Türkiye Turu’nda III. Etabın Ardından…

16/04/2010  //     //  Road Bike News

 

 

Hazırlayan ve Gönderen:

         

  

        Aslında aynı gün aktarmam gereken bir yazıydı, ama fotoğraf makinesini sporcu arkadaşlara Sakartepe tırmanışı çekimleri için verdiğimden dolayı ancak şimdi alabildim. Yarışla ilgili teknik detaylar ve yarış yorumlarının portalımızda yeteri kadar verildiğini düşünüyorum, esas olarak burada Milli Takımımızdan iki arkadaşımızla yapmış olduğumuz röportaj vesilesi ile merceği biraz da bu noktaya çekmek istiyorum. Pro-turlar ve bizim durumumuz…

        Sporcularımızın bir kısmı Bodrum-Marmaris etabı sonrasında %15’lik baraja takılarak yarıştan elendiler, bir kısmı da sakatlandı. Takımımız giderek güç kaybediyor, hatta turun sonunu bile getiremeyebilir. Tur bir taraftan bütün güzellikleriyle devam ederken, ülkemiz ve Milli Takımımız açısından işler pek de iyi gitmiyor. Buna bağlı olarak Selçuk Türkçetin (ST) ve İsmail Aksoy’la (İA) gerçekleştirdiğimiz röportajı verelim, değerlendirmelerimizi bu şekilde daha kolay yapabilelim.

 

CTR: Merhabalar. CTR olarak küçük bir görüşme yapmak istiyoruz. Bugün birisi çıkış, birisi iniş olmak üzere iki dağ etabı geçtiniz. Arka bölümde biraz sıkıntı yaşadık sanırım, %15’e takılan arkadaşlarımız oldu. Senin açından yarış nasıldı?

ST: Eğer siz de bu sporun içindeyseniz bilirsiniz, ana gruptan koptuysanız işiniz gerçekten zor demektir. Bu bakımdan yarış, bizim açımızdan çok zorlu geçti, elimizden geleni yapmaya çalıştık.

CTR: Aslında kendi performansınız açısından gayet iyi mücadele ettiniz. Bir de şöyle bir durum var, dünyanın en güçlü sporcularından var turda, geçen seneden daha güçlü adamlar var. Bu konuda ne düşünüyorsun?

ST: Bu sene gelen sporcular çok güçlü, aralarında dünya şampiyonları var, Almanya şampiyonu var, genel tempo çok yüksek.

CTR: Yarın, gerçekten çok zorlu bir etap geçeceksiniz. İlk olarak sıfırdan 800 metreye çıkacaksınız ve sadece 9 kilometrede. Ardından Denizli dağ etapları başlayacak, 1500 metreleri göreceksiniz…

ST: Evet, gerçekten yarın ve daha sonraki gün turun en zorlu etapları olacak, bu iki etabı iyi geçen turu da büyük ölçüde belirleyecektir.

 

CTR: İsmail, sanırım sen de problem yaşadın.

İA: Evet, Milas sonrası tırmanma etaplarında sol dizimde ağrı başladı. Çok iyi bir tırmanıcı olmadığım için bu bölümde kopmaya engel olamadım. Daha sonra bu farkı kapatamadım.

CTR: Uzun turlarla ilgili olarak ne düşünüyorsunuz, CBT (Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu) dışında başka bir uzun tur tecrübeniz oldu mu?

İA: Bu turdan daha önce Fas Turu’na katılmıştık, ama oraya buradakiler kadar güçlü sporcular gelmemişti.

ST: Evet, çok fazla uzun turlara katılma şansımız olmadı, ağırlıklı olarak ulusal turlara katıldık.

 

CTR: Turun bundan sonraki bölümü için neler düşünüyorsunuz, bu turun sizler açısından ne gibi bir önemi var?

ST: Ana gruptan kopmamaya çalışacağız, takım olarak sprinterlerimizi ne kadar ileriye taşıyabilirsek o kadar iyi olacak.

İA: Bu tur bizim açımızdan büyük bir tecrübe olacak, uzun tur tecrübemiz artacak. 

        Turdaki gelişmeler olumsuz olunca en kolay yaptığımız iş, doğrudan Millilerimizi suçlamak oluyor. İşin içine genleri ve ruhu katıp doğrudan büyük bir olumsuz kamuoyu başlıyor camiada, özellikle forum ortamlarında.

        Ama benim kişisel görüşüm biraz farklı… Naçizane, 23 yaşın altındaki bu arkadaşlarımızın üzerlerine çok fazla gidilmemesi taraftarıyım. Bilal’in, olimpiyatlarda (35. olmuştu sanırım) elde ettiği derece birçok arkadaşımız tarafından ciddiye alınmadı, ama açıkçası ben yine de başarılı bulmuştum. Zira kendi performansının üzerinde değerler elde etmişti. CBT ile çok fazla benzetemeyiz bu durumu belki, ama Millilerimizin de iyi işler başardığını düşünüyorum. Yetersizlik olabilir, ama daha fazla tecrübe, daha fazla tur ve biraz daha zaman vermemiz gerekiyor kanımca. Esasen bu gelişimin bir süreç olduğu unutulmamalı. Miraç’ın geçen sene son etaptaki başarısını asla göz ardı edemeyiz. ”Çok yakında bizi daha çok göreceksiniz” diyen bir meydan okumaydı resmen. Kuşadası-Turgutreis etabında da Mustafa Sayar’ın 110 sporcu arasında 42. sırayı elde etmesini de bu bakımdan azımsanmayacak bir başarı olarak nitelendiriyorum.

       SCOTT takımındaki arkadaşlar, gerçekten ön gördüğümüz gibi inanılmaz sempatik. Direkt olarak kontak kurduk. Ciddi bir görüşme gerçekleştiremedik gerçi, ama gerçekten sıcak adamlar. Jorge Alberto Giacinti ve Anredi Sartassov’un arasında buldum kendimi birden. Biz birlikte resim alınca halk birden hücum etti ekibe…

        Dikkat çekmek istediğim başka bir konu da yarışa gösterilen ilgi. İstanbul prologunu izlerken içimden “Eyvah!” demiştim. Ancak gerek Muğla merkez, gerekse Marmaris bitişindeki inanılmaz kalabalık çok anlamlıydı. Küçük izdihamlar bile yaşanmadı değil. CBT, yıldan yıla daha fazla kamuoyu ilgisi kazanıyor sanırım. 

        Bu gelişim portalımız açısından da geçerli. Geçen seneye göre daha ileride olduğumuz çok net. Ana sayfamızda yer alan CBT fotoğrafları, Paris-Roubaix’ten fırlamış Cyclingnews ajans resimleri düzeyinde.

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın