Thai Mueang-Phuket-Krabi, Evrim ve Elif Yiğit Tur Günlükleri, 9 Ekim 2011

21/04/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

 

 

Tekrar Merhaba,

Sanırım uzun bir ara oldu. Son konaklama yerimiz olan Ranong’da bol bol ıslandıktan sonra güneşi biraz olsun görme isteği ile güneye doğru yola başladık. Yolda yağmaya devam eden yağmurlar ikimizin de bisiklet saatlerinin bozulmasına sebep oldu. Sanırım bir daha Cateye kullanacağımı sanmıyorum. Yola bir sonraki bisiklet mağazasında sorunumuzu çözene kadar km saatsiz olarak devam edeceğiz gibi.

 

 

Yolda bir iki tane daha Çin geleneği
olan vejetaryen festivaline denk geliyoruz. Onlardan öğrendiğimize göre yarın
son günü olan festivalin en büyüğü Phuket’te yapılacakmış. Sanırım bu
festivalin son günü en heybetli olanı olacaktır. Festivalde halk bir süre et
yemiyormuş. Ve festivalin adı kadar sempatik olmayan ateş üzerinde yürümek, şiş
ya da kılıçları ağızlarından dillerinden geçirmek gibi davranışlar Phuket’te
çok sık yapılıyormuş. Bizim yol üzerinde mola verdiğimiz tapınakta da iki insan
boyunda bir odun yığını insanların üzerinde yürüyeceği ateşi oluşturmak için
akşama yakılmayı bekliyordu. Biz bir süre daha yolumuza devam edip ertesi gün
konaklayacağımız Phuket yolunu kısaltmaya karar veriyoruz. Phuket’e 120km kala
bir yerleşim yeri görüp kalmaya karar veriyoruz. Sanırım bulduğumuz yer Tayland’da
kaldığımız en lüks yer olacak. Üzerinde 30m uzunluğunda ahşap bir köprü olan
yapay bir göl ve doğal bir nehrin etrafındaki bungalovlardan birisini
seçiyoruz ve yüzme havuzlu bu tesiste konaklamak bize sadece 25TL’ye mal
oluyor.

 

 

Yakınlardaki ufak bir köydeki ufak bir bakkalda akşam yemeği yiyip yorgunluk birası içiyoruz. Bize bira getiren kız bir otelde çalışıyormuş ve iyi İngilizcesi ile Tayland ve vejetaryen festivali hakkında bazı bilgiler veriyor. Bu kız da Tayland’da yaşayan Tay-Çinliler’denmiş. Ve garip bir şey; nedense Tayland’ın Çin’e yakın olan kuzey kısmında çok az Tay-Çinli varken, güneyde ve Malezya’da çok fazla Çinli var.

 

 

Ertesi gün erkenden Phuket’e doğru yola çıkıyoruz. Phuket’i ilk defa göreceğim için oldukça heyecanlı hissediyorum. Elif’le ilk önce Phang Gha’ya gitmeyi ve Phuket’i ziyaret etmemeyi düşünüyorduk. Fakat sonradan Phuket’ten Krabi’ye tekne ile geçmeye ve Phi Phi adasını da bu bot yolculuğu sırasında ziyaret etmeye karar verdik. Sanırım doğru bir karar vermişiz. Çünkü Phuket Town, yani adadaki eski kent çok etkileyici bir yer. Adanın etrafındaki plajlar daha turistik yerler. Phuket Town’da bol bol otantik araba, rengarenk boyanmış evler ve kamp için eksiklerimizi tamamlayabileceğimiz bir mağaza var. On On Hotel isminde çok eski fakat bir o kadar da keyifli bir otele (kişi başı 5$) yerleşiyoruz. Dışarıda karnımızı doyurduktan sonra Music Matter denilen bir mekana gidiyoruz. Burada 3 müzisyen caz çalıyorlar. Biz içeriye tam girecekken bir hamamböceğinin korkutucu saldırısına uğrayıp biraz panik yapıyoruz ve barda ayaklarımız yerden yukarıda oturmaya karar veriyoruz. Mekanda bizden başka sadece bir Amerikalı var. İlk parçanın sonunda müzik ara veriyor ve piyanist ne istediğimizi, baterist ise girişteki olayın hamamböceği mi fare mi olduğunu soruyor. Piyanistin mekanın sahibi ve barmen olduğunu anlıyoruz. Amerikalı dinleyici ise 10 yıldır teknesi ile dünyayı gezen bir gezginmiş. Baterist Avusturalyalı, saksafon da sanırım Avrupalı. Müzik devam ediyor ve biz de kendi biramızı kendimiz almaya başlıyoruz. Mekana daha sonra 2-3 araba dolusu insan daha geliyor fakat dinlemeye değil, çalmaya. Bundan sonra da Phuket’te Music Matter isimli bir mekanda sanırım dinlediğim en iyi caz konserlerinden birisini dinlemeye başlıyoruz. Sonradan bize söylediklerine göre bu buluşma bir gün önce yapılacakmış fakat vejetaryen festivalinin son gününde oluşan olağanüstü gürültü yüzünden bir gün ertelemeye ve bizi beklemeye karar vermişler.

 

 

 

Ertesi gün Krabi için bilet araştırması yapıyoruz. Sanırım burada en uygun bilet bulma yolu acenteler, yarı fiyatına halledebiliyorsunuz. Limana giderseniz iki kat fiyat istiyorlar. Bizde bir acente bulup bisikletler için para ödemek istemediğimizi söylüyoruz. Bizim için firma ile görüşüp (kendi dillerinde daha rahat açıklayabiliyorlar) bisiklet için pazarlık yapıyorlar. Akşam ise On On Hotel’in karşısında bir mekanda takılıyoruz. Yanımızda duran tavlada bir el atıyoruz, sonuç klasik: ben yeniyorum. Sonra bir an Phuket’te olduğumuzu hatırlayıp “tavla mı?” diye düşünüyoruz. Elif olayı çözüyor. Barın sahibi Türk olmalı. Tanışıyoruz Aydın’la. Buraya Türk barı olduğunu bilmeden gelen ikinci kişi olduğumuzu söylüyor. Genelde insanlar bir yerlerden duyup ya da okuyup geliyorlarmış. Aydın’a biraz Kral ile ilgili soru soruyoruz. Burada Kral ile ilgili konuşmak biraz tehlikeli bir durum. Bunu bildiğimizden bu konuyu Türkçe konuşmak en keyiflisi. Sanırım biraz az ömrü kalmış, hastaymış. Kral Tayland’ın gelişmesinde çok fayda sağlamış. Bu bilgileri sadece Aydın’dan duyduğum için kesin bilgidir diyemiyorum. Fakat şu şekilde özetleyebilirim:

 

Sanırım bu kral yurt dışında doğmuş ve Avrupa’da eğitim almış. Kral ölünce de bir tesadüf üzerine kardeşi de ölünce bu adam kral olmuş ve ülkeye gelmiş. Geldiği zaman da bir çok yenilik getirmiş. Sanırım sevilmesinin en büyük nedeni de demokratik bir kişiliğinin olması. Kimseye karışmamış ve ülkenin demokratik yapısını korumuş. Sonradan da Taksin isimli bir başbakanları olmuş. İnsanlardan bazı yardımlar ve para karşılığında oy toplamış ve özellikle kuzeyde sevilen bir lider olmuş. Sanırım biraz zengin bir lider de denilebilir. Dünyanın en zengin başbakanı sanırım Taksin’di. (kusuruma bakmayın internetim çok yavaş olduğu için bilgilerin doğruluğunu daha sonra kontrol edebileceğim, bu yüzden bu anlattıklarım değişebilir). Ve güney Tayland Kral yanlısı olurken, kuzey Taksin yanlısı kalmış. Taksin yurtdışında bir görüşmedeyken, ülke bir darbe ile düşürülmüş ve tutuklanma kararı alınmış. O günden sonra da ülkesine dönmemiş. Tipik bir şekilde karısının tutuklanacağını bile bile Tayland’a yollamış. Ve tabii tutuklanmış. Daha sonra İngiltere’de yaşayan eski başbakan, en büyüklerinden bir futbol takımını satın almak isteyecek kadar zengin olmuş, tabii -sanırım 96’daki- ihtilalden sonra servetinin yarısına el konulunca böyle ekonomik bir seçim yapmış olmalı. Günümüzde de Taksin’in etkisi devam etmekte. Kuzey Tayland’da hala Taksin yanlıları hükümet aleyhinde gösteriler yapmakta. Şimdiki başbakan da Taksin’in damadı ya da öyle bir şey. İronik gelebilir ama Taksin nedense fakir halka seçim öncesi bazı yardımlar yapmıştır. Ve nedense sahil kesimlerini ele geçirememiştir. Tabii ki yatırımlarının sonunda biraz zengin olmuş, hakkında nedense yolsuzluk davaları açılmıştır.

 

 

Phuket’ten Kho Phi Phi’ye, orada 4 saat kaldıktan sonra da Krabi’ye geliyoruz. Kho Phi Phi hakkında çok fazla konuşmak gereksiz. Sevmedim. Ama Krabi bence tam benlik. Yemekler derseniz sanırım 2 haftada 10kg alabilir insan burada. Doğası derseniz; Tayland’ın en garip dağları ve denizleri burada bulunuyor ve sualtı da bir harika. Krabi’ye gelir gelmez Guest House’da odamızı ayarlayıp ertesi gün için bir tekne turu ayarlıyoruz. Sabah erken başlayan tekne turu akşam üzeri 16:00’ya kadar devam ediyor ve  4 tane adaya uğruyor. Burada su altında daha önce hiç görmediğiniz balıkları görmek mümkün. Fakat tur bitiminde pancar gibi kızarabilirsiniz.

 

 

 

Krabi’deki dağlar lime stone – yani kireç taşından. Bu da garip bir doğa oluşumu bence. Buradaki dağlar ya da tepeler daha çok düz bir masa üzerindeki şişeleri andırıyor. Yan yana o kadar çok şişe gelince de siz bir sıra dağ sanıyorsunuz. Önceki turda bu dağları görünce kendi kendime “Tırmanışa hazır ol Evrim” demiştim. Fakat dağlara yaklaştıkça yolun o ‘şişe’lerin arasından dümdüz devam ettiğini görüyorsunuz. Denizde de durum aynı. Yüzlerce ada sanki geniş bir kara parçası gibi tek görünüyor. Ama botla yanına gidince yani adaların arasında gezinince doğanın şeklini kavrayabiliyorsunuz. Bence bir bisikletçinin keyif alabileceği değişik coğrafyalardan birisi.

 

 

Yarın Trang adında bir başka kente doğru devam edeceğiz. Henüz bisiklet bilgisayarı ile ilgili problemimizi çözemedik. Yolumuzun kaç km olduğuna yolda bakacağız. Malezya’ya ulaşmak ile ilgili sıkıntılarımızı sanırım Phuket-Krabi arasını botla geçerek hallettik. Bundan sonra Malezya’ya doğru biraz daha rahat devam edeceğiz.

Sevgiler.

Evrim.

 

 

 

 

Ranong, Ufak Bir Ara – 03.10.2011

 

Map Amarit, Cumphon, Kra Buri, Ranong – 02.10.2011

 

Petchburi- Hua Hin- Prachuap Khiri Khan – 27.09.2011

 

Kanchanaburi-Chom Bung Arası Bisiket Yolculuğumuz – 23.09.2011

 

Bangkok ve Kanchanaburi – 22.09.2011

 

Tayland’dan Selamlar – 19.09.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın