UCI 6,8Kg Kuralı – Sadece Siz Profesyonellerden Daha Hafif Bisiklet Tercih Edebilirsiniz

05/02/2014  //     //  Yol Bisikleti ve Donanımları İncelemeleri

 

Bir bisiklet düşünün ki, tek parmağınızla rahatlıkla havaya kaldırabilecek kadar hafif ve çekici… Çoğu bisiklet severin hayallerini süsleyen, ancak maliyetleri sebebiyle ise ulaşılması zor olan bu gösterişli, sürüşü, hafifliği ile keyifli bisikletlere sahip olmak muhteşem bir tecrübe. Ancak, bu hayal bisiklete sahip olmak dahi, onunla yarışlara katılabileceğiniz anlamını maalesef taşımıyor.

 

UCI (Uluslararası Bisiklet Federasyonu), yarışlar için en düşük bisiklet ağırlığını 6 kilo 800 gram ile sınırlandırıyor. Elbette ki, hızla gelişen teknoloji bisiklet sektörüne de muhteşem katkılar sunduğundan, günümüzde bisiklet üreticiler bu limitin çok daha altında bisiklet üretebilme şansına sahipler. Bu sebeple, profesyonel bisiklet camiasında 6,8kg limitinin azaltılması halinde çok mutlu olacak sporcu sayısı da hayli fazla. En üst düzey teknolojilerle üretilen yeni modellerin sınanma sahasında hala ağırlık kuralının 6,8kg olması nedendir ve neden hala yürürlükte?, Bu limit için sebep güvenlik midir yoksa bilgisizlik mi?

 

Kuralın yürürlüğe alındığı 2000 yılından beri, yarışlarda kullanılan bisikletler için 6,8 kilogram ağırlık kuralı uygulanmaktadır. Yani bu şu demek oluyor ki; siz daha hafif bisikletleri alabilir, kullanabilir, antrenman yapabilirsiniz ancak yarışma söz konusu olduğunda yarış komisyonundan geçemezsiniz.

 

Bu ağırlık kuralı; yıllardır hem sporcular için, hem takımlar için, hem de teknolojiyi bisiklete adapte edip en iyiyi yaratma yarışındaki bisiklet üreticileri için sancılı bir dönemin kaynağı olmuştur. Kurallar çerçevesinde, bazı durumlarda geçerli olmak kaydıyla ağırlık limiti hafifletilebilir iken, tamamen sürücülerin güvenliği dikkate alınarak konulan 6,8 kg limiti, teknolojik açıdan saporcuyu korumak adına en doğru limit olarak belirlenmişti.

 

Ultra hafif karbon bisiklet

 

6,8 Kg Limit Tartışmaları:

 

Bir yarış bisikletinin görüntüsünün nasıl olabileceği veya nasıl olamayacağı ve tabii fonksiyonları hakkında her yıl UCI tarafından, “Bisiklet için teknik Kuralla” adıı altında bilgilendirme yayınlanır. Bu bilgilendirme dökümanında; kadrolar, tekerler, seleler ve bisiklet ağırlığı hakkında nelere izin verildiği, nelere izin verilmediğine dair ayrıntılı içerikler paylaşılır.

 

Tüm kuralların temel amacı, bisiklet sporcusunun güvenliğidir. Savunulan argüman ise şudur; Evet, teknik olarak 6,8 kilogramdan daha hafif bisiklet imal etmek mümkündür. Ancak, bu bisikletlerin kadro sağlamlığı güvenilirliği o kadar da güçlü değildir ve bunların yarışlarda kullanılması az da olsa daha risklidir.

 

Ağırlık ve hafiflik tartışmasındaki farklar kuşkusuz ki dakika avantajı aramayan amatör bisiklet sürücüleri için bir sorun taşımıyor. Ancak… Asfaltta, finiş çizgisini birinci sırada geçmek için, bisikletine ve donanımına var gücüyle yüklenmiş profesyonel bir sporcu için, zorlama kaynaklı ve malzeme zayıflığı veya teknik hatalardan kaynaklanan ciddi sorunlar yaşanabilir. Ekipman hatalarından kaynaklanan veya kadro malzemesi sebebiyle, yokuş aşağı giderken kadronuzun kırıldığını düşünebiliyor musunuz?

 

Bu tür sorunlardan kurtulmanın bir yolu, kolay ulaşılabilir, kalitesi kanıtlanmış, yeni nesil malzemelerden üretilmiş kadro ve donanımları tercih etmek olabilir ve tabii bu seçenek yeni tartışmalara konu olur. Konu artık bisiklet yarışlarından uzaklaşır, adeta malzeme yarışlarına döner. Ki, bu konuyu zamana karşı özel formalarında salise avantajı peşindeki takımlarda ve üst düzey teknolojiyi tereddüt etmeden donanımlarına adapte etmekte olan takımlarda izliyoruz. Yarışmalar söz konusu olduğunda, maddi düzeyi düşük bir ülkenin sporcusu ve takımının bütçesi bu standartları karşılamaya yetmeyebilir. Bisiklet için en ilginç olanı da bu tür malzemelerin, kolay ulaşılabilir olması.

 

Bisiklet sporsu esasen futbol gibi olsaydı çok daha kolay olurdu. Ama maalesef bisiklet sporu daha kapsamlı, daha teferruatlı detayları bünyesinde tutuyor. Misal, kendinize Lionel Messi forması ve kramponlarından alıp, Nou Camp’ e giderek Messi donanmıyla futbol oynayabilirsiniz. Tabii, Nou Camp stadı Barselona tarafından o an kullanılmıyorsa. Oysa, Chris Froome donanımına ulaşmak için harcamanız gereken bütçe ve sahip olmanız gereken çok daha fazla malzeme gerekiyor.

 

CannondaleSuperSixEVO

2014 model Cannondale SuperSix EVO Black Inc.’in sürüşe hazır(sadece pedalları hariç) 56 inc’lik modelinin ağırlığı 5,2 kilogramdır. Bu müthiş açılara ve dünyanın en hafif kadrosuna sahip yarış makinası, özetle doğru ölçüleri ve olması gereken ağırlığı gösteriyor. Alplere tırmanırken bu 1,5 kilogramlık noksanlığın getirisini gözlerinizde bir canlandırın. İşte bu şuanın kural dışı ama olması gereken ağırlık ve güvenliğe sahip bisikletin bütçesel boyutu, yukarıda bahsettiğim tartışmalara konu olacak kısmı, yani fiyatı ile (13 bin Dolar) herkesin sahip olabileceği bir bisiklet olmaktan çıkıyor. Katıldığınız yarışta rakibinizin sahip olduğu, bütçe sıkıntıları sebebi ile her takımın ya da sporcunun sahip olamayacağı bu modellerle bir dengesizlik olacağı da kesin.

 

Ağırlık Limitine Karşıt Görüşler:

UCI ağırlık limitine karşı en temel sorun, yürürlüğe girdiği 2000 yılından bugüne, geçen zamanın fazlalığıdır. Bu ağırlık kuralı 2000’li yıllarda anlamlıı olabilir. O yıllarda, milenyum kutlamaları, cep telefonlarının henüz akılsızları, 3D televizyonların yaşam içerisinde olmadığı, Wi-Fi hayali vardı. Şimdi ise gözlüklere giren bilgisayarlar ve kameralar, nanoteknolojik spor kıyafetlerine ulaşım kolaylığı, Uyduların keyfe keder kullanımı gölgesinde hala 2000 yılı kuralını 2014’e taşıyan bir UCI var. 6 kilo 800 gram, Ericsson’un o kaba görünüşlü modellerini çağırıştırır gibi geliyor kulağa.

 

O tarihten, bu zamana… Bisiklet üzerine kaydedilen teknolojik çığırın kullanılmasından mahrum bırakan bu ağırlık limitinin eskisi kadar önemi ve anlamı kalmamıştır. Günümüzde pek çok bisiklet üreticisi, 6 kilo 800 gram’dan daha düşük, sağlam bisikletler imal ediyor. Yarışlar haricinde kullanılabilen bu bisikletlerin sağlamlığı da antrenmanlarda zaten kendini kanıtlamış durumda. Hala 6,8 kilogram limitinin kalmasında ısrar etmek anlamsız, elektronik viteslerin kullanıldığı günümüzde Eddy Merckx zamanında kalma, kadro üzerinden geçen vites kablolarını istemek kadar anlamsız!

 

MarkCavendish-Venge

 

Aslında pek çok Profesyonel sporcu, mümkün olan en hafif bisikletten daha çok, bisikletin sağlamlığı ile daha fazla ilgilenir.  Mark Cavendish gibi özel S-Works Venge kullanan sprinterler, sprint yarışında ortaya koydukları maksimum gücün verimini arttıracak ve dayanıklılığı koruyacak bisiklet donanımlarına odaklanır.  Alberto Contador gibi tırmanıştaki güçlü iddialılar ise ağırlık limitine ek ağırlıklar ilave etmek zorunda kalabilirler ki bu peloton içerisinde oldukça yaygın bir uygulamadır.

 

Güncel ağırlık limitini kaldırmak, limitlerde revizyon yapılması gerekliliğine dair görüşlerin başında, ağırlıktansa güvenilir kadrolarla yarışmanın daha önemli olduğu yönündedir. Pratikte sporcuların, takımların ve kullanıcıların önem verdiği nokta kesinlikle sağlamlık. Ancak günümüzde bu kural ile, profesyonel camia adeta ikinci en önemli konuya odaklatılıp, kadro üzerine ilave ağırlık takmaya yönlendirilmiş oluyor. Oysa ki, profesyoneller her teknolojinin son limitine kadar zorlamaya alıştılar. Belirli bir formda üretilen yeni nesil bisikletlerin üzerine, sırf yarışlarda kabulü alabilmek için ilave ağırlık koymak ne derece güvenlidir? Asıl bu konuya dikkat çekmek lazım. Minimum ağırlık, maksimum dayanıklılık, sağlamlık ile üretilen bisikletlerin üretiminde, üzerine sporcu haricinde ilave edilecek ekstra ağırlar, bisikletin ergonomik yapısını bozan, denge ağırlık yapısına zarar verebilecek ve güvenlik açığı yaratan bu mecburiyetin artık değişmesi gereklidir.

 

Bisiklet üreticilerinin çoğu, dünya Spor Malzemeleri Endüstrisi Federasyonuna üyedir. Peki onların UCI ağırlık limitine dair görüşleri nelerdir? Teknolojinin bisiklet üzerindeki nabzını tutanlar, 2000 yılından kalma kuralın sebebini değerlendirerek, UCI’ın muhtemelen gelişim ve yeniliklere kapalı olduğunu ve istemediğini belirtti.

 

UCI teknik yönetici kadrosunun bisiklet ürünleri hakkındaki bilgileri çok yetersiz, bununla mücadele etmekteyiz. Bu bilgi eksikliği yüzünden; aramızda endüstrimizin teknik mücadelelrini, yeniliklerin kapasitesini anlamalarında derin bir boşluk var. Eğer bir kadro bizim testlerimizi geçmişse, bunun haricinde başka bir teste tabii tutulmalarına gerek dahi yoktur. Bizim bisikletlerimiz bu testleri geçiyorlar.Bazzı modellerimizin ağırlığı 5,5kg. ve hatta daha hafif. UCI, herhalde yeniliklere izin vermiyor.

 

Her alanda hızla gelişen teknolojiyi hayata dahil etmemek, hayatı kolaylaştıran yeniliklerden korku sendromunu, “bilmemek” olarak yorumluyorum. Bir zamanların esprisi, şahin görünümlü Porche’un bu mantıktaki şekli Porche görünümlü Şahin olmaktan öteye gidemiyor. Full karbon bisiklete sırf 2000 yılının ağırlık limiti tutsun diye eklenen ilave ağırlakların başkaca bir açıklaması kalmıyor.

 

Profesyonellerin, kurallardaki revizyon ihtiyacı 2014 yılında da aynı şekilde sürerken, iyi haber bisiklet kullanıcılarına geliyor. Testleri geçen, yıllardır da dayanıklılığını kanıtlamış, tek parmakla kaldırılabilen bisikletler için bizlerin bir engeli yok. Tek sorun, her yeni teknoloji imkanında olduğu gibi, bisiklet hafifledikçe artan fiyatlar. UCI’ın modası geçmiş kuralı için ilave ağırlık takan profesyonel bisiklet kullanıcıları da çözümü, yarış harici kullanabildikleri 6,8kg altı bisikletlerin tadını çıkarmakta bulmuş durumda.

 

 

Aylin Koç
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın