Dağ Bisikleti Festivali

30/06/2008  //     //  Dağ Bisikleti DH ve FR, Dağ Bisikleti Haberleri

 

“17. yy’da yaşamış ünlü Go oyuncusu Dosaku en yakın rakibinden iki taş daha güçlüydü”. Çin’de ortaya çıkmış Go oyununun tarihinden bahsederken geçen bu cümle, belki de, Tanrı vergisi yeteneklerine çok çalışmayı eklemiş olanlarla, normal insanlar arasındaki farkı anlatan en derin cümledir. *

Bu sene 20. senem dağ bisikleti üzerinde. İlk bir kaç yıl hariç kask ve forma ile bindim bisikletime, etrafın garip bakışlarına ve sınırdaki görüş beyanlarına rağmen. Her zaman katıldım bisiklet yarışlarına. Dış görüntüm ne kadar profesyonel de olsa, çalışsam da, Tanrı vergisi tarafım zayıf kaldığından asla önlerde bitiremedim. Hoş, hiçbir zaman da kazanmak için çıkmadım parkura. Farkında olduğum, tıpkı Go oyuncusu Dosaku’nun rakipleri gibi, yarıştığım kimi sporcuların benden (2 taş değil ama) bir tur önde olduğudur. Bunu olduğu gibi kabul edip, tüm gücümü daha geç tur yeme hedefine harcarım. Her nasıl bir tatlıdan “az” yiyerek keyif alınabiliyorsa, herkes farkında olmalı ki, bir yarışdan kazanmadan da keyif alınabilir. Ve inanın tek değilim. Eğer siz de yarışmalara hiç katılmamış ve başaramayacağınıza inanıyorsanız -ki yanılıyorsunuz- gelin bir sonrakine orta ve alt sıralardaki mücadelemize katılın. Hem de yaşınız her ne olursa olsun. Geçtiğimiz hafta sonu Kapadokya’da organize edilen dağ bisikleti yarışlarında 15 yaşından 50 yaş üstüne kadar bir çok amatör kategoride yarışmalar yapıldı.

27 Haziran 2008, Cuma, Göreme Dağ Bisikleti Yarışması

Sabah 9’da yapılan Yıldız Erkek, Genç Bayan, 40-49 ve 50 üstü erkek yarışlarını izleyemedim. Doğaldır. Çünkü 11:00 de olan yarışmam için ön hazırlıklarımı yapmam gerekiyordu. 7’de kalkıp biraz esneme hareketleri yap. 8’de her zaman alışık olduğum türden bir kahvaltı, peşinden bisikletimin hazırlıkları. Yarışma içinde yiyip içeceklerim. Pompa, içlastik, alyan, zincir anahtarı… hmmm herşey tamam gibi. Akşamdan hazırladığım forma, tayt, çorap, kask ve gözlük tamam. Ve vazgeçilmezim nabız ölçer. 9:30’da (Dr.) Sadun arabası ile beni almaya geldi ve bisikleti arabaya atıp Göremeye doğru hareket ettik. Saat 10’u gösterdiğinde bisikletin üzerindeyiz. Plaka ve chiplerimizi (elektronik zamanlama) alıp bisikletimize taktık. Sıra ısınmaya geldi. 20 Dakikalık bir ısınma bana yetiyor. Geçtiğimiz sene yaşadığım bel sıkıntısından sonra kendimi aşırı yormamam gerekiyor. Her ne kadar 3 saatlik bisiklet sürüşleri yapmış olsam da yarışma farklı. İnsan idiialı olmasa bile adrenalini salgıladı mı gözünü karartır ve hastalık dinlemez. Yine de hedefim tüm enerjimi ortaya koymak değil. Evet. Başlangıç çizgisine gidiyorum ama amacım yarışma havasını solumak. Asıl hedefim Pazar günkü yarışma.

Sırtımda 3 kiloluk camelbak, başlangıç alanındayız, sağımda solumda yıllardır bir çok bisiklet aktivitesini paylaştığım insanlar. Neşeliyiz, şakalaşıyor ve iddialaşıyoruz. Herkes kendine göre bir rakip seçiyor. Bizim için kazanmak birinci olmak değil. Bizim için kazanç yarışa katılmak. İddialaşma devam ediyor. “Mehmet Cemal bu sefer seni kaçırmayacam”, başka bir kafadan çıkan ses; “Arkadaşlar geride kalan çayları ısmarlar!”. Bu sırada Can Dede beni gözüne kestirmiş ama biraz da sıcak havadan çekinerek “yahu bu yarış basmasak mı?”. Ben planımdan sır vermeyerek “Olur mu! ben seni geçeceğim.” İşte içinde bulunduğumuz grup 30-39 yaş aralığında, kimimiz çoluklu çocuklu, çoğumuz bir iş-kariyer sahibi, kimi eski sporcu, kimi sonradan sporcu… Ama herkesin bir aşkı var. Bisiklet yarışı.

Yarışmanın ön çizgisinde daha iddialı ve farklı hedeflere sahip genç erkekler düdük sesi ile birlikte (Mehmet Kurt’un deyimi ile) lastikleri cayırtılar kopartarak start alıyor. Onları bize tur bindirene kadar görmeyeceğiz. Hemen sonra Elit-B olarak isimlendirdiğimiz, milli takım hedefi olmadan yarışan amatör grup çizgiye geçiyor. 19-29 yaşları arasındaki bu grubu da çoğunluğunu elit kategoriye hazırlanan gençler oluşturuyor. Sıra bize geldi. Düdüğün çalması ile asılıyoruz pedallara. Görseniz, sanki Dünya Kupasında start almışız. Tabi ilk 50 metreden sonra herkes kendi temposuna dönüyor. Sadun yanımda elini kaldırıp “Nereye gidiyorsunuz bu ne telaş, daha 90 dakika yarışacağız” diyor. Haklı da. Hava öyle sıcakki başlangıçta fazladan yorulmak yarışın sonunda yavaşlama olarak geri dönecek. Bir süre sonra Sadun da uzaklaşıp gidiyor. Ben de kendimi yormamaya çalışarak ilk Feed Zone’a (Fiidzon olarak okunur) kadar pedal basıyorum. Görevlilerin şaşkın bakışları arasında durup, bisikletimi kenara çekip fotoğraf makinemi elime aldım. Onlara göre de yarışa giren herkes birinci olmalı galiba! Ama bugün benim için durum farklı. Biraz fotoğraf çekmem gerek.

Biraz bekledikten sonra ilk çıkan kategori Genç Erkeklerin liderleri Hamza (Kansız) ve (Abdurrahman) Dandal birlikte geliyor. Yarışma boyunca birbirini bırakmayan bu ikilinin sprintinde tecrübeli olan Dandal kazandı. Dandal, daha önce iki kez Avrupa Şampiyonasında bir kez de Dünya Şampiyonasında milli forma giydi. Hamza ise bir kaç sene önce yarış içindeki dürüstlüğü ile gözüme çarpan yeni bir yetenek. O da Milli Takıma girecek güçte, henüz bu sene bu kategorideki ilk yılı. Peşlerinden rahat bir üçüncülük alan İsmail (Demirkıran) var. İsmail neşesi ile bize neşe kattı sürekli. Hamza ve İsmail, Atilla Bisiklet Kliniği forması ve desteği ile yarıştılar.

Bizim hemen önümüzde start alan Elit-B (19-29 yaş) kategorisinde ise Yavuz (Kilim) açık farkla lider. Yavuz askerlik görevinden önce gençlerde milli forma giymişti. Hala formda olduğunu gösteriyor. Peşinden hemşehrim İsmail (Mutlu Demir) geliyor. Bu sevindirici bir haber. Tarihinde her zaman iyi bisiklet sporcuları yetiştiren Adana’dan bir sporcu daha. Üçüncülük ise Mahmut’un (Karabiber). Karabiber kardeşler ilk defa iki sene önce Ali Güneyligil’in organize ettiği Gaziantep Uluslararası yarışmasında boy göstermişlerdi. O gün bugündür parkurlardan vazgeçmediler.

Biz ise Masters yani Ustalar kategorisindeyiz. Bu elbette dağ bisikletinde usta olmamızın garantisi değil. Ama keyif almamızın garantisi olabilir. Feed Zone resimlerimi tamamladıktan sonra atlayıp bisikletime vadiye indim. İşte  en güzel fotoğrafların çekileceği ve sporcuların en keyif alcağı parkur. Normalde Nuri, İsmail ve Can Dede ile günlük turlarımızı burada yapıyoruz dersem umarım kıskanmazsınız. Aslında Brisaspor’da yol yarışcısı olan Nevzat her yarışa gelip birinciliği kimselere kaptırmıyor. Onun peşinden ise bir kaç yarıştır Turgay (Germen) geliyor. Turgay da Bisanspor  eski sporcusu. Bir süredir formsuz olan, formsuzluğuna rağmen önlerde yer bulan Scott Türkiye’den Bora  üçüncü. Bora’dan sonra ara biraz açık. Ama orta sıralarda kan gövdeyi götürüyor, rakipler birbirine çok yakın ve heyecan yüksek. Ben de üzerimden tur üstüne tur geçen rakiplerimin fotoğraflarını çektikten sonra 1 saat 52 dakika ile tek turumu tamamlıyorum. Normalde 50 dakika kadar bisiklet kullanmışım. Fena değil, Pazar günü için umutlanıyorum.

Bizim yarış bittikten sonra “esas adamlar”ın kategorisi Elit Erkek ve Elit Bayanlar ısınıyorlar. Ben de getirdiğim malzemeleri alıp feed zone’a gidiyorum. Her şey hazır. Takip edeceğim 3 asıl sporcu var; Bilal, Mehmet ve Halil. Onların dışındakilere de elden geldikçe yardım edeceğim. Malum artık herkesi tanıyoruz ve elimizden gelirse yardım edeceğiz. (deli) Mehmet ile Halil (Korkmaz) birer set jant veriyor. Ben de lazım olursa kullanılmak üzere kendi bisikletimin tekerlerini söküp koyuyorum bir kenara. Her iki tür siboba uyumlu iki ayrı pompa. Anahtar takımları, vites kabloları… Zincir yağı… Suluklar… Hepsi tamam. Bugün bir tane yardımcım var. Her ihtimale karşı grup olarak gelen sporculara yardım için bir kaç kişi olmakta yarar var. 10 litre kadar da su alıyoruz. Detaylar bununla bitmiyor. Ayakkabılarım ayağımda ama aynı numara ayakkabı kullanan Mehmet’in ihtiyacı olursa hemen vereceğim. Bisikletimin de kadrosu hariç diğer parçaları sporcuların emrine amade. Geriye bir ayrıntı kaldı. Onlar ilk turdan gelene kadar birşeyler atıştırmak. İmdata köşedeki bakkal yetişiyor. Peynir, domates, taze ekmek ve kola…

Düdükle birlikte Elit erkek startı veriliyor. Bir dakika peşinden de bayanlar. Sabahki derecelerden ortalama geliş süresini 25 dakika olarak tahmin ediyoruz ve feed zone’a dönüyoruz. İşte o an heyecanlı. Çünkü ilk tur her zaman genel durumu gösterir. İlk turu izleyip, sporcuları az çok tanıyorsanız sonucu tahmin edebilirsiniz. Ve 24. dakikada parkurdaki 4 yabancının en iddialısı Ukraynalı Sergiy (Dünya Şampiyonasında ilk 40’da bitirmiş) yaklaşık bir dakika farkla lider geliyor. İkincilik mücadelesi Bilal ve İgor arasında. Parkurun son iki kilometresi Bilal’in sevmediği bir düzlük. Hafif kilosu ile hem düz hem de karşıdan rüzgar alan bu kısımda İgor’a karşı zayıf. Yarış toplantıda 6 tur olarak anons edilse de hava sıcaklığı ve sabah kategorisindeki sürelere bakarak 5 tura indiriliyor. İsabetli bir karar. Bilal ve İgorun peşinden üçüncü olarak Ukraynalı Andriy ilk turu bitiriyor. Dördüncülük için mücadele büyük. Yunus, Mehmet, (İskoç) Iain, Halil ve (Abdulkadir) Kelleci aynı dakika içinde geçiyorlar. Önlerde sıralama değişmiyor. Son tura Sergiy farkla giriyor. Bilal ise son turda yaptığı atak ile İgor’u geçiyor.

Son tura girerken Andriy’in sadece bir dakika peşinden Iain, onun 15 saniye arkasından Yunus, arkasından 15 saniye farkla Mehmet geldi. Müthiş. 90 saniyede 4 kişi. Heyecanla bitirmelerini bekliyoruz. Ukraynalı bir dakikasını koruyor ve dördüncülü alıyor. Yunus ise son turdan en karlı çıkan olup beşinci oldu. Iain ise iki sıra kaybedip Mehmet’in peşinden yedinci, Kelleci’yi geçen Halil sekizinci oldu. Yabancıların zayıf katılımı Türkiye’nin işine yaradı ve yüksek puanlar aldık.

Bayan kategoride ilk turlarda sıralama belli oldu ve sona kadar değişmedi. Sevindiri sonuç Semra’nın (Yetiş) iki Ukraynalının arasında ikinci olması. Bu 40 puan demek.

Göreme yarışmasının fotoğraflarına ve forumuna buradan, sonuçlarına ise buradan ulaşabilirsiniz. 

Cumartesi Tatil

2005 yılına kadar festival 3 gün yarışları olarak yapıldı. 2006 yılı ile birlikte UCI’nin kural değişikliği ile Maraton kategorisine alınan çok günlü yarışlar Olimpiyata puan vermeyince strateji değiştirildi ve iki ayrı yarışa dönüştürüldü. Kısacası bizi Olimpiyata götüren etmenlerden biridir bu yarışın bölünmesi. Ama insan özlüyor eski biçimini. Her akşam açıklanan sonuç listelerinin önünde toplanıp günün dedikodusunu yapmak, ertesi gün için iddialaşmak sanırım Kapadokya yarış ruhunun oluşmasını sağlamıştı. Hele ilk gün yapılan bireysel zamana karşı tırmanma yok mu! Her neyse, madem yarış bölündü o halde Cumartesi tatil. Ben de sabah 7’de kalkıp 40 dakikalık bisikletle dinlenme idmanımı yaparak güne başlıyorum. Ertesi güne alışkanlık olması için yine 8’de kahvaltıyı hazırlayıp yiyorum. Yine alışık olduğum bir kahvaltı. Bugün de bol su ve maden suyu tüketmeliyim. Beslenmeme de dikkat etmeliyim. Barsağımı çok çalıştıracak besinlerden uzak durayım. İnsan birincilik için çıkmasa bile, profesyonel de olmasam genel kurallara uymak lazım. Gündüz dışarı çıkmayıp evde dinlendim. Öğleden sonra ise çocuklarımla bahçeye inip bisikletimi temizlidim. Hatta olayın sonu su savaşına dönüp eğlenceli bir etkinlik oldu. Akşam üstü 5 buçukta 10 kişilik tanıdık bir ekip geliyor. Hadi bakalım! Parkuru tanımaya. Aslında Kapadokya’nın iki senelik yerlisi olarak her patikasını, her taşını ezbere biliyorum. Ama olsun, yarış psikolojisini tatmak, her aşamayı yerine getirmek lazım. Parkuru tanımak için bir turluğuna giriyoruz

Oh! Parkur bana uygun değil. Rakiplerime üstünlük sağlayabileceğim teknik inişler çok az. Antrenmanım yetersiz, tırmanmada büyük farklar yiyeceğim kesin. Bununla birlikte son 1 kilometredeki karşıdan rüzgar alan düzlük benim gibi hafif sporcuların düşmanı. Olsun. Amaç eğlenmek.

Güzel, doyurucu ve yormayan bir akşam yemeğinden sonra ne çok geç ne çok erken yatağıma giriyorum.

29 Haziran 2008, Pazar, Ürgüp Dağ Bisikleti Yarışması

Sabah oldu. Yedi buçuk gibi yataktan çıktım. Mutlaka sabah esnemelerimi yapmam lazım. Bir sene önce yaşadığım bel sıkıntısının nüksetmemesi için artık günümün bir parçası bu esneme hareketleri. Yine aynı saatte kahvaltımı yaptım, aynı menüyü yedim. Bisikletim ve formam bir gün önceden hazır. Feed Zone çantasını yine hazırlıyorum. Kendim için değil, öğleden sonra yine görev var.

Giyinip 10’a doğru çıktım evden. Önce 20 dakika kadar ısınma. Sonra start alanına gittim. Yine sabah kategorileri bitmiş, izleyemedik. Hemen görevlilere gidip çipimi (chip) aldım. Çip elektronik alıcılar ile farkedilen bir bobin aslında. Alıcı ise bitiş çizgisinde bilgisayara bağlı. Dolayısı ile sonuçlar otomatik ve genellikle hatasız olarak çıkıyor, tabi siz doğru çipi taktıysanız! Şaka bir yana son yıllarda federasyonun yaptığı en büyük yeniliktir.

Vakit geliyor. Ama start gecikecek. Chip dağıtımı biraz uzadı. Yine geçtik sıraya, öndekiler heyecanlı ama bizim grupta şamata devam ediyor. “Hain Cuma günü niye basmadın biz yorulduk” diyor Can Dede. Ben ise pişkin “Bu gün için iddialaştık ya! Ben seni geçerim”. Bir kaç kafadan birden aynı ses çıkıyor “Gürol Cuma günü bilerek dinlendin dimi!”. Sırası ile gençler ve Elit-B start alıyor biz de 10 dakika kadar gecikme ile düdük sesini duyuyor ve pedallara asılıyoruz. Bu sefer daha ciddiyim. Parkur düz bir duvar gibi tırmanarak başlıyor. Bu 120 metrelik bir tepe. Kayakapı’nın muhteşem dokusunun içindeyiz. Her zamanki gibi gurubun gerilerindeyim. Zorlamamak lazım bu daha ilk tur. Tırmanma ile birlikte genel sıralama belli oluyor, tırmanmanın sonuna doğru rakipler teker teker gözden kayboldu. Artık önümde ve arkamdaki bir kaç kişi ile birlikteyim. İlk tur arasıra uzakta Can Dede’yi ve Sadun’u görüyorum ama yetişmem olası değil tempolarımız denk. Zaten hedefim onları yakalamak değil, hedefim 90 dakikada 3 turu atabilmek. İlk iki tur gayet iyi gidiyorum. Üçüncü tur sonuna doğru “acaba?” diyorum 4. tura girebilir miyim? O sırada arkamdan Sadun geliyor ki, önümde olduğuna emindim. Bir an tur yediğimi sanıyorum. Daha sonra öğrendiğime göre, Sadun bir tur önce merdivenlerden inerken düşen birine ilk müdehaleyi yapmak için durmuş. Doktorluk iç güdüsü işte, yarışa 5 dakikalığına ara verip devam etmiş. O yaralının başında iken ben geçmişim, ancak farketmemişim. Yaşasın Sadun’dan tur yemedim! Yesem heralde yıllarca konuşurdu. Bu arada bitiş çizgisinden geçerken son tur olduğunu belirtiyorlar. Harika! Hedefimin üzerinde bir tur atacağım. Artık keyif alma anı. Hedefimi aşmış son kez tırmanıyorum. İnişte önümdeki rakibimi yakalamaya niyetim yok, bitirmek önemli.

Yarışmanın güzel yanlarından biri her köşe başında fotoğrafımızı çeken gönüllüler. Bisiklet aşığı bu insanlar bir de web sitelerinden fotoğrafları yayınlamazlar mı! Sağolsunlar. Ben de yarış içinde bir kaç müthiş fotoğraf verdim.

Ben üçüncü turun tırmanmasında iken arkadan “Gürol abi yol!” uyarısının gelmesi ile Dandal yanımdan geçti. 6 dakika önce start alan bu grubun lideri Dandal. Onun hemen peşinden inişe geçtim. Büyük ihtimalle Hamza yakınlarımdaydı, ancak iniş yönünde süre kapatmak oldukça zor. Tahminim doğru çıktı ve 4. turun ilk tırmanmasında Hamza arkamdan yol istiyor. Hemen sonra Elit-B’nin birincisi İsmail, onların peşinden Karabiber ve Mustafa (Kabasakal) ikincilik mücadelesi yapıyor. Bana Master lideri Nevzat da tur bindiriyor. Son tur bindiren ise Master ikincisi Turgay (Germen). Bora da bindirir birazdan derken bitişe vardığımda Bora’nın lastik problemi ile bıraktığını gördüm.

Bizim yarışın bitmesi ile odaklar yine elitlere yöneliyor.

Cuma günü yarışta iki hayal kırıklığı var. Biri Halil. Kötü bir gün yaşayıp beklemediğimiz bir derece yaptı. Diğeri ise Bilal. Bilal ilk tırmanmada kaçan Sergiy’in taktik yaptığını düşünmüş ve takip etmemiş. Belki de onunla kalabilirdim diyor. Daha yavaş adamla kalınca süre farkı açılmış ve yakalamak için geç kalmış.

Startın verilmesi ile kebapçıya koşuyorum. Malum yarış sonrası beslenmeme dikkat etmem gerek. Bol soğanlı bir dürüm iyi gider. Siparişim teslim edilene kadar ilk tur bitebilir. Sabahki sürelere göre 16-17 dakika arasında ilk tur bekliyoruz. Zaten 16 buçuk dakikada 14 numaralı Ukraynalı geliyor. Aslında sürpriz bir durum, bu en zayıf Ukraynalı gelenler arasında. 1 dakika sonra durum anlaşılıyor. Halil, Bilal, Kelleci, İgor ve Sergiy birlikte geliyor. Demekki Ukraynalılar taktik yapmış. Zayıf sporcularını önden gönderip Bilal’i kolluyorlar. Amaçları 1-2-3 yapabilmek. Yemezler tabi bizimkiler de boş değil. İkinci turda kaçan yakalanıyor. Bir iki tur sonra sıralama oturuyor. Sergiy ve Bilal birlikte, peşlerinde İgor, Halil ve Kelleci. Heyecan yüksek ve yarış uzun. Bu arada FeedZone’da yardıma devam. Benim bisiklet yine parça parça, ne olur ne olmaz. Hedefimde öncelikle Halil ve Mehmet var. Önemli bir durumda Bilal yardım edilecek üçüncü adamım. Sürekli sulukları doldurup Hallil ve Mehmet’e veriyorum. Onlardan aldığım boşları tekrar doldurup bir sonraki turu bekliyorum. Son iki turda da gazı kaçmış kola hazır, Mehmet son tura girerken alıyor. İçindeki şeker, kafein ve minareller performansın son turlarda düşmesini engeller. Son tura girerken Bilal önde Sergey arkada, İgor ile Halil arasında yarım dakika var. Temennimiz ikisinin de geçmesi.

Bilal son tırmanmada Sergiy’i yokluyor. Düzlükte onunla kalmaması Bilal’in lehine. Sergiy tükenmiş olmalı ki atağa cevap veremiyor ve Bilal kazandı. Halil yarım dakikayı kapatamadı ve 4. oldu. Ancak geçtiğimiz seneki derecelerimize bakarsak Ukraynalılara karşı alınmış büyük bir galibiyet bu.

Bayanlarda fazla heyecan yok sıralama daha ilk turdan oturuyor ve değişmiyor, Ukrayna, Semra, Ukrayna…

Ne İçin Yarışırsın Bre Sefil?

Elbette herkesin kendine göre farklı cevabı var. Bu soru bana sorulsa cevabım; “Bisikleti seviyorum, yarış havasını solumak, heyecanı yaşamak ve denk rakiplerimle iddialaşmak için yarışıyorum.” olurdu. Elbette yarışma bahanesi ile yaptığım idmanların sağlığıma yararlı etkisi büyük. Benim arkadaşlarımdan yada parkurda arkadaş olduklarımdan bazıları bu cevabın aynısını verirler. Ama farklı cevaplar ve farklı bakış açıları da mevcut.

Mustafa Kabasakal ve Mahmut Karabiber Elit-B kategorisinde ikincilik mücadelesini son tura kadar devam ettirdiler. Çok eğlendiklerine eminim. Buyrun yukardaki fotoğrafı inceleyin. Kaçıncı tur bilemiyorum ve Mustafa çocuklarla selamlaşmayı ihmal etmiyor. Amaç körü körüne birbiri ile mücadele etmek değil. İki nefes arasında yandaki çocuklara da bisiklet sevgisini aşılıyorlar.

Bora Tirki. Bora ile bir kaç yıl yarıştık. Son 10 senede yarış kaçırmadı diyebilirim. Son bir yıldır idmansız olduğu açık ama bu durum onu parkurdan uzaklaştırmıyor. İlk tanıdığımda (hala garip bulduğum) PittBull isminde fahri bir takımın kaptanı idi. Bu konudaki istikrarı ile Scott Türkiye kurulurken kaptan olarak başına geçti. Örnek bir sporcu. Peki ne için yarışıyor? Keyif için. Keyif için olmasa iki yarış arası Kapadokya’da gece sürüşü yapar mı! Diğer bir misyonu da genç sporculara örnek olup öncülük etmek. Rakip bile olsak yarış içinde yanlış viteste gittiğimi görürse uyarabilir.

Dr. Sadun Bölükbaşı. Bu sene biraz kilo almış, yine de beni geçti. Rakibim. Parkur içinde düşen birine ilk müdehaleyi yapmak için durmuş. Hipokrat yeminine bağlılık bu olsa gerek. Değinmek istediğim nokta şu; her birimiz yarışa katılmış da olsak hayatımızdaki önceliklerin oldukça farkındayız. Bir yaralı varsa, yarışın önemi yok, yarıda bırakılabilir.

Bilal Akgül. Elbette onun için hedefler hepimizden farklı. Bilal’in bu yarışa katılmada iki hedefi vardı. Birincisi 60 puanı kapmak (iki yarışta toplam 100 puan aldı). İkincisi Olimpiyata hazırlık sürecine katkı. Kapadokya yarışları tarihinde elit kategoride ilk kez bir Türk kazandı. Sevindik tabi. Bizi en iyi şekilde Pekin’de temsil edeceğine eminiz.

İbrahim Şit. İbrahim’in adını bir kaç senedir görüyorum yarışlarda. Pazar günü ona sordum, “Neden yarışıyorsun?”. Bakıp gülümsedi “seviyorum” dedi. Aslında sorudaki amacım bunu ifade etmek değildi, soruyu biraz açarak yineledim. “İbrahim, Elit-B girsen büyük ihtimalle kürsü yapacakken neden Elit giriyorsun?”. Yine gülümsedi “Mücadeleyi seviyorum” dedi.

Evrim!

Biraz geriye dönelim. 2000 yılında Ürgüp’te ilk yarış düzenlendiğinde Evrim 9 yaşındaydı. Bu sene genç kızlarda Türkiye Şampiyonu olabilir. Düşünün 9 yaşındasının ülkenin en önemli yarışı kapınızın önünde yapılıyor. 9 yıl boyunca en iyi sporcuları izliyorsunuz. Ne olurdunuz?

Bu sene İtalya turunu izlerken bir etap Dünya Şampiyonu Bettini’nin köyünde bitti. Yarış sonrası RAI’deki söyleşiye Bettini 10-12 yaşlarındaki çocuklardan oluşan Club Bettini sporcuları ile katıldı. Ve orada “işte bunlardan biri ilerde Dünya Şampiyonu olacak” dedi. Soruyorum, siz Club Bettini’de sporcu olsanız, yarışma kapınızın önünden geçse, ne olurdunuz?

Ben mi? Dünya Şampiyonu!

Geçen Çarşamba yarıştan önce Halil yanında İsak’la geldi. Sonra ona sordu “tanıdın mı Gürol abiyi?”…

İsak netti… “Hatırlamam mı bana forma hediye etmişti!”

Durdum ve düşündüm. O kadar eminim ki bu gençe forma hediye etmediğime, etsem kesin hatırlarım. Ben düşünürken o devam etti.

“Gürol abi, Adana’daki yarışta hediye etmiştin, 3 yıl önce.”

Tamam tamam, hatırladım o olayı. 3 sene önce yerel bir market adına bir yarış düzenledik. Bazı yaş kategorile de eklemiştik. Ve bu kategorilerden birinde bir çocuk kazanmıştı. İşte o pırıl pırıl, gözleri fırıl fırıl coçuk dikkatimi çekmişti. Elimde bulunan ikinci el formalarımdan birini ona hediye etmiştim. İyi de ben tamamen unutmuşum bu olayı, taa ki İsak hatırlatana kadar. O günden sonra İsak’ı ilk görüşüm. Serpilmiş bir delikanlı olmuş. Açık ara iki yarışı da kazandı. Şimdi sorduğu soru, “Acaba genç kategoridekileri geçer miyim?”… Hedef büyük.

İnanın o an gözlerim yaşardı. Benim için hiç bir önemi olmayan basit bir forma, bir şampiyon yetiştirecek belki de. Pazar günü kazandıktan sonra ona gözüm gibi sakladığım uzun kollu milli formamı hediye ettim.

Can Dede, tatlı rekabetimiz var onunla. Hırslıyız da, öyle hafife almak da yok birbirimizi. Tabi şakalaşmayı da ihmal etmiyoruz. Ürgüp’teki yarışta benim önümdeydi, kimi görse yanda seyreden bana selam söylemiş. Hatta altta bir kaç film karesi var (bisikletebin.com), benim için selam yollarken konsantrasyonunu da kaybetmiş.

Seviyorum bisikleti, yarışmayı, denklerimle mücadeleyi, iddialaşmayı… Ama esas olay keyif almak, yukardaki fotoğrafta bana tur bindiren rakibimin fotoğrafımı çekiyorum. Tur yedim diye gocunmak mı? Yok canım! Daha neler… İlk cümlemdeki gibi, onlar Dosaku, benden iki taş öndeler, kasmaya yada üzülmeye gerek yok. Ama Ürgüp yarışında da elimden geldiğince Can Dede’ye yaklaşmaya çalıştığımı da eklemeliyim.

Gelecek Yarış Ne Zaman?

Bu yazı ile birlikte neden olmasın? Diyorsanız bu sene başka yarışlar da mevcut. Federasyonun takviminde ilk yarış 20 Temmuz’daki Polonezköy’de yapılacak Türkiye Dağ Bisikleti Şampiyonası. Yarışlar ile ilgili detaylar internette genellikle yayınlanır. Şu sitelerden etraflı bilgiler bulabilirsiniz.
bisikletciler.com
mtbtr.com
2teker.com
bisikletfederasyonu.gov.tr

Nasıl Katılabilirim?

Üşenmeyip İl Spor Müdürlüğüne gidiyorsunuz. Yanınızda cüzzi bir para ve iki vesikalık resim olsun. Resmi bir kaç işlem ve sağlık kontrolünden sonra Ferdi Lisansınız hazır. Genellikle bir günde verilir. Eğer bir kulüp sporcusu olmak istiyorsanız kulüp sizin için bu işlemleri yapacaktır. Lisansınız var ise geriye gidip yarışmaya kayıt olmak kalıyor.

Yarışma Hakkında

Bu sene Kapadokya yarışmaları  9. kez düzenlendi. 2000-2003 yılları arasında yarıştığım, 2004-2006 yıllarında Yarış Direktörlüğünü üstlendiğim, 2007’de ise hem Türkiye hem de Avrupa Şampiyonasına evsahipliği yapan Kapadokya Yarışmaları, bu sene sponsor desteği olmadan tarihinin en cılız katılımı ile sönük geçti. Geçtiğimiz senelerde Kapadokya Dağ Bisikleti Festivali adı altında organize edilen yarışlar bu sene festival havasından uzaktı. O, akşamlara taşan ödül törenleri, büyük para ödülleri, onlarca ülkenin katılımı, sayıları 30’u aşan yabancı sporcular, akşam meydandaki dans gösterileri ve konserler yoktu. Belki de tarihinde ilk defa (eminim geçerli sebepleri vardır ama) Bisiklet Federasyonu Başkanı yada Asbaşkanının ödül törenine katılmadığı bir yarışma oldu. Parkurların şehir içi kısımlarında güvenliğin çok zayıf olduğunu da not ettik. Sevindirici olan önemli bir kaza olmamış olmasıdır. Dileğimiz önümüzdeki sene iyi bir organizatör ve etkili bir yarış direktörü ile birlikte büyük bir yarış görmek Kapadokya’da. Korkumuz ise, 3 kez UCI takvimine alındığı halde 2008 yılında Federasyonumuz tarafından takvime bile konmayan Adana Dağ Bisikleti Yarışmasının kaderini paylaşması olur.

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın