Mevlana Yolu 5.Gün

26/05/2008  //     //  Turlar ve Organizasyonlar

 

5. Gün, 10 Mayıs 2008 Cumartesi
            İşte yeni bir sabah. Kahvaltı için otelin restoranındayız. Sıkı bir kahvaltıya ihtiyacımız olduğu kesin, önümüzde bizi Malatya’ya ulaştıracak uzun bir yol var. Özellikle Kuyucak, Koçali, Çelikhan arasının çetin olduğunu anlatılanlardan biliyoruz. Yolun bu kısmı 55 kilometre civarı. Öğlen olmadan Çelikhan Sürgü Doğanşehir Malatya yol ayrımına varmış olmalıyız ki, günün sonunda Malatya’da olalım. Sıkı bir kahvaltı şart.
            Adıyaman’ın içinden Çelikhan kavşağına yönelmemizle birlikte tırmanmaya da başladık. Tırmanma ama geçilen her kilometre, başka güzelliklere kucaklaşma da demek. Günün ilk zirvesine doğru yol alırken, zirveye atılan adımlarla, altımızda kalan Adıyaman şehri ve barajın muhteşem manzarası da göz kırpmaya başlıyor. Zirveye ulaşmadan önce geçtiğimiz bir köyden silah sesleri gelince biraz ürküyor olsak da, anlıyoruz ki bir düğün var ve halay ekibinde aşka gelenlerin belinde çıkan silahların havaya açtığı ateşten geliyor gürültü. Zirveye vardığımızda küçük iki çocuk ellerindeki erikleri yoldan geçen araçlara satmaya çalışıyorlar. Alıyorum ama henüz erikler tam olgunlaşmamış. İlk zirvemize varmış bulunuyoruz, hava iliklerimizi titretecek kadar soğuk olsa açık. Uzaklardan Adıyaman ardına yaslanmış hınzır çocuk baraj gölü ile karşımızda.
            Zirve sandığımız noktadan sonra tırmanış devam ediyor. İnişe geçtikten kısa bir süre sonra yeniden tırmanmaya başladık. Koçali köyüne gelmeden yolda, kanyon gibi bir yerden geçerken, az olan arazilerden birinde çalışmakta olanların çay daveti cazip geliyor ve duruyoruz. Belledikleri tarlaya tütün ekeceklerini söylüyorlar. Karlı dağlarda bulunan mağaraları ve kayalara oyulmuş sulama kanalını işaret ediyorlar. Kendi tütünlerinden sarıveriyorlar hepimize birer tane, biz de kırmıyoruz hani amcayı. Çok anlamasak da bakıyoruz ikramın tadına. Odun ateşinde demledikleri çaylarımız yudumlayıp iyice dinlendikten sonra vuruyoruz yeniden rampaya. Güzellikler içinde tırman tırmana yavaşça ilerliyoruz Çelikhan’a doğru. Yol deli yürek kızlarımızı bir hayli hırpalayıcı nitelikte. Bolca mola vererek yavaş ilerliyor olsak da, öylesine keyifli ki her yanımız, yavaş gitmeyi fazlada önemsediğimiz söylenemez. Çelikhan kavşağındaki akaryakıt istasyonuna ekibin tamamının varması saatin 16 olması ile ancak gerçekleşebiliyor. Kamp yerimiz için iki ihtimalimiz var, ya Çelikhan’a girip kalacağız, ya da rüzgâra karşı Sürgüye 25 km yol alacağız. Malatya hedefimiz ise çoktan kül olmuş durumda.

 

            Planımıza göre Malatya’ya 30 km kala, Timur ablanın bir arkadaşının arkadaşının olan akaryakıt istasyonunda kamp kuracaktık. Lakin o plana uymanın tek yolu, yolun kalan 70 km lik kısmını araçla gitmek. Konu buna gelince, biz konuşurken, konuşmalarııza kulak masafiri olan istasyon sahibinin teklifi üzerine, panelvan tipi aracına bisikletlerimiz yükleyip kamp yerine doğru basıyoruz gaza. Ve kamp yerindeyiz.

 

            Çadırlarımızı kurduktan sonra akşam yemeği menümüzü belirliyoruz. Menemen. Alışverişten sonra istasyonun mutfağına dalıyoruz ve enfes menemenimizi yapmaya koyulan Timur ve Selma ablayı seyrederken ben notlarımı alıyorum. Bir yandan da burnumu gıdıklayan kokularla kazınan mideme giren açlık krampları ile mücadele ediyorum. İşte yemek de hazır, kuruluyoruz sofraya ve karınlarımız doyuruyoruz.
            75 kilometrelik bir katkının sonunda Malatya’ya da varmış olduk böylece. Yatın ki hedefimiz Keban.

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın