Ironman Kalmar da Altı Türk

02/09/2013  //     //  Triatlon Yarışları

 

Ağustos ayının üçüncü haftası İskandinav ülkesi İsveç’ te koşulan “Ironman Kalmar” yarışına katılan altı Türk sporcumuz finiş gördü. Kalmar’ da en iyi zamanı yapan Türk sporcusu Önder Anıltürk olurken, 24 Haziran 1992 doğumlu olan Yamaç Kolatan, en genç Türk Demir Adam sıfatını kazanmış oldu. Kalmar Ironman’ da yarışan Türkler arasında Kıvanç Onutman, Ali Rıza Bilal, Göksen Çınar, Seha Özden gibi son yıllarda IM ve IM70.3’ yarışlarına katılan tecrübeli isimler vardı.

 

 

Baltık denizinde 3800m yüzen sporcular, 7 km. uzunluğunda bir köprüyle geçilen turistik Öland adasında 180km. bisiklet çevirdikten sonra 42 km’ lik maraton koşunu Kalmar’ ın merkezinde yer alan meydanda bitirdiler. Düz ve hızlı bir bisiklet parkuru olduğu için geçen yıl yapılan Ironman yarışları arasındaki en iyi zamanların gerçekleştirildiği “Kalmar Ironman” de bu yıl sert esen rüzgar sporcuların işini oldukça zorlaştırdı. Güneşli bir günde çalkantılı denizde mücadele veren sporcular, ardından gelen bisiklet etabında rüzgarla mücadele etmek zorunda kaldılar.

 

 

Geçtiğimiz yıl ilki koşulan ve oldukça hızlı bir bisiklet parkuruna sahip olan “Ironman Kalmar a ilgi büyüktü. Kailua Kona Hawaii Dünya Şampiyonası’ na 50 slot veren yarışa geçtiğimiz yıl 1389 sporcunun katılmıştı. Bu yılki katılımcı sayısı 1929 sporcuya ulaşan “Kalmar Ironman” a her geçen yıl ilginin daha da artacağa açık. Yarıştan sonra açılan 2014 yılı kayıtlarının kısa sürede kapanmış olması bunun en iyi işareti.

 

 

Bu yılki yarışın en iyi zamanını elde eden pro erkek sporcusu yarışı dokuz saatin oldukça altında 8:19:30’ ile tamamlayan Portekiz vatandaşı Pedro Gomes oldu. Gomes’ in yaklaşık 3 dakika arkasından gelen Slovak sporcu David Plese, 8:22:01 ile ikinci sırada yarışı tamamlarken, Ukraynalı Anthony Blokhin, 8:26:09’ luk zamanı ile üçüncü oldu.

 

 

Pro kadınlar kategorisinin şampiyonu da dokuz saatin altında yarışı tamamlayan İngiliz Jodie Swallow oldu. Swallow, 8:54:01’lik zamanı ile yarışın şampiyonu olurken, en yakın rakibi olan İsveçli Eva Nyström, onun 26 dakika ardından finişe gelebildi. Nyström, 9:17:56’ lık zamanı ile ikinci olurken, Yeni Zelanda’ dan Britta Martin, 9:22:18’ lik zamanı ile üçüncü olarak yarışı tamamladı.

 

Türk Ironman’ ler

 

 

Önder Anıltürk

 

Yarışa Austin Texas’ dan katınan 40 yaşındaki Önder Anıltürk, Türk sporcular arasında en iyi zamanı elde eden sporcumuz oldu. Anıltürk, ilk kez katıldığı tam  mesafe yarışını 12 saatin altında 11.19:05 gibi oldukça iyi bir zamanla bitirerek gelecek yarışlar için umut verdi. Anıltürk 2011 yılında katıldığı  “Ironman 70.3 Austin” i 5:43:08 ile 2012 yılında katıldığı “Ironman 70.3 Augusta” yı da 4:48:59 ile tamamlayarak hızlı bir gelişme göstermişti.

 

 

 

Kıvanç Onutman

 

40 yaşındaki bir diğer sporcumuz olan Kıvanç Onutman Klamar’ da en iyi ikinci zamanı yapan Türk sporcu. Onutman da tıpkı Önder Anıltürk gibi ilk kez katıldığı tam mesafe yarışını 12:32:252 lik zaman ile tamamladı. 2009 yılından bu yana hem yurtiçi hem de yurtdışı maraton yarışlarına katılan Onutman, 2012 yılında Kıbrıs’ ta koşulan “Kasım Şakası” yarışını 6:51:48’ de tamamladıktan sonra, 2013 yılının Temmuz ayında ilk kez katıldığı Ironman 70.3 Haugesund Norveç’ i 5:29:29 ile tamamladıktan sonra Ağustos ayında Kalmar’ da yarıştı.

 

 

 

Ali Rıza Bilal

 

40 yaşında olan bir başka isim ise Ali Rıza Bilal. Eski olimpiyat kürek takımı kaptanı olan Bilal, katılmış olduğu ikinci tam mesafe yarışını sakatlığına rağmen 12:43:48’ de tamamladı. Tecrübeli isim Bilal, geçmişte katılmış olduğu macera ve maraton yarışları yanı sıra son yıllarda ironman yarışlarına da katılıyor. Kaptan’ ın ilk yarışı 2011 yılında katıldığı Ironman 70.3 Antwerp. Bu yarışı 6:04:34 ile tamamlayan Ali Rıza Bilal aynı yıl Kıbrıs’ ta koşulan “Kasım Şakası” yarı mesafe yarışını 5:49:04 ile tamamlamıştı. 2012 yılında ise ilk kez katıldığı Ironman Fransa’ yı 13:31:00’ de bitiren kaptan, ardından gelen 2013 yılında ilk olarak Abu Dhabi Triatlonu’ nunu 4:40:01 ile tamamlamış,  sonrasında Ironman 70.3 Haugesund Norveç’ i 5:25:23 ile bitirmişti.

 

 

 

Göksen Çınar

 

30 yaşındaki Göksen Çınar, ikinci kez katılmış olduğu tam mesafe yarışı olan “Kalmar Ironman’ i 12:50:14’ te tamamladı. Çınar’ ın ilk yarışı olan Kasım Şakası 2011’ i 6:00:27’ de bitirdikten sonra 2012 yılında Ironman 70.3 İtalya’ yı 6:14:54’ da tamamlamış, ardından Ironman Avrupa Şampiyonası 2012’ yi 13:27:51’ de bitirmişti. Çınar, 2013 yılında katıldığı bir diğer yarış olan Ironman 70.3 Haugesund Norveç’ i 5:37:09 ile tamamlamıştı.

 

 

 

Seha Özden

 

Ironman Kalmar’ da yarışan bir başka 40’ lık delikanlı olan Seha Özden, ilk kez katıldığı tam mesafe yarışını 12:53:49’ luk zamanda tamamladı. Özden, geçtiğimiz yıl Yalova Triatlonu ile başlamış olduğu triatlon serüvenine bir IM halkası da eklemiş oldu. 2012 yılında ilk kez Kıbrıs’ ta katıldığı “Kasım Şakası” yarışını 6:45:15’ de tamamladıktan sonra 2013 Nisan ayında koşulan “Nisan Şakası” yarışını 6:34.41’ de tamamlayan Özden bir yıl gibi kısa bir sürede hızla hedef büyüten sporcular arasında yer alanlardan. Kendisinin Kalmar izlenimlerini aktardığı anı yazısını aşağıdaki bölümde okuyabilirsiniz.

 

 

 

Yamaç Kolatan

 

Yamaç Kolatan, triatlet Dilek Baytan’ ın 24 Haziran 1992 doğumlu olan oğlu. Baytan geçtiğimiz yıl traitlon yarışlarına katılmaya başlaması ile birlikte Yamaç da bu yıl Ironman Kalmar’ a hazırlanmaya başlamıştı. Yamaç, ilk kez katılmış olduğu tam mesafe yarışı olan Ironman Kalmar’ ı 13:04:46 gibi bir zamanda bitirerek büyük bir azim ve başarı örneği olduğunu göstermiş oldu.

 

 

 

Seha Özden ve Ironman Kalmar Serüveni
 
 
2010 yılı mayıs ayına kadar doğru dürüst hiç spor yapmamış, kilosu 95-100 aralığında birisiydim. Kilolardan kurtulmam gerektiğine karar verdikten sonra eve bir eliptik bisiklet alıp bir sene içinde yaklaşık 12-13 kilo kadar verdim. Bu arada bir MTB alıp Keşan Doğa Sporları Topluluğu(KEDOST)ile  haftada 1-2 kere 30-50 km lik MTB turlarına katıldım. 2011 yılı yazında bir gazetede ironman’ lerle ilgili bir haberi okuduktan sonra triatlonla ilgilenmeye başladım. Fakat yüzmem 15-20 kulaç atacak kadar, koşum 300-400 m koşacak kadar, bisikletim de ara sıra MTB yapacak kadardı.
Bu dönemde yüzüyoruz.com’ la tanıştım. Bu siteden de oldukça yararlı linklere ulaştım. En büyük sorunum nasıl yüzüleceğini, nasıl koşulacağını bana gösterecek kimsenin olmamasıydı. Bu yüzden öğrendiklerimin çoğunu videolardan öğrendim. Joe Friel’in “Triathlete’ s Training Bible” kitabını aldım ve internetten bulduğum çeşitli antrenman planlarından kendime uyabilecek bir plan yapmaya çalıştım. Bu süreçte 75 kiloya kadar düştüm. İlk sprint triatlonumu 2012 Haziranında Yalova’ da koştum. Koşu bölümünde bitirtip bitiremeyeceğimle ilgili kaygılı olduğumu hatırlıyorum.
Temmuz’ daki İstanbul Sprint Triatlonu’ ndan  sonra kendime güvenim geldi ve daha uzun mesafeleri koşabileceğime inancım arttı. 2012 Ağustos’ unda Önder Anıltürk ile beraber 2013 Ironman Kalmar yarışına kaydımızı yaptırdık. Ekim 2012 de Alanya Olimpik Triatlonu’ nu sonrasında 4 Kasım’ da Kıbrıs Kasım Şakası ve 28 Nisan 2013’ te Kıbrıs Nisan Şakası yarı mesafe Demir Adam yarışmalarını bitirdim. Sonrasında da Ironman Kalmar için çalışmalara başladım.
Antrenmanlarımı genellikle okuduğum kaynaklardan süzgeçten geçirerek, arkadaşlarımın fikrini alarak ve makaleleri okuyarak düzenledim. Sporcuların bu üç branşa adaptasyonu ve antrenman sonrası toparlanma süreci oldukça farklılık gösterdiği için herkese tam gelecek bir antrenman modeli olduğunu düşünmüyorum. 2013 yılında toplam 86 km yüzme, 890 km koşu ve 5600 km bisiklet antrenmanı yaptım. Bu antrenmanlarımı “Keşan Triatlon” facebook grubunda ve yüzüyoruz.com da günlük olarak paylaştım. Bu iki guruptaki arkadaşlarımın destekleri de yorulduğumda, yıldığımda ya da motivasyonum düştüğünde yola devam etmeme yardımcı oldu.
13 ağustosta İsveç’e gitmek için eşimle birlikte Keşan’dan yola çıktık.Önce Kopenhag’a uçacak ve sonrasında araçla Kalmar’ a geçecektik. Uçağımız 14 ağustosta sabah 8:15’ te olduğu için bir gece İstanbul’ da geçirip sabah uçağa rahat yetişmeyi planlamıştık. Saat 7’ de bagajları teslim ettik ve kapıya gittik. Kapıda bize stand-by yolcu olduğumuzu, beklememiz gerektiğini söylediler. 11 ay önce aldığım biletle nasıl yedek yolcu olduğumuzu sorunca “overbooking” kavramını öğrendik. Meğer bu yurt dışı uçuşlarda hava yolu şirketleri yolcu sayısından 10% daha fazla bilet satarlarmış gelmeyen oluyor diye. Eğer herkes sizden önce check-in yaptırırsa yedek yolcu olarak kalıyorsunuz ve eğer tüm yolcular gelirse sizi bir sonraki uçağa bindirip tazminat ödüyorlar.
Sonuçta saat 14:55 uçağına kaldık. Moral bozukluğu oldu biraz ama sonuçta aynı gün gidebiliyor olmakla avunduk. Saat 18 gibi Kopenhagda olduk ve aracımızı kiralayıp Kalmar’ a doğru 325 km lik yolumuza koyulduk. Yol boyunca otoban yerleşim yerlerinden de geçiyordu. Buralarda kiraladığımız arabanın navigasyonu “hız kamerasına yaklaşıyorsunuz hız limiti …uyarısı” veriyordu. Kiralık arabalarda bu özellik olduğuna göre yasal bir uygulama olmalı diye düşündük. Amaç insanların oralarda belli bir hızda gitmesini sağlamaksa bu, amacına ulaşıyordu.   Gece saat 11 civarı otelimize vardık. Bir baktık ki kapı duvar. Ortalıkta kimse yok,kapılar kilitli. Yanlış yere mi geldik diye düşünürken belki bir zil buluruz umuduyla yaklaştığımız kapıda 3 kişi için yazılmış bir not bulduk. “Değerli misafirler, resepsiyon saat akşam 9 da kapanıyor,yandaki posta kutusunda adınıza zarflar var, alıp odanıza gidebilirsiniz.” Böylece self servis otelle de tanışmış olduk.
Ertesi sabah arkadaşlarla buluşup koşu parkurunu bisikletle dolaştık. Hava 16-17 derece idi. Çok üşüdük ve tedirgin olduk. Çünkü sadece kısa kollu üst almıştım yanıma. Kahvaltıdan sonra kayıt ve bisiklet üstü, kol ısıtıcı alıp soğuk havaya hazırladım kendimi. 15 ağustos akşamı teknik toplantı yapıldı. 16 ağustos sabahı saat 7 de wetsuit’ leri giyip denize girdik. Denizin altı koyu kahverengi bir bitki örtüsüyle kaplıydı.  Su bildiğimiz deniz suyundan tatlı, havuz suyundan da tuzluydu. Sıcaklığı dışarıdan iyiydi. Sanırım 21 derece civarındaydı. Çabuk alıştık. Bu arada stresten geceleri saat 4 gibi kalkıp bir daha uyuyamıyordum. En büyük tedirginliğim yüzme idi. Diğer etaplarda durup dinlenme, kendine çeki düzen verme imkanının olmasına rağmen yüzmede böyle bir şansın olmaması tedirginliğimi arttırıyordu.
Cuma akşamı saat 10 gibi yattım ve saat 3’ te kendiliğimden kalktım. Büyük gün gelmişti. Mental olarak kendimi ”uzun bir antrenman günü, yüzme biterse bu iş bitecek.” gibi hazırlamaya çalıştım. Planladığım beslenmemi yaptım ve saat 6’ ya çeyrek kala değişim alanında olup sularımı, jellerimi yerleştirdim ve yüzme başlangıcına gittim. Saat 6.30’ da suya girip 50 metre kadar yüzdüm. Sonrasında beklemeye başladık. Bu arada bir sukunet geldi üzerime ve heyecanım bitti, rahatladım. Saat 6:55’ te pro’ ların startı verildi. Bizleri de yapmayı planladığımız süreye göre ilk dubaya yakından uzağa olacak şekilde ayırdılar. Ben 1 saat 30 dakika tabelasının arkasına geçtim.
Saat 7’ de düdük çaldı ve başladık. 2000’ den fazla insan aynı sarı dubaya doğru yüzmeye başladık. İnanılmaz bir curcuna vardı. Doğru dürüst kulaç atmak zordu ve durmadan çevreden dirsek, ayak,kol darbeleri geliyordu. Hele dubaya bakmak için dikilip kurbağalamaya geçenlerin topuk darbeleri oldukça sertti. Nitekim sağ elimin serçe parmağı bu arada büyük bir darbe yedi. Yarış ilerledikçe seyrekleşmesini beklediğim parkur, kısa dönüşler ve bu dönüşlere konulan dubalara herkesin yakın gitmeye çalışması nedeniyle bitirene kadar seyrekleşmedi. İlk tur bittiğinde 31 dakika geçmişti. Oldukça mutlu oldum.  İkinci turun sonunda 1:21:02 de sudan çıktım.
Hava beklediğimiz kadar soğuk değildi.Ama yine de üzerimi komple değiştirerek kuru şeyler giydim ve bu nedenle transition 11 dakika kadar sürdü. Bisiklette telafi ederim diye düşündüm. Bisikletin ilk 6-7 kilometresi sakindi. Fakat yüzmedeki mücadele, nabzımı 150 civarına çıkarmıştı ve rahat olmama rağmen düşmüyordu. Normal bisiklet nabzım 125-130 civarında olduğu için rahatsız oldum. Sonra 6,5 km lik Öland köprüsüne dönünce rüzgar etkisini gösterdi. Dümdüz yolda yokuş çıkar gibi gitmeye başladık. İleride 53. km den sonra dik bir dönüş olacağını ve rüzgarın azalacağını hatta yardımcı olacağını hesaplayıp moral bozmamaya çalıştım. Gerçekten de ilk 50 km.’ yi 25 km. ortalamayla geçtikten sonra rüzgar etkisini yitirdi ve hızımı 35 km civarına çıkardım. Fakat sonra rüzgar tekrar başladı ve hedeflediğin süreye (6-6:15)ulaşamayacağımı anladım ve beslenmeme ve dinlenmeye daha fazla dikkat ettim. Bacaklarımı da maratona saklamak istediğim için hep yüksek kadansta  sürdüm. Jel ve bardan oluşan bir menüm vardı ama 100. km.’ den sonra çok yiyesim gelmedi. Ben de yardım istasyonlarından muz alıp eksikliği kapattım.
Son 30 km ye gelirken “bitiyor artık” diye düşündüm. Fakat rüzgar hem süreyi uzattı hem de bacaklarımı oldukça yıprattı. Bisiklet etabını 6 saat 48 dakikada tamamladım. Neyse ki bisiklet ve rüzgar bitti. Üzerimi değiştirip koşuya başladım. Başta her şey planladığım gibiydi. 5:45-6:00 aralığında bir pace ile ilk 10 km yi bitirmeyi planlıyordum ve bu gerçekleşti. İkinci turda bacağımın önü birden sertleşti ve süreler uzamaya başladı. Zaman zaman 50 mt.’ lik yürümeler yaptım ama yürümek mantıksız geldi. Durmamalı ve yavaş olsa da koşmalıydım. Taktik  değiştirdim. Koştum ama her iki yardım istasyonunda muz, jel veya enerji içeceği içerken 20-30 sn arası durdum. Bu arada sol dizim de iliotibial banttan ağrı yapmaya başladığı için bu durmalar iyi geldi.Bu arada 10 saattir devam ediyorduk. İnsan kendi kendiyle ne çok muhabbet edebiliyormuş.
İsveçliler geçtiğimiz yerlerde evlerinin önünde veya sokaklarda açılır kapanır sandalyelerine oturup durmadan Heja(haydi) diye tezahurat yaptılar. Hiç yorulmadılar.Kimisi yan yana dizilip geçerken Meksika dalgası yaptılar.Spora, sporcuya bakışımızdaki ve eğlence anlayışımızdaki uçurumu görünce insan üzülüyor.
34. km benim için önemliydi. Çünkü şimdiye kadar en çok o kadar koşmuştum.”Burayı geçersem çok mutlu olacağım, çünkü bundan sonrası hep kar.” diye düşündüm. 34. km.  bitince gerçekten de çok mutlu oldum. 8 km. kalmıştı. Üçüncü turunda olup da yürüyenler vardı. O an; “Yürürsem pes etmişim gibi  durup dinlenirsem yarışın hakkını verememişim.”  gibi hissedeceğimi fark ettim. Şimdi koşmayıp ne zaman koşacaktım? 34. km den sonra hiç durmadım. Yavaşladığım yerler oldu ama devam ettim. Son 1 km de tempomu bacaklarımın el verdiği kadar arttırıp kendime göre “güçlü bir bitiş” yaptım. Yarışı 12 saat 53 dak 49 saniyede tamamladım.
Bitirdiğimde duygularım oldukça karmaşıktı. Hem 11 ay önce kayıt yaptırdığımdan beri aklımdan hiç çıkmayan yarışı bitirmenin sevinci ve gururu, hem iki yıllık bir emeğin amacına ulaşmış olmasının verdiği boşluk, hem de planladığımdan uzun sürmesinin hüznü vardı. Sonra yarış sonunun kargaşası  içinde kaynayıp gittiler.
Hazırlayan: Alpay AKHUN

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın