Triatlon Bayan Milli Sporcumuz Ece Bakıcı İle Röportaj

03/04/2012  //     //  Triatlon Haberleri

 

Ece Bakıcı, spor hayatına ilkokul çağında yüzme branşı ile başlamış ve bugüne kadar birçok başarıya imza atmış, sempatik  olduğu kadar aynı zamanda oldukça hırslı bir sporcumuzdur. Yüzme branşından ayrılarak triatlon sporuna gönül veren  Milli Triatletimiz  Ece Bakıcı ile Cyclingtr.com olarak bir röportaj yaptık. Şimdi bu gülen güzel gözlerin ardında içerisinde triatlon sevgisi ile beslediği, asla vaz geçmeyen hırs küpü kaplanı ve bu kaplanı bedeninde taşıyan sevgili Ece’yi yakından tanıyalım.

 

 

 

[View:http://vimeo.com/39407027:550:0]

 

 

 

 

 

 

CTR: Merhaba Ece bize kendinden ve triatlon sporuna başlangıcından kısaca bahsedebilir misin?

 

Ece Bakıcı: Spor hayatıma 1986-1990 yılları arasında iyi bir yüzücü olan Okan Ulaş’ın  amcamın çok yakın arkadaşı olması vasıtası ile antrenörüm olmasıyla 8 yaşında başladım. Kısa zamanda başarılı bir yüzücü oldum. Kurbağlamada elde ettiğim Türkiye şampiyonluklarımın yanında 2005’te milli takıma girerek bu başarımı pekiştirdim. Yaklaşık 9 yıl yüzdükten sonra yaşadığım kulüp ve antrenör problemlerinden dolayı yüzmeyi çok sevmeme rağmen yüzmeden soğudum. Bu sırada şimdiki antrenörüm olan Mert Onaran’ın da teşvikiyle 2010 yılında triatlon sporuna başladım. 3 aylık kısa bir bisiklet ve koşu antrenmanı sonrasında ilk ulusal yarışımda 3. oldum. Kısa sürede elde ettiğim bu başarı beni daha çok antrenman yapmaya yöneltti. Triatlona başladığım yaz gösterdiğim başarılardan dolayı Triatlon Milli Takımı’na seçildim. 2011 sezonun başında yurtiçi ve yurtdışı müsabakalarda göstermiş olduğum üstün performanstan dolayı Olimpiyat kafilesine seçildim. Antrenmanlarıma Altay Spor Kulübü’nde Mert Onaran’la birlikte devam ediyorum.

 

CTR: Yüzmenin senin için önemini biliyoruz peki bisikleti sevmeni sağlayan şey nedir?

 

Ece Bakıcı: Benim için yüzmenin yeri her zaman ayrıdır ama insan on yıl yüzdükten sonra farklı şeyler denemek istiyor. Bende bu nedenle triatlona yöneldim. Yüzmeden çok farklı iki branşla tanışacak olmak çok heyecanlandırdı beni. Yüzme sporuyla ilgilendiğim dönemde de sezon başında dayanıklılık kazanmak için koşu antrenmanları yapıyorduk ama bisiklet benim için apayrı bir spordu. Kendi adıma o incecik tekerleğin üzerinde dengeyi kurup o kadar hızlı ilerlemenin imkansız olduğuna inanıyordum. Çok korkuyordum bisikletten. Bu esnada desteklenmem çok önemliydi. Ailem, takım arkadaşlarım ve bana bu konuda en büyük desteği veren Onur Calp sayesinde bu büyük tabumu yıktım. Bisikleti öğrenmeye, bisikletimi sevmeye ve onla çok vakit geçirmeye başlayınca  gerisi geldi zaten. İnsan ilgilendikçe yeni şeyler gördükçe kendini daha da kaptırıyor bisiklete.

 

 

 

 

 

 

CTR: Neden triatlon?

 

Ece Bakıcı: Çünkü yüzmeyle ilk tanıştığım yıllardan beri eski antrenörüm Okan Ulaş sayesinde triatlonu da biliyordum. Hatta İzmir’e yakın bölgelerde yapılan bir çok triatlon yarışını izlemeye gitmiştim. Yüzmeden sıkıldığımı fark edince hem yüzmeyi bırakmayıp hem de başka bir sporu yapabileceğim ve zaten zaman zaman içinde olduğum triatlona geçmeye karar verdim.

 

CTR: 3 senede çok hızlı ve iyi bir ivme yakaladın. Önce Genç Milli Takımda şimdi de büyük Milli Takımındasın! Triatlon sporunun geleceğini nasıl görüyorsun?

 

Ece Bakıcı: Çok kısa bir triatlon geçmişim olmasına rağmen bence triatlonun en parlak dönemine geldiğimi söyleyebilirim. Öncelikle federasyon başkanımız Hamdi Güneş’in  triatlona ve sporculara gösterdiği ilgi ve yardımları söylemeden geçemeyceğim. İnsanlar bu federasyonun içine girince ve buradaki arkadaşlık ortamını görünce buradan ayrılmak istemiyorlar. Ben yüzme branşında da milli sporcu olarak bulundum ama hiç bir zaman triatlondaki sıcaklığı ve yakınlığı hissetmedim. Beni çok teşvik eden konulardan biri oldu triatlondaki dostluklar.

 

CTR: Diğer sporlara göre triatlondaki kültür farkı hakkında bir şey söylemek ister misin?

 

Ece Bakıcı: Bu soruya en güzel cevabın triatlon milli takım kamplarındaki ortamın farklılığından bahsederek verilebileceğimi düşünüyorum. Gerek antrenörlerimiz gerekse yöneticilerimiz bize olan yakınlıklarıyla kamplarda aile ortamımızı aratmıyorlar. Takım içindeki herkes öncelikle rakip ama hiç bir zaman dostlukla rakiplik arasındaki ince çizgiyi geçmiyoruz. Triatlon sporuyla uğraşan kişilerin kültür seviyelerinin yüksek olduğunu bu ince çizgiyi çok iyi ayırt etmelerinden anlamış oluyoruz bence.

 

 

 

 

 

 

CTR: Bu başarılarını neye borçlusun? 

 

Ece Bakıcı: Bu cevabıma çok gülecek belki herkes ama ben antrenman yapmayı çok ama çok seven biriyim. Antrenmanlarda çektiğim acıdan zevk aldığımı bile söyleyebilirim. Dayanıklılık sporuyla uğraşan bir kişinin acı duygusunu seviyor olması gerekiyor bence. Bu zor antrenmanlarda vazgeçmemek çok önemli. Kısa süredeki bu başarımı düzenli antrenman yapmama borçluyum diyebilirim.

 

 

 

 

 

 

CTR: Önünde kocaman spor hayatı var. Devam etmek için gözlerini kapattığında nelere ihtiyacın olduğunu düşünüyorsun?

 

Ece Bakıcı: Tabi ki her sporcu gibi bende hayatımın sonuna kadar sporun içinde kalmak istiyorum. Ama şartlar bir süre sonra bunu çok zorlaştırıyor. Türkiye’de okul hayatınız bittikten sonra sadece spor yaparak hayatınızı sürdürmeniz çok zor. Hem okuyup hem spor yapmak zor bir de bunlara aile ortamı girince sorumluluklarınız artıyor ve her şey daha da zorlaşıyor. Karşılamak zorunda olduğunuz giderlerinizi karşılamanız için paraya ihtiyacınız var ve eğer benim gibi bir sponsorunuz yoksa çalışmak zorundasınız. Sponsorluk özellikle triatlonun olmazsa olmazlarından. Bir değil bir çok sponsorumun olması gerektiğini düşünüyorum ilerde de bu spora devam edebilmem için.

 

CTR: Ailenin desteği, beklentileri, tutumları nedir peki?

 

Ece Bakıcı: Ailem spor hayatımın en başından beri beni her konuda destekledi. Tabi triatlona geçtiğimde başta biraz korktular. Triatlon konusunda en büyük destekçim babam oldu. Benim dayanıklılık sporunda daha başarılı olacağıma inanıyordu. Annem bisikletten dolayı biraz tedirgindi ama ne kadar çok istediğimi ve sevdiğimi görünce oda yavaş yavaş alıştı. Özellikle sabah antrenmanlarına ulaşım konusunda beni her zaman desteklediler. Sonuçta kimse sabahın köründe kalkıp araba kullanmaktan uykusunu bölmekten zevk almaz. Bana gösterdikleri desteğe karşılık onlara yaşattığım gurur ve mutlulukla en iyi şekilde teşekkür etmeye çalışıyorum.

 

 

 

 

 

 

CTR: Triatlon sporunun gelişmesi için neler yapılmalı?

 

Ece Bakıcı: Bence en iyi  yöntem yüzme havuzlarındaki uzun mesafeye yatkın olan ufak yaştaki çocukların seçimiyle olabilir. Çünkü bildiğiniz gibi yüzme sporu küçük yaşta daha çok gelişime açık olan bir spor. Seçilen sporcular koşu antrenmanlarıyla desteklenmeli yaşı biraz daha ilerledikçe  bisiklet antrenmanları uygulanmalı. Tabi bunların yanında halk triatlonları da çok önemli bir teşvik bence. Yapılan halk triatlonlarının sayısı arttırılıp küçük ödüllerle çekiciliği de arttırılabilir.

 

CTR: Bu sene sezona nasıl hazırlandın? Geçen seneden farklı bir program uyguladın mı?

 

Ece Bakıcı: Bu sene de sezona iyi bir hazırlık dönemi geçirerek başladım. Bu seneki antrenmanlarım geçen sezona göre biraz daha farklıydı. Bildiğiniz gibi bu sene büyükler kategorisinde yarışacağım. Bu yüzden yarıştığım mesafeler iki katına çıkıyor. Tabi ki antrenmanlarımın mesafeleri de buna göre arttı. Özellikle bisiklet antrenmalarında geçtiğim kilometre bu sezon geçen sezona göre çok daha fazlaydı. Yüzmede de dayanıklılığımı daha çok arttırmaya yönelik antrenmanlar yaptım. Öncelikli hedefim yüzme ve bisiklette grupla gidebilmek olduğu için bu sezon bu antrenmanlara daha çok yöneldim. Koşu antrenmanlarını da daha çok uzun süreli koşular şeklinde yaptım.yüzmem tabi ki en iyi branşım ama daha da iyi olmam gerekiyor. Bu yüzden hiç bir zaman ona verdiğim önemi azaltmadım.

 

 

 

 

 

 

CTR: Bu seneki hedef derecen nedir?

 

Ece Bakıcı: Saat yada dakika olarak bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü inanın ilk senem olduğu için hiç bir fikrim yok. Olimpik mesafede yarışarak bu mesafeyi tanımaya çalışıp yurt dışında elde edebildiğim en iyi dereceleri istiyorum. Bu seneyi kendime bir geçiş dönemi olarak görüyorum ama antrenmanları en iyi şekilde yaptığımı ve bu mesafe artışına kendimi çok iyi hazırladığımı düşünüyorum. Bu sene 3 tane Avrupa Kupası ülkemizde yapılacak! Bu durum beni çok motive ediyor. Geçen senede yaptığım gibi zirve yarışlarımı uluslararsı müsabakalar olarak özelliklede ülkemizdeki uluslararası müsabakalar olarak belirleyeceğim.

 

CTR: 2013 Avrupa Şampiyonası Alanya’da bu konuda ne düşünüyorsun?

 

Ece Bakıcı: Bunu ilk öğrendiğimizde İspanya’da avrupa şampiyonasındaydık. Gerçekten o an bile çok motive olmuştum. Özellikle 2013’de elitlerde yarışacak olmam beni çok heyecanlandırdı. Bu kadar büyük bir organizasyonun Türkiye’de olması da ayrıca gurur verici! Bence Alanya da bu organizasyonu en iyi gerçekleştirecek şehrimiz! Çünkü 21 yıldır devamlı düzenlenen triatlon avrupa kupasıyla çok tecrübeli olduklarını düşünüyorum. 2011 yılında yapılan Avrupa Kupası’da bunun en iyi göstergesiydi. En ince detaylara kadar düşündüklerini görmek 2013 için beni iyice heyecanlandırdı. Tabi ki 2013 Avrupa Şampiyonası’nda ülkemi en iyi şekilde temsil edip adımı üst sıralara taşımak en büyük hedefim.

 

CTR: Eliat’da Avrupa Şampiyonası’na katılacaksın! Bir de bunun hakkındaki düşüncelerini alalım.

 

Ece Bakıcı: Bildiğiniz gibi isimler 3 hafta önce Alanya’da yapılan seçmeyle belirlendi. Büyük erkeklerden Altay Oygüç, Fatih Azrak. Büyük bayanlardan ise ben, Çiğdem Gülgeç ve Berrak Mutlu yarışa katılacak isimler olarak belirlendi. Çok heyecanlıyım. İlk elit yarışım olacak ve ilk kez olimpik yarışacağım. Bunların hepsi ve Avrupa Şampiyonası’nın atmosferi birleşince şimdiden nabzım yükseliyor. Çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdiğimi düşünüyorum. Kendimi bu mesafelere ve bu heyecana hazır hissediyorum. 2011 Avrupa Şampiyonası benim için mükemmel bir tecrübe olmuştu ve aynı şekilde 2012’nin de öyle olacağını düşünüyorum. Gerçekten o seviyedeki sporcularla yarışmanın bana çok şey kattığını düşünüyorum. Herkes gibi bende rakiplerimi gözden geçirdim. Benimle birlikte gençlerden yeni büyüklere geçmiş bir kaç isim var onlarla daha öncede yarıştığım için durumlarını az çok biliyorum. Önceden de takip ettiğim elit isimlerden yüzmede birlikte çıkabileceğimi düşündüklerim var. En büyük hedefim yüzmede iyi bir grupta yer alıp bisiklette daha hızlı olabilmemi sağlamam olacak.

 

 

 

 

 

CTR: Türkiye’deki hedef yarışın ve yurtdışındakiler için programın neler?

 

Ece Bakıcı: Açıkçası bu sene Türkiye’de hedef bir yarışım yok. Ama Kuşadası tabi ki final olması açısından önemli bir yarış ve İzmir’e yakın olduğu için büyük bir aile seyirci kitlem oluyor. Onlara iyi olduğumu göstermek istiyorum. Uluslararası yarışların hepsi benim için çok değerli ve önemli! Hepsinde yeni tecrübeler kazanıp mesafelere iyice alışmak istiyorum. Türkiye’deki uluslararası yarışlar her zaman en önemli zirve yarışlarım oldu. Bu senede 3 tane uluslararası yarış olması çok güzel bir şey. Bu yarışlar en iyi zirvelerim olacak muhtemelen…

 

CTR: Türkiye’de yarı ironman yarışı koşulacak bu konuda ne düşünüyorsun? Atılması gereken adımlar nelerdir?

 

Ece Bakıcı: Gerçekten son 2 yılda Türkiye’de triatlona olan ilginin ne kadar çok arttığını hepimiz görüyoruz. Ironman içinde durum öyle bence. Gittikçe artan ironman sayımız beni teşvik ediyor bu konuda. Geçen sene yapılan Kıbrıs’taki kasım şakası yarı ironman sezon sonunda olmasına rağmen çok ilgi gördü. Bende çok katılmak istiyordum ama sınavlarım dolayısıyla katılamadım. Şu an için ne kadar doğru bir seçim benim adıma bilmiyorum ama ilerde en büyük hedeflerimden biri ironman olabilmek. Benim için çok uygun bir branş olduğuna inanıyorum. Dayanıklılığımın mesafe arttıkça daha iyi olduğunu düşünüyorum ve gözlemliyorum yaptığım antrenmanlardan. Ironman’in yarıştan çok ayrı bir şey olduğunu düşünüyorum. Mental ve fiziksel olarak dayanıklılığınızın sınırlarını zorluyorsunuz. Bu konuda yaş ilerledikçe dayanıklılığın daha çok arttığını düşünenlerdenim. Tabi ki 25 yaşlarında ironman yarışan çok başarılı sporcular var. Ama açıkçası benim tercihim 30-35 yaşından sonra ironman olmak olucak. Tabi ki 18-20 yaşlarındaki bir triatletin dayanıklılık konusunda çok kapasiteli olduğu görülüyorsa yaşı bu konuda göz ardı edebiliriz bence. Yapılan antrenmanlarla bunun çok iyi bir saptaması yapılıp sporcu ironmana yönlendirilebilir.

 

CTR: Sence her triatlet ironman olmalı mı?

 

Ece Bakıcı: Bence olamaz, olmamalı da! Çünkü ironmandaki mental zorluk da gerçekten çok önemli. 180km yalnız başınıza bisiklete binmek gerçekten çok ama çok zor bir şey. Ayrıca kişi triatlon yaparak kendini tatmin olmuş hissediyorsa ironman yapmak için kendini zorlamak psikolojik olarak yıpratabilir. Ama ben kesinlikle deneyeceğim! Ironman’in beni tatmin edeceğini düşünüyorum ;)

 

 

 

 

 

 

CTR: Okul – spor hayatı birlikte nasıl gidiyor?

 

Ece Bakıcı: Gerçekten çok zorlanıyorum bazen. Yaşar üniversitesi işletme bölümünde okuyorum. Antremanlar günlük vaktimin nerdeyse yarısını alıyor geri kalan zamanda hem okula gidip hem de dinlenmek için uğraşıyorum. Bu konuda okulum gerçekten bana çok destekçi oluyor. Her geçen gün bana verdikleri değer ve önem artıyor. Bende sporu çok sevdiğim için bu zorluklar beni yıldırmıyor. Biraz tercih meselesi olduğunu düşünüyorum. Okul arkadaşlarım birlikte gezip eğlenmekten daha çok hoşlanıyorlar. Ben ise antrenman yapmaktan… Tabi ki onlarla da vakit geçiriyorum ama çok uzun zamanlar değil bu zamanlar 1 saati geçmiyor.

 

CTR: Nelerden fedakarlık ediyorsun?

 

Ece Bakıcı: Hayatımdaki bir çok şeyden fedakarlık ediyorum. Çünkü biliyorum ki bir şeylerden fedakarlık etmeden başarı gelmiyor. O podyuma çıktığımda bu yaşadığım zorlukların hepsini unutuyorum. O an ailemin yüzündeki mutluluğu görmek beni daha da mutlu ediyor. Bazen bende istiyorum her şeyi bırakmak ama kendime yaptığım küçük kaçamaklarla bunların üstesinden geliyorum. Çok çok sıkıldığımda antrenmandan sonra ya da önce sinemaya gidiyorum, alışveriş yapıyorum bunlar beni bir sonraki antrenman için motive ediyor.

 

CTR: Boş zamanlarında neler yaparsın?

 

Ece Bakıcı: Gerçekten çok fazla boş vaktim kalmıyor. Hafta içleri okul da olduğu için ama haftasonları ya ailemle vakit geçiriyorum yada arkadaşlarımla geziyorum. Bazen yalnız kalıp kitap okumayı tercih ediyorum.

 

 

CTR: Ne tür kitaplar okuyorsun?

 

Ece Bakıcı: Dinlenme vakitlerimi kitap okuyarak değerlendirmek hoşuma gidiyor. Daha çok her bayanın sevdiği aşk romanlarını ve şimdi yavaş yavaş mesleğimle ilgili ekonomi kitaplarını okumaya başladım ama elinizden bırakamadan okuduğunuz kitap derseniz tabi her bisiklet sever gibi cevabım yaşama çevrilen pedallar ve her saniye değerlidir olacak… Hala elime geçtikçe okuyorum o kitapları kaç kere okuduğumu bilmiyorum sayfalarını karıştırmak bile hoşuma gidiyor :)

 

CTR: Sevdiğin yemekler nelerdir?

 

Ece Bakıcı: Bütün yemekleri seviyorum desem abartmış olmam herhalde… Yemek ayırt etmem lezzetli olan her yemeği yerim. Tabi ki makarna ve tavuk vazgeçilmezim! Tatlıya hiç bir zaman hayır diyemem özellikle çikolatalı tatlılar! 

 

 

 

 

 

CTR: Hayatında unutamadığın spor anısı var mı?

 

Ece Bakıcı: Bir çok şey yaşadım 12 yıllık spor hayatımda. Ama benim için en önemli 2 tane anım var. Birisi yüzmede yaşadığım bir olay diğeri de triatlonda. Ben haksızlığa hiç bir zaman gelemem. Bana yapılan bir haksızlık varsa hiç bir zaman susmam. Yüzmede  50 metre yarışları her zaman saliselerle kazanılır ya da kaybedilir. Ama hakemin elindeki kronometreyi hızlı kullanabiliyor olması da çok önemli.

 

Bir 50 metre kurbağa yarışında şampiyon olmak için yüzecektim kendime güveniyordum iyi antrenman yapmıştım. Yarışta gerçekten çok iyi yüzdüm ve bir sporcuyla yan yana varış yaptık. Ama benim biraz daha önde değdiğim çekilen görüntülerden her şeyden belliydi. Anons için bekliyordum kürsüye çıkacaktık. Beni 2. olarak anons ettiler. Bir hayli tartışmıştım hakemlerle tabi sonucu değiştiremedim. Ama o tartıştığım hakemler benim bir daha her yarışımda ayrıca dikkat ettiler.

 

 Triatlonda yaşadığım olay ise bana çok şey öğretti gerçekten. Yarış esnasında bisikletten düşersem hayatta kalkıp devam etmem diyordum. İlk başladığım sene Kütahyadaki duatlon yarışında daha çok iyi bisiklet süremediğim için dönüş esnasında kaydım ve düştüm. Melih komutanımda masterlarda bizimle aynı anda yarışıyordu. Beni gördü ve durdu. “Hadi kalk kalk bekliyorum seni…” dedi. Eğer orda o olmasaydı o yarışı asla bitiremezdim. Onun o sözleri toparlanırken bu sporu niçin yaptığımı o an düşünmeme sebep oldu. Triatlonda yarış kazanmak değil yarışı yapabildiğin en iyi şekilde bitirmek önemlidir. Elbetteki kazalar olacak olumsuzluklar yaşanacak ama ne olursa olsun yarış bitirilmeli!

 

 

CTR: Takip ettiğin internet siteleri? Sosyal medyanın sporcular üzerindeki önemi nedir sence?

 

 

Ece Bakıcı: Bende büyük çoğunluk gibi facebook ve twitter kullanıyorum. Bir çok sporcunun kişisel sayfasını takip ediyorum. Kendime bir websitesi açmayı da düşünüyorum en kısa zamanda… Cyclintr.com ve Triathlete.com takip ettiğim siteler. Bunlar sayesinde bir çok bilgiye sahip oluyorum. Gerek besin gerek antrenman gerekse yarışlar konusunda. Bir çok sporcu kişisel websitelerinde sponsorlarını paylaşıyorlar onlara sağladıkları imkanları söylüyorlar. Ben bu konuda çok doluyum. Başarılarıma gün geçtikçe daha da iyi dereceler ekliyorum ama şuan için bir sponsorum yok. Sponsorluk gerçekten triatlon sporunda daha öncede söylediğim gibi çok önemli bir konu. Çünkü şuan bütün masraflarımı kendim burslarımla karşılıyorum. Yeni bir bisiklet aldım bu sene ve bir çok şeyden fedakarlık etmek zorunda kaldım onun için. Yapılacak en küçük bir sponsorluk yardımının bile benim için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buradan da bir kez daha belirtmek istiyorum kesinlikle yapılacak her sponsorluğa tutumum son derece olumlu. Çünkü beni maddi açıdan ve daha önemlisi manevi açıdan çok motive edeceğini düşünüyorum. Arkanızda bir desteğin olduğunu bilmek çok gurur verici bir şey!

 

 

 

 

 

CTR: Bir sporcu hayatında nelere dikkat etmeli? İyi sporcu olmakla iyi dereceler yapmak aynı şey mi?

 

Ece Bakıcı: Kesinlikle iyi sporcu sadece iyi dereceler yapan sporcu demek değildir. Nerde ne yapması gerektiğini bilen nasıl oturup nasıl kalkması gerektiğini bilen. Nerede ne konuşacağını bilen sporcu iyi bir sporcudur. Söylediği her sözün onun hayatın da önemli bir noktada karşısına çıkabileceğini düşünerek konuşmalıdır.

 

CTR: İyi bir sporcunun basınla ilişkileri nasıl  olmalı? Tanıtım sence ne anlam taşıyor?

 

Ece Bakıcı: İyi sporcuların çoğu genelde basınla ilişkilerini iyi tutan sporcular. Çünkü basın sayesinde kendi tanıtımlarını da yapmış oluyorlar bence. Mesela Gomez’le 2011 Avrupa Şampiyonası’nda bizzat tanıştım, görmelisiniz o kadar cana yakın ki. Fotoğraf çekildik muhabbet ettik. Ben de ilerde o kadar iyi bir sporcu olursam eminim o kadar cana yakın olurum.

 

 

 

 

 

 

CTR: Çocuklarının spor yapmasını ister misin? İyi bir sporcunun iyi bir aile hayatı da olabilir mi?

 

Ece Bakıcı: Tabiki her sporcu gibi bende bunu isterim. Bir çok örnek sporcu var karşımda hem aile hayatını oturtmuş hem de spor hayatına başarılı bir şekilde devam eden. Türkiye’de bunu sağlamak zor olabilir. Ama deneyeceğim! Çocuklarımın da sporun bir dalıyla iç içe olmaları için elimden geleni zamanı gelince yapacağım. Ben çok isterim sporcu olmalarını ya da en azından sporun hayatlarının bir yerinde hep olmasını… 

 

Milli bayan triatletimiz Ece Bakıcı’yı, triatlona, hayata bakışını size tanıtmanın mutluluğuyla kendisine Cyclingtr.com olarak hayalini kurduğu  gibi bir hayat yaşamasını tüm içtenliğimizle diliyoruz.

Başarılar ve yolun açık olsun sevgili Ece. 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın