2. Sakız Adası Yarı Maratonu Yapıldı

05/09/2013  //     //  Triatlon Yarışları

 

 

Uzun zamandır yarış raporu yazmaya değer bir koşu yarışı bulamamanın üzüntüsü içindeydim. Ta ki, geçtiğimiz hafta sonu 1 Eylül 2013 tarihinde Yunanistan’a bağlı Sakız Adası’nda bu yıl 2.si düzenlenen Yarı Maraton yarışına katılana kadar.

 

Geçtiğimiz yıl ilk defa yapıldığında katılımcıları tarafından olumlu yorumlarla geri dönülen ve bu yıl, ilk yılına göre daha büyük katılım ve ilgiyle kendini kabul ettirmiş bir yarış olan bu yarı maratondan sizlere daha detaylı bahsedebilmek için sabırsızlanıyorum!

 

 

Her kondüsyon seviyesine uyan 3 farklı mesafede koşulan yarış, yarı maraton, 10.5 km ve 1.5km ile herkese hitap ediyordu. Bu da küçük ada yarışına 225 kişiden fazla katılımı getirdi. Türkiye’deki birçok yarı maraton yarışının aksine bu yeni yarışın yıl boyu açık olan bir web sitesi var! Bu sayede internet aramalarında kolaylıkla ihtiyacınız olan bilgilere ulaşabiliyorsunuz, tüm bilgiler derli toplu birarada bulunuyor.

 

Sadece Yunanca değil, aynı zamanda İngilizce içeriğiyle tüm dünya insanlarını kucaklıyor.

 

 

Elbette katılımın büyük bölümü ada halkı ve Yunan vatandaşlarından oluşuyordu fakat bu yıl, geçen yıldan da daha fazla oranda Türk koşucular da dikkat çekti. Hatta kulüp kategorisinde Türkiye’den Adım Adım grubu, kalabalık katılımıyla ayrı ödüle layık görüldü.

 

 

Bazı yarış veya organizasyonlar vardır ki, ona dair herşey tek bir kilit isim sayesinde gerçekleşir ve sürdürülür. İşte bu yarışta da, organizatör ve bir atletizm aşığı olan Michalis Simiriotis, yarışın her detayıyla ne kadar özenli bir şekilde ilgilendiğini gösterdi.

 

 

Yarı Maraton’un 1.si 1:10:13 ile Yunan Kyriakos Symiriotis,

 

 

2.si 1:13:05 ile Fas’lı Chmaintouch Chmaintouch, 3.sü ise 1:14:59 ile Yunan Christopher Party oldu. 

 

Yarı Maraton bayanlar 1.si Anna Vesyropoulou olurken, yürüyüş yarışı 1.si Athanasia Tzoumeleka oldu.

 

10.5 km yarışının galibi erkeklerde 37:42 ile Antonis Sarris, bayanlarda Katerina Koukakis oldu.

 


 

Yarışa Türkiye’den katılmak için 1 pasaportunuzun olması gerekiyor. Ardından vize için başvuruda bulunuyorsunuz. Vizede 2 seçeneğiniz bulunuyor;

1) 3 veya 6 aylık Schengen vizesi (Bir sürü evrak ve konsolosluğa başvurup ediniyorsunuz, 200-300TL gibi bir rakama çıkarılıyor)

2) 3 günlük kapı vizesi (Sadece pasaport fotokopisi, vesikalık foto yeterli, 20 euro acenteye, 35 euro Sakız adasına veriyorsunuz)

3 günlük kapı vizesi daha cazip gibi görünse de hem ucuza gelmiyor, hem de Sakız Adası gümrüğünde uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyorsunuz. Bu yüzden Schengen vizesi için uğraşmanızı öneririm.

 

 

Adada, birçok farklı kalitede otel bulunuyor. Limana, merkeze yakın olanlar, her yere ulaşımı kolaylaştırıyor. Erken rezervasyonla uygun fiyata yer ayarlayabiliyorsunuz. Adayı gezmek isterseniz, scooter kiralamanızı öneririm. Hem park etmesi kolay, hem sürmesi, hem de daha ekonomik ve çevreci.

 

Tekrar yarışa dönelim. Cumartesi günü, yarıştan bir gün önce şehir meydanında (City hall of Chios) kurulan standda son kayıtlar alınıyordu ve yarış kitleri dağıtılıyordu. Bu görevi, Türkiye’deki binlerce şirket müdüründen daha iyi İngilizce’ye sahip ortaokul yaşındaki gönüllü çocuklar gerçekleştiriyordu! Üstelik yarışın kilit ismi Michalis de orada hazır bulunuyordu. Adaya giriş anımızdan itibaren yaşadığımız şanssız sürprizler dolayısıyla zor anlar yaşıyorduk ve Michalis, yıllardır tanıdığımız bir dostumuzmuş gibi bize çok büyük bir yardım jesti yaptı, günümüzü kurtardı.

 

Yarış kitinin içinden bir adet ölçüm çipi, şapka, hoş bir baskılı yarış forması ve göğüs numarası çıktı. Yarış sabahı aynı yerden 7:00’de ücretsiz otobüs kaldırılarak yarış startına götürüleceğini öğrendik ve adayı gezmek üzere oradan ayrıldık. Adada gezilebilecek çok yer bulunuyor. Onlarca tarihi manastır, sanat eseri gibi sokaklar ve evler, sakin ve ıssız halk plajları, restoranlar, tavernalar, hepsi ayrı bir renk katıyor adaya. Yarışmayacaksanız bile sırf gezmeye gitmenizi öneririm.

 

Yarışa dair diğer katılımcıların da yorumlarını paylaşmak istiyorum;

 

Cumhure Alkan : 2013’te tekrar katıldığım Chios halfmarathon /10.5 k
bundan sonra da yarış listemde olacak. Çok güzel bir parkur .Organizasyon
kusursuz.. Su istasyonlari bol .Yarış sonrası verilen çanta görülmeye değer
.Michalis’in sıcak ve içten davranışları. Adanın yalın güzelliği
…müthiş bir dinginlik..harika deniz ürünleri ..bir de bunların yanında
half marathon yada 10.5k koşmak .. Koşarken adanın muhteşem atmosferini
solumak.Biraz da hayretler içinde izliyorsunuz: Size yol veren
araçlar.,Mutlu bakışlarla destekleyen ada halkı..
Geçen seneye göre daha fazla katılım.Özellikle Türkiyeden .İlerleme
kaydedecek chios halfmarathon ve 10.5 km yarışını listenize ekleyebilirsiniz.

 

Adnan Fener : CHIOS deneyimi umduğumdan iyi geçti herşey güzeldi herşeyi iyi planlamışlar sponsorları harika katkıda bulunmuş. Chios’a katilanlara tanıtım açısından iyi bir paket hazırlamışlar, iyi reklam katılanlar organizasyonun içinde olanlar harika insanlar 10 euro gibi bir ücrete süper bir iş yapmışlar ada küçük ama büyük düşünmüşler işte spora bakış açıları. İstanbul maratonunda bile bu kadar sponsor yoktu sanırım bu da bize örnek olsun diyeceğim ama nerede. İnşallah biz de birgün böyle oluruz. Herkese teşekkürler.

 

İskender Şener : Ve Mavi Kargalar Sakız’a damgasını vurdu..Ada’da mükemmel vakit geçirdik bunun için tüm arkadaşlara çok teşekkür ederim. Organizasyon muhteşemdi. Burada koşmak insana inanılmaz keyif veriyor. Bize çok büyük misafirperverlik gösteren Michalis Simiriotis ve adanın inanılmaz harika yerlerini gezmemizi sağlayan Giorgos arkadaşımıza çok teşekkür ederim. Epharisto:)

 

Mesut Zorlu : Yarış organizasyonu çok güzeldi.. zamanında bizi
otobüsle aldılar ve geriye bıraktılar.. Hatta bir gün öncesinde de güzel bir ada turu yaptırdılar.. Yarış sonrası dağıtılan paket de fazlası ile
yetti..Yani ben bu organızasyonda hiç bir olumsuzluk ve eksiklik
göremedim…Ve çok beğendim.. Tekrarı olursa da yine katılmak isterim..
Emeği geçen herkese de çok çok teşekkür ederim…

 

Yarış sabahı, hoş bir hava ile uyandık. Yarış alanına motorla 5 dakikada ulaşıp ısınmamızı yaptık. Katılımcılar için portatif tuvaletler tahsis edilmişti. Önce 1500 metrecilerin yarışı gerçekleşti,

 

 

ardından 10.5k ve yarı maratonun startı verildi. Parkurun ilk 700 metresi yokuş aşağı başlıyor. Burada nabzı fırlatmadan akıllıca bir ısınma gerçekleştirebiliyorsunuz. Sonrasında meyve ağaçları dolu bahçeli evlerin, dar sokakların arasından bol bol dönemeçli bir yol bekliyor sizi. Bir ara kilisenin önünden geçiyorsunuz ve Pazar ayininin seslerine kulak misafiri oluyorsunuz. Koşmak gibi ruhani bir olayda böyle ulvi bir ortama tanık olmak ve her ikisinin sentezi ayrı bir değer katıyor yarışa.

 

Hızınıza bağlı olarak giderek daha az yarışçı görmeye başlıyorsunuz. Fakat parkur üzerinde her daim sizi bekleyen, hiç kaçırmadan su veren, numaralarınızı kaydeden ve yön gösteren ( bizim gibi şaşırırsanız, uyarıp geri döndüren ) birçok gönüllü ve görevli bulunuyor. Yarış parkuru aynı bölgeyi 2 defa turlayarak yapıldığından yarışın yarısında (10.5k noktasında) start/finish’ten geçiyorsunuz ve onlarca seyirci, 1500metreyi bitiren atletler, yarışın kilit adamı Michalis, hepsi beraber sizi motive ediyor, usnmadan alkışlıyor, Michalis adımı söyleyip beni halka tanıttığında çok mutlu olmuştum, “En iyi antrenör arkadaşım” diye söz ediyordu.

 

Bunlar gurur verici anlar. İkinci turda herkes kendi seviyesindeki temposunu bulmuş oluyor ve gerçek yarış oradan sonra başlıyor. Fakat bitişin düzgün asfalt zemin üzerinde çok hafif de olsa yokuş olması bana ayrı bir keyif verdi ve ben de içimden gelen sprintimi yapıp izleyenleri coşturdum :)

 

Finish çizgisinden geçtikten sonra bitirme madalyanız veriliyor ve ayakkabınızdaki çipinizi gönüllü destek veren kızlar size zahmet vermeden kendileri çıkarıp yeniden ayakkabılarınızı bağlıyorlar. Bu, Türkiye’de göremeyeceğiniz bir değer ve saygınlık örneği. Bitmedi, ardından size karton çanta içerisinde öyle bir finish kiti veriliyor ki, ben hayatımda onlarca yarışa katıldım, daha böylesine dolu dolu, tatmin edici, değer verilmiş, özenilmiş bir çanta içeriği görmedim. İçindekileri sayıyorum;

 

1) Gehwol marka ayak bakım kiti ( 2 farklı nitelikte krem ve bakım kitabı içeriyor)

2) Powerade veya Gatorade marka sporcu içeceği

3) 20cl Uzo (Yunan içkisi, Rakının Yunan versiyonu diyebiliriz, aynı miktardaki bardağı restoranlarda 5 euro’dan başlıyor)

4) 2 adet adanın meşhur sakızlı lokumu

5) 3-4 adet sakızlı şeker

6) Susamlı fıstıklı krokan bar

7) Nature Valley Yulaflı Ballı bar

8) Mandalina bazlı başka bir içecek

9) Yine sakızlı milföylü tatlı

10) Damla sakızlı 1 paket sakız

 

 

Adayı ve meşhur ürünlerini tanıtan, sizi 21.1km koştuktan sonra aç bırakmayan, hemen düşen kan şekerinizi ideal seviyesine getiren bu çantayı gördüğümde çok mutlu oldum. Hatta öğrencimin finishine de eşlik edip ona rehberlik ederken bu çantadan sorgusuz sualsiz bana bir daha verdiler, ben istemeden! Bonkörlükleriyle tam puan aldılar.

 

Yarış boyunca finishte bol bol su vardı, hiç eksikliği hissedilmedi. 2 saatin üzerinde koşanlar için bile su yeterliydi.

 

Yarış sonrasında yine hoş bir ödül töreni yapıldı. Katılım binleri bulmadığı için yaş kategorisi yapılmamıştı fakat yurtdışından gelen biz yabancı atletlere özel kategori açılmıştı. Ben de genelde 5., yabancılar kategorisinde 2. gelince hoş bir kupa sahibi oldum.

 

 

 

Bundan daha da önemlisi, spora olan katkı ve desteklerimden dolayı beni yıl boyu takip edip beğenilerini esirgemeyen dostum Michalis, adıma özel bir plaket ile beni onurlandırdı, kendisine buradan tekrar teşekkür ediyorum.

 

 

Ayrıca bir ada yarışını böylesine özenerek ve kusursuz gerçekleştirdiği için başta Michalis Simiriotis olmak üzere tüm destekçilere, sponsorlara, gönüllülere teşekkür ediyorum ve herkese bu yarışa katılmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan (Kişisel Antrenör & Profesyonel Sporcu)

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın