Taiping, İpoh, Cameron Highlands – Evrim ve Elif Yiğit Tur Günlükleri, 24 Ekim 2011

03/05/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

 

 

Cameron Highlands’den selamlar.

 

 

George Town bize yetti sanırım, çok güzel bir yer olmasına rağmen kendimizi çok fazla rahata alıştırmak istemediğimizden ve yeni yerler görmek istediğimizden burada sadece bir gün ara verip yolumuza devam ettik. Amacımız bu bölgenin en keyifli yerlerinden birisi olduğunu duyduğumuz Cameron Highlands’di. Buraya ulaşmak için önce İpoh’a gelmeye karar verdik. İpoh 2 günlük bir mesafedeydi ve buraya varınca bir gün güç toplamak için fazladan kalmaya ve ertesi gün Cameron Highlands’e tırmanmaya karar verdik. Cameron tırmanışı için yaklaşık 1700m yüksekliğe ulaşmamız gerekiyordu. Bu da bu turdaki en ciddi tırmanıştı.

 

 

Planımızı aynen uyguladık. İlk hedef olarak Taiping’e geldik. Buralarda son zamanlarda öğleden sonraları hep yağmur başlıyordu. Bu yüzden de sabahları erken yol alıp şehirlere erken ulaşmaya çalışıyorduk. Fakat Taiping’e ulaşmak tahminimizden biraz daha uzun sürdüğünden yine yağmura yakalandık ve uzun süre yağmur altında sürmemiz gerekti. İnsan bir defa ıslandıktan sonra gerisini umursamaz. Biz de iyice ıslandıktan sonra hiç yağmur yağmamış gibi yağmurun altında keyifle bisikletlerimizi sürüp şehre vardık. Şehirde otel aramaya başladığımızda yağmur devam ediyordu. Biz 5-6 otel dolaşmak zorunda kaldık. Burada bir tatil başlangıcı olduğundan Malezya halkı tatile çıkmış ve bazı otellerde yer bulunmaz olmuş. Bize sempatik gelen insanların işlettiği bir otele yerleştik ve bu zamana kadar gördüğümüz en büyük yemek yeme yerinde karnımızı doyurmak için hızla hazırlanıp dışarıya çıktık. Biz yemek yerken hala yağmur devam ediyordu. Sadece sabah devam etmemesini umarak otele döndük ve ertesi gün için dinlendik.

 

 

Sabah hava güneşliydi. Burada güneşli başlayan bir gün yağmurlu bir final hazırlar sizin için. O gün de çok farklı olmadı. Fakat şansımıza çok hafif, bizi serinleten bir yağmurda yolculuğumuzu tamamladık. İpoh, yani ikinci kent büyük bir yer. Ben şahsen başka bir yerde iki gece kalıp dinlenmiş olmayı dilerdim. Fakat tırmanışa başlamadan önceki son konaklama yerimiz burası olmak zorunda. Akşam bir Thai yemeği olan Tom Yam çorbalarını içiyoruz ve ertesi sabah bisikletlerin bakımı ile vakit geçiriyoruz. Bundan sonra tek yapmamız gereken kendimizi yarınki uzun tırmanışa hazırlamamız.

 

 

Cameron Highlands 1600m rakımdan biraz daha yukarıda yer alıyor. Başlangıç noktamız İpoh ise sadece 200m. Yolun ilk 15 kilometresi Kuala Lumpur ana yolu üzerinde ve düz fakat tepeye çıkmak için sola saptığınız andan itibaren tatlı bir tırmanış ile karşılaşıyorsunuz. Biz tam yol ayrımında durup burada yemek yiyebileceğimiz son yer olduğunu düşündüğümüz bir lokantada bol pilavlı bir kahvaltı yapıyoruz. Çok fazla zaman kaybetmeden tırmanışa başlıyoruz. Yol çok tatlı bir eğimle devam ediyor ve çok ender zamanlarda en düşük vitese ihtiyacınız oluyor. Yolda zaman zaman su içebileceğiniz yerler var. Fakat çok sık değil bu yüzden de yanımızda bir miktar su bulundurmaya dikkat ediyoruz. Bizim şansımız havanın kapalı olması ve yağacak gibi görünmesi. Bu da su ihtiyacımızı azaltıyor. Güneşli bir havada aynı performansı göstermemiz çok zor olurdu ve çok daha fazla suya ihtiyaç duyardık. Yol 75km boyunca çıkmaya devam ediyor. Sadece son 20 kilometrede yol dik inişler ve çok daha dik rampalarla devam ediyor. En düşük viteslere muhtaç olduğumuz tek nokta burası oluyor. Yolda tepelere ulaştıkça bazı çilek ve çiçek satış yerlerine rastlıyoruz. Buralarda gerekli yiyecek ve içecekleri bulmak mümkün ve biraz meyve ile karnınızı doyurabilirsiniz. Fakat toplam 90km mesafe böyle bir tırmanış için oldukça fazla. Bu yüzden de yolda çok fazla dinlenecek ve zaman kaybedecek vaktimiz olmuyor.

 

 

Buradaki ufak ama sevimli bir yerleşimde konaklamaya karar veriyoruz. Tanah Rata. Burası sanırım yol üzerindeki en turistik yer, fakat geçtiğimiz diğer kasabalarda konaklayacak bir yer bulmak neredeyse imkansızdı. Bu yüzden burası bizim tek seçeneğimiz oluyor. Güzel bir guest house buluyoruz ve uzun zamandan sonra ilk defa sıcak suda yıkanmanın keyfine burada varıyoruz. Buraya gelirken inişe geçtiğimiz son rampa ve hafif çiseleyen yağmur bizi o kadar çok üşütmüştü ki, şehre gelip bisikletten indiğimde titrediğimi hissetmiştim. Sanırım yarınki uzun inişte yanımıza uzun kollu koruyucu bir şeyler almamız gerekecek. Soğuk bizi 500-600m rakıma kadar etkileyecek gibi görünüyor.

 

Burası özellikle trekking yapmak, çay tarlalarını ve çiçek bahçelerini gezmek, dalından çilek toplamak gibi etkinlikler için ideal bir yer. Fakat buraya bisikletle gelirseniz bacaklarınızı dinlendirmek, bol bol yemek yemek ve az yürümek haricinde başka bir şey düşünmezsiniz. Ayrıca bir dağın tepesinde olmamıza rağmen bu kasaba size bir dağda olduğunuzu hissettirmiyor. Sadece etraftaki bulutlara baktığınızda onların ne kadar alçakta olduklarını ve tepenizi örtecek kadar yükselemediklerini, bu yüzden de tam tepenizde gökyüzünün aydınlık -ya da geceleri yıldızlı olduğunu, sadece etrafınızı sarmış bulutların neredeyse sizle aynı yükseklikte etrafınızı kuşatmaya çalıştıklarını ve tepesini aşamadıkları dağların etrafında dolandıklarını görüyorsunuz. Buradaki sorun şehirlerin her zaman bir yolun kenarında oluşması. Bir yol dümdüz gider ve yolun iki tarafına binalar dikilir ve bütün şehir bundan ibaret. Böyle bir oluşumda, doğal çevrenin şekline uyulmadığından bir manzara oluşmaz. Bizdeki köylerde evler düz bir arazide değillerse eğer ya bir dağ yamacına ya da benzer bir doğal oluşuma göre şekillenir ve yapılar birbirlerinin manzarasını kesmeyecek, nefes almasını engellemeyecek şekilde konumlanır. Bu şekildeki bir yapılaşmada doğa daha çok ön plana çıkar ve eğer yokuş kaldırımlarda yürümekten şikayetçi olmazsanız köylerde gezerken biraz yukarılarda mutlaka çok güzel bir manzara ile karşılaşır ya da karşı tepeden köydeki bütün yapıları, sokakları teker teker seçersiniz. İşte bulunduğumuz noktada ne yazık ki böyle bir imkan yok. Sıkıcı bir yapılaşma ve yolun iki tarafındaki yapılar burayı bir kale kadar içe kapalı bir yerleşim haline getirmiş. Bu yüzden de sanırım ikimiz de tek bir fotoğraf bile çekmeden buradan ayrılacağız.

 

Yarın yeni aşılmış bir yoldan doğuya doğru devam edeceğiz. Söylediklerine göre yolda yön bulma konusunda bir sıkıntı yaşamayacakmışız. Bunu ancak yarın öğreneceğiz. Fakat bu kadar yüksekten yavaş yavaş aşağılara süzülürken sık sık durup fotoğraf çekmekten hiç sıkılmayacağımıza eminim.

 

Bir dahaki internet bulunan kente ulaşana kadar hoşça kalın.

Evrim.

Cameron Highlands.

 

Buradaki dil ile ilgili bir iki komik sözcük.

Sup: çorba.

Ais Krim: Dondurma.

 

 

 

Malezya, Alor Star,Yan, Sungai Pethani, George Town – 19.10.2011

 

Hat Yai, Pdang Besar – 19.10.2011

 

Trang – Phattalung – 12.10.2011

 

Thai Mueang-Phuket-Krabi – 09.10.2011

 

Ranong, Ufak Bir Ara – 03.10.2011

 

Map Amarit, Cumphon, Kra Buri, Ranong – 02.10.2011

 

Petchburi- Hua Hin- Prachuap Khiri Khan – 27.09.2011

 

Kanchanaburi-Chom Bung Arası Bisiket Yolculuğumuz – 23.09.2011

 

Bangkok ve Kanchanaburi – 22.09.2011

 

Tayland’dan Selamlar – 19.09.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın