Trafik Sıkışıklığına Çözüm Bisiklet!

04/04/2012  //     //  Road Bike News

<

Eminim etrafımızda bisiklete binen kadar binmeyen de vardır ve hatta bu yazıyı okuyanlar arasında da bisikleti ulaşım aracı olarak kullananların sayısı oldukça azdır. Ben ise sürekli ulaşım aracı olarak kullanmaktan söz ediyorum, ama bir nedenim daha doğrusu bir fikrim var. Kafamda dönüp dolaşan fikrin oluşmasında her gün evden işe giderken yaşadığım zorlukların, benzine yapılan devamlı zamların, iş hayatı içerisinde ki stresin ve son olarak nefes alıp verirken içime çektiğim egzoz dumanın oldukça çok yardımı oldu.


Nüfusun sürekli artışı ile dünya üzerine sığmaz olduk. Sığmadığımız için kaynakları daha verimli kullanmak için çözüm üreteceğimize tüm kaynakları tüketmeye odaklanarak daha da yaşanmaz hale getiriyoruz. Tabi ki teknolojik gelişmelerin yanında geriye gidelim gibi bir düşüncem yok aksine daha da ileri gidelim ama etrafımıza duyarlı olmaktan vazgeçmeyelim. Tabi ki otomobillerimiz olacak, tabi ki seyahat edeceğiz ve bu arada çevremize zarar vereceğiz, ama bunu en az indirmek varken neden maksimumda zarar verelim?

 


Çözümü bisiklette, çünkü 0 karbon salınımı ile çevreye hiç zarar vermezsiniz. Bir otomobil kilometre başına ortalama 150gr karbondioksit salınımı yapar. Tabi ki bu sayı modelden modele değişir ancak bisikletin CO2 salınımı yapmaması yanında bu rakamlar oldukça ciddi kalıyor. Bisikletin bir diğer çevreci yönü ise gürültüsüz oluşu diyebilirim. Gün içinde sayısız kez korna sesine ve hiç azalmayan motorlu taşıt gürültüsüne maruz kalıyoruz. Oysa bunların hiç olmadığını hayal edin, önce kulaklarınız olmak üzere beyniniz ve ses telleriniz rahatlayacaktır. Çünkü çok daha rahat duyacak ve konuşacaksınız. Tüm bunlar vücut ve beyin yorgunluğunuzu azaltacaktır bu da kendinize ve çevrenize daha çok vakit ayırmanınız demektir.

Diğer mevzu iş yoğunluğu ve telaşı ile hızlı ve bireysel ulaşım aracı olarak otomobilin tercih edilmesiyle mevcut ulaşım yolları yetmemeye başladı. Bunun da bir sonucu olarak Otomobille ulaşım hızlı ve konforlu olmasının tam aksine trafik sıkışıklıkların ile yavaş, yorucu ve stresli olmaya başladı. Büyük kentler ve metropollerin yanında küçük kentlerde de bu sorunun olması bir hayli üzücü… İstanbul’dan alışkın olduğumuz sahnelere artık hemen hemen her kentte rastlıyoruz. Bu sorunu çözmek için ilk akla gelen alternatif ve daha geniş otomobil trafiğine uygun yollar açmak oluyor. Ancak alternatif yollar açıldıkça araçlarda artıyor ve bu yollar yeniden yetersiz kalıyor. Her yeni yapılan alternatif yol şehir merkezinden uzaklaştığı için de merkezde ki soruna çözüm olmuyor. Özellikle metropollerde ve büyük kentlerde yaşayanlar her ne kadar çevre yolu olarak adlandırılan alternatif yollardan ulaşımını sağlasa da en nihayetinde yine şehir merkezinde ki yola bağlanıyor, trafiğe takılıyor. Sonuç  yine aynı…

 

Çözüm taşıt yollarında bu yollara paralel bisiklet yolları yapmak veya bisiklet için şerit belirlemektir. Yapılacak bu bisiklet yolları kaldırım gibi kesintili değil otomobil yolları gibi tüm şehri saracak şekilde yapılmalı ve tüm otomobiller gibi trafik kuralları dahilinde hareket etmesi sağlanmalıdır. Yani bisikletli olarak bir ışıklı bir kavşaktaysak trafik ışıklarına uyacak şekilde geçişleri yapmalıyız, böylece araç trafiğini aksatmadan güvenli ve uyumlu şekilde trafikte var olabiliriz. Bu çözüm yolunun daha gelişmişi şuan Hollanda’da uygulanmakta; orada araç trafik ışıklarının yanında ayrı ve araç trafik ışıklarına uygun şekilde bisiklet yoluna özel trafik ışıkları mevcuttur. Biz daha basitini isteyelim; mevcut taşıt trafiğine uygun tüm yollarda sağ şeride koyulacak ikaz tabelaları ve/veya çizilecek şeritlerle bisiklet trafiğine ayrılmış yollar yapalım ve trafik kurallarına uymayan tüm bisikletçileri diğer araçlar gibi cezalandıralım. Bunlar zor şeyler değil, yapılması gereken mevcut trafik kanununa küçük eklemeler ile durumu aktifleştirmek.

Diğer bir konu ise para! Bireysel otomobil sahipleri sürekli artan benzin fiyatlarından yakınırlar ancak yine de otomobillerinden vazgeçmezler. Dünyanın en pahalı benzinini kullanmaktan kendilerini geri bırakmazlar. Bir kısmı kendi otomobillerinde vazgeçerek toplu taşımaya yönelmiş durumdadır ki bu da oldukça iyi bir çözüm gibi görünse de artan benzin fiyatları yolculara direk yansıtıldığı için toplu taşıma Avrupa’nın aksine bizim ülkemizde lükse kaçmaktadır. Toplu taşıma bir kaç hattan sağlanıyorsa maddi olarak ciddi bir miktar ulaşıma harcanıyor. Günlük bir kişinin toplu taşıma da harcadığı meblağ 3lirayı geçiyorsa orada bir sıkıntı vardır.


Çözüm bu kez yalnızca bisiklette değil, hem bisiklet hem de toplu taşıma araçlarında. Bir şehrin bir ucundan diğer ucuna herkesi bisiklete binmeye zorlayamazsınız ama davet edebilirsiniz, nasıl mı? Taşıt trafiğinde bisikletlilere ayrılmış güvenli şeridi yaptık ve hatta bunların şehir genelinde güvenli şekilde park edebilmesini güvence altına aldık ama gidilecekse yol 50 kilometre ve bisikletle gitme imkanımız yok, elimizde de bisikletimiz var? Sokağın ortasında saatlerce bırakmak istemiyoruz. İşte bu durumda taksi, otobüs, metro vb. ulaşım araçları devreye giriyor. Özellikle de metro gibi toplu ve hızlı taşımacılığın en önemlisinde bisikletleri ile binebilecekleri vagonların varlığını sağlayabilirsek, insanlar hiç tereddüt etmeden, ne kadar uzak mesafe olursa olsun bisikletleri ile gideceklerdir. Böylece kısa mesafelerde bisikletlerini kullanarak tekrar tekrar ulaşıma para harcamayarak gidecekleri yere kısa sürede ve daha az masrafla ulaşabilecekler. Bu sistem kurulduğu takdirde insanları bisiklete zorlamanıza gerek olmaksızın 7’den 70’e herkes ulaşımda bisikleti kullanacaktır.

 


Bu seferki sorun otomobillerle ilgili değil bisiklet ile ilgili, “bisikleti ulaşım aracı olarak kullanıyorsunuz ancak şehirde kilitleyecek güvenli yerler bulamıyoruz!.” Çözüm tabi ki birey olarak bizlere düşse de bunun yanında belediyelerin, emniyetin ve devletin bazı sorumlulukları olmalı. Örneğin araçlara uygulanan parkmetre sistemi bisikletlere de uygulanabilir. Yol kenarına kurulacak paralı kilitleme sistemi ile hem güvenlik sağlanıp hem de alınacak ücretlerle hizmetin sağlanmasında ki giderler karşılanabilir. Bir diğer örnek ise şehrin belli bölgelerine yapılacak park alanlarını kamera ile izleme yaparak güvenliğini sağlayabiliriz. Bunun dışında AVMler, restoranlar, mağazalar özel şirketler kendi binalarının içerisine veya dışına oluşturacakları park alanları ile çalışanlarına veya müşterilerine hizmet sunabilirler. 


Tüm bu çözüm için sunulan öneriler az maliyetli olup çok işlevseldir. Düşünüldüğünde sil baştan bir kent planı oluşturmanın zorluğunun yanında bu az maliyetli ve yıllarca kullanılabilecekse çözümler kulağa çok daha akılcı geliyor.


Tüm bunlar sadece birer fikir olmasıyla beraber eleştiriye ve geliştirilmeye açıktır…

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın