Dağ Bisikletinde Yarış Günü İpuçları – 1

13/07/2013  //     //  Dağ Bisikleti DH ve FR

 

 

1997 yılında Junior Cross Country Dağ Bisikleti Dünya Şampiyonluğu’nu kazanan Cecilia Potts’un yarış gününe dair bazı taktiklerini sizlere sunacağız;

 

Start öncesi son 10 saniyelik geri sayım, benim için daima yarışı özetler. Profesyonel bisikletçilikten emekli olalı ne kadar zaman geçmiş olduğu önemli değildir. İster yerel bir 5k koşu yarışı, isterse sade bir bisiklet yarışı olsun, start çizgisinin arkasındayken, start ateşinin sessizliği bozmadan önceki son 10 saniye, herşeyin bende toplandığı bir zamandır.

 

Her yarıştan önce hem mental olarak, hem de duygusal olarak birçok şey harekete geçer ve bu günlük yaşantımızdaki bir sonraki antrenman sürüşüne hazırlanmaya göre çok daha farklıdır. Kariyerimdeki 200 yarışta bu duygusal ve mental iniş çıkışlı yolda yeterince sürüş yaptım ve bunun kazanmak için kimin yarışı olduğunu kendime sürekli olarak hatırlatırken bu akıntı beni yerimden hareket edemez hale getiriyordu.

 

Dağ bisikleti yarışı, yarış gününde hazır ve beynen rahatlamış olmak için fiziken hazır olmaktır. Fiziğinizin müsaade ettiğince bir sürü VO2 Maks intervali yapabilirsiniz ve gün boyu Laktik Asit Eşiğinde sürüş yapabilirsiniz ancak kulaklarınızın arasındaki organlar büyük gün için hazırlanmamışsa, bu durum start çizgisinde patlak lastikle görünmek gibi olacaktır.

 

Dağ bisikleti yarışı için ilk tüyom : Beyninize antrenman yaptırmayı unutmayın.

 

Yıllarca insanlarla beraber antrenman sürüşleri yapmak beni kesinlikle eğitti. Hepsi beni düz yolda geride bıraktı, yokuşlarda bastı gitti ve inişin sonunda su içerken sıkılmış bir bakışla beklediler. Oysa, yarış gününde hepsini de geçebilirdim.

 

Neden? Çünkü antrenman sürüşlerinde arkadan takip ederken aynı zamanda zihnimi koşullandırmaya zaman harcıyordum.

 

Beyninize antrenman yaptırmak küçük şeylerle başlar. Örneğin ne zaman programımda sahte bir zamana karşı olsa, bitiş çizgisini kalabalık bir merkeze yaklaştığına işaret eden bir şehir sınırı işareti gibi benim için görünür bir yer olarak belirlerdim. O çizgiyi aştıktan sonra, tüm yol boyu kendimi zorladığımı aklımda tuttuktan sonra daima kollarımı havaya kaldırır, gülümser ve sanki Fransa Turu’nda bir etap kazanmışım gib bağırırdım. İnsanlar bana çılgınmışım gibi bakardı ama Salı gecesi zamana karşı dünya şampiyonasının kazananı olacağımı bilirdim. (muhtemelen kulağa aptalca geliyordur fakat hep böyle yapmışımdır ve bu benim birinci mi ikinci mi geldiğimi belirlemiştir.)

 

Fiziki gücümü, kendi kendimle yaptığım güçlü, pozitif konuşmayla birleştirmek ve beni şehir girişi tabelasına taşıyan her pedal basışında kendimi cesaretlendirerek, kollarımı havaya kaldırıp harcadığım eforu ödüllendirmek, fırtınavari zafer hissiyle sonuçlanması için fiziki çabanın Pavlovca bir tepkisi gibi bir durum yaratıyordu.

 

Antrenman yaparken pozitif enerjiye sahip başka insanlar da tanıdım fakat hepsi de yarış parkuruna geldiklerinde enerjilerinden eser kalmıyordu. Yarıştan önceki ısınma esnasında negatif konuşmalar ortaya çıkıyor. Rakiplerimden şöyle sözler duyuyordum, “Oo, o kadar antrenmanlı değilim ve bu yarışa hazırlanmadım” veya “Umarım bugün yine lastiğim patlamaz”.

 

İzleyicileri gördükleri anda yüzlerindeki belirsiz görüntü ve gözlerindeki korkuyla başlama alanında bulunurlardı. Start ateşi edilmeden önce bu yarışçılar ilk 3 değil de, 4.lük için yarışıyor gibilerdi.

 

Yarış çantanızı hazırlamadan uzun süre önce bisikletinizi arabanıza koyun, yarışın yapılacağı yere gidin. Bunun sizin yarışınız olduğunu kendinize söylemelisiniz. Start çizgisinde sıralandığınızda bu artık sizin yarışınızdır. Bu, bütün yarışlarda birinci gelenin veya son yarışınızda sizin önünüzde bitirmiş olanın yarışı değildir. Bu yarış sizindir ve bitişte kollarınızı kaldırıp antrenmanda yaptığınız gibi zafer narasını atacaksınız.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın