Cumhuriyet Kupası’ nın Ardından

17/12/2013  //     //  Triatlon - Ironman, Triatlon Haberleri

Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz yılki ilk yarışa damgasını vuran ve hatırımızda kalan iki önemli olaydan biri, starttan sonra patlayan fırtına yüzünden açık denize kaçan dubalar, diğeri ise fırtınanın ardından başlayan şiddetli rüzgar ve yağmur yüzünden bisiklet etabının yarıda kesilmesiydi.

 

Bu yıl Ekim ayının son haftasında koşulan yarış, geçtiğimiz yıla karşın oldukça güzel bir havada koşuldu. Ülkemizdeki koşulan ve yegane orta mesafe yarışı olan Cumhuriyet Kupası Konyaaltı Yarı Mesafe Yarışı’ na bu sefer olumsuz hava şartları yerine diskalifiyelerle, lojistik gecikme ve eksiklikleri damgasını vurdu.

 

 

Diskalifiye edilen sporcular ve yetkililerin konuyla ilgili açıklamalarını “Cumhuriyet Kupası Jeremy Morel ve Estelle Marie Kieffer in Oldu”  haberimizde yayınlamıştık. Konu, geçtiğimiz günlerde hem sosyal medyada hem de çalıştay dahil çeşitli ortamlarda yoğun bir şekilde tartışıldı. Amacımız konuyu bir kez daha tartışmaya açmak değil elbet. Bildiğiniz gibi Cumhuriyet Kupası’ nın gelecek yıl uluslararası bir yarış olması gündemde. Eğer Cumhuriyet Kupası gelecek yıl ITU’ nun orta mesafe yarışı baz alınarak koşulacaksa gereken kural düzenlemelerinin yapılması ve yarışın ITU standardına çekilmesi şart olduğudur.

 

Bir diğer önemli konu ise sıvı ve gıda desteğinin zamanında ve yeterince temin edilememesiydi. Bir gün önceki teknik toplantıda yarışma kuralları, parkur ve beslenme istasyonları hakkında bilgilendirme yapılırken bisiklet parkurunun iki ucunda bulunacak olan beslenme istasyonlarında su, jel ve enerji içeceği olacağı bilgisi verildi. Ayrıca koşu parkurunda da su, jel, enerji içeceği, muz ve top kek olacağı da söylendi. Sporculardan gelen istek üzerine sıvı ve jel ürünler yerinde kalmak kaydı ile katı gıdaların koşu parkurundan, bisiklet parkuruna aktarılması kararlaştırıldı. Ertesi gün de değişim alanına girmeden önce bir gün önceki teknik toplantıda belirtildiği gibi tüm sporculara iki jel bir de enerji elden teslim edildi. Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi gerçekleşti.

 

 

Maalesef, sudan çıktıktan sonra bisiklet parkurunda ilk turunu atan sporcular, hem Küçük Çatlıcak kavşağındaki beslenme masasında hem de Migros tarafındaki masada bahsi geçen sıvı ve beslenme malzemelerinin olmadığını gördüler. Saatler 10’ u gösterirken, ikinci turu başlayan sporcuların, yakıcı Antalya güneşinin altında susuz kalma ihtimalini ortaya çıkmaya başladı. Böylesine uzun soluklu bir yarışta sporcular için bu kramp ve halsizlik anlamına gelmekteydi. Her ne kadar bu sorun ikinci turda ortadan kalkmış gibi görünse de yetersiz tedarik yüzünden üçüncü turda yine benzer sorun yaşandı. Üstelik bisiklet etabında teknik toplantıda bahsedilen, top kek ve jel hiçbir zaman verilmedi.

 

Koşu etabında ise benzer durum bir kez daha yaşandı. Su ve enerji içecekleri sık sık tükendi. Bisikletten tek farkı tükenen sıvıların bir süre sonra yerine konulması oldu. Bazı sporcuların masalarda sıvıları tükendiği hallerde beslenme istasyonu çevresinde yere atılmış olan su ve enerji içeceklerini zaman zaman yerden alıp içtikleri de görüldü.

 

Yarışın bitiş yerinde kurulan gayet iyi izole edilmiş bölgede ise yeterince sıvı ve katı gıda çeşitliği sağlanmıştı ki, en azından yarışı bitiren sporcuların bu noktada sıkıntı yaşamadılar. Ayrıca yarış sonunda Besyo hoca ve öğrencilerinin vermiş olduğu masaj hizmeti ise son derece memnuniyet verici bir uygulamaydı.

 

Diğer yandan genel olarak bir değerlendirme yapacak olursak, yarış sabahı değişim alanına girişler esnasında yapılan teknik kontroller yapılmadı. Değişim alanı çevresinde bisikletler için basit anlamda teknik destek verecek kimse yoktu. Değişim alanından bisikletler tek sıra halinde ve yeterli aralıkla numaratik olarak sıralanmıştı ki bu oldukça iyi bir uygulama oldu. Yalnız değişim alanındaki halının kısa gelmesi hoş bir görüntü yaratmazken, bisiklet parkının kara tarafında olması da sudan geç çıkan sporcuların karşıdan karşıya geçmek zorunda kalmasına yol açtı. Bu durum, çok daha kalabalık yarışlarda sporcu güveliği açısından tehlike yaratabilir. Öte yandan bisiklet parkuru, trafik ve yayadan oldukça iyi izole edilmişti.

 

 

Yarış, Antalya’ nın Konyaaltı gibi çok popüler bir kıyı şeridinde yapılmasına rağmen, hemen hemen hiç izleyicisiz koşuldu denilebilir. Yazdan kalma güzel bir havada koşulan yarışı, katılımcıların aileleri ile arkadaşlarının yanı sıra organizasyon komitesi dışında birkaç meraklıdan ibaret küçük bir seyirci topluluğu izledi. Şehrin popüler bir bölgesinde koşulan ve böylesine özel bir yarışın çok daha iyi tanıtımının yapılması gerekiyordu ki sanırım tanıtım konusu biraz ihmal edilmiş. Nitekim bırakın Antalyalıların yarıştan haberdar olmasını, çevre halkı ve esnafı yarıştan haberdar değildi. Çevre esnaf ve halkın yarıştan bi haber olduğuna örnek vermek gerekirse; kaldığım otel yarış bitiş alanı olan Kent Meydanı’ nın bir sokak arkasında bulunuyordu. O gün yarış bittikten sonra otele döndüğümde resepsiyondaki görevlinin meraklı sorularına maruz kaldım. Cumhuriyet Kupası yarışından bahsedince; “ Yollar sizin yüzünüzden mi kapandı?” diye yarı serzeniş, yarı merak içeren bir soruyla karşılaştım. Karşılaştığım bir diğer örnek ise Konyaaltı esnaflarından birinin dükkanındaki ablanın benzer sorusu oldu. Ona da yarış dolayısıyla yollar kapandı dediğimde; “ İnsanlar evlerine gidemedi evladım, ama olsun çocuklar kötü işlere bulaşmasın spor yapsın.” şeklindeydi.

 

Çipsiz olarak koşulan yarışta, en son sporcunun yarışı bitirmesinin ardından sonuçlar açıklandığı için yarışı önde götüren sporcular, yarış sonuçlarına ancak ödül töreninde ulaşabildiler. Dolayısıyla sonuçlara itiraz edecek olan sporcular, itiraz süresini kaçırmış oldu. Çünkü uzun ve zorlu bir yarışı 4-5 saatte bitiren sporcular, yarışı 7 saate yakın zamanda tamamlayan sporcuların finişi beklemeleri ve ardından yayınlanacak sonuçları ulaşması pratikte mümkün olmadı. Yarışı erken tamamlayan sporcuların 2-3 saat finiş bölgesinde beklemek yerine bir an önce odalarını boşaltmak ardından da ödül törenine yetişmek için otellerine gitmeleri gerekiyordu. Bu yüzden de ön grupta yarışı bitiren sporcuların, triatlon yarışlarında olduğu gibi finiş bölgesinde sonuçlara hemen ulaşmaları söz konusu olmadı.

 

 

Teknik toplantı öncesi de verilen çanta ve içeriğinde de bazı düzeltmelere ihtiyaç olduğu açık. Çantalar pek kaliteli değildi. Sporcular bu tür yarışlardan verilen çanta, tişört ve madalyayı oldukça önemserler. Bahsi geçen ürünler adeta birer şeref madalyası gibidir. Yıl boyunca bu ürünleri üstelerinde taşımak ve soranlara anlatmaktan çok keyif alırlar. Zaten çalıştayda da söylediğim gibi. Bu tür yarışlara katılan yaş grupları bu işi bir kaç fotoğraf ve bir teneke madalya için yaparlar ki bunların manevi değeri maddi değerinin çok üstündedir. Bu yıl verilen turuncu hatıra tişörtünün üstünde yarışa dair hiçbir yazı ve logo olmaması, tişörtün hatıra değerini yok etmiş. Diğer yandan teknik toplantı sonrası verilen makarna partisi oldukça güzel ve renkliydi Konyaaltı Belediyesi’ nin yapmış olduğu ikramlar sporcuları memnun etti. Bu tip organizasyonlarda yapılan ikramların kalitesi genel görünüme çok büyük etki ediyor.

 

Bir diğer konu ise bu yıl ağırladığımız yabancı sporcu sayısının geçen yıla oranla birkaç kat artmış olmasıydı. Her geçen sene daha fazla yerli ve yabancı sporcunun Cumhuriyet Kupası’ na katılıyor olması oldukça sevindirici bir gelişme. Artan katılımların gelecekte yarışın kalitesini doğrudan etkileyeceğine eminin. Yarış sonrası Başkan Hamdi Güneş’ in misafir sporculara yarışı nasıl buldukları sordu. Misafir sporcular kısaca; “ Antalya’ yı, iklimi, parkuru ve güvenlik önlemlerini çok iyi bulduklarını yalnız yarışta lidere giden sporcunun önünde zamanı gösteren bir aracın olmasının faydalı olacağını belirttiler.

 

 

Sporcu yorumlarına geçmeden önce Konyaaltı Belediyesi, Antalya Valiliği ve Triatlon Federasyonu’ nun triatlon sporunun gelişmesi için göstermiş olduğu çabaları göz ardı etmemekte fayda var. Özellikle Antalya İl Temsilcisi Alp İskin’ in tüm hüsnü niyeti ile organizasyon için ne kadar çabaladığını gözlerimizle gördük. Bu noktada herkese teşekkür etmek gerekiyor. Diğer yandan da her yarıştan sonra yapılan bu türden eleştirileri, ters köşeye atılmış bir gol olarak değil, bir sonraki yarışa daha donanımlı ve daha iyi hazırlanma fırsatı olarak değerlendirmekte fayda var. Son yıllarda çok başarılı bir şekilde Avrupa Kupası ve Avrupa Şampiyonası yarışlarına ev sahipliği yapan bir ülke olarak, aynı nitelik ve niceliği her daim korumak ve çıtayı daha da yukarı taşımak şart olmuştur.

 

 

Sporcu 1 (Mark Minasyan) 

 

 

27 Ekim 2013 tarihinde, bu yıl ikincisi düzenlenen Türkiye’nin ilk ve tek yarı mesafe triatlon yarışına ikinci kez katılma ve bitirme şansına eriştim.

 

İLK YARIŞ

 

2012 yılındaki ilk yarıştan kısaca bahsetmek istiyorum. Yarış olağanüstü hava şartları sebebiyle çok zorlu geçmişti, hem sporcular hem de görevliler için. Yüzme etabında aniden patlayan fırtına yüzünden açıktaki dubalardan biri Akdeniz’in ortasına doğru sürüklenirken, ikinci turu atmakta olan yüzücüler durumdan habersiz şekilde dalgalarla boğuşarak bu dubayı takip etmekteydiler. Görevli botlar tek tek tüm sporcuların yanına gidip, acilen karaya yüzmeleri konusunda onları uyarmışlardı. Tüm sporcular, önemli bir tehlike yaşamadan karaya çıkmayı başarmışlardı.

 

 

Kuvvetli fırtınayla birlikte yağan yağmur ve kumsaldan asfalta savrulan kumlar sebebiyle bisiklet etabı çok tehlikeli bir hal almıştı. Özellikle bazı bölümlerde neredeyse yürüyüş hızında bisiklete binilebiliyordu. Triatletlerin çoğu en az bir kez fırtına ve kaygan zemin yüzünden düşmüştü (ben 2 kez düşmüştüm). Yarış direktörünün kararıyla bisiklet etabı 45 km.’ de sonlandırıldı ve koşu etabına geçildi. Sorunsuz bir koşu etabı sonrası, tüm aksiliklere rağmen ilk yarış başarıyla tamamlanmış oldu. İlk yarışın bu şartlara rağmen güvenli bir şekilde tamamlanması Sn. Melih Işıkçı liderliğindeki ekibin üstün çabalarıyla mümkün olabilmişti.

 

BU YILKİ İZLENİMLERİM: YARIŞTAN ÇOK ÖNCESİ…

 

Bu yıl, yarış haftasından önceki izlenimlerimi de aktarmayı önemli buluyorum. Çünkü bir yarışın organizasyonel başarısı, sadece yarış haftası ile ölçülemez.

 

Belirsizlik: Federasyonun sene başı açıkladığı yarış takviminde Antalya Cumhuriyet Kupası’nın bulunması tüm triatletleri heyecanlandırmıştı. Ancak aylar geçtikçe bu yarışla ilgili hiçbir güncel bilgilendirmenin yapılmaması, sporcular tarafından çok önemsenen İstanbul yarışının önce olimpik mesafeden sprint mesafeye dönüştürülüp, birkaç gün kala ise iptal edilmesi Antalya Yarışı’nın da yapılıp yapılmayacağı konusunda söylentilere neden oldu.

 

Bazı sporcular yurtdışındaki eşdeğer mesafedeki yarışlara kaydolarak işlerini şansa bırakmadılar. Diğerleri antrenmanlarını nasıl planlayacaklarını şaşırdılar. Uçak ve otel rezervasyonları, işyerinden alınacak izinler… Hepsi son ana kaldı.

 

ÇÖZÜM: Özellikle sosyal medyada, iki dilde hazırlanmış bir dijital posterle yarışın duyurusu en az 6 ay öncesinden yapılmalıydı. Sadece federasyon sayfasındaki takvimde bir satır, böyle bir yarışın hakkıyla duyurulmasına yetmez. Sosyal medya dışında, uygun görülecek birkaç yazılı medyada haber olarak yarıştan bahsedilmeliydi. Bazı gazetelerin spor sayfaları, bazı spor dergileri bunları ücretsiz yayınlarlardı. Ufak el ilanları bazı spor mağazalarında ödeme noktaları yakınında konuşlandırılabilirdi vs…

 

 

Uluslararası tanıtım eksikliği: Yarış tarihi yaklaştıkça, bu yarışa yabancı katılımın da arzu edildiği Federasyon tarafından bazı yerlerde dile getirildi. Fakat bu sadece arzu etmekle olacak iş değil ki! Yabancılar bu yarıştan nasıl haberdar olacaklar? Diyelim ki sporcular bir şekilde yakın çevresine duyurdu, İNGİLİZCE yarışma talimatı, kayıt sistemi, parkur bilgisi, konaklama bilgisi… Bunların hiçbiri yok. Sanırım 3 hafta öncesine kadar Türkçesi bile yoktu…

 

ÇÖZÜM: Takvimde ayrı bir önemi olan bu tür bir yarış için mutlaka yukarıda sıraladığım bilgiler en az 6 ay öncesinden Federasyon sitesinde bulunmalıydı. Hatta, bu yarış için bir mini web sitesi yapılmalıydı. Böyle bir site ücretsiz olarak bile, gönüllü ve konuyu biraz bilen biri tarafından yapılabilirdi. Kayıtlar için de bu site rahatlıkla kullanılabilirdi.

 

Anlaşmalı Oteller: Federasyon, bu yarış için Antalya’da 6 adet otelle özel anlaşmalı fiyatlar sağlamıştı. Bu önemli ve güzel bir düşünce. Bir arkadaşımla birlikte kalmak üzere, bu otellerden birine rezervasyon yapmak istediğimde bana anlaşmalı fiyattan oda kalmadığı söylendi. Ben de teklif edilen biraz daha yüksek fiyattan odayı ayırttım. Otele vardığımızda, bizden başka sadece bir sporcunun otelde kaldığını öğrenince duruma oldukça sinirlendim. Üstüne üstlük, sabah 8’de startı verilecek yarışın anlaşmalı oteli kahvaltıyı 7’de veriyordu! Benzer bir sıkıntıyı başka bir otelde daha duydum…

 

 

Sonuçta şikayetimi otel yönetimine bildirdim ve paramızın iadesi yapılacak. Bu durum Federasyonun hatası değil tabii ki. Ancak Federasyon’dan bu konuda bazı beklentilerim de yok değil…

 

ÇÖZÜM: Seçilen otellerin fiyat uygunluğunun yanı sıra, kahvaltı saatinin de yarışma başlangıcına uygun olması şart. Otellerle görüşmelerde bu mutlaka konuşulmalı, sporcuların pazarlığıyla halledilmemeli. Seçilen oteller, onlarca bisikletin montajının yapılabileceği alana sahip olmalı, bisikletler güvenli bir bölümde tutulabilmeli. Ayrıca bence, anlaşmalı otel sayısı, her otelde ortalama en 20 sporcu olacak kadar olmalı. Şahsen biz 3 kişi bir otelde kalmaktan çok da hoşnut olmadık. Otel içindeki ortamın da yarışma ruhunu yansıtmasını arzu ederdik. Bunun en kolay yolu daha çok sporcunun aynı otelleri paylaşması olur.

 

YARIŞTAN ÖNCEKİ GÜN:

 

Toplu Sürüş: Cumartesi günü programında, akşam 18’deki teknik toplantı dışında bir de toplu sürüşle bisiklet parkurunu tanıma programı vardı. Bu uygulamayı beğendim. Ben dahil bazı sporcular bu sürüşe yetişemediler, çünkü öğrendiğimizde uçuş saatlerimiz çoktan belirlenmişti. Yine de, geç duyurulması dışında güzel bir uygulamaydı.

 

Teknik Toplantı: Kayıtlarımızın yapılması, sayıca fazla olmadığımız için zor olmadı. Ancak kalabalık yarışlar için mutlaka daha düzenli bir kayıt sistemi gerekecek. Teknik toplantı genel olarak olması gerektiği gibiydi ve iyi geçti. Toplantı sonrası düzenlenen makarna partisinde yiyeceklerin kalitesi ve miktarı gayet iyiydi.

 

Yarışma çantası: İşte beni en mutlu eden konulardan biri! Şu bez çantalar o kadar kullanışlı ve ucuz ki… Belki her yarışta vermek lüks olabilir, ancak olimpik ve üzeri mesafedeki yarışlar için şart. Ayrıca bu çantalar çok iyi reklam mecraları, çünkü yarıştan sonra da sporcular günlük hayatlarında kullanabiliyorlar. Çantaların görünen yüzünde beyaz ve keçeli kalemle yazılabilir bir dikdörtgen alan, çantaların karışmaması için iyi bir çözüm olur.

 

YARIŞ GÜNÜ:

 

Değişim alanına giriş: Değişim alanına girişte bisiklet ve diğer ekipmanlarımız hiçbir kontrolden geçirilmedi. Bu durum beni oldukça şaşırttı. Ayrıca bisikletlere numara dağıtılmadı. Aynı takımda yarışan sporculardan iddialı olan birinin bisikletinde bir arıza olsa, arkadan gelen takım arkadaşının bisikletini alıp yarışa devam etse kimsenin ruhu bile duymazdı. Yarışlarda bisiklet numarası tanınmaktan çok bu işlevi görür, bu yarışta bu konu atlanmış. Hazır bisiklet numarasından konu açılmışken; bu numaraların uçak seyahatlerinde valizlerimizin tutma kollarına takılan çıkartmalara benzer mantıkta olmaları çok daha kullanışlı olur. Zaten Yurtdışındaki birçok yarışta da bu uygulamayı görüyoruz. Bundan sonraki yarışlarda bence bu konu değerlendirilmeli.

 

Değişim Alanı: Ben gayet nizami buldum. Sporcu sayısının az olmasından dolayı bisiklet aralıkları da yeterliydi, herhangi bir sıkışma yaşanmadı. Bisikletle ilk turumda değişim alanına yaklaşınca kafam karıştı, içinden geçileceğini bilmediğimden dönecekmiş gibi yavaşladım. Herhalde toplantı sırasında bu detayı kaçırmışım. Parkurun değişim alanı içinden geçiyor olması oldukça pratik ve akıllıca bir çözümdü. Daha kalabalık yarışlarda aynı sistemi uygulamak pek kolay olmayabilir.

 

Yüzme Parkuru: İlk kez uygulanan dikdörtgen parkur çok akıllıcaydı. Bu yeni parkur sayesinde yüzme etabından çok büyük keyif aldım. Geçen yarışta olduğu gibi bu yarışta da birkaç kişinin kestirme yaptığı ve hakemlerin görmelerine rağmen ses çıkarmadıkları söyleniyor. Artık bu tür sportmenlik dışı hareketlere göz yummamak, bu tür söylentilere mahal vermemek gerekiyor.

 

 

Bisiklet Parkuru: Sezon içerisinde en beğendiğim parkur burası oldu. Tur sayısının az olması hem kafa karışıklığına yol açmıyor, hem de ortalama hıza olumlu katkısı oluyor. Üstelik tur yeme riski de oldukça azalıyor.

 

Bu bölümde tek rahatsızlığım, dağıtılacağı söylenen su mataralarını ilk turda görememek oldu. Bu bilgiye dayanarak yanıma az sıvı almıştım, ilk tur sonunda biraz endişelendim. Neyse ki sonrasında su dağıtımı oldu, hele muz servisi harika bir fikirdi.

 

Bu etapta zaman zaman 3′ lü grup olarak sürmek durumunda kaldım. Sürekli olarak önümdekiyle mesafemi nizami tutmaya özen gösterdim. Çok güzel bir tecrübeydi, önümdeki sporculara izin verilenden fazla yaklaşmadığım gibi, aranın açılmasını da engellemek bisiklet etabına heyecan kattı.

 

Katılanların büyük bölümünün “deryar yasak” ilk yarışları olduğu anlaşılıyordu. Zaman zaman stresli anlar yaşadım, ama kurallara aykırı bir duruma mahal vermeden üstesinden geldim.

 

Birkaç kez, motorlu hakemler eşliğinde sürdüğümüz oldu. Her hakem kurallara uygun yarışıp yarışmadığımızı dikkatlice kontrol ediyordu. Açıkçası o anlarda, çok iyi bir organizasyonda yarışmakta olduğum hissine kapıldım ve mutlu oldum.

 

Koşu Parkuru: Koşu parkuru kusursuzdu. Teknik toplantıda Melih Işıkçı’ nın önerisiyle ikram masalarının yol ortasına alınmaları sıvı alım sıklığını arttırdı. Hava sıcaklığının arttığı o anlarda bu sporcuların çok işine yaradı. Jel de dağıtılacağı söylenmişti fakat maalesef bu gerçekleşmedi. Kendi jellerimi taşımış olmam sayesinde beslenmemde sıkıntı yaşamadım.

 

 

Bitiş alanı:

 

Yarış bitim alanı kullanışlı tasarlanmıştı fakat biraz daha büyük bir alan olmalıydı. Karpuz, sandviç, su, isotonik içecekler ve diğer ikramlar gayet yeterli ve güzeldi. Spor akademisi öğrencilerinin verdiği masaj hizmeti ise olağanüstüydü. Hem düşünen, hem de uygulayanlara sonsuz teşekkürler.

 

 

Sporcu 2

 

Benim görüşlerime itibar ettiğiniz için teşekkür ederim. Cumhuriyet Kupası yarı mesafe yarışında belediyenin katkıları son derece iyiydi. Fakat Alanya’ da yapılan madalya töreni gibi çeşitlilik arttırabilir. Ödül töreni animasyon ağırlıklı olup görsel şölene dönüştürülebilir.  Yarışa gelince, keyifli geçmesine rağmen bisiklet parkurunda hem gidişte, hem gelişte tamir bakım yeri yoktu. Su istasyonunda su kontrolü yapan bir görevli olması gerekirdi. Hakemlerimiz canla başla ellerinden geldiği kadar çalıştı, fakat bu gibi yarışlarda daha duyarlı olmaları gerekir. Böyle zorlu yarışlarda sporcunun kan şekerinin çok düştüğü dikkate alınırsa,  hem sporcu arkadaşların, hem hakem arkadaşların daha dikkatli olması gerekmektedir. Daha güzel yarışlar dileğiyle.

 

Sporcu 3

 

Öncelikle Spor Bakanlığı’ nın bu yarış için bir mesajının dahi olmaması bu spora ilginin çok az olduğunun bir kanıtı. TRT veya herhangi bir kanala bilgi verilmemiş mi? Bu yarıştan sanki kimsenin haberi yok gibi..Bir bakanın mesajı olamaz mı bu kadar mı ilgisiz bakanlık?

 

 

Sporcu 4

 

Yarış için iki sey önemliydi. Teknik toplantıda sağlanacağı söylenen desteklerin olmaması. İkincisi ise hakemlerin basit şeyler için yetki kullanmaları. Bence bu seneki yarışa bakıp seneye uluslararası yapalım demek için erken bir adım olmuş.

 

Dubanın uçması, (Bu tüm sezon yarışların da gördüğümüz giderilemeyen bir olay) Yüzme – bisiklet değişim alanı parkurun içinde olması, az kişiydik sorun olmadı. Koşu parkuru yolun deniz kenarına alınabilir, iç taraf daha korunaklı kaldı, sıcak oldu. Yüzme ve koşu mesafesi eksik olmayabilirdi. Gerçek dereceler için 8-12 dk eklemek gerekir. Sonuç listelerinin hemen yayınlanmaması kötü oldu. Seyirci için takip edebileceği bir ekran olabilirdi. Chip olmalı. Değişim alanları da sonuç listesinde gösterilmeli. Bitiş noktasında buz havuzu olabilirdi. Federasyon yöneticilerinin karşılarında çocuk varmış gibi tepeden konuşmamayı da öğrenmeleri iyi olur. 40 yaşından sonra azarlanır gibi konuşulması hoş değil.

 

 

 

Sporcu 5

 

Bisiklet parkuru şimdiye kadar yarıştıklarım içinde manzara olarak en iyisi idi. Kemer yolu tarafındaki kısa bir bölüm haricinde çok düzgündü. Ben yine o kadar kısa bozuk inişte Kuşadası’ ndaki gibi mataramı düşürdüm ama olsun.

Koşu parkuru da çok düzgündü. Her iki parkurda da güvenlik iyiydi. Bisiklet parkurunda birkaç yaya dikkatsizce karşıya geçerken tehlike yarattı ancak bunun çaresinin 3 metrede bir polis koymak değil insanları bilinçlendirmek olduğunu düşünüyorum. Koşu parkurunda da güvenlik iyiydi, özellikle Kuşadası’ nda turistlerin arasında slalom yatığımız göz önüne alındığında.

Organizasyon genel olarak başarılı idi ancak tanıtım biraz eksikti sanki. Yarışma düzenlenen bütün illerde gördüğüm, şehir merkezinde çeşitli yerlere asılan tanıtım afişlerinden Antalya’ da yoktu. Bu da zaten az olan seyirci sayısının iyice azalmasına yol açmış. Gözlemlediğim kadarı ile yarışmacı yakını dışında izleyici yoktu.

Katılım az gibiydi. Tab iki Kuşadası gibi +200 yarışmacı beklememek gerek. Sonuçta uzun mesafe yarışı idi.

 

Sporcu 6

 

Organizasyona öncelik vermek istiyorum. Konaklamada vermiş oldukları destek şimdiye kadar olan yarış yerlerinden kalite olarak oldukça farklıydı. Kayıt, plajdaki yoklama ve numaraların verilmesi ilginç bir şekilde sakin ve düzenli ve zamanında gerçekleşti. Yüzme parkurunda 650 metre öteye şamandıra koyup onu takip etmek, aramak ve bulmak “suda orientring” gibi bir şey oldu. Triatlon yarışlarında yön kestirmesi zordur ama bu kadar da zor olmamalıydı. Ara mesafede bir noktaya birer tane daha şamandıra konulabilirdi. İzleyenlerin az olması etkinliğin yetersiz duyurulmasına değil, toplumun spora dair değer yargısının triatlon adına gelişmemiş olmasına bağlıyorum. Örneğin yıllardan beri yapılan Cumhurbaşkanlığı bisiklet turunu bile bir avuç insan izliyor. Ayrıca masalardan bize içecek ve yiyecek yardımında bulunan genç arkadaşlara da teşekkür borçluyuz. Katılımcı sayısının gelecek yıl daha da çoğalacağı kesin… Tüm triatletlere bu yarışa katılmalarını öneriyorum; parkur çok keyifli … Değişim alanının lokalizasyonu tehlikeye davetiye açmıştı. Çünkü sudan çıkan bir triatlet bisikletle oradan geçen bir triatletle çarpışabilirdi. Yol emniyeti çok iyiydi. Bu yılki değişim alanı seneye oyuncak gibi kalacak. Eminim gelecek yıl katılım ikiye katlanacak.

 

 

Kadın Sporcu 1

 

Triatlon sporuna yeni gönül vermiş iki senedir yarışlara katılan bir kadın sporcuyum. Çekinerek katıldığım bu ilk half ironman yarışında beni açımdan artı ve eksiler belirtmek isterim.

1-Teknik toplantıda sunum çok başarılıydı. Bir uzman doktorun bilgi vermesini çok faydalı buldum.

2-Tek ve en önemli sorun böyle bir organizasyonda çip kullanılmamsıydı. Eğer seneye bu organizasyonu uluslararası boyutta yapmak istiyorsak yaşananları profosyenelce değerlendirmek adına bu yıl da çip olmalıydı. Ayrıca yurtdışında önemli atletler bu yarışa gelmişlerdi. Onlara çip olmayacağını söylemek organizasyon adına büyük eksiklik. Federasyonumuzun iki yarıştır yaşanan bu sorunun mutlaka çözmesi gerektiğine inanıyorum.

3-Makarna partisi ve ikramlar başarılıydı.

4-Yüzme Etabı,  8başlamasıo gerekirken, 8:20’ de başladı. Sonradan öğrendiğime göre bunun da nedeninin dubanın sürüklenmesi olduğunu öğrendim. Bu tür aksaklıklarla ilgili önlemler alınmalı.

5-Yüzme parkurunda üçüncü duba çok uzakta olduğundan görülmesi çok zordu. Bunun için araya duba koyulsa iyi olurdu. En şaşırtıcı olan üçüncü dubaya yüzerken sahile doğru alındığını görmek oldu. Yarış sırasında dubanın yerinin değiştirilmesine anlam veremedim. Bizler, açıktan yay çizerek dubaya yüzmek zorunda kaldık. Sonradan dubanın sürüklendiği için hakemler tarafından sahile çekildiğini öğrendim. Sonuçta kolumdaki Garmin değerlerine göre 1890m. yüzdüm, yani mesafe doğru çıktı. Sanırım hakemler bunu için uğraşmıştı. Ama bu bir uluslararası yarış olsaydı çok eleştiri alırdık.

6-Kuşadası’ nda yaşanan ve çok eleştiri alan konu olan bazı sporcuların dubadan erken dönüş yapmaları bu sefer de olmuş ve bu sahilden görülmüş. Maalesef hakemler, bu sporcuları tespit edip ceza verememişler. Bunu öğrenmek çok üzücü.

7-Bisiklet parkuru şimdiye kadar yarıştığım en güzel parkurdu. Yolda gerekli önlemler çok iyi alınmıştı. Kavşaklar polislerce kapatılmıştı ve kontrol sonuna kadar sağlandı. Arada motorlu polis ve hakemler parkuru ve yarışı başarıyla kontrol ettiler. Destek masalarındaki ürünlerin kullanmadığım için yorum yapmıyorum.

8-Transation noktasınının bisiklet yolu üzerinde kalması sakıncalıydı.

9-Koşu parkurundaki en önemli sorun mesafenin 21 km. değil 19 km. olmasıydı. Eksik koşmak  doğru olmadı. Kontrol masalarında sona doğru enerji içeceği ve kola bitti. Hatta daha sonraları su bile bulamayan arkadaşlar olmuş. Bu ciddi bir sıkıntı yarattı. Katılımcıların az olduğu düşünülürse bu sorun yaşanmamalıydı.

10- Bir üzüntümüz de diskalifiye olan arkadaşlarımızın ollmasıydı. Yurtdışında defalarca ülkemizi başarıyla temsil etmiş tecrübeli ironman arkadaşımızın hakem uyarısını fark etmediği için ceza yerine gitmediğini ve diskalifiye edildiğini öğrendik. Dileriz ititrazı dikkate alınır.

11- Aksaklıklar, düzeltilmesi gereken noktalar mutlaka oldu ve olacaktır ama genelede federasyonun büyük emekleri ile gerçekleştirilen çok başarılı bir organizasyonuydu denilebilir. Parkur mükemmel, organizasyon başarılıydı. Eleştirilerimiz bu organizasyonun daha ileriye gitmesi içindir. Bu organizasyon sayesinde ben de ilk kez half ıronman olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

 

 

Kadın Sporcu 2

 

Öncelikle organizasyondaki en büyük eksiklik mesafeler ile ilgiliydi. Daha iyi ölçümleme yapılmasını beklerdim. Özellikle yüzme etabında sudayken ilk kerteriz aldığım noktadan dubayı sahile yakin bir yere taşımları zaman kaybına yol açtı. Çünkü duba çok uzakta ve görünmez olduğu için mecburen bunu yapmıştım. Su ve jel konusunda eksiklik vardı. Koşunun son iki etabında korku dolu anlar yaşadım. Su yok dendi jel bu saatten sonra olmaz dendi. Jel neyse ama susuz o sıcakta olamazdı ki! Bunun yanı sıra hakemlerin bisikletteki draftçıları engellemesi gerekirdi ama yapmadılar. Yüzmede kestirme yapan arkadaşlar vardı dendi. Sahildeki iki izleyici arkadaşım uyarmış hakemleri ama o kişilere hiçbir şey yapılmadı. Benim gözlemlerim bir amatör olarak bunlar.

 

Kadın Sporcu 3

 

Yarış esnasında çok fazla ayrıntıya dikkat edemedim ama yarış öncesi yüzme dubasının uçması haricinde genel olarak iyi bir yarıştı. Yalnız koşu biraz kısa olmuş, bu çok saçma. Diskalifiye olanlara üzüldüm, ironman kuralları farklıysa ona göre düzenleme yapılması lazım. Yurt dışında hakemler kurallar konusunda daha titiz davranıyor. Hakemler bence tam görevini yapmıyor. Erkekler arasında draft yapanlar olmuş. Yurtdışında draft kesinlikle yapamazsın. Yurtdışına göre motorlu halem bence yurt dışına göre yeterli değil. Yaya geçitleri çok tehlikeliydi insanlar çok dikkatsiz oluyorlar. Yayalara bir çare bulmak lazım. Orta mesafe yarışı aslında senede iki defa olursa daha iyi olur.

 

 

NOT: Mark Minasyan yorumunu üstüne özellikle kendi adının yazılmasını talep etmiştir. Yorumları ile yazımıza katkıda bulunan tüm sporculara çok teşekkür ederiz.

 

 

Hazırlayan: Alpay AKHUN

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın