Orta Karadeniz’den Batı Karadeniz’e…

31/08/2009  //     //  Turlar ve Organizasyonlar

Orta Karadeniz’den Batı Karadeniz’e…

2. gün (8 Ağustos 2009, Cumartesi): Daday-Azdavay-Pınarbaşı-Eflani

Bu bölümde [b]7 Ağustos 2009[/b]’da [b]Kastamonu[/b]’dan başlayarak, [b]Orta Karadeniz[/b]’den [b]Batı Karadeniz[/b]’e kadar süren gezimizin ikinci gününü anlatacağız ve bu güzel doğayı keşfedeceğiz… Bugün 8 Ağustos 2009 Cumartesi ve rotamız [b]Daday, Azdavay, Pınarbaşı[/b] üzerinden [b]Eflani[/b]… Oldukça engebeli bir coğrafyada 100 km’lik bir rota…

[i]Ramazan Kuruçay, Süleyman Şatır, Selami Kuş ve Sadık Bal…[/i] Bir önceki yazımızda [b]Daday İtfaiyesi[/b]’ne misafir olduğumuzu yazmıştık… Ramazan, [b]İtfaiye[/b]’nin mutfağını kullanarak harika bir kahvaltı hazırlıyor… Sabah ayrılırken İtfaiyeci dostlarımızla bir hatıra fotoğrafı daha çektiriyoruz…

Bugün [b]Daday[/b]’ın pazarıymış… Pazardan ve şehir içinde bir-iki görüntü alıyoruz…

Kadınlar pazarı… Süt, kendilerinin yaptıkları yoğurt, yağ, peynir gibi ürünleri satıyorlar…

Şehir merkezinden de son bir fotoğraf daha alıyoruz…

Saat 08:15’de de yola çıkıyoruz… Hava güneşli ve sıcak… Bir gün önceki yağmurdan ve serin havadan eser yok… Günün 40 km’lik ilk etabı [b]Azdavay[/b]…

Ancak bizi 18 km’lik sıkı bir tırmanış bekliyor… 900 metrelerden 1570 metreye çıkarak [b]Ballıdağ[/b]’ı aşacağız…

Bu turu aynı güzergahtan geçerek 2005 yılının Kasım ayında [i]Yavuz Ergun[/i] ve arkadaşları da yapmıştı… Yola çıkmadan önce onların gezi notlarından da yararlandık. Hatta [b]Pınarbaşı-Ulus[/b] üzerinden geçmeyi düşünürken turun güzergahını [b]Safranbolu-Karabük[/b] ve [b]Yenice[/b]’ye doğru yönlendirmiştik…

Dağlara doğru ilerlerken, solda görülen orman içindeki binanın [b]Ballıdağ Göğüs Hastanesi[/b] olduğunu tahmin ediyoruz… Yolun bizi o binaya kadar tırmandıracağı da kesin görünüyor… Şehir merkezlerinden çıktıktan sonra tepelerde baz istasyonu, televizyon vericisi ya da böyle binalar görürseniz, bulunduğunuz yol muhakkak sizi bu tesislerin çok yakınından geçirecek demektir…

Zaten tırmanıyorduk ama tabela, yolun eğiminin biraz daha artacağını bildiriyor…

Gördüğümüz her tabela önünde tripotumuzla fotoğraf çekiyoruz…

Evet, daha önce sözünü ettiğimiz binaya ulaşıyoruz… Burası [b]Ballıdağ Göğüs Hastanesi[/b] eski adıyla [b]Ballıdağ Sanatoryumu[/b]… Bu hastane [b]İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Cerrahi Merkezi[/b]’nden sonra [b]Türkiye[/b]’nin en büyük ikinci göğüs hastalıkları hastanesi unvanına sahipmiş… 1965 yılında kurulan bu hastane, şimdi içindeki donanımla birlikte, ekonomik olmadığı gerekçesiyle terk edilmiş durumda…

Tırmanışa devam ediyoruz… Trafik yok denecek kadar az… Arada sırada birkaç arabanın [b]Daday[/b]’a doğru gittiğini görüyoruz… Civar köylerden [b]Daday[/b]’a pazara gidiyor olmaları muhtemel…

Yaklaşık 10 km tırmanış yaptık ama, epey de yükseldik… Çevre o kadar sessiz ki… Yolun hemen kenarında akan küçüçük derenin şırıltısı kulaklarımızda yankılanıyor… Yola devam ederken bisikletimin arkasında gelen melodik sesin kaynağının, sessizlikten çadırın küçücük fermuar saplarının sarsıntıdan bisikletin bagajına vurmasıyla çıkan ses olduğunu anlıyorum…

[b]Kavak Yayla[/b] köyü…

Su sıkıntımız hiç yok… Her yer kaynak çeşme dolu… Bu kuyu da cabası…

Aynı yerin kış mevsiminde değişik açıdan çekilmiş fotoğrafı… [i]Google[/i] da [b]Ballıdağ[/b] diye aratınca karşıma çıktı… Fotoğrafı 18 Mart 2007’de [i]Nevzat Nergiz[/i] çekmiş…

Ramazan müthiş bir gözlemci… Yolun kenarındaki yamaçta bulunan dağ çileklerini hemen fark ediyor… Durup bir süre dağ çileği topluyoruz… Daha doğrusu Ramazan topluyor…

Dağ çileğinin kokusu ve tadı gerçekten çok güzeldi… Bir süre sonra da böğürtlenlerin başındaydık…

Bu arada Ramazan dağ çileği ile başladığı meyve toplama işlerini ilerletti, bisikletini yolun kenarına bıraktı, şimdi de orman içinde [b]Kanlıca[/b] mantarı arıyor… Ben de onu beklerken çevreyi fotoğraflıyorum…

Yakınlarda çalışan orman işçileri, [i]oralarda yılanlar var, içerilere fazla girmeyin[/i] diye uyarınca Ramazan topladığı mantarlarla geri dönüyor… Ramazan kendisinden son derece emin olarak bu mantarların [b]Kanlıca[/b] mantarı olduğunu söylüyor… Ne yazık ki, mantarların fotoğraflarını çekmemişiz…

Tırmanış hala sürüyor… [b]Daday[/b]’dan bu levhaya kadar orman içinde 15 km pedal basarak tırmanmışız…

Bir süre sonra, yolda bizim gibi mantar toplamış, yolun kenarında kendini alacak arabayı bekleyen bir adama rastlıyoruz… Ramazan topladığı mantarları adama göstermek istiyor… Benim çantalarımda yer olduğu için, çadır yüzünden tam açılmayan kapakların yanından tıkıştırdığım, mantarları çantadan çekiştire çekiştire çıkarmaya çalışıyorum… Tam o sırada adamın beklediği araba gelmez mi?… Mantar torbasını alelacele çıkarmak için çekiştirirken, ezilen mantarlara bakan adam bunlar [b]Kanlıca Mantarı[/b] değil sakın yemeyin dedi ve arkasına dönerek koşarak arabaya bindi gitti… Ben de toplanan mantarları anında fırlattım attım… Valla Ramazan, mantarların ardından o kadar üzüldü ki… Adam zaman kaybetmemek için doğru dürüst bakmadı diye söylendi durdu… Oysa küçük bir ateş üzerine konulmuş teneke parçası üzerinde mantarlar çıtır çıtır kızaracaktı…

[b]Ballıdağ[/b]’ın zirvesine doğru yol manzaraları…

Etraf o kadar sessiz ki anlatamam… Ama Ramazan şarkılarıyla ortalığı inletiyor… Arada sırada da bağırıyor… [i]Malları göttün mü ulaaa…[/i] ardından yine bağırıyor… [i]göttüm buba göttüm…[/i] Bir süre sonra da beni de yoldan çıkarıyor ve ben de bağırmaya başlıyorum; [i]Malları göttün mü ulaaa… göttüm buba göttüm…[/i] Valla tıpkı maçlardaki gibi, bağırmak insanı rahatlatıyor…

Ağaçların tamamen kurumasına yol açan bir böcek cinsine kurulan ölümcül tuzak… Böcekler, dişisinin kokusuna benzer bir kokuyu alınca bu düzeneğin içine giriyorlar ve bir daha çıkamıyorlar… Bu bilgiyi hemen oracıkta Ramazan verdi…

Derken [b]Ballıdağ Geçidi[/b]’ne yani yolun çıktığı en üst rakıma ulaşıyoruz… 1570 metre’deyiz… Hava sıcaklığı 19 derece… Buraya kadar olan km değerlerini not almışım… [b]Daday[/b]’dan 08:15’de yola çıkmışız, şimdi saat 11:15… Yapılan km. 18,25 km (Tamamı tırmanış), Ortalama hızımız 8,62 km/saat, En yüksek hızımız 34,82 km/saat, Pedal basma süremiz ise 2:06:58… 3 saatir yolda olduğumuza göre 1 saate yakın süreyi çeşme başlarında ya da dağ çileği, böğürtlen ya da mantar toplamakla geçirmişiz…

Arkada görülen tabela en sevdiğimiz tabela olan [i]iniş gösteren tabela[/i]… [b]Azdavay[/b]’a kadar tırmandığımız kadar iniş yapmak üzere hazırız…

Yaşadıklarımızı anlatmak mümkün değil… Mutlaka gidip görmek lazım…

Evet iniş devam ediyor… Bu arada sabah 24-26 derecelerde çıktığımız [b]Daday[/b]’dan sonra, hava sıcaklığı bir önceki günün akşamı gibi aniden 18-19 derecelere düştü… İnişlerde bizi üşüten hava giderek bulutlanmaya başladı ve yağmur sinyali vermeye başladı… Gerçekten de bir süre sonra sıkı bir yağmur başladı…

Komik yağmurluğumu yeniden giyiyorum… Allahtan iniş yapıyoruz… Bence adrenalin yüklü süper bir maceranın içindeyiz…

[b]Ballıdağ Geçidi[/b]’nden inişimiz, tırmandığımız kadar 18 km sürdü…

Yola devam ediyoruz… [b]Azdavay[/b]’a çok az yolumuz kalmış olması lazım…

18 km’lik inişten sonra, 4-5 km düz gidiyoruz ve [b]Azdavay[/b]’a ulaşıyoruz… Saat tam 13:00… Km değerlerine bakıyorum, 43,98 km yani 44 km yol yapmışız… Pedal süremiz 3:04:01, Ortalama hızımız 13:60, en yüksek hızımız 51,64 km…

[b]Azdavay[/b] yemyeşil, küçük, şirin bir ilçe…

Bu fotoğrafları Azdavay’ın hemen girişindeki D[b]evrekani Çayı Köprüsü'[/b]nün üstünde çekiyoruz…

Arka planda görülen tablo, 32 km ilerideki [b]Ilıca Şelalesi[/b]’ni gösteriyor… Aslında buralarda her ilçeye en az 1 hafta zaman ayırıp, yakınlarındaki bu güzellikleri muhakkak görmek gerekir…

[b]Azdavay[/b]’da [b]Aşıklar Köprüsü[/b] ve köprüyü geçen yaşlı bir çift…

[b]Azdavay[/b]’da yemek molası veriyoruz… Menüde İşkembe çorbası ve [b]Kastamonu[/b]’nun meşhur etli ekmeği var… Ancak etli ekmeği bitiremiyoruz, kalanını yolda yemek üzere paket yaptırıyoruz…

Bizimle aynı masayı paylaşan Emekli Öğretmen Mahir Özdemir’le bir süre sohbet ediyoruz… [b]Pınarbaşı[/b] yolu hakkında bilgi alıyoruz…

Saat14:00’de Azdavay’dan Pınarbaşı’na doğru yola çıktığımızda güneş bulutların arasından çıkmış, hava yeniden ısınmıştı…

Azdavaydan birkaç km çıktıktan sonra karşılaştığımız yol ayrımında gördüğümüz tabela… [b]Ilgarini Mağarası, Valla Kanyonu [/b]ve [b]Ilıca Şelalesi[/b] gideceğimiz yönde ama, [b]Çatak Kanyonu[/b] diğer yönde…

Burası da Çatak Kanyonu’na giden yolun başlangıcı… Aslında buradan Şenpazar’a da gidiliyor…Ne yazık ki, zamanımız olmadığı ve gezinin programını aksatmamak için Pınarbaşı’na doğru yolumuza devam ediyoruz…

[b]Azdavay[/b]’dan çıktıktan 4-5 km sonra, yokuşlar tekrar başlıyor… Üstelik yol inşaatı da var… Yolun kenarına yola serilmek üzere mıcır dökmüşler ve daralan yoldan ancak tek araba geçebiliyor… Trafik, [b]Daday-Azdavay[/b] yoluna göre çok daha fazla… Bu dar yolda arkama anında 3-4 araba dizildi… En öndeki beni sıkıştırırcasına geçti ama, diğerleri geniş yola geçinceye kadar beni beklediler…

Aslında resimlerde yolun eğimi pek belli olmuyor…

Ama biz bu rotayı yolun çok engebeli olduğunu bile bile seçmiştik…

Ramazan’ın çektiği bu fotoğraf, yolun darlığı konusunda fikir veriyor sanırım… Çevrenin güzelliğini ise artık kanıksadık…

Hava oldukça ısındı… Her çeşmede mola vererek serinliyoruz…

Mıcırla mücalemiz devam ediyor… Aslında şansımız varmış, bu mıcır biz geçerken yola serilmiş olsaydı işimiz çok daha zor olacaktı… Hatta mıcırın üstüne zift dökülmüş de olabilirdi… Daha önceki gezilerimizde bu tür durumlarla karşılaşmıştık… Arkada görülen kulübenin duvarında [b]Azdavay Yaylası girişi[/b] yazılıydı…

Orda bir köy var uzakta…

Bu dar yolda tırmanışımız 57. Km’ye kadar yaklaşık 10 km sürüyor… Tırmanış bittiğinde ise saat 15:36 olmuştu…

Ancak yokuşlar bitti derken, bir süre düz gittik ve 2 km’lik yeni bir tırmanışla karşılaştık… [b]Azdavay[/b]’dan sonra [b]Pınarbaşı[/b]’na doğru toplam 12 km tırmanış yapmış olduk…

En sevdiğimiz tabela bir kez daha karşımızda…

Ve sonunda [b]Pınarbaşı[/b] göründü…

Hızlı bir inişle [b]Pınarbaşı[/b]’ndayız…

Şehir merkezinde bir kahveye girip maden suyu molası veriyoruz… Bu arada km saatime bakıyorum, [b]Pınarbaşı[/b]’na kadar 67,76 km pedal basmışız… Pedal basma süremiz 4:49:19:13, ortalama hızımız 14,05, en yüksek hızım 59.02… Ramazan’ın gözü kara, onun en yüksek hızı 71,70 km…

[b]Taşköprü [/b]sarımsakları…

Bu yol daha önce sözünü ettiğimiz [b]Ilgarini Mağarası, Valla Kanyonu[/b] ve [b]Ilıca Şelalesi[/b]’ne doğru giden yol… İlerde [b]Ağlı[/b]’dan gelerek [b]Şenpaza[/b]r üzerinden [b]Cide[/b]’ye giden yolla birleşiyor.. 2007 yazında [b]Ağlı[/b] üzerinden [b]Cide[/b]’ye gitmiş, gezinin hikayesini de yine bu sütunlarda anlatmıştım…

Şehir merkezinden görüntüler…

[b]Pınarbaşı[/b]’nda 20-25 dakika kadar oyalandıktan sonra bugün üçüncü etabımız olan [b]Eflaniye[/b] doğru yola çıkıyoruz… Bu kavşak yine çok merak ettiğim bir başka rotanın başlangıç noktası: [b]Pınarbaşı-Ulus-Bartın[/b]… Aslında gezimizde [b]Zonguldak[/b]’ı atlamak zorunda kalarak [b]Devrek[/b]’ten [b]Karadeniz Ereğlisi[/b]’ne geçmiştik… Bir başka turda buradan [b]Bartın[/b] üzerinden [b]Zonguldak[/b]’a gidilebilir… Ya da S[b]eydiler[/b]’den başlayarak [b]Ağlı-Şenpazar-Pınarbaşı-Ulus-Bartın[/b] güzergahından [b]Zonguldak[/b] yine harika bir doğada 3-4 günlük bir gezi olabilir…

[b]Pınarbaşı[/b]’ndan sonra en sevmediğimiz tabela ile yine tırmanmaya başlıyoruz… Ayrıca yol inşaatı dolayısıyla tozlu-toprak bir yolda ilerliyoruz… Fotoğrafını çekmemişiz ama, uzaktan gördüğümüz bir tepenin üzerinde baz istasyon direklerini görüyoruz… Tabii ki bu direkleri orman içinden taşıyamıyacaklarına göre, bu yol da bizi baz istasyonunun bulunduğu tepeye kadar götürecek…

Resmin arka planında [b]Valla Kanyonu[/b] görünüyor…

Motosikletliler bize selam verek [b]Pınarbaşı[/b] yönüne doğru gittiler… Bir süre sonra aynı şekilde bir grup daha geçti…

Ne yapsak bu tür gezileri biz de motorla mı yapsak acaba?.. Pedal basamayacak yaşlara gelirsek, o zaman düşünürüz…

Yola devam… [b]Eflani[/b]’ye daha 30 km yolumuz var…

Sonunda zirvedeyiz… Arka planda [b]Pınarbaşı[/b] görünüyor…

Ne var ki, yukarıdaki manzaranın hemen yanıbaşında, yukarıda gördüğünüz çöplüğün dumanı tütüyordu…

Toz toprak içinde yola devam ediyoruz…

77. km’de [b]Esentepe[/b] köyündeyiz… Saat 17:45…

Geçtiğimiz yollarda bu uyarı ilanlarından çok gördük…

Yine en sevdiğimiz iniş tabelası… Üstelik tozlu toprak yol bitti ve asfalta kavuştuk… Uzun bir inişle [b]Eflani[/b]’ye ineceğimizi düşünüyoruz… Ama düşündüğümüz gibi olmuyor… [b]Eflani[/b]’nin daha uzakta olduğunu görüyoruz…

Ve arka planda görülen biraz önce aştığımız tepeden resmi çektiğimiz yere doğru bir iniş yapıyoruz…

Ardından leylekleri görünce fotoğraflamak için duruyoruz…

Ardından yola devam ediyoruz…

Sonra da acıktığımızı fark ediyoruz… Çantamızda bulunan konservelerden birini açıyoruz ve ayaküstü yaprak sarmalarını mideye indiriyoruz…

Haritaya göre [b]Daday[/b]’dan direk [b]Eflani[/b]’ye giden yolla birleşeceğiz… Ama hala kavşağa ulaşamadık… Kavşaktan sonra [b]Eflani[/b]’ye kadar 8-10 km daha pedal basmamız gerekecek…

Kısa da olsa hızımızı kesen yokuşlar bitmek bilmiyor…

Evet beklediğimiz kavşak… [b]Kastamonu-Daday[/b] yönünden gelen [b]Eflani[/b] yolu… Biz yolu uzatarak [b]Daday-Azdavay-Pınarbaşı[/b] üzerinden buraya geldik…

Bu kavşak tabela yönünden oldukça zengin… Bu arada [b]Eflani[/b]’ye 8 km kaldığını görüyoruz… [b]Karabük[/b] ise yarın sabahki rotamız…

Yol iniş ve çıkışlarla devam ederken, sağ tafafta [b]Eflani[/b]’yi görüyoruz…

[b]Eflani[/b] girişinde [b]Eflani[/b] tabelasını göremiyoruz… Şehre girdikten sonra otelde kalmaya karar veriyoruz… Gün boyunca toz-toprak içinde yol aldığımız için bir duş bize iyi gelecekti… [b]Eflani[/b]’de kısa süre restore edilerek otele dönüştürülen [b]Taşhan[/b]’a yerleşiyoruz… Akşam yemeği konusunda yine Ramazan devreye giriyor ve menemen yapıyor… [b]Orta Karadeniz’den Batı Karadeniz’e… 2. gün (8 Ağustos 2009, Cumartesi): Daday-Azdavay-Pınarbaşı-Eflani[/b] [b]Daday[/b]’dan çıkış: 08:15 Yapılan km: 98,71 km Ortalama Hız: 13,55 En yüksek Hız: 66,40 km (Ramazan’ın rampa inişleri çok daha fazla) Bisiklet üzerinde geçen süre: 07:16:51 [b]Eflani[/b]’ye varış: 19:30 Gelecek Yazı: [b]Orta Karadeniz’den Batı Karadeniz’e… 3. gün (9 Ağustos 2009, Pazar): Eflani-Safranbolu-Karabük

 [i]Karabük ve Safrabolu’da bize eşlik eden, günün sonunda da bizi evinde konuk eden Tuncer Bayık ve arkadaşları Kemal Faruk Doğan, Emre Güllü…[/i]

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın