sağanak yağmur, hem ciddi şekilde üşümemize, hem de yarış öncesi ısınma rutinlerimizin bozulmasına neden oldu.

 

 

15 dakikalık koşuyu, wetsuit içine yapılan 15 saniyelik idrar tahliyesiyle ikame etmek durumunda kaldım ve akabinde 35-39 yas grubunda yer alan üç yüzün üzerindeki Kurbanlıklar “ arasına katıldım. Start, suyun içinde olduğundan ve üşüdüğümde dolayı starta bir dakika kalıncaya kadar suya girmedim. Tekneden “bir dakika” işaretinin verilmesiyle bir timsah edasıyla iskeleden suya indim ve insanların arasından süzülerek en ön sıraya yerleştim. Üç yüzden fazla kişinin arasında kalmaktansa baştan sprint’ le kalabalıktan sıyrılabileceğimi düşünme gafletinde bulundum ki, start verilmesi ile beraber kaç kişi olduklarını sayamadığım sayıda sporcudan bir odaya kapatılıp, kalasla dayak yemişten beter oldum. Hızlı yüzücülerin hepsi sağımdan, solumdan, üzerimden ciddi darbelerle geçtiler. Altı ay boyunca hazırlandığım yarışa neredeyse birinci dakikada veda edecek durumdayken, karanlık göl suyunun da etkisiyle basan afakanlardan kurtulmak için gözlüğümü çıkardım ve kendime gelebilmek için bir süre kurbağalama yüzmek zorunda kaldım. Nabzım ve nefes alıp verişim tekrar insanlara benzediğinde serbeste stile dönebildim. Moralimi bozmaktansa bu tecrübezisliğimle dalga geçerek, çok fazla sıkmadan kendimi karaya attım. 33-35 dakikada sudan çıkmayı planlarken 39 dakikada sudan çıktım. Aldığım bu güzel dersin 4, 5 dakikalık bedelinin oldukça ucuz olduğunu söylemekte fayda var. :)

 

 

Uzun mesafeli T1′ den sorunsuz ve telaşsız bir şekilde çıktım. Bisiklete geçtiğimde kendimi iyi hissediyordum, giydiğim kolsuz rüzgarlık ve arm warmer’ lar beni soğuktan korudular. Ancak zeminin yer yer ıslak olması ve yer yer artan rüzgar ortalama hızı bir hayli etkilediler. Witches Hill’ e geldiğimde de ise ikinci büyük tokadı yedim. Kalın profil on ve arka diskten oluşan kombinasyon yerine hafif jant setiyle gitmek her ne kadar isabetli olduysa da, uzun süre ayağa kalkmadan tamamlanamayan çıkışlar bacaklarımı fena şekilde yaktılar. İlk turda zeminin tamamen kurumamış olması ve de etabı tanımıyor olmam inişlerde beni temkinli olmaya zorladıysa da ikinci turda inişleri iyi kullandım, parkurun bazı kısımlarında 55-60 km ortalama hızla inmenin keyfine vardım. Her ne kadar manzaranın ve doğanın çok fazla keyfini süremediysem de, yol boyunca insanların gösterdiği ilgi ve desteği hayretler içinde izledim. Umarım bir gün güzel memleketimiz de benzer medeniyet seviyesine ulaşır.

 

 

Bisiklette kazanılacak birkaç dakikanın bedeli genelde koşuda kaybedilen onlarca dakika olduğundan, zaten rampaların hasar verdiği bacaklarımı koşuya saklayabilmek adına bisiklette normal nabız aralığımın altında gitmeye karar verdim ve 3 saat 1 dakikalık bir süreyle bisiklet etabını tamamladım. Bu sayede yeterli oksijen tedarik edilen beynim, T2’den de bir şeyi unutmadan, olaysız çıkmamı sağladı. Koşuya gayet güçlü bir şekilde başladıysam da, tedbiri elden bırakmadan ilk 12 kilometreyi kontrollü geçtikten sonra tempomu arttırdım. Sanırım 5-6 km kadar süren yüksek temponun ardından bacaklarım ve kan şekerim tehlike sinyallerini vermeye başladılar. İyice şiddetlenen rüzgarın da yavaşlatmasıyla finişi riske atmadan makul bir nabız aralığında yarısı tamamlamaya karar verdim ve 1:45′ de yarı maratonu tamamladım. Yarıştan önceki 1:35 hedefimin bu bisiklet parkuru ertesinde ve rüzgar eşliğinde “biraz” iyimser olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu bağlamda toplam 5:32′ lik derecemden son derece memnunum. 5:15′ lik hedefime ulaşamadıysam da, performansım ve kendime olan güvenim bir üst kademeye çıkmış oldu. Düz bir parkurda 5 saat civarı bir zaman yapabileceğimi düşünüyorum. Barlas ve Can da yarış öncesi hedeflerini yapamadılarsa da, 4:55 ve 5:43’luk dereceleriyle çok başarılı oldular. Onlar da yaşadıklarını yorum köşesinde sizlerle paylaşırlar. Yaşadıklarımı kan şekerinizi çok düşürmeden paylaşabildiğimi umuyor, triatlona olan müthiş desteklerinden ötürü cylingtr ekibine ve Alpay Akhun’ a teşekkürlerimi sunuyorum

 

 

Gelecek bölümde “Pescara 70.3″ ve Göksen Çınar


Hazırlayan: Alpay AKHUN

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın