Maraton Hikayesi – Rukiye Vurguncu Forshaw

02/12/2012  //     //  Triatlon Haberleri

 

 

F.B. : Bu haberimizde hem bir sporcuyu tanıtacağız, hem bir ilham hikayesini, hem de ulvi bir misyon üstlenmiş olan bu sporcunun çağrısı ile yarın çıkacağı radyo programını duyuracağız. Merhaba Rukiye, kendini bizlere biraz tanıtır mısın?

 

R.V.F. : Merhabalar, Benim İsmim Rukiye Vurguncu-Forshaw, 1976 yinlında İşçi bir ailenin dört çocuğundan en büyüğü olarak Ordu’da doğup büyüdüm.

Selçuk Üniversitesi’deki İki yıllık Turizm Rehberliği eğitimimden sonra Türkiye’de iş bulmak için İngilizce öğrenmem gerektiğine karar verdim. Özellikle Rehberlik yapmak istiyorsanız, 1997 yılında Ankara Mega Residence Otel’de garsonluk yapıp, İngiltere maceram için paramı biriktirmeye başladım ve 1998 yılında İngiltere’ye Au-pair (çocuk bakıcısı) olarak geldim. Yeni bir ülke, yeni bir dil, yeni yemekler, yeni insanlar 20 li yaşlardaki Rukiye için çok heyecanlı bir o kadarda zor bir dönemdi.  Dünyanın neresinde olursa olsun her genç insan gibi benimde 20 li yaşlarım iş ve okul arasında koşuşturmakla geçti.

2000 yılında sevgilim Tom Forshaw ile evlendik.  Tom’la evelenerek artık İngiltere’de misafir değil, bu ülkede yaşamaya karar vermiş bulunuyordum. Düzgün bir işe girmek için koleje gitmeye başladım ve 2002 yılında National Health Service’de bilgisayar bölümünde çalışmaya başladım.  Ayrıca aynı yıl İç İşleri bakanlığı ( UK Border Agency – Home Office) için tercümanlık yapmaya da başladım. Hem okulum hemde iki isim arasında koşuşturup durmaya başladım.

2006 yılında ilk oğlum doğduğunda Türkiye’den ailem ilk defa ingiltere’ye ziyaretime gelmişlerdi.  Daha önce Ordu dışına doğru dürüst çıkmayan annem ve babam ilk defa uçağa binip ilk torunlarını görmeye gelmişlerdi.  Kız kardeşlerim ve erkek kardeşlerimde ingiltere’ye ziyaret geldiler , Vurguncu ailesi uzun zamandan sonra ilk defa aynı çatı altında toplanmıştı.

2008 yılında ikince kez anne olduğumda artık dört kardeş de İngiltere’de yaşıyor ve birbirimize hem maddi hemde manevi destek veriyorduk. Anne ve babam ise yılda bir kere gelip bizleri ziyaret ediyor.
Ne zaman çocukluk yıllarımızdan bahsetsek, ne kadar çok yol aldığımızı, nereden nereye geldiğimizi düşünüp şükür ederiz.

 

 

F.B. : Peki yardımlaşma özelliğin nereden geliyor?

 

R.V.F. : İlkokul yıllarında ne zaman bir fakir çocuğa yardım edilecek olsa önce bizi seçerdi sınıf öğretmenlerimiz ve her seferinde bize verilen kokulu bir silgi ve okuyacağımız bir kitap yada kışlık bir ayakkabı ile ne kadar mutlu olduğumu hatırlarım.
Sevdiğim bir işim, iki tane sağlıklı çocuğum, etrafımda beni seven insanların var olması. Artık sadece kendim için değil kendi ülkem için de birşeyler yapmanın zamanı geldiğinin bir göstergesiydi.
2011 yılında Anatolian’I kurmaya karar verdik. 3 kız kardeş gönüllü olarak Anatolian için çalışmaya başladık. Sloganımız “ Have Fun! Help Someone!” Hem Eğlen, Hem Yardım et!”

Amacımız
1.    hiç bir din, ırk, dil, coğrafya farklılığı gözetmeksizin Anadolu topraklarındaki Kadın ve Çocuklara yardım etmek
2.    Anadolu Kültürünü İngiltere’de tanıtmak
3.    İngiltere’deki Anadolu insanını ve diğer kültürleri Anadolu çatısı altında toplamak

 

F.B. : Bu konularda ne gibi çalışmalarınız oldu?

 

R.V.F. : Kurulduğumuz günden bugüne 5 Vakıf gecesi düzenledik, gecelerimizde canlı Türkçe müzikler dinleyip, halaylar çektik..Vakıf sayesiden bir çok güzel insanla tanıştık, sadece biz değil biz gibi bir çok insan vakıf gecelerimizi düzenlememizde gönüllü çalıştı. Gecelerden elde ettiğimiz karla Urfa Merkez yatılı ilkokuluna kütüphane açtık.  Sivas, Maraş’daki  yüzlerce okul çocuklarına kışlık ayakkabı ve kitap hediyelerinde bulunduk.
Ayrıca Light Cinemas, New Birghton’a vizyondaki Türk Filmlerini gösterime sunduk.  Şu anda Türk Filmlerimize ara verdik ama yeni yılda tekrar başlamayı ümid ediyoruz.

 

Warrington Yarı Maratonu – Rukiye Vurguncu Forshaw

 

F.B. : Maratonla nasıl tanıştın?

 

R.V.F. : Gelelim Maraton’a; Bu ülkede insanlar kendilerine zaman ayrıyorlar, çoğu sporu hiç eksik etmez.. Eşim Tom her zaman düzenli sporu yapar ve yıllardır benide teşvik etmeye çalışır.  Bir de her zaman kıskanmışımdır, insanlar vakıf için hiç yapmadıkları birşey yapıp para toplarlar, kimisi sky diving yapar, kimi şehirdeki en yüksek binaya tırmanır, bazılarıda ben gibi maraton koşmak ister.

 

Aynı zamanda dağ bisikleti sürüşleri de yapan Forshaw çifti

 

Neden bir insan maraton koşmak ister? Benim sebelerimi yazayım size
1.    Maaşımı ödeyen işim, vakıf çalışmalarım, çocuklar ve arasında kendime ayırdığım hiç vaktim olmadığını fark ettim
2.    Artık gönlümüzü verdiğimiz bir vakfımız vardı, Maraton’u Anatolian için koşabilirdim
3.    İki çocuk annesi olarak vermem  gereken kilolarım vardı (Bu arada koşmaya başladığımdan 5 kilo daha ağırım, kilo vermek için işe yaramadı :)

Ocak ayında koşmaya karar verdim fakat hayata geçirmem Nisan 2012 sonunu buldu. Kulağıma müziği takıp, evimin yakınındaki parkın etrafında koşmaya ilk başladığımda,  koşarken nefes alamadım, sanki kan beynime çıkacak gibi hissettim, ağzımda acı bir tat bıraktı ve beynim sen bunu yapamayacaksın Rukiye diye içimden bana sesleniyordu.

Ben her zaman kendine hedefler çizen ve o hedef doğrultusunda çalışan bir insanım. Bu koşular içinde kendime İstanbul Maratonu’nu hedef seçtim. Hemen kaydımı yaptırdım..Kayıt parası 50TL idi içimden eğer koşamazsam yanan 50TL olsun diyordum.
İnternetin başına oturup, maratona nasıl hazırlanır, neler yapmam gerekiyor diye araştırmaya başladım.  Hal Higdon adında ünlü bir Amerikan maratoncunun sitesinde buldum kendimi.  Hiç koşmayan bir insanın onun düzenlediği programı uygularsa 30 haftada maraton koşa bileceğini yazıyordu.  Hemen programı excel’e indirdim.  İstanbul Maratonuna 29 hafta vardı. Programı buzdolabının üzerine yapıştırdım ve hergün ne diyorsa yaptım..
Haziran ayı başında artık 8 ile 10 kilometreyi hiç durmadan koşabiliyordum.  Hemen Liverpool Tunnel 10 kilometre koşusuna yazıldım.  Koşu Liverpool şehir merkezinden başlayıp, Merşey ırmağının altından geçen 100 küsür yıllık bir tünel içinden Wirral’da sahilde bitiyordu.  Çok güzel güneşli bir gündü.  Eşim Tom da aynı yarıştaydı fakat kendisi sağ olsun hiç beklemeden tavşan hızıyla koşup gitti.  İlk yarışım olan 10 kilometreyi 63 dakikada bitirmiştim. İlk madalyamı boynuma taktığıma inanamıyordum.

Artık takip ettiğim programa daha çok güvenmeye başlamıştım. Hiç koşamazken 6 haftada 10km koşmamı sağlamıştı.  Programı takip etmeye devam ettim. Eylül ayının ilk haftasında ilk yarı maratonuma yazıldım. İçimden İstanbul yaklaşıyor sakin kendini zorlayıp sakatlanma Rukiye diyordum, diğer taraftan ise ya yarı maratonu koşamazsam bütün özgüvenim gider diye korkuyordum.

9 Eylül 2012’İ sabahı Warrington’da koşu için hazır bir şekilde bekliyordum.  Eşim Tom yanımdaydı, bu sefer tek başıma koşacaktım. Yine günlük güneşlik bir gün ve yüzlerce insan.  Başlangıç çizgisinde kaç saatte bitireceğimize göre sıralandık. Önümde koşu sortuna asılı balonla 2 saat 15 dakika yazan bir kadın gördüm.  İçimden sakin bu koşucuyu gözünden kaçırma Rukiye diyordum.  İlk yarı maratonumu 2 saat 21 dakikada bitirdim. ( Balonu gözümden kaçırdım )

Artık koşularımın mesafesi uzadıkça üzüyordu, her hafta sonu nasıl koşacağım bu kadar mesafeyi diye şikayet ederken buluyordum..Tabii birde lütfen yağmur yağmasın diye dua ediyorum haftanın dört günü koşup, bir gün yüzmeye gidiyorumİş, çocuklar, vakıf, koşular darken her akşam çocukları uyutup mutfağı topladıkdan sonra uya kalıyordum  . İçimdeki ses bazen beni vazgeçirmeye çalışıyordu, özellikle yağmurlu günlerde..İşte o anlarda kendimi İstanbul boğaz köprüsünde, güneşli bir günde, dünyanın en güzel manzarasına karşı hayel edip, motivasyonumu geri topluyordum.
Ekimin 20 sidi programın en zor haftasıydı..Bir hafta içerisinde 64 kilometre koşacakdim.  Koşumu tamaladım fakat sol ayağımın üzerine bile basamıyordum..İstanbul’a  üç hafta kala sakatlanmıştım.  Koşuları bırakıp maratondan önce sadece yüzmeye devam ettim. Doktora gitmeye korkuyordum, büyük bir ihtiamlle tavsiyesi kosma olacaktı.

Eşimi, çocuklarımı, ailemi, işimi İngiltere’de bırakıp İstanbul’a tek başıma gittim. Bayramlık çocuklar gibi heyecanlı bir o kadarda stresliydim.  Maraton günü yine şansıma hava çok güzeldi, hatta benim için çok sıcaktı. Binlerce insanla koşmaya başladık. 40. kilometreye kadar herşey yolundaydı, hiçbir yokuş değil ama Gülhane Parkı yokuşu beni öldürecek sandım. Koşumu 5 saat 16 dakikada tamamladım.  Hayatımda bir ilki başarmıştım, kendi vakfım için, çocuklara yardım için 36 yaşında 42.195km yi koşmuştum.

 

Rukiye Vurguncu’nun 6 aylık çalışmasının ilk meyveleri

 

Bence herkes en az bir kere denemeli, maratonu bitirince sanki başaramayacağım hiçbirşey yokmuş gibi hissettim.  Kendime hiç güvenmediğim kadar güveniyorum artık.
2013 yılında kendime iki maraton hedefi seçtim bile şimdiden, 2. Maratonum mayıs ayında Edinburgh’a maratonu, 3. Maratonum ise Ekim ayında Venedik Maratonu..büyük bir ihtimalle bu maratonlara hazırlanırken araya bir kaç tane yarı maratonda eklerim..Kimbilir belki benim ismimi ultra maratonlarda bile görürsünüz..Dediğim gibi insan başaramayacağı hiçbirşey yokmuş gibi hissediyor.

 

 

Llandegla Ormanı’nda dağ bisikleti sürüşünde

 

F.B. : Peki yardımda bulunmak isteyenler için detayları alabilir miyiz?

 

R.V.F. :

İngiltere’den Bağış icin

Account Name: Anatolian Charity

Bank Name: Barclays PLC

Sort Code: 205036

Account Number: 13779254

IBAN No: GB50 BARC 2050 3613 779 254

TÜRKIYE’den BAĞIŞLARINIZ İÇİN
Teşekkürler

HESAP ismi: İLKYAR
BANKA ismi: İş Bnk. ODTÜ Şb.
IBAN No: TR26 0006 4000 0014 2290 706968 TL

 

F.B. : En son olarak Radyo programından da bahsedelim ve bunu okuyucularımıza duyuralım. Bu konuda bize bilgi verir misin?

 

R.V.F. : Maratondaki başarım ve Vakıf çalışmalarım için Londra Türk Radyosuna davet edildim.  23 Kasım 2012 Cuma günü  Türkiye saatiyle 14:00 ile 15:00 arasında canlı yayındayım..Online dinlemek isterseniz lütfen bu linke tıklayınız: http://www.londratürkradyosu.com/

Anatolian Charity ve Etkinlerini ise aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz..
E-mail: anatoliancharity@gmail.com
Web: www.anatoliancharity.com
Facebook: www.facebook.com/anatoliancharityük
Twitter: www.twitter.com/anatoliacharity
Tel: 0044 789 0869 354

 

F.B. : Bu değerli bilgiler, sportif başarıların ve daha önemlisi bu kadar önemli, faydalı işler başarıyor olduğun için Cyclingtr.com olarak seni tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

 

R.V.F. : Bana bu fırsatı verdiğiniz için ben de sizlere teşekkür ediyorum.

 

Hazırlayan: Fatih Buzgan

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın