Çeşme Triatlonu Ardından

01/08/2013  //     //  Triatlon Haberleri

 

Alışılageldiği şekilde, puanlı ya da puansız yarışların ardından “…Triatlonu’ nun Ardından” adlı yazı dizimize devam ediyoruz. Daha önce de söylediğimiz gibi bu seride yayınlanan yazılar yarışlara katılan deneyimli sporcuların gözlem ve izlenimlerinin bir derlemesi şeklide gerçekleşiyor. Buradaki amacımız; son yıllarda belli bir kaliteyi yakalamış olan federasyonumuzun aynı kaliteyi devam ettirmesi ve çıtayı daha yükseğe taşımasıdır. Yapılan eleştiriler genellikle eksiklikler üstünden olması her şeyin kötü olduğunu göstermez. Elbette yapılan işlerin iyi yanları da vardır. Fakat sadece iyi şeylerden bahsederek rehavete kapılmak, bizleri iyi bir yere taşımaz. Devamlı istim üstünde olmakta fayda var.

 

 

Teknik Toplantı’ nın Ardından

 

Çeşme’ deki teknik toplantı, geçmiştekinden farklı olarak iki konuda dikkat çekti. İlki teknik toplantılara katılım zorunluluğu, bir diğeri ise Kardioyolog Dr Mustafa Yıldırım’ ın sporcu sağlığı sunumuydu.  Dr. Yıldırım’ ın yapmış olduğu sunum, spor ve kalp sağlığı ile ilgili yanlış bilinenlerin doğrusunun anlatılması oldukça faydalı ve önemli bir uygulama.  Diğer yandan, Yalova Triatlonu’ nda açıklanmış olunan teknik toplantılara katılım zorunluluğu ve gelmeyen sporcuların yarışlara alınmaması kuralı tepki çekti. Varılan karara göre teknik toplantıya katılmayan sporcuların yarışabilmesi yönünde kabul gördü. Elbette federasyon yarışlara katılan sporculara belli bir disiplin ve alışkanlıklar getirmeye çalışması anlaşılabilir bu durum. Diğer yandan her geçen sene katılımcı sayısını arttırmak için büyük bir çaba içerisinde olan federasyonun bu türden yasakçı bir uygulamaya doğru gitmesi özellikle yaş gruplarına katılımı olumsuz yönde etkilemesi kuvvetle muhtemel. Profesyonel olmayan, yaş grupları sporcuları, tamamen kendi bütçelerinden harcama yaparak yarışlara katılan amatör sporculardan oluşmakta. Yıl içerisinde koşulan yarışlarda bir araya gelerek, bundan keyif almaya çalışan yaş gruplarının triatlon yarışlarındaki en önemli renklerden biri olduğunu unutmamak gerekiyor. Zaten geçtiğimiz günlerde IM Mehmet Burak Ünal, yaş gruplarının yurtdışındaki önemini anlatan bir yazıyı sosyal medyaya taşımış ve biz de bu konuyu “Triatlon Dersi” adlı bir yazıda makaleleştirmiştik. Ülkemizde triatlon yarışlarına katılan sporcuların yaklaşık  %70’ i yaş grupları sporcuları oluştururken, aynı orandaki seyirci kitlesinin de onların ailelerinin oluşturduğunu düşünürsek, konuya ne kadar önem vermek gerektiği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Özellikle yurtdışında ironman yarışlarına giden ve oralardaki başarılı uygulamaları gören sporcuların, bu türden bazı uygulamaları antipatik bulması ve yurtiçi yarışlarına katılmaması, konuya gösterilen bir tepki olabilir mi acaba?  Bir örnek vermek gerekirse; geçtiğimiz günlerde koşulan Ironman Nice’ de yarış öncesi teknik toplantı yapılmaması teknik toplantının ne kadar gerekli olduğu tartışmasını açmaya yeterli bir konu olarak düşünülebilir mi? Günümüzde her şeyin sanal ortamda (kayıt, yarış bilgilendirme, haritalandırma vb.) yapılabilirken, çeşitli sebeplerden ötürü teknik toplantıya katılamayanların yarışa alınmaması oldukça ironik olacaktır.

 

 

 

Yarış Gününün Ardından

 

Yarış günü dikkat çeken ilk konu değişim alanının kurulmuş olduğu dar bölge oldu. Yarış hazırlıklarının geç başlaması ve her zaman olduğu gibi numaralandırma işleminin karışık olarak yapılmış olması dikkat çeken unsurlar arasındaydı. Uzun zamandır numaralandırma işleminin karışık yapıldığı konusunu dile getiriyor olmamıza rağmen henüz değişen bir şey yok. Halen rastgele numaralandırma yapılmakta. Değişim alanına yüksek nabızla giren sporcular bisikletlerini almak ya da geri koymak için bir o yana bir bu yana koşmasını seyretmek sanırım dışarıdan seyredenler için keyifli olsa gerek.

 

 

Ayrıca deniz kenarında yer alan dar sokakta kurulan değişim alanının giriş çıkışında, birçok sporcu karşı karşıya geldiğini üzülerek gözlemledik. Diğer yandan koşuya finiş tag’ ının yanındaki dar koridordan geçmek zorunda kalan sporcular zaman zaman dikkatsiz yayaların arasında slalom yapmak zorunda kaldı. Böyle dar yerler için çözüm çok basit. Sudan çıkış bölgesindeki bisiklet askılıklarının tek sıra halinde dizilmesi sorunu ortadan kaldıracaktır.

 

 

Çiftlikköy, Çeşme trafiğinden her ne kadar izole bir yapıya sahip olsa da Kuzey rüzgarlarına açık olan koy, her zaman dalgalı bir denize sahip. Bu yüzden Çiftlikköy’ de gerçekleştirilecek triatlon yarışlarının yüzme etabındaki sert dalgalardan kaçış yok. Diğer yandan bisiklet parkuru trafikten oldukça iyi izole edilmiş olmasına rağmen parkurun yanlış ölçülmüş olması ve 8 tur 20km şeklindeki federasyon sayfasındaki ve teknik toplantıdaki yanlış bilgi birçok sporcunun göz göre göre diskalifiye olmasına yol açtı. Sıcak asfalt zemine sahip olan yol oldukça rahat sürüşe imkan veririken, km göstergesinde 20km’ yi gören oldukça çok sayıda sporcunun, bisiklet etabının bittiğini düşünerek koşuya başlaması ve diskalifiye olmasına yol açtı. Aslında mesafe ile ilgili bir farklılık varsa bunun toplantıda ve öncesinde belirtilmesi gerekiyor. Eğer ölçülü mesafenin 23km olduğunu ve dönüşe uygun yerden döndürülme zorunluluğu yüzünden bunun böyle olması gerektiği şeklinde bir açıklama, bir gün önceki toplantıda yapılasaydı ya da değişim alanı 200m kadar ileriye alınsaydı (gidiş geliş 400 eder çarpı 8 tur eşittir 3200m kısalan bir parkur!)  bu sorun ortaya çıkmayacaktı.

 

 

Koşu parkurunun yer yer çökmüş beton zemininde koşmak elbette oldukça keyifsizdi. Ama daha da keyifsiz olan kısmı Temmuz sıcağında sporculara su dağıtımı yapılmamasıydı. Çok az sayıda sıcak suyun bitiş çizgisindeki hakem masasının altında kalmış olması ise ayrı bir sıkıntı idi. Yaz sıcağında hızlı ve zorlu bir yarış koşan sporcuların finişt’ e en çok görmek istedikleri şeyden biri su diğeri ise karpuz ikramıdır. Eğer yaz sıcağında yarış koşan bir sporcu iseniz finiş’ te size ikram edilen karpuzun değerini çok iyi bilirsiniz. Bugün parekende satış kilosu 0.50 kuruş olan karpuzun 100 kilosu 50 TL etmekte. Toptan alındığı takdirde çok daha ucuz olacağı kesin. Organizasyona maliyeti bu kadar düşük olacak bir masraf kaleminden neden kaçılır anlamak mümkün değildir. Katılım madalyası ve kürsü madalyası yanında Çeşme Belediyesi’ nin verdiği üçüncü (hatıra) madalyaya yapılan masraf yerine bitiş çizgisinde soğuk meyve ikramı yapılabilirdi.

 

 

Tüm bunların yanında elbette iyi birkaç uygulama mevcuttu. Öncelikle Halk Triatlonu’ nun gelenekseleştiriliyor olması çok anlamlı. Diğer yandan her yaş grubuna hitap eden Halk Triatlonu’ nun 10 yaş altına da açık olması oldukça sevindirici. Çünkü minik yarışmacılar, tüm organizasyonun ilgi odağı haline geliyor ve adeta günü kurtarıyor. Öte yandan çok küçük yaşta ekilen spor tohumların, gelecek için umut vaat edeceği kesin. Bir diğeri ise minkler, seyredenlere ilham veriyor ve hatta örnek oluyor bile denebilir. Örnek olup ilham veren bir başka yaş grubu ise +50 ve +60 ‘ lar. İki yıl önce ihtiyaca istinaden açılan +50 yaş grubuna bu yıl +60 da eklendi. Her iki gruba yavaş yavaş yeni katlımlar oluyor. Özellikle kadın katılımcılara gerekirse pozitif ayrımcılık yapılmalı. Örnek olarak; +40 ve üstündeki kadın sporculara harcırah desteği gibi.

 

 

Yorumlu -Yorum

 

Yukarıda bahsetmiş olduğum görüşler yarışa giren sporcular ile harmanladığım düşüncelerden oluşmakta. Bu son kısımda ise şahsi görüşlerime yer vermek istiyorum. Son birkaç yıldır Melih Işıkçı’ nın belli bir disipline sokmuş olduğu yarış organizasyonları, bu yıl  organizasyon görevini bırakmasına ardından halen ona ait bazı alışkanlıkların devam ettirilmeye çalışılıyor olması güzel. Öte yandan son zamanlarda gerçekleştirilen organizasyonlarda artık  Melih Işıkçı’ nın göstermiş olduğu hassasiyet ve titizlikte gerçekleşmediğini gözlemlemekteyim. Kişisel olarak görüşüm; yalnızca organizasyon yapmış olmak için yapmanın pek anlamlı olmadığını düşünüyorum. Genellikle bu tür eleştiriler yapıldığı zaman size “Gel sen yap o zaman!” gibi bir söz söylenir. Ben de buna karşın “Herkes işini yapsın! “şeklinde bir cevap vermeyi tercih ediyorum… Aşağıda bana ulaşan Çeşme Triatlonu ile ilgili bazı olumlu ve olumsuz eleştiri mailleri var. Kişilerin hedef alınmaması amacıyla isimleri bende saklı kalmak kaydı ile görüşlerinize sunuyorum.

 

 

 

Sporcu 1

 

Geçen sene aynı yarış Çeşme merkezde yapılmıştı. Tüm yarış, sıkışık bir parkurda, bir an önce yapılıp bitirilmesi gereken bir iş gibiydi. Yollar kontrolsüz, koşu parkuru zorlamaydı. Çiftlikköy’de ise durum oldukça farklı oldu. Oldukça kompak bir alanda, rahat bir bisiklet ve koşu parkuru vardı. Yolların bir an önce açılması için hiç bir baskı yoktu. Tam bu sebeple yarış tam bir şenlik havasında geçti -ki biz yarışmacıların en temel isteklerinden biri bu. Çeşme merkezinde bir yarış planlanırken sanıyorum amaç halk ilgisini yakalamaktı. Ne yazık ki geçen sene yakalanan tek şey bir halk tepkisi olmuştu (yolları kapandı ya). Ancak Çiftlikköy’de federasyonun bu amaca ulaştığını düşünüyorum. Organizasyonun eleştirilmesi gereken  yönleri var ve bunların tamamı seneye düzeltilebilir. Parkur mesafesi benim öncelikli sıkıntım. Diğer taraftan start-finiş-değişim bölgesi daha  iyi organize edilebilirdi, sanırım seneye bu aksaklık ta giderilir. Güzel bir beldede, yapılan işe değer veren insanların desteğiyle güzel yarış koşuldu. Bu sene puanlı olduğu için Taşucu’na gitmiştik. Uzun bir uçak yolculuğu ardından 4-5 saat süren kara yolu işin tadını biraz kaçırmıştı. Bana sorarsanız hem ulaşım kolaylığı (izmir havaalanından 1 saat 15 dakika), hem de konaklama olanakları sayesinde bu yarış puanlı olarak katılımcı rekoru kırabilir. Uygun bir tarih seçimiyle bizim gibi amatörlerin tatil ve sporu birleştirmesine olanak sağlanırsa ilginin daha da artacağını düşünüyorum. Bunların dışında deniz dalgalı, hava sıcak ve rüzgar sertti -tabi ki kafadan-. ama bunlar hep olan şeyler ;

 

 

 

Sporcu 2

 

Selam aşağıda kısaca yarış hakkında görüşlerimi maddeledim.

 

1- Cumaretsi günü başkanın konuşmasında önümüzdeki günlerde İstanbul’ da yapılacak olan yarışmada canlı yayın olasılığından bahsetti !!!

2- Katılım bir önceki yıla göre katlanarak artıyor. Çok iyi .

3- Hem triatlon yapan hem de federasyonda görevli olan bir uzman hekimin kısaca verdiği bilgiler ve bunun programa dahil edilmesi çok güzeldi.

4- Programda en küçük yarışmacı 10 yaş denmesine rağmen esnek olup daha küçük yaştakileri de yarıştırmaları çok olumluydu.

5- Aynı ülkede yaşadığımızdan sayın başkanın bahsettiği zorlukları anlayabiliyorum. Buna bir de spordan uzak bir toplum olmamızın getirdiği handikapları da eklersek insan sıkılıyor. Ancak federasyonun en azından iyice büyüyene ve kökleşene kadar bu aile birliği içinde kalması çok önemli.

6- Makarna partisi zayıftı. Bence köfte vermesinler bol bol Kuşadası ndaki gibi spagetti türü klasik makarna yiyelim. Hem sponsora da masraf az olur. Tabi bu benim fikrim.

7- Katılımın çok olması sayesinde yarışlar bence çok hareketli geçti. Her ne kadar çeşmenin dışında çok sapa bir yer olsa da. Yarışlar hiç te sönük geçmedi ve o boş alan doldu.

8- Küçükler yıldızlar çok iyi dikkatini çektiyse, bu durum gelecek 5- 10 yılda elitlere yansıyacak. Çocuklar böyle giderse abilerinin ablalarının tozunu atacak.

9- Yarışlar anında makarna dağıtılması da iyi oldu. Çok acıkmışım.

10- Madalya töreni dolu geçti.

11-Evet deniz dalgalıydı ama oda için cilvesi. Bence şikayet edilmemeli.

12- Bisiklet parkuru biraz ununmuş (23,2 km ) deniyor olabilir bunda bir sorun yok ama bence bir gün önceden bu söylenmeli, insanlar uyarılmalı. Kendi kilometre saatlerine bakarak 20 km de eksik turla bırakanlar oldu. Olimpiyatlarda da az bir miktar bazen uzun ya da kısa oluyor ama bu deklare ediliyor.

13. Koşu parkuru biraz dar ve zemin hafif engebeliydi ama bildiğim kadarı ile sakatlık çıkmadı.

14. Çiftlik köy esnafı yardımcıydı sağolsunlar.

15. Toplamda çok zevk aldım çok sevdim. Çeşmede denizin kıyısında rüzgar ile dalga ile yarışmak gerçekten zevkliydi.

 

 

 

Sporcu 3

 

Artılar

 

Yarış, İznik’teki bisiklet parkuruna göre kat kat daha iyi, ideal zemin kalitesine sahip yola sahipti.

Yetkililer, +40’ların önerisini dikkate alıp saatlerini erkene aldılar

 

Eksiler

 

1) Yine bir Türk triatlon klasiği olan spor biliminden tamamıyle uzak görüşlerle, KOŞUCUNUN VE TRİATLETİN EN BÜYÜK DÜŞMANI OLAN BETON ZEMİNDE koşturulduk. Ben sırf bu yüzden finish sonrası sağ hamstring çekmesi ve sol topuk ağrısı yaşadım. İyileştirme konusundaki bilgilerime rağmen muhtemelen en az 1 haftamı olumsuz etkileyecektir. Ayrıca asfaltta koşmak istediğimizde diskalifiye edilmekle tehdit edildik. Her yarışta mutlaka en az 1 branşda sporcu düşmanı bir nitelikle karşı karşıya getiriliyoruz. Asfaltta koşunca parkur kısalmış olmuyordu. Önceden çizgi çekilmesiyle hem bisiklet, hem koşu aynı parkurda ayrılmış olarak ve sporcuların lehine şekilde yapılabilirdi.

2) Hayatımızda ilk defa öğlenin 36 derece sıcağında, triatlonun son ayağı olan koşu bölümünde HİÇBİR SU YARDIMININ YAPILMADIĞI bir yarış gördük. Evet, bu yüzden birileri ölmedi, fakat bu yüzden istisnasız herkesin yarış dereceleri kötüleşti ve daha güçsüz finis’ ler yapılarak yeni sporcular triatlonun daha keyifli ve yapılabilir bir branş olduğunu tadamadılar.

3) Yarış süresince sıvı yardımı yapılmadığı gibi, finiş’ te de hiçbir sıvı yardımı yapılmadı.(Zar zor finish hakeminin ayağının altındaki kutudan 1 şişe su alabildim, ya benden sonrakiler?)

4) Yetkililer, saat değişikliğini son ana (teknik toplantıya kadar yapmadıklarından) bazı kişiler için plan değişikliğine sebep oldu.

5) Yüzme etabı 800-850 metre idi. Bisiklet etabı ise 23km idi. Koşu etabı 4.5km idi. Elbette 749 metre yüzmeyi, 19km binmeyi kimse istemiyor fakat ne zaman bu mesafeler uluslararası standartlara uygun olacak ve bizler kendimizi gerçek standart mesafelere göre analiz edebileceğiz?

6) Tanıtım yine sıfırdı. 3 hafta kala, sosyal medyadan etkinlik açıp yüzlerce insanı davet etmesek, katılımcı sayısı bu kadar olmayacaktı, fakat seyirci? Çeşme’den bir avuç insan dışında kimse yoktu. En az 1 hafta öncesinden Çeşme’deki tüm billboard’ lara yarış hakkında tanıtım afişleri asılmalıydı.

7) Halk Triatlonu için de online kayıt yapmadıkları için sabah yığılma oldu, sadece toplantıda kayıt alındığını öğrenen yeni triatlet adayları ikna için oraya buraya koşturmak zorunda kaldılar. Yeni uygulamaları internetten duyurmalılar ve halk için de (Zaten sadece Çeşme’de halk branşı var) online kayıt yapılabilir, böylece iş yükü azalır.

8) Sprint için çip’ e değmez diye düşünülebilir fakat yanlış duymadıysam yine çipsiz olduğu için eksik tur atanlar olmuştu. Tabi ki turlarını saymak, sporcunun kendi görevidir fakat itirazlarda suistimalin ve iltimasın önüne geçilmesi için artık çip sistemine geçilmelidir.

 

 

 

Sporcu 4

 

Özellikle 2005- 2006 doğumlu  çocukların 10-12 yaş kategorisinin içine konularak yarıştırılması çok muhteşem oldu. Şimdi bu çocuklar buradan sonra nerede yarışacağız diye soruyor  Bisiklet parkuru uzun olması dışında, güzeldi.  Eksik tur atan fakat dereceye girmeyen birçok sporcu diskalifiye edilmedi. Koşu parkurunda ise suyun olmayışı çok büyük eksiklikti.

 

 

 

Sporcu 5

 

Ben bu yarışlara keyif almak için katılıyorum. Sizlerle olmak falan keyifli ama işin doğrusu o gün teknik toplantıda keyfimi öyle bir kaçırdılar ki ertesi gün yarışa gelmek gelmedi içimden. Teknik toplantıya  katılma zorunluluğu, katılmayanların yarışa alınmayacak olması konusu hayli can sıkıcı bir uygulama. O gün Çeşme’ ye bisikletle gidip yoruldum o yüzden katılamadım dedim. Halbuki dinlenmeye yeterli zamanım ve hevesim vardı o saate kadar. Ben profesyonel de olmadığım için bu kadar kasmaya ne gerek var ki diye moral bozdum. Doğru değil belki ama işte içimden gelmedi. Sonuçta bizim federasyon amatör sporcuları bu şekilde çekemez diye düşünüyorum. Biraz daha özgürlük lazım. Ama iş elit sporcularda gayet sıkı tutulabilir sonuçta bunlar yeri geldi mi, olimpiyata da gitme ihtimali olan kişiler. Federe kurallar neyse uygulasınlar.

 

 

 

Hazırlayan: Alpay AKHUN

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın