Çağlar Çiftçi, Ironman Florida’ da PB Yaptı

17/12/2013  //     //  Triatlon - Ironman, Triatlon Yarışları

 

Florida Panama City Beach’ te bu yıl 15 incisi gerçekleştirilen Ironman Florida, ironman yarışları arasında en fazla ilgi gören yarışlardan biri olma özelliğine sahip.  2013 yılı için açılan online kayıtları bir dakika içinde kapanan Ironman Florida, bu alanda da bir rekora imza atmıştı. Bu yıl 3282 atletin kayıt yaptırdığı Ironman Florida, Kailua-Kona Hawaii Dünya Şampiyonası için 50 sporcuya slot veren hızlı bir yarış.

 

Bu yıl, Ironman Florida’ nın pro erkekler şampiyonu olan İspanyol atlet Victor Del Corral, 7:53:12’ lik zaman ile yarışı ilk sırada tamamlarken, pro kadınlar kategorisinde yarışan Hollandalı atlet Yvonne van Vlerken, 8:43:07’ lik zamanı ile yarışı ilk sırada tamamladı.

 

Ekim 1999 dana bu yana Kuzey Amerika’ da gerçekleşen Ironman Florida yarışı, bazı avantajlarından dolayı her yıl daha çok sporcunun ilgisini çekiyor. Ironman Florida, yaz sıcaklarının ve sert rüzgarlarının azaldığı sonbahar mevsiminde oldukça uygun bir havada koşulan bir yarış. Üstelik hem bisiklet hem de koşu parkurunun yokuşsuz olması, çok daha iyi finiş zamanı yapmak isteyen triatletleri adeta bir mıknatıs gibi kendine çekiyor.

 

Ironman Florida yarışı, Meksika körfezindeki City Beach kumsalıdan denize doğru kısa bir koşu ile başlıyor. Sporcular, yüzme parkurunda iki tur yüzerken izleyiciler rahatlıkla tüm parkurdaki yarışçıları görebiliyor. Sudan çıkan atletler, düz ve hızlı bir bisiklet parkurunda tüm güç ve hünerlerini sergileme imkanı elde ediyor. İki tur koşulan koşu parkur da yine aynı şekilde düz ve rahat. Üstelik bu son bölümde çok sayıda seyirci desteğini de görmek mümkün.

 

 

Bildiğiniz gibi her yıl ülkemizden birçok sporcu yurtdışındaki Ironman ve Ironman 70.3 yarışlarına katılırken, bizler de elimizden geldiğince bu yarışlara katılan sporcularımıza ait aktüel haberleri sizlerle paylaşmaya çalıştık. Son birkaç yıldır olduğu gibi 2014 yılında da, yine aynı şekilde yurtdışında ülkemizi temsil edecek olan ve deneyimlerini kağıda dökmeyi seven tüm sporcularımızı sayfalarımıza taşımaya devam edeceğiz. Bu haftaki aktüel haberimizde bize konuk olan sporcumuz Çağlar Çiftçi. Çiftçi, katılmış olduğu bu yıl ki yarışta 11 saati oldukça altında bir süre ile yarışı tamamladı.

 

Çağlar Çiftçi

 

Çağlar Çiftçi, bu yıl Florida Ironman yarışına katılan iki Türk sporcumuzdan biri ve 2013 sezonun son yarışlarından biri sayılabilecek olan Ironman Florida’ da ülkemizi başarı ile temsil eden sporcumuz. Çağlar Çiftçi, oldukça çekişmeli bir yarış olan IM Florida’ da elde ettiği 10:27:41’ lik zamanı ile genel sıralamada 324 üncü olurken, yaş grubunda da 41 sırada yarışı tamamladı. Çiftçi, elde etmiş olduğu bu zaman ile Türk sporcular arasında da tüm zamanlarda en hızlı finiş zamanı sıralamasında üst sıralara doğru tırmanmış oldu. Florida’ da yarışan bir diğer sporcumuz ise Ahmet Atan oldu. Atan, 11.56:23’ lük finiş zamanı ile yarışı tamamladı.  Birleşik Devletler’ de yaşayan Atan da oldukça tecrübeli ironman’ lerden. 2007 yılından bu yana beş kez 70.3, dört kez de ironman yarışına katılmış bir atlet.

 

 

Birçoğumuz Çağlar Çiftçi’ ye sitemizdeki yazı ve katıldığı yarışlardan aşina aslında. Diğer yandan kendisini tanımayanlar için kısa bir hatırlatma yapacak olursak; 1968 doğumlu olan Çiftçi’ nin ilk orta mesafe yarışı, 2011 yılında Kıbrıs’ ta koşulan Kasım Şakası orta mesafe yarışı. Bu yarışta 6:03: 14’ lük zaman ile yarışı, yaş grubunda üçüncü olarak tamamlayan Çiftçi, 2012 yılında ilk kez katılmış olduğu Ironman yarışı olan Ironman İsviçre’ yi 11:40:36’ lık zamanı ile tamamlayarak elde ettiği bu süre ile dikkat çeken Türk sporcuları arasına girmeyi başardı. Aynı yıl Kıbrıs’ ta Kasım ayında son kez koşulan Kasım Şakası yarışında yaş grubunda birinci oldu.

 

Bu yıl Mart ayında Abu Dhabi’ de koşulan Abu Dhabi Triatlonu uzun mesafede kategorisinde yarışan tek Türk olan Çağlar Çifti, yarışı 9:47:26’ lık zamanı ile 1.5 yüzme, 200km bisiklet ve 20km koşudan oluşan yarışı oldukça iyi bir sürede tamamlamıştı. Şimdi, Çiftçi’ nin geçtiğimiz ay koştuğu Ironman Florida yarışını ve kaleme aldığı yarış serüvenine bir göz atalım.

 

 

Benim Florida Maceram 

 

Yaklaşık 7 aydır hazırlandığım yarış için ilk basamak uzun ve zorlu bir uçak yolculuğuydu. Pazartesi akşamı Bodrum’ dan başlayan uçak seyahatim, üç aktarma sonrası Salı akşamı Florida da sonlandı. Yedi saat farkını da sayarsak 24 saati geçen bir yolculuk yapmış oldum. Yolculuğun en stresli anı Atlanta da Amerika ya girişti. Çünkü burada Panama City’ e giden uçağı yakalamak için bir saat gibi kısa bir zamanım vardı. Bu süre içinde pasaport kontrollünde geçmeli ve Amerikan prosedürü gereği bisiklet bavulunu aldıktan sonra gümrük kontrolünden geçirip tekrar uçağa vermeliydim. Bisiklet dışında bütün malzemelerde bavuldaydı ve çok zor kapatmıştım. Eğer açarsam bir daha ne kadar sürede kapatacağıma ilişkin korkularım vardı. Pasaportta uzun bir kuyruk olunca iyice strese girdim. Ancak burada çıkışta bir görevli bavulu aldı ve siz gidin dedi. Böylece bu sorun hallolmuş oldu. Sonradan gördüm ki bavulu açmışlar.  Çünkü içinde kontrol fişi vardı nasıl tekrar kapattılar hala merak çok ediyorum. Nihayetinde Salı akşamı otele ulaşır ulaşmaz direk uyudum.

Ertesi sabah kalktığımda hava oldukça güzeldi. Önce yarım saatlik bir koşu ve ardından bir buçuk saat bisiklet ve 40 dakika kadar da yüzme antrenmanı yaptım.  Bisiklette antrenman temposunda rahatlıkla 32-33 km/h çevirince acaba yarışta 35 üzeri tutunabilir miyim, sorusu beni düşündürmeye başladı. Çünkü bir yandan da enerjimi dengesiz harcayıp maratonda duvara çarpmak istemiyordum.

 

 

Çarşamba öğleden sonra yarış fuarına gidip kaydımı yaptırdım ve çip ve malzemeleri aldım. Ayrıca fuarda ihtiyacım olan bazı malzemeleri de alma imkanı buldum. Güzel bir fuardı triatlonla ilgili her şey mevcuttu. Ayrıca zorunlu yarış brifingine de katılıp otele döndüm.Perşembe dinleme günümdü. Ancak alışveriş hediye peşinde koşarken pek bir dinlenme fırsatı olmadı bütün gün ayaktaydım. O akşam yarışın resmi akşam yemeği de vardı ve ona da şöyle bir uğradım.

 

Cuma sabahı erken kalktım. Hava bozmuştu yağmur ve rüzgar vardı. Bisiklet antrenmanında bara bile yatamadım rüzgar çok kuvvetli deniz çok dalgalıydı. TV’ de yarış günü hava iyi gözüküyordu hava tahmininin doğru olması için dua ettim. Cuma, bisiklet check-in yapılıp, koşu ve bisiklet torbalarının zorunlu olarak teslim edildiği gündü. Bende iki, üç kez içlerini kontrol ettikten sonra torbaları alıp değişim alanına gittim. İlk önce bisikletimi bıraktım. Ancak çok rüzgar vardı ve bisikletler demirler üzerinde kayıyordu. Bisikleti tam olarak örtmeye izin yoktu, ancak seleyi kapatabiliyordunuz. Ben de bir naylonla seleyi sarıp bıraktım. Sonra bisiklet torbasını ve koşu torbasını yerlerine koydum ve su girmemesi için sıkıca bağladım. Yarım saat sonra şiddetli bir yağmur başladı. Bu beni malzemeleri yarın ne halde bulacağım konusunda bir hayli endişelendirdi. Artık dinlenme zamanıydı. Klasik makarnadan oluşan akşam yemeğini yiyip erkenden yattım.

 

 

Saat farkının olumlu etkisi ile üçte kalkmak beni hiç zorlamadı. Üç tane yumurta ve iki adet nutellalı ekmek ve kahveden oluşan kahvaltımı yaptım. Dört buçuk gibi taksi ile değişim alanına gittim. Hava biraz soğuktu ancak fırtına ve yağmur bitmişti. Öncelikle bir pompa bulup teker havalarını kontrol ettim. Sonra malzeme torbalarımın yerleşimini kontrol edip tekrar kafamda T1 ve T2 yi gözden geçirdim. Kalabalık yarışlarda bunu muhakkak yapmak lazım çünkü sonradan dakikalarca malzemelerinizi aramak zorunda kalabilirsiniz. Artık start saatin beklemekten başka pek yapacak bir şey kalmamıştı. Zaman yaklaşınca güneş kremini sürüp wetsuit’ imi giydim. Gerekli bölgeleri vazelinleyip normal giysilerimi morning bag’ e koyduktan sonra görevlilere teslim ettim. Daha gün ağarmamıştı yavaş yavaş ortalık kızıla dönmeye başladı ama saat 6.30 olmuştu denize girip ısınmak lazımdı. Jaws filmiyle travmatize nesilden olan bendeniz de istemeyerek de olsa guruba katıldım ve karanlık okyanusta biraz kulaç attım. Herkes sudan çıktıktan sonra günün ilk ışıkları ile birlikte pro erkek start’ ı ile yarış başladı. Hemen arkasından pro bayanlar ve sonrada biz yaş gurupları start aldık. Yüzmede hedef sürelere göre 10 ar dakika aralarla sahilde bölümler belirlenmişti ancak pek uyan olmadı sanırım. Yüzme benim için pek beklediğim gibi gitmedi bir saatin altında çıkabileceğimi sanıyordum.  Ancak hem kollarımda o gücü hissetmedim hem de normalde yarışın ilk 10-15 dakikası oluşan kaos bir yerde biter ve herkes yerini bulmuş şekilde yüzer. Burada pek öyle olmadı önümü kesenler üstüme kıranlar hiç bitmedi. Hal böyle olunca da bana bir bıkkınlık ve isteksizlik geldi ve iyice dubalardan açılıp dıştaki boş alanda daha uzun bir yoldan yüzmeyi tercih ettim. İçimde hep bir şu bitsin de bisiklete geçelim hissiyle yüzdüm. Yüzme iki turdu. Karada kısa bir koşunun ardından ikinci turu yüzdük. Yinede çıkış derecem çok kötü olmadı. 1saat 6 dakikada yüzmeyi tamamlamışım.

 

 

Kıyıda wetsuit soyucu gönüllüler bekliyordu. Bu çok işime geldi, çünkü bazen wetsuit’ i çıkarırken kramp girmesine sebep oluyor. Kendimi halını üstüne attım. Gönüllü bir çekişte wetsuit’ i çıkarıp bana geri verdi. Duştan geçip bisiklet torbamı aldım. Burada daha siz gelirken numaranızı bağırıyorlar ve oradaki bir gönüllü torbanızı hazır edip, direk size veriyor. Torbayla soyunma alanına doğru koştum ve burada önce trisuit’ in üstünü giydim. Enerji barlarını önceden ceplerine koymuştum. Bir gece önceki yağmurda sırılsıklam olmuşlardı ne yazık ki. Sonra kaskı güneş gözlüğümü ve ayakkabıları giyip fırladım. Ironman Florida’ da bisiklet ayakkabılarını bisiklet üstünde bırakmak yasaktı. Bir görevli bisikleti hazır etmişti. Onu aldıktan sonra çizgiyi geçtim ve bisiklete bindim. Hava oldukça güzeldi, yol da güzeldi, bana sadece çevirmek kalıyordu. Bir iki köprü dışında pist dümdüzdü. Bu tek düzelik zaman zaman sıkıcı olsa da gerçek bir time trial deneyimi oldu. Tüm pist boyunca nadiren aerobar’ dan kalktım. Trafik çoğu yerde açıktı. Kalabalık nedeniyle bir süre sonra guruplaşmalar oluştu ve bu sırada bir de draft cezası yedim. İlk penaltı box’ ta durdum. Hakem elime bir kronometre verdi kask ve bisiklet üzerinde numarama işaretler koydu ve cezam dolunca gösterip devam ettim.

 

 

Aslında hemen herkes draft yapıyordu ama cezayı aradan rasgele seçip veriyorlardı biri de bana denk geldi. Hızım ve bacaklarım oldukça iyiydi. 90 km civarında yaklaşık 10 km’ lik bozuk bir yola girdik. Burada asfalt yer yer kırılmıştı. Mekanik bir sorun çıkacak diye oldukça endişelendim. Neyse ki sadece km saatinin sensörü yerinden oynadı böylece hız göstergemi kaybetmiş oldum. Bisiklette sadece GNC nin enerji barlarını yedim ve Powerade ve su içtim. Bu önceden edindiğim bir tecrübe. Çünkü bisiklette katı şeyler daha kolay hazmediliyor. Bunların nötür bir tadı olduğu için jeller gibi içinizi baymıyor. Son 30 km ye geldiğimde daha yumuşak çevirmeye gayret ettim. Bisiklet sürem 5.13 oldukça iyiydi ben 5.30 civarı düşünmüştüm daha iyi bir süre gerçekleştirdim. Değişim alanının girişinde gönüllüler bisikletinizi alıyorlar. Koşu torbamı alıp hemen soyunma alanına gittim. Burada hemen bir gönüllü yanıma geldi ben bisiklet malzemelerini çıkarırken ayakkabılarımı falan torbadan çıkardı. Su ister misin dedi getirdi. Açıkcası böyle şeyler o sırada insanı çok mutlu ediyor alışmadığım için hem garipsedim hem de çok beğendim. Ve koşu macerası başladı. Garmin’ imi taktım ve açtım. Büyük olduğu için yüzmede takmamıştım bisiklette de gerek olmadığından koşu torbama koymuştum ancak uyduyu ne kadar sürede bulacağına yönelik şüphem vardı ama hemen buldu. Koşuya iyi başladım ilk 3-4 km dörtlük pace’ lerde gittim. Bir yandan da hep içimden hızlı gidiyorsun yavaşla diyordum. Ama ayaklar gidiyordu sonra mecburen yavaşlamaya başladım. Bu arada güneş iyice yükselmiş ve havada ısınmıştı. İlk turun dönüşünde iyice yorulmuştum ve kafamda kendime neden bu azabı kendime çektiriyorum şeklinde sorular belirmeye başladı. Koşuda sırf jel ve su meyve tükettim ruh hali ve fiziksel durumdaki dalgalanmalar 30 km’ ye kadar sürdü ara ara kendimi çok iyi hissettiğim anlar oldu ancak bu 2-3 km’ de bir değişti. İkinci turun yarısını bitirdiğimde hızımı tekrar arttırıp son 10 km var gücümle koşarsan 3.45’ i yakalarım hesapları yapmıştım. Ancak bacaklarım bu plana uymadı ve 30 km’ dan sonra daha çok yürümeden bitirme hesapları yapmaya başladım. Birkaç kez altılı pace’ leri gördüm. Son 2 km’ de seyircinin de etkisiyle tekrar bir canlanma geldi. O bölgede triatlon kulüpleri çadırlar kurmuştu. Yoğun bir şamata, destek vardı. Ve 3.55 lik bir maraton ile finiş saatinde 10.27 yi gördüm.

 

 

Bunun anlamı hem tüm seneki çalışmalarımın boşa gitmediği hem de artık Kona Dünya Şampiyonası’ nın bir hayal olmadığı ve benden 1 saat uzaklıkta olduğuydu. Tüm bunları düşünerek sevinç içinde finiş takını geçtim. Bu arada finiş çizgisi fotoğrafçı doluydu ve normalden oldukça fazla bir kalabalık vardı. Sonradan öğrendim, benden önceki yarışmacı Bahreyn kraliyet ailesindenmiş. meğer onu bekliyorlarmış.

 

Finiş hattını geçtikten sonra gönüllerden bir hanım beni karşıladı sarıldı tebrik etti. Nasıl olduğumu sordu koluma girdi ve götürüp madalya, finiş, tişört ve şapkasını verdi. Su isteyip istemediğimi sordu, bana atlet dinlenme bölümünü gösterdi, ben de teşekkür ettim ve böyle mükemmel bir gönüllü ordusuna hiçbir yerde rastlamadığımı söyledim. Biraz dinlenip bir şeyler yedim eşyalarımı aldım ve bisiklete atlayıp otele döndüm. Ertesi gün acılı ve uzun bir dönüş yolculuğu beni beklese de şimdiden bir sonraki ironman’ in planlarını yapmaya koyulmuştum bile…

 

 

Hazırlayan: Alpay AKHUN

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın