Onur Calp’le Pontevedra’nın Ardından

05/07/2011  //     //  Triatlon Haberleri





Hatırlayacağınız gibi, geçtiğimiz haftasonu 24
Haziran’
da İspanya’nın Galiçya bölgesinde yer alan tatil beldesi
Pontevedra’da  “ETU
Avrupa Triatlon Şampiyonası”
 gerçekleştirildi.
Çok sayıda yabancı sporcunun katılmış olduğu şampiyonada, sprint, olimpik,
bayrak triatlon, paratriathlon ve agetriathlon gibi farklı triatlon dalları
yarışlarının koşulduğu organizasyona Triatlon
Milli Takımı
mız
da iştirak etti.



 

Bildiğiniz gibi bizler bir yandan Pontevedra yarışına ait teknik veri ve
haber özetlerini, kısa adıyla ITU
olarak bilinen Uluslararası Triatlon Birliği
’nin resmi sitesinden
takip ederken, diğer yandan da Pontevedra’ya ülkemizi temsil etmek için
giden başarılı elit sporcumuz Onur
Calp
’ten gelen haber ve fotoğrafları haber dağarcığımıza ilave ederek
sizlerle paylaştık. Öncelikle sitemiz için göstermiş olduğu çabadan ötürü
Onur arkadaşımıza teşekkür etmek istiyorum. Sonrasında ise kendisini sizlere
tanıttıktan sonra Avrupa’da özel ve tüzel kişilerin triatlon sporuna
bakışını, Onur arkadaşımızın gözünden sizlere aktararak paylaşacağız.

 


 

1990 doğumlu olan Onur Calp, 14 yaşında amatörce dağ bisikleti ve yüzme ile
başlamış spor hayatına. Kendi tabiri ile “Geç başladık spora” diyor. Aslında
çok haklı. Çünkü ülkemizde futbol dışındaki spor dalları, spordan sayılmayıp
hobi tadında icra edildiği için kaynak ve alt yapı sıkıntısı had safhada.
Futbol dışındaki sporlar için gösterilen çaba ve farkındalıklar bireysel
gayretlerin ötesine geçemediği için başarı grafiğimizin dünya
standartlarının altında kalmasına pek şaşırmamak gerek.

 

 


 

2006 yılında bisiklet altyapısını güçlendiren Calp, 2007 yılında dağ
bisikleti yarışlarına katılmaya başlamış. Zamanla triatlon sporuna ilgi
duymaya başlamış ve o zamanlar Milli Takım Antrenörü olan Okan Ulaş’la
çalışmaya başlamış. Aynı yıl Genç Erkekler’de ilk beşe girerek Milli Takım’a
girmiş.  O yıldan bu yana çeşitli yarışmalarda başarılar elde eden sporcumuz
şimdilerde kendisine 2012 ve 2016 olimpiyatlarını hedef seçmiş.


Yakışıklı sporcu aynı zamanda hem mütevazi hem de centilmen bir kişiliğe
sahip. Ege
Üniversitesi, Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama 
bölümünden
mezun olan Calp, halihazırda Anadolu
Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İşletme
 bölümünde
okuyor.

 


 


Alpay Akhun:
 Onur
ispanya’ya gittiğinde en çok dikkatini çeken şey ne oldu? Bize biraz
izlenimlerinden bahseder misin?



Onur Calp:
 Şampiyonada
sporcu için “yok yoktu.” Bir şampiyona organizasyonu için gerekli olan her
şey fazlasıyla düşünülmüştü. İspanya triatlon konusunda çok iyi bir kültüre
sahip. Gerek şehirdeki afişler, mağazalar, billboard’lar hatta otobüs
durakları bile her an triatlonu vurguluyor. İnsanlar sporculara çok düşkün
ve sporcuya da bir o kadar saygılılar.

 


 


A.A:
 Pontevedra’daki
organizasyon nasıldı sence? Başarılı mıydı, yeterince tedbir alınmış mıydı?



O.C: 
Organizasyon tek
kelime ile mükemmeldi. Hiçbir eksikliğe rastlanmadı. Her şey önceden
düşünülmüş ve olası ihtimallere karşı tüm tedbirler alınmıştı.

 


 


A.A:
 İspanya’ya indiğiniz
andan itibaren lojistiğiniz nasıl gerçekleşti. Bir sorun yaşadınız mı?



O.C:
 Her ülke için hava
alanına bir otobüs getirtilmişti, eşyalar yüklendi ve şoförler bizleri
sorunsuz bir şekilde kalacağımız yerlere götürdü. Parkur ile otel arasında
ise sürekli bir ulaşım imkanı mevcuttu.

 


 


A.A:
 Yarış parkuru
nasıldı? Seyirciler için görsellik önemsenmiş mi?


O.C:
 Yarış parkurları çok
iyi seçilmiş. Yüzmenin iki tur üzerinden yapılması yarışı daha görsel bir
hale getirmiş. Şehir içinde koşulan 8 turluk bisiklet etabı ise herkesin
dikkatini çekmeyi gayet iyi başardı. 4 tur üstünden koşulan koşu etabı ise
sporcuları şehrin tarihi yerlerinde koşturarak aynı zamanda kültürlerini de
tanıtma imkanı sağlamış. Yani bir taşla iki kuş.

 


 


A.A: 
Yarış parkuru ve
güvenlik önlemleri nasıldı? Trafik ile ilgili sorun yaşandı mı?



O.C:
 Yarış parkuru 3 gün
boyunca trafiğe kapalıydı. Yayalar için kaldırım kenarlarına bariyerler
konulmuştu. Yarış alanına seyircilerin girmemesi için tüm önlemler
alınmıştı.

 


 


A.A:
 Yarışlara yerel
halkın ve turistlerin ilgisi nasıldı? İnsanlar, böylesine büyük bir
organizasyonun farkında mıydı, şampiyonayı önemsiyor muydu?



O.C:
 Yarışlara seyirci
ilgisi inanılmaz derecede fazlaydı. Sanırsınız ki tüm şehir işini gücünü
bırakmış triatlon yarışlarını izlemeye gelmiş. Farklı ülkelerden gelen
seyirciler, bir yandan parkurda iyi bir yer kapmak için oradan oraya
koşuşturuyor bir yandan da kendi sporcusuna tezahürat ederek destek olmaya
çalışıyorlardı.

 


 


A.A: 
Yarışın nasıl geçti?



O.C:
 Ulusal spor
geçmişimde her iki yarışımdan birinde kürsü görmüşümdür mutlaka.
Uluslararası yarışlarda da koştum, fakat hepsi Türkiye içindeki yarışlar
idi. Yurt dışındaki bir şampiyonaya ilk defa katıldım. Aslında iyi bir
hazırlık dönemi geçirdim. Yurtdışındaki sporcular gibi kendime profil jantlı
bir bisiklet bile topladım. Senin de bildiğin gibi maalesef bizim yüzmemiz
onlara göre daha geride, bu sebepten dolayı onlar bisiklet etabına bizden
çok önce başlamış oluyor. Ben sudan çıktığımda ilk turu dönmelerine 3 dakika
vardı. Bisiklette onlardan kaçabildiğim kadar kaçtım. Ama onlar grup
çevirdiği ve derece için koştukları için çok fazla dayanamadım ve
yakalandım. Ama bu bana çok büyük bir tecrübe oldu. Triatlonda tarih yazan
insanlar ile yarıştım diyebiliyorum. Gerçekten çok farklılar ve videodaki
gibi değiller. Pontevedra’ya katılmam, bana onları daha yakından tanıma
şansı vermiş oldu.

 


 


A.A:
 Milli Takım için
yarışlar nasıl geçti?



O.C: 
Bizlerden, Genç
Erkekler, Genç Bayanlar, Büyük Erkekler ve Büyük Bayanlar kategorilerinde
yarışan arkadaşlarımız vardı. Genç Bayanlar kategorisinde milli
sporcularımızdan Ece Bakıcı ve Ceren Orhanlı, Genç Erkekler kategorisinde
ise Ali Atlan ve Sabri Öge finiş görerek ülkemizi başarı ile temsil ettiler.
Büyük Erkekler ve Büyük Bayanlar kategorisinde durum o kadar pembe değildi.
Maalesef bisiklet etabının 8 tur olmasından dolayı elitler kategorisinde
yarış bitirebilen olmadı.

 


 


 A.A:
 Yurtdışında
“Gençler  kategorisi haricinde “Büyükler Erkekler” ve Büyük Bayanlar”
serisinde finiş göremememizi neye bağlıyorsun?



O.C:
 Bunun birkaç sebebi
olabilir. İlki ülkemiz şartlarından ve olanaklarından, ikincisi bizlerin bu
sporla çok geç tanışmasından ve bu tarz yarışlara profesyonel olarak
yeterince hazırlanamadığımızdan olsa gerek. Sanırım biz bu konularda biraz
geriden geliyoruz. Yurtdışındaki Elit kategoride yarışan sporculara
baktığınızda, gerçekten kendini bu işe adamış, bundan ekmek yiyen insanlar
olduğunu görüyorsunuz. Bu sebepten dolayı da işlerini çok ciddiye alıyorlar
ve katıldıkları yarışlarda başarılı oluyorlar.

 


 


A.A:
 Senin dünyaca ünlü ve
Dünya Şampiyonu olan Javier Gomez’in hayranı olduğunu biliyorum. Öğrendiğim
kadarıyla orada onunla birebir görüşmüşsün. Biraz bize o görüşmeden bahseder
misin?



O.C: 
Gomez’le ile ilk defa
teknik toplantıda karşılaştık. Fotoğraf çekmek istiyorum dedim. Hemen bir
poz verdi ve hatta arkadaşlarını da objektife bakması için uyardı. Orada
hafif bir samimiyetimiz oldu sanıyorum. Ertesi gün yarış yerinde bir baktım
arkamdaki çadırda yarışı izliyor. Yanına gittim zaten güler yüzlü biri,
tersleyeceğini düşünmedim. Hemen laflamaya başladık. Çok iyi bir sporcu
olduğundan, onu örnek aldığımdan, şampiyon olmasını istediğimden bahsettim.
Türkiye’deki yarışlara neden gelmediğini sordum. Türkiye’deki yarışları çok
duymuş.  Gelmeyi çok istediğini, ama benzer tarihlerde daha önemli yarışlar
olduğu için gelemediğinden yakındı. 


A.A: 
İzlenimlerin ve
verdiğin bilgiler için çok teşekkür ederiz. Öncelikle 2011 ve sonrasında
olimpiyat çalışmalarında başarılar diliyoruz.



 




Hazırlayan: Alpay
AKHUN

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın