Başlamadan Biten Sezon Dağ Bisikleti ve Belki de Yol Bisikleti Sezonu

02/10/2013  //     //  Dağ Bisikleti DH ve FR, Dağ Bisikleti Haberleri

Türkiye”nin saygın bisiklet sitelerinden mtbtr.com‘da yayınlanan habere göre dağ bisikletinde 2013 sezonu daha henüz bitmeden 2014 ün yarışları belli oldu.

Türkiye 2014  Dağ Bisikleti Yarış Takvimi

07.04.2014 – 07.04.2014 – Alanya Dağ Bisikleti Kupası, Alanya C1

02.06.2014 – 02.06.2014 – Aksaray Dağ Bisikleti Kupası, Guzelyurt C2

16.06.2014 – 16.06.2014 – Batman Dağ Bisikleti Kupası, Batman C2

21.07.2014 – 21.07.2014 – Türkiye Şampiyonası – XCO, Arnavutköy – İstanbul

25.08.2014 – 25.08.2014 – Bitlis Dağ Bisikleti Kupası, Bitlis C2

2010 da 18, 2011’de 10 ve 2012’de 16 adet olmak özellikle olimpiyatlara sporcu yollamak üzere ve çoğunun C1 kategorisinde düzenlenen dağ bisikletleri yarış takviminden sonra gelecek sezon için şimdiden açıklanan takvimde biri her zaman olduğu gibi  Alanya’ da C1 kategorisinde diğer üçü ise C2 kategorisinde olan toplam  sadece 4 adet yarış bildirilmiş. İlkini 2010 da  teknik imkansızlıklara rağmen büyük bir katılımla yapan  Bursa Nilüfer Belediyesi  2011 de Arnavutköy‘e Türkiye şampiyonasını kaptırmıştı son iki sendir başarılı bir şekilde senedir başarıyla düzenlediği Türkiye Şampiyonası ise İstanbul Arnavutköy’e gitmiş bulunuyor.

Yarışlar için finansman kaynağı yaratma zorluğunda olduğunu bildiğimiz Bisiklet Federasyonu bu sene zorunlu olarak zaten son derece az olan yarış sayısınında hem dağ hem de yol bisikletinde olmak üzere daha da azaltmıştı. Görünen o ki yeni ve süpriz bir gelişme olmaz ise sporcuların uluslararası yarışlara hazırlanabileceği düzeyde ve sayıda yarışa Türkiye’de katılma şansları olmayacak. Zaten henüz ekonomisi olmayan bisiklet sporu için aranıp da cımbızla bulunacak olan sponsorun basının olmadığı, tanıtımın doğru mecralarda yapılmadığı ve yeterli sayıda olmayan  bir yarış takvimi için sporcuya bisiklet kulübüne sponsorluk yapmakta iyice isteksiz olacağı da açık bir gerçektir. Son yıllarda yaşanan bu sıkıntıyı fark eden sektörün canlanmasını isteyen ve özellikle sporun içinden gelen kesimin artan baskısı ve ısrarlı tutumları ile özel yarışların sayısı günümüzde hızla artmaktadır. Federasyon şuan ki konumuyla özel yarışları destekler durumdadır.

FIAC üyeliğine kabul edilen Bisiklet Federasyonu 1923’te  İdman Cemiyetleri İttifakı adı altında kabul edilen Bisiklet Federasyonu‘muzun  neredeyse 74 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti ile eşdeğer bir geçmişi vardır. Elbetteki son senelerde yapılan yukarıda da belirttiğim bir çok uluslararası dağ bisikleti ve özellikle Olimpiyatlara üç bisikletçimizi yollama şansını yakalamamızı sağlayan bir çok uluslararası yol bisikleti yarışlarıyla dağ bisikletinde netice almasak da bisiklet adına tartışmasız iyi şeyler olmuştur.

Özellikle gelecek sene(2014)  50.si gerçekleşecek olan gurur kaynağımız Tour of Turkey‘i  Aydın Güney – Abdurrahman Açıkalın ikilisi ve Federasyonun tüm ekibi ile çok başarılı bir şekilde gerçekteştirdiği de kesin olan bir tespittir.  Ancak Tour of Turkey gibi dünya çapında önde olmuş  2.HC kategorisindeki, bisikletin tanıtımının ulusal düzeyde de çok başarılı bir şekilde gerçekleştirildiği bir yarıştan ve  ayrıca yapılmış olan bir çok uluslararası yarıştan sonra geçen 90 senelik bir mazisiyle şu son günler yaşadığımız tablonun da bu geldiğimiz konuma yakıştığını söylemek doğru olmaz.Tour of Turkey‘i yapabilen bir ülkenin Tour of California‘yı yapan bir ülke kadar olmasa da kabul edilebilir bir yarış düzenleyebiliyor, sporcu sayısını yaptığı projeler ile arttırıyor onları yurt dışı yarışlara Dünya kupalarına hazırlıyor, yarıştırıyor kendi ülkesinin kendi basını ile daha sıkı işbirliği içinde olması beklenir.

Bu kadar büyük ülkeye ve Tour of Turkey gibi bu kadar büyük ve zor bir organizasyonun da  bisiklet sporunun maalesef içinde olan hiç de arzu edilmeyen olaylar şu son iki sende yaşanmış olabilir ancak spora yatırım yapan sporcu, kişi ve kuruları kulüpleri Federasyonları al aşağı etmek değil onları doğru yol için cesaretlendirmek gerekir şurası da bir gerçektir ki  aslında Fransa’ daki Alpe d’Huez’deki dağdaki sağır Fransız çobanını duyduğu bildiği Lance Armstrong‘un Amerikan Anti-Doping Ajansı tarafından 2012 yılında ipinin çekilmesiyle  yepyeni yeşil mas mavi pencere açılacağı sinyalleri  gelmişti ve bisiklet sporunun alnındaki bu kara lekeden kurtulmaya kilitlenmiş olan camia Pat McQuait yerine yeni UCI ‘başkanı olarak  Brian Cookson’u seçmişti  ve onun yönetim kadrosundaki Bisiklet federasyonu Başkanımız Emin Müftüoğlu ile UCI yeni temiz bir sayfayı mutlaka açmak istediği de kesindir.

Bu anlamda Dünya’nın sayılı başarılı organizasyonları arasında sayılan ancak son iki senedir yaşanan doping skandalları ile Türkiyeyi üzen özellikle son sene yaşanan doping skandalında Mustafa Sayar’ın Tour of Turkey de doping li çıkmamasına rağmen hala sebebi netleşmeyen ve bir takım soru işaretleri ile turdan iki ay önce yapılan Cezayir Turu’nda dopingli olduğunu tespiti yüzünden kaybettiği Tour of Turkey şampiyonluğunun sanki Dünya, bilgi sahibi olmayan ulusal basın ve Türk kamu oyunda Tour of Turkey‘de Türk sporcusu Doping Yaptı şeklinde yanlış bir algı oluşturulması da ayrıca el birliği ile geçilmesi gereken bir reçetedir. Bununla beraber 50. yılıda doğru ellerde yapılacak olan Tour of Turkey üstündeki bu lekeyi hiç şüphesiz atacak ve bu yarışa yakışır bir şekilde altının doldurulabildiği bir sezon bisiklete çok büyük ivme kazandıracaktır.

Bu anlamda Türkiye bisikletinin hak ettiği yere gelmesini sağlayacak projelerin bir an önce hayata geçirilmesini,  güncellenmiş projelerin öncelikle yerli basına bildirilmesini, duyuru ve tanıtımın yapılamasını ileriye umutla bakan,  bir dünya starı olmayı isteyen, bunu rüyalarında gören genç bisikletçiler adına bekliyorum.

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın