1. Gün: Lüleburgaz-Üsküp-İğneada-Demirköy-Lüleburgaz Turu (5 Eylül 2008)

06/02/2009  //     //  Turlar ve Organizasyonlar

5 Eylül 2008


Rotamız… Lüleburgaz’dan başlıyoruz, yine Lüleburgaz’a dönüyoruz…

5 Eylül 2008… Evet bu tur da yazmaya ancak vakit bulamadığım Eylül ayının en sıcak günlerinden kalma… Rotamız Lüleburgaz’dan çıkarak, Celaliye, Osmancık, Karıncak, Üsküp, orman köyleri Çukurpınar, Sarpdere, yine orman içlerine dalarak Gökyaka ve Boztaş köylerini teğet geçerek Yeşilce, Avcılar, İğneada, Demirköy, Kadınkule, yine gece yarısı orman içlerinden Sergen, Soğucak, Poyralı, Ertuğrulköy, Lüleburgaz… Tur arkadaşlarım ise Lüleburgaz’dan Cahit Turhan ve Rahman karataş…

Cahit Turhan ve Rahman Karataş’la, Karadeniz seyahatlerinde birlikte farklı parkurlarda pedal basmış, Köse Dağı Geçidi, Zigana Dağı Geçidi, Sümela, Uzungöl ile İpsil, Anzer ve Çağrankaya Yaylaları’nda, yüklü bisikletlerimizi 2500 metrelere çıkarmıştık.

Cahit (Kırklareli Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi), beni telefonla arayarak Istranca Dağları’na (Yıldız Dağları) doğru çadır kamplı yeni bir rota belirlediğini söyleyince, yine farklı yerlerde pedal basacağımızı anlamıştım.

5 Eylül 2008 Cuma günü, Cahit’le Lüleburgaz’da buluşmak için Otogar’dan Metro’nun sabah 07:15 otobüsüne  bindim. Lüleburgaz’da Yamanlar Oteli’nin önünde otobüsten saat 09:00 gibi indiğimde Cahit beni bekliyordu. Rahman ise, işleri dolayısıyla bize bir gün sonra katılacak.


Edirne’ye giden otobanın üzerinden geçerek kuzeye doğru ilerliyoruz…


Hamidabat Termik Santrali’ni solumuza alarak yolumuza devam ediyoruz…

Saat 09:30 gibi Lüleburgaz’ın kuzey çıkışından yola koyuluyoruz. Artık buralar bana pek yabancı gelmiyor… Poyralı üzerinden defalarca Kıyıköy, Tatarköy üzerinden Kızılcıkdere, Kırklareli, İnece, Süloğlu, Edirne, Lalapaşa aynı yoldan yine Kırklareli ama bu kez KofçazKofçaz’dan sınırı köy yollarından takip ederek İğneada, Kıyıköy, Vize… Çok hoş anılarla dolu bu gezilerde kimler yoktu ki; Cahit, Rahman, Fikret Alb., Necati Bey…


Celaliye Köyü… Burada hiç resim çekmemişim. Dolayısıyla daha önceki gezilerimizden çektiğim bir resmi kullandım… Ama ekip hiç yabancı değil; Cahit Turhan ve Rahman Karataş…

Bugünkü rotamız biraz daha değişik. Saat 09:30’da bu kez Hamitabad Termik Santrali’nin dev bacalarını sol tarafımıza alarak yolumuza devam ediyoruz… İlk olarak Celaliye Köyü’nden geçiyoruz. Bu arada Kumburgaz’da da bir Celaliye olduğunu hemen açıklamak isterim. 10:45’de Osmancık köyüne ulaşıyoruz ve ilk molamızı veriyoruz. Buraya kadar katettiğimiz yol 20,92 km. Lüleburgaz’da rakım 85 metreydi, şimdi bakıyorum 157 metreye yükselmiş. Hava sıcaklığı ise 30’lu derecelerde…


Osmancık köyünde ilk molamızı veriyoruz…


Hava gerçekten çok sıcak ve güneş çok yakıyor.

Çaylarımızı içerken, eski günlere dalıyoruz… Bir bakıyoruz 20-25 dakika geçmiş. Yola çıkmadan birer tane de maden suyu içiyoruz.


Istrancalar’a doğru…

Trakya’da yeryüzü şekilleri bir elin parmakları gibi kuzeyden güneye doğru uzanır. Bu yüzden batıdan doğuya doğru giderken fazla yüksek olmayan tepeleri sürekli inip çıkarak ilerlemek zorunda kalırız. Cahit Hoca’nın keşfettiği bu yeni toprak yol ise, kuzeye doğru uzanan bir tepenin sırtı… Bu yol bizi hiç, inip çıkmadan, sağa sola sapmadan bizi doğru Istrancalar’a (Yıldız Dağları) taşıyor…


Dağlara doğru ilerledikçe yeşillikler de artmaya başladı…


Hava o kadar sıcak ki, bisikletin üstündeki termometre 34 dereceyi gösteriyor. Ortalık çöl gibi yanarken, yukarıdaki görüntüyü fotoğraflıyorum… Saat 11:17…

Karıncak köyünden sonra yol tekrar asfalta dönüşüyor… Biraz daha ilerledikten sonra önümüzü Vize, Pınarhisar yönünden gelen Kırklareli’ye giden yol kesiyor. Biz yolun karşısına geçip, kuzeye doğru yolumuza devam ediyoruz… Yol artık asfalt… 11:40’da Üsküp’e varıyoruz…


Üsküp’te kuruması için yere serilen ayçekirdekleri…

Üsküp, Istranca Dağları’nın eteklerinde yer alan Kırklareli’ne bağlı bir belde… Km saaatimiz Lüleburgaz’dan buraya kadar 42,26 km yol yaptığımızı gösteriyor. Saate bakıyorum.12:50 olmuş, hava sıcaklığı ise şimdi 37 dereceyi gösteriyor. Rakım 327 metre…


Üsküp’ten görüntüler…

Üsküp’te yemek yiyoruz, dinleniyoruz… Saat 14:00’de tekrar yollara düşüyoruz…


Bir ara Cahit, arkamdam bekle abi diyor ve biraz sonra, elinde üzüm salkımlarıyla geliyor…


Istrancalar’a doğru yola devam ediyoruz… 13:56…

Arkamıza baktığımızda yavaş yavaş yükseldiğimiz belli oluyor… 14:16…


Zaman bulduğumuz gölgeliklerde kısa dinlenişler yapıyoruz…

Yol yavaş yavaş bizi tırmandırıyor. Cahit’le hiç acele etmeden keyifli bir yolculuk yapıyoruz…


Saat 14:24… 49,75. Km’deyiz… Hava sıcaklığı 35 derece, yükseklik ise 535 metre…


Yol iniş ve çıkışlarla devam ediyor…

16:15’de Çukurpınar köyüne ulaşıyoruz… 57,87 km’deyiz. Uzun tırmanışlar da, hızlı inişler de yaptık. Cahit 60 km’lerle inerken, ben ise, her zamanki temkinli inişimle 49.2’yi geçmedim… 570 metrelerden 420 metreye kadar indik… Şimdi ise, yine 538 metredeyiz… Hava sıcaklığı ise hep 35 derecelerde seyretti… Çukurpınar’da biraz dinlendikten sonra 17:00’de tekrar yola çıkıyoruz…

Saat 16:52… Şükrüpaşa, İncesırt, Sarpdere, Dupnisa Mağarası kavşağı… 69,75. Km’deyiz… Çok iniş çıkış yapıyoruz… Bir ara 600 metreye çıkmıştık, şimdi yine 400 metreye indik…2005 yazında bu kavşaktan Sarpdere Köyü’ne gitmiş, oradan da bir doğa harikası olan Dupnisa Mağarası’nı görmüştük…

Saat 17:10… Rampalar bitmek bilmiyor… Hava o kadar sıcak ki, bu sıcakta rampalar iki kat daha zorlaşıyor… Buna karşılık yol o kadar güzel ki anlatamam… Hep orman içinden gidiyoruz…


Saat 17:51’de Sarpdere köyüne ulaşıyoruz…

Köy kahvesinde dinleniyoruz… Ramazan ayındayız… Herkes iftar saatini bekliyor…

Akşam koyun sürüleri köye dönüyor…

Çadırlarımızı Sarpdere köyü camisinin bahçesine kuruyoruz…

Ezan okunduğunda herkes iftar yapmak için ortadan kayboluyor… Ama bizi de unutmuyorlar ve bir tepsi yemek de bize geliyor… Yanımızda getirdiğimiz konserve kumanyalarımıza takviye yapıyoruz… Bize karşı gösterdikleri misafirperliğe de çok teşekkür ediyoruz…

Gece deliksiz bir uyku çekiyoruz…

Sabah koyunlar çayırlara doğru giderken bizde yavaş çadırlarımızı toparlıyoruz. Yola çıkmak için hazırlıklarımızı yapıyoruz… Havanın çok sıcak olduğundan bahsetmiştim… Dağlardaki kaynak suları bile kurumuştu. Köyde ise, içecek su bile yok. Muhtar, köydeki suyun yetmediğini söylüyor. Köyün dışında bir kaynak suyu olduğunu öğreniyoruz ve köyden ayrılıyoruz…

Cahit’in verileriyle yol bilgileri:

Lüleburgaz-Üsküp-İğneada-Demirköy-Lüleburgaz turu (1. Gün: 5 Eylül 2008)
Yapılan km: 76,28 km.
Ortalama hız: 13,83
En yüksek hız: 63 km
Bisiklet üzerinde geçen süre: 05:26:40

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın