Yeni Başlayan Bisikletçilere Bilgiler ve Öneriler

12/04/2011  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 


 

Merhaba arkadaşlar,

 

        Sizlere, özellikle de yeni başlayanlara aklıma gelen bazı konularda  birkaç satır yazayım dedim. Bunları yazarken herhangi bir kural ya da sıralama gözetmedim, içimden geldiği gibi yazdım.

 

1- Genel inanışın aksine “sele ve gidonun aynı yükseklikte olması gerekir” diye bir kural yoktur. Bu inanış dağ bisikletinin olmadığı yıllardaki bisikletlerden (büyük kadrolu bisikletler devrinden) kalmadır. Günümüz bisikletleri eskilere göre oldukça küçük kadrolara sahiptir. Bu durumda sele ve gidonun aynı yükseklikte olması beklenemez. Gidon düzlemi sportif bisikletlerde en az 10 cm, konfor bisikletlerinde 5-10 cm sele düzleminden aşağıdadır. Günümüz yol bisikletlerinde bile artık gidon seleden aşağıdadır. Eğer srtınız yere 45 derece açı yapıyorsa bu sportif sürüş için iyidir. Bu pozisyon vücut ağırlığının gidon ve seleye dağılmasına yardımcı olur ve olası “sele” rahatsızlıklarının önüne geçer.

2- “Lastikleri beton üzerinde bıraktım, havaları kaçtı” lafı koca bir hurafedir. Beton (veya her neyse) lastiğin havasını nasıl emer?! Buna inananların aklına şaşarım. Bisikleti ister tavana asın, ister suya batırın iç lastiklerin havası ille de bir süre sonra kaçar. Bu süre lastiğin kalitesine ve eskiliğine göre değişebilir. İç lastikler derimiz gibi gözeneklidir. Bu gözeneklerden hava kaçar (ama suya batırılan bir lastikte bu kaçışı göremezsiniz). Bir de eskiden bir ara piyasaya çıkmış olan bazı latex iç lastikler çok esnektir, ama birkaç günde hava kaçırırlar.

3- Dükkana gelen çocukların sorduğu “erimeyen dış lastik” diye bir şey yoktur. Bu, maddenin doğasına aykırıdır. Böyle bir şey keşfedilseydi dünyanın düzeni değişirdi. Sadece aşınma süreleri farklı olabilir. Siz 50 dolarlık en “baba” bir lastiği, frenlere asılıp asfalt üzerinde 10 m kaydırınca bir anda o lastiği 5-6 ayda aşınacağı kadar aşındırmış olursunuz.

4- En hafif bisiklet ille de “şu malzemeden yapılır” diye bir kural yoktur. Malzemelerin ağırlıklarıyla dayanıklılıkları farklı kavramlardır. Yani alüminyum hafiftir, ama çelik kadar sağlam değildir. Sağlam olması için daha fazla malzeme kullanılır, bu da ağırlığı arttırır. Bu yüzden iyi bir CROMO bisikletle orta kalite Alu bir bisiklet arasında anormal ağırlık farkı yoktur. Bunun önüne geçmenin bir yolu da boru çapını arttırmaktır. Çap artınca aynı miktarda malzeme daha sağlam olur. O yüzden çoğu Alu kadroların boruları “oversize”dır.

5- Titanyum bisikletlerin pahalı olmasının nedeni malzemeyi (Titanyumu) işlemenin zorluğundandır. Kesilmesi, kaynak yapılması çok zordur. Ayrıca yüksek miktarlarda fire verilir. Tüm bunlar fiyatı arttırır. Titanyum malzemesi bisikletler için ideal malzemelerden biridir. Hafif ve sağlamdır. Metal yorgunluğu çok azdır. Paslanmaz, boya istemez (Ama pahalıdır işte: örneğin sadece kadrolar 1000-2000 USD civarıdır).


6- Eskiden satılan (bazılarımız hatırlar) Castello Titanio modeli bisikletin kadrosu “Titanyum” değil, demirdir (Titan lafı mitolojideki “Titan”lardan gelir: Uranos ve Gaia’dan doğan 6 erkek çocukların hepsine verilen isimdir. Ayrı ayrı isimleri de vardır garibanların. 6 kıza da “Titanides” denir. “Dev” anlamına gelir).

7- Yıllar önce seri üretimi yapılmış en hafif bisikletin kadrosu demirdendi. Evet, yanlış okumadınız. Yıllar önce Almanya’da üretilen Nöll marka ön amortisörlü bisikletin kadrosu CROMOLY idi ve 8,5 Kg. civarındaydı. Sonraki yıl üretimden kalktı. Fakat şu da bir gerçektir ki, bu ağırlıkta bir bisiklet ancak 40-50 kg’lık bir biniciye uygun olabilir. 70-80 kg’lık birisi bu kadar hafif bir bisiklete bindiğinde kadro her yöne esner (belki de kırılır) ve oldukça enerji kaybettirir. Günümüzde MTB’ler için 8- 10 kg süper hafif, 11-12 kg hafif, 15 kg üstü ağır kabul edilir. Tabi burada 10 kg’lık bisiklet ön-arka amortisörlüyse “süper hafif” sayılır. Ağırlık, fiyatı çok etkiler. Fiyat, ağırlığa (hafifliğe) göre logaritmik artar. 15 kg’lık bir bisikleti 300 TL’ye, 13,5 kg’lığı 600-700 TL’ye, 11 kg’lığı 4 bin TL’ye, 10 kg’ın altındakini 8 bin liraya  alabilirsiniz (rakamlar geneldir, özel koşullar olabilir). Yani 15 kiloluk bir bisikletiniz varsa ve bunu 4 kg (%36) hafifletmek isterseniz 4 bin TL harcamanız gerekebilir.(Kilosu 1.000 TL!) Günümüzde en hafif bisikletlerin vazgeçilmez malzemesi artık karbondur. Eskiden karbon teknolojisi yeniyken bazı modellerde “katastrofik” kırılmalar yaşanmıştı. Bunların en ünlüsü GT firmasının LTS Termoplastik ön-arka amortisörlü karbon kadrolarında yaşanmıştı (Bir kırık kadro da evimde duvarda asılı). Öyle bir hatalı üretim yapmışlardır ki, daha ilk binişlerde şehir yollarında kırılan kadrolar vardır. Bende de ilk arazi binişinde kırılmıştı. Ama günümüz karbon teknolojisi oldukça yol kat etti ve çok sağlam kadrolar üretiliyor artık.

8- “Shimano marka bisiklet” yoktur. Shimano sadece bisiklet donanımı, balık oltası ve kayak fiksasyonu üreten dev bir Japon firmasıdır. Ama birçok ülkede de fabrikası vardır. Sadece AR-GE’ye milyonlarca dolar harcarlar. Piyasadaki “Shimano Marka” bisikletler “Made in Topkapı”dır.

9- Bisikletle beraber destekli bisiklet taytı edinin. Ama bu taytlar iç çamaşırsız giyilir! Külotla bunları kullanmanın anlamı yoktur. Çamaşırdaki ekler ve dikiş yerleri uzun süre binince tahriş edebilir. Bazen tayt bile bu tahrişi engellemeyebilir. Bunun için “gerekli yerlere” vazelin sürmek iyi gelir (sonra “pad”i nasıl temizlersiniz bilemem). Bebek pudrası da önerilebilir.

10- Kışın destekli taytın üstüne desteksiz uzun tayt giymek en iyisidir. Üst taraf biraz daha sıcak kalır. Çok özel durumlar hariç rüzgarlık/yağmurluk pantolon giymek gerekmez. Bunlar genelde tayt gibi sıkı giysiler olmadığı için rahatsızlık verebilir. Her pedalda “haşır huşur” sesi dinlersiniz. Bunlar ayrıca ayna dişliye takılma eğilimindedirler. Bir de Gore-Tex benzeri bir pantalonunuz varsa takıldığında cep (!) (pardon can) yakar. Ama bu sizde var ve de rahat ediyorsanız giymeye devam edin tabii.

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın