Yeni 24 Saat Rekoru Sadık Dedeoğlu’ndan

19/09/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

 

Geçtiğimiz Cuma günü Cyclingtr aracılığıyla buradan sizlere duyurduğumuz Bisikletle 24 saat Rekor Denemesi Cumartesi günü gerçekleşti. Ankara’lı bisiklet sporcusu Sadık Dedeoğlu, kafasına koyduğu

bu insanüstü planı gerçekleştirmek üzere geçtiğimiz Cumartesi sabahı Ankara’dan yola çıkarak Konya’ya ulaşıp Ankara’ya bisikletiyle 24 saat içinde geri dönerek 1 günde tam 525 km katetmiş oldu.

Şimdi hep birlikte bu inanılmaz eforun ve başarının detaylarını Sadık Dedeoğlu’nun kendi ağzından dinleyelim;

 

 

“Hazırlıklar tamam, artık vakit gelmişti. Gece heyecandan olsa gerek fazla uyuyamadım. Yinede 4,5 saatlik kesintisiz bir uykudan sonra gayet dinç bir şekilde uyandım. Hazırlıklarımı önceden tamamlamıştım. Berkay’la buluştuktan sonra arabayla başlangıç noktasına hareket ettik.

 

Başlangıç noktasında bizi uğurlamaya gelen bisikletçi arkadaşlarımızla buluştuk.  Sağolsunlar bizi yalnız bırakmadılar. Hep birlikte saat 09.25’de hareket ettik. Arkadaşlarımız, yolda belli aralıklarla ayrıldılar.  En son Güney Tuncer ve Eren Çelik’le de Konya makas yol ayrımında vedalaştıktan sonra Berkay’la birlikte yolumuza devam ettik.  Akmayan çeşmenin başında ilk molamızı 5 saat sonra verdik. Ayağımda, tabanı yeterince sert olmayan kilitli sandaletler vardı, rahatsız olmuştum. Ayakkabılarımı değiştirdikten ve bir süre de soluklandıktan sonra tekrar yola koyulduk. Berkay’la birlikte saatte 30km’nin altına düşmeden gayet güzel bir tempo ile kısa bir mola verdikten sonra Aksaray’daki Ağaçlı tesislerine ulaştık. Hala ortalamamız 29-30 km/s civarındaydı.  45 dakikalık en uzun molamızı burada verdik.  Artık havanın kararmasına az kalmıştı, bisikletlerimize lambalarımızı takıp yola koyulduk. Aksaray’dan Konya istikametine döndükten sonra yolun kalitesi bozuldu. Bu da bizim sürüş konforumuzu ve hızımızı etkiledi. Yolda giderken arabaların selam vermesine, korna çalmasına çok alışmıştık. Ancak kamyoncun biri yanımızdan geçerken içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir büyük pet dolusu sıvıyı üzerimize boşalttı.  Allahtan o ara takip arabası arkamızda değildi. Eğer arkamızda geliyor olsaydı turu bırakıp adamı yakalamaya çalışırdık. Ondan sonrada ne olurdu bilemiyorum. Bunu atlattıktan sonra sinirli bir şekilde yolumuza devam ettik.

 

 

Hava kararmıştı ve lambalarımızla yol alıyorduk. Berkay’ın yanına aldığı lambanın pili zayıftı, benim lambamın pilinin dayanacağını düşünerek yüksek güçte kullandık. Yolun kötülüğünden dolayı Berkay şikayet de etse ortalamamızı fazla düşürmeden devam ettik. Hava kararmadan önce ihtiyaçlarımızı araçtan hareket halindeyken karşılayabiliyorduk, fakat karardıktan sonra tehlikeli olur düşüncesiyle, aracı durdurarak karşılamaya başladık. Bu durum molalarımızın sıklaşmasına neden oluyordu. Bu sefer de yanımızda dolu 2 matara ve arka cebimizde bizi belli süre götürebilecek yiyecekler taşımaya başladık.  İlave lamba ve pillerle birlikte de biraz ağırlaşmıştık. Benim ayak tabanlarım pedala basmaktan çok ağrıyordu. Molalarda çıplak ayak yürüyordum. Her molada ayakkabımı değiştiriyordum. Bu da pedalın ayağıma yaptığı baskı noktalarını değiştirdiğinden beni rahatlatıyordu.

 

 

Artık bir şeyler yemek içmek benim için işkence boyutuna gelmişti. Gece yarısı olduğunda, hafiften uyku bastırdı ve gücümün azaldığını hissettim. Berkay’a söylediğimde kan şekerimin düşmüş olabileceğini söyledi ve haklıydı. Arabayı durdurduk olabildiğince bir şeyler yiyip içtim. Yarım saat sonra toparlanmıştım, Berkay’ın uyarısı olmasaydı belki bunu başaramayacaktım. Gece yarısından sonra Berkay’ın dizindeki ağrı çok şiddetlendi ve arabaya geçmek zorunda kaldı. O arabaya geçtikten kısa bir süre sonra yolun kalitesi ve rüzgarın yönü tam istediğim gibi oldu ve tempomu artırarak ortalamayı yeniden yükselttim. Artık Konya’ya gelmiştik. Berkay toparlandı ve tekrar beraber binmeye başladık. Konya çıkışından sonra yol çok güzeldi.Ön çaprazdan rüzgar almamıza rağmen bisiklet altımızdan akıp gidiyordu. Hedefimizin çok önündeydik. Yine de daha yolumuz vardı. Tempomuzu biraz düşürdük. Bizi araçla takip eden ve ihtiyaçlarımızı karşılayan Yalçın Bey, artık çok yorulduğunu söyleyerek uyumak için benzinliğe park etti. Biz yolumuza devam ettik. Uzunca bir süre tam güçte çalıştırdığımızdan dolayı lambamın pili bitti. Ön lambam yanmadan Berkay’ı takip ederek bir süre yola devam ettik. Berkay’ın diz ağrısı çok şiddetlenmişti, kan şekeri de düşünce arabayı çağırmak zorunda kaldık.

 

 

Berkay’ın lambasını aldım ve onları benzinlikte bırakarak yoluma devam ettim. Ancak hava aydınlanmaya yakın Berkay’ın lambası da iflas etti.Kısa bir süre sonra da şiddetli rüzgar çıktı ve tam karşımdan esmeye başlamıştı. Üstüne üstlük yol eğimi de artmaya başlamıştı. Son 70 km boyunca rüzgar karşımdan ve kuvvetli şekilde esmeye devam etti. Bu da süratimi ciddi oranda düşürdü. Hesaplarımıza göre rüzgarla karşılaşmasaydım 24 saat de 550 km yol yapabilecektim. 23. Saat’te Konya makasa ulaştığımda kilometre saatim 500 km’yi gösteriyordu. Hedefime ulaşmıştım. Berkay hiçbir hazırlığı olmadan müthiş bir performans göstererek benimle 400 km yol kat etti, ne yazık ki dizi fazlasına izin vermedi.

 

 

Yalçın Bey ise 525 km boyunca bizi takip ederek bu işe ciddi katkıda bulundu. 24. Saat’e ulaştığımızda toplam aldığım yol 525 km olmuştu.

 

 

F.B. : Ultramaratonun içinde her zaman var olan birçok zorlukla siz de karşılaşmışsınız. Özellikle bedenen yorucu olduğu kesin olan sürüş boyunca nasıl bir ruh hali içindeydiniz?

 

S.D. : 24 saat boyunca, özellikle geceleri düşüncelerimle baş başa kaldım. Duygularım ve düşüncelerim çok yoğundu. 

 

F. B. : Turu ithaf ettiğiniz birileri var mı? Ya da dikkati çekmek istediğiniz isimler ya da bir konu varsa buna biz de aracılık etmek isteriz

 

S.D. : Tur boyunca Dostum Çağatay (Çağatay Avşar) hiç aklımdan çıkmadı. Yaşasaydı böyle bir turda mutlaka beraber olurduk.  Ama yine de O hep benim yanımdaydı ve desteğini her zaman hissettim.  Aynı şekilde Mustafa Onur Karaca’nın yine bir araba çarpması sonucu ölümü, kendisini çok iyi tanıma fırsatım olmasa da Kemal Merkit abimizin üzücü bir olay sonucu aramızdan ayrılması. Onun üzüntüsünü içimizden atamadan, arkadaşım Halil Korkmaz‘ın bir kaza sonucu vefatı yol boyunca sürekli aklımdaydı.
Bu arkadaşlarımızın hepsinin ortak noktası benim gibi iki tekere gönül vermesidir. Ancak beni bu olaylardan neredeyse daha çok üzen bir durum da ülkemizde iki tekere gönül vermiş insanlara sahip çıkacak, bu uğurda yaşamını yitirmiş insanlarımızın meziyetlerini arkadan gelen insanlara anlatabilecek ve onların hatırasını yaşatabilecek bir kurumun olmamasıdır.  Yine de ne ben ne de arkadaşlarım bu sevdadan vazgeçmeyeceğiz. İnsanlarımız daha fazla bilinçlenip, bisikletin faydalarını öğrendikçe aramıza yeni dost ve arkadaşlar zaten katılacaktır.  

Saygılar
Sadık Dedeoğlu

 

F.B. : Bu değerli ve doğruları yansıtan acı ama gerçek görüşleriniz ve Türk bisikletçiliğine olan bu büyük desteğiniz için sizi tekrar tebrik ve teşekkür ediyoruz.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın