Yoksa Bisiklet Bir Kadın Aracı mıdır?

23/11/2008  //     //  Road Bike News

Hazırlayan:


Olcay Ormankıran

“Evvel Zaman Bisiklet” (Arka Kapak)

 Her tür aykırı görüşe karşın
bisiklet, yaşam içinde kazandığı mevzileri giderek genişletmektedir.
Bisikletin bu mevziler arasında en zorlandığı konu ise, kadınların
sürücü olmasıdır. Osmanlı döneminde, her alanda olduğu gibi, kadınların
bisiklete binmesi konusunda da yasakçı bir anlayış vardır. Eskilerden
bir yazar, Ercümend Ekrem Talu bunu şöyle anlatıyor:

“1900 Paris sergisinin kapanışından
sonradır ki, sergide teşhir edilmiş bulunan kadın bisikletleri tek tük,
Bulonya ormanının yollarında görünmeye başladı. Zaten, burada, bizde
revaç bulması da aşağı yukarı, o tarihte rastlar, halkımızın, kendi
anlayışına göre filisbit şeklinde telaffuz eylediği şu nesneye önce
frenkler ve azınlıklara mensup delikanlılar binip gezdiler.


Modern Türkiye Mecmuası, 3 Eylül 1938

 

 

 

Bizimkiler henüz cesaret edemiyorlardı. Anneler, babalar, fazla olarak da konu komşu, bu
şeytan icadı ile sokaklarda görünmeyi hafiflik, ayıp, günah
sayıyorlardı. Bisikletin üzerindeki mecburi vaziyet ar ve hayadan
nasipsizliğe delalet ediyordu.

Halkın bu hatalı telakkisini hiçe
sayan bir kaç cesur genç, Adalarda, Kadıköy’ ün Kuşdili, Yoğurtçu
çayırlarında, Fenerbahçe’ de filisbit üzerinde görünmeye başlamaları
diğerlerinin de cesaretini arttırdı. Halk da artık onlara lakayd
kalıyordu. İstanbul’ da, İzmir’ de, Selanik’ de bisikletlerin sayısı
arttıkça arttı.

Bununla beraber, kadınlar, başka din
ve mezhepten olsalar da, bisiklete binme heveslerini tatmin edemiyor,
halkın tariz ve taarruzundan korkuyorlardı. Meşrutiyet bile bu korkuyu
tam olarak gidermedi.”

 

 


Yedigün, Ekim 1936

Will Bradley (afiş, 1895)

 

Ercümend Ekrem, kadınların ancak Cumhuriyet döneminde rahatça bisiklete binebildiklerini belirterek şöyle devam ediyor:

“Şimdi
artık öyle bir korku kalmamış, en nezih bir spor olan bisiklet Türk
kadınının en zarif ve nezih bir eğlence vasıtası olmuştur.”

Cumhuriyet
döneminde, önceki yılların tersine, kadınların bisiklete binmelerinin
adeta teşvik edildiğini görüyoruz. Çeşitli dergilerde kadınların
bisiklete binme biçimleri ve bu işin yararları konusunda makaleler
yayınlanıyordu. Hatta bu destek zaman zaman, bisiklet eşittir kadın
aracı noktasına bile getirilmişti. Örneğin, bir dönemin ünlü Radyo dergisinde “Kadın ve Bisiklet” başlıklı yazı şöyle başlıyordu:

 

 

“Bisikletin
kadınlara hakikaten yakışan bir taşıt olduğu fikrine katılmayan
bulunmasa gerek… Güzel havalarda ve mesela bahar günlerinde
bisikletle şöyle bir gezinti yapmak, oldukça zevkli bir iştir. Hele
bisikleti asfalt üzerinde süzülürken seyretmek, eğer binicisi göz alıcı
renklerle süslü elbise giymiş zarif bir kadın da olursa, bu zevkine
doyum olmaz bir manzara teşkil etmez mi?”

Genç
kızların bisikletler üzerinde çayırları, yolları kapladığını gören
Refik Halid Karay’ ın da (içinde ironi taşısa da), bisiklet karşıtı
düşünceleri giderek değişiverir!

“Fakat,
vakta ki, bu yaz İstanbul köylerinde, bisikletli körpe hanımların üçer
beşer gezintilerine şahit oldum, fikrim değişti; hoşlanmıştım.
Bisiklet, modern kız için, eski görücü iskemlesini görüyor. Yalnız
yüzünü değil, asra uygun atletik kabiliyetini de orada tetkik ediyoruz.
Artık gelinimizi bisiklet üstünde seçeceğiz.

 

 

Hem bunun zamana uyan sembolik bir
manzarası da var: Baldırları oturduğu meşin gibi katı, ayaklarının
altı, bastığı pedallar kadar sert, kösele tenli bir peri-şort’ lu yirminci asır meleği– saadete doğru, nikelden iki kanat açmış, uçuyor!”

 

 

Bisiklet ve kadın ilişkisinin doruk noktası ise 1955 yılında Panorama dergisinin
düzenlediği “Büyük Bisiklet Yarışı” olacaktır. Sadece kadınların
katılabileceği bu yarış, bildiğimiz kadarıyla Türkiye tarihinde
kadınlara yönelik olarak yapılan ilk spor etkinliğidir.


 

 


 

 

Kaynak: “Evvel Zaman Bisiklet” Gökhan Akçura (Om Yayınla

Dip not: Konuyla ilgili forum kısmını buradan takip edebilirsiniz.

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın