Olumsuz Bir Olayı Olumluya Çevirmek(2012 Bisiklet Film Festivali)

20/09/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

New York’ta bir adama bisiklet sürerken otobüs çarpar. Bu adam yaşadığı olumsuz deneyimi olumlu hale çevirmekte ısrarlıdır ve 2001 yılında festival başlar.

 

Brendt Barbur’un kurucusu olduğu, 11 yılda dünyanın 25 farklı şehrindeki bisiklet/sanat tutkunlarına ulaşan Bisiklet Film Festivali (BFF) 13-16 Eylül 2012 tarihlerinde İstanbul’daydı.

 

Bisiklet gezileri ve yarışları dışında İstanbul’da bisikletle ilgili sanatsal bir etkinlik görebilmek ayrıcalık. (Bisikleti sergilerine koyan Koç Müzesi ve Adalar Müzesi’ne, Dağ Filmleri Festivali’ne de buradan selamlarımızı gönderelim). BFF’nin nihayet İstanbul’a geldiğini duyunca programa bakmak için www.bicyclefilmfestival.com adresine girdim. Program dışında ilgili sayfanın sağ tarafındaki “Gönüllü olmak ister misin?” bağlantısını görünce ben de bisikletle ilgili nadir etkinliklerden birine elimden geldiğince destek olmalıyım diye düşünerek başvurdum.

 

13 Eylül akşamı 311artworks’teki  açılış sergisi ile karşıladı BFF İstanbul katılımcılarını. Sanatçıların objektiflerine kaderine terkedilmiş velodromdan, günbatımında şehrin ışıklarına yakalanmış ya da siyah beyaz göl ile bütünleşmiş bir bisiklete kadar farklı anlar takılmıştı. 

 

 

Gala gecesi ve katılımcıların ilk filmlerle buluşması ise İstanbul’daki Hollanda Başkonsolosluğu’nun desteğiyle konsolosluktaki şapelde gerçekleştirildi. 1857 yılından beri İstanbul’un en eski Protestan kilisesi olan şapeli dolduran seyirciler, aynı zamanda sokağı da bisiklet parkı haline getirmişlerdi. Brendt Barbur açılış konuşmasında New York’ta da 10 sene önce bisiklet kullanmanın çok zor olduğunu belirterek büyük şehirlerde bisiklet kullanmaya çalışanlara ümit verdi. Kendi deyimiyle ” Bikes rock ”  diyerek festivali başlattı. İstanbul New York’u ağırlıyor başlığıyla tümü BFF için çekilmiş 8 filmi alkışlar ve kahkahalar arasında izledik. Filmlerle kaynaşan grup olarak kendimizi ve bisikletlerimizi Tünel Meydanı’ndaki partiye attık. BMX gösterisi, Türkiye’de üretilen Hollandalıların kargo bisikletiyle turlamalarıyla gece devam etti.

 

 

 

BFF’de sadece filmler yoktu. “BFF Talks” başlığı altında söyleşiler de yapıldı. Söyleşilerden ilki Goethe-Institut İstanbul’da bisiklet yolları üzerine oldu. Konu başlığı bisiklet yolları idi, ama içerik daha derindi. Aydın Akkuş’un moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiden sizler için birkaç cümle:

 

Aydan Çelik (Çizer – Yazar): Türkiye’de bisiklet algısı neden zayıf? Bisiklet ülkemize çok önceden gelmiş olmasına(*) rağmen neden halk arasındaki bisiklet algısı zayıf? Bisiklet; edebiyatıyla, sürüşüyle bir bütün olması gerekirken neden hayattan kopmuş?

 

 

Murat Suyabatmaz (Bisikletliler Derneği Başkanı): Türkiye’de bisiklet çocuk oyuncağından ulaşım aracına kadar çok farklı şekillerde kullanılıyor. Bu yaygınlaştırılmalı.

 

Hugo van der Steenhoven (Fietsersbond Yöneticisi): Hollanda bisiklet cenneti olarak bilinir; ama 30 yıl kadar önce böyle değildi.(**) Motorlu araç sayısının artmasıyla, kaza ve ölüm sayısı artmış ve halk buna karşı gösterilerler düzenlemiş. Artık çocuklar 4 yaşına geldiklerinde bisiklet kullanmayı öğreniyorlar, 11 yaşında okulda bisiklet sınavına giriyorlar. Hala altyapının daha iyi olması için çalışıyoruz.

 

 

Dr. Kevser Üstündağ (Organik ulaşım aktivisti): Herkesin eşit ulaşım hakkı olmalı. Dengeli ve saygılı bir şekilde şehri paylaşmalıyız. Yayayı merkeze alarak, yayaya yatırım yaparak şehri planlamalıyız(***)

 

 

 

Gösterimin başında Brendt Barbur katılanlara hoşgeldiniz diyerek BFF’yi anlattı. 11 yıl önce kızkardeşi ile afişleri elden dağıttıklarını ve şimdi dünyanın diğer ucunda bizlerle olmaktan duyduğu heyecanı anlattı. Bir ritüel haline gelen “Bikes rock” ile söyleşiden notlar aklımızda filmleri izlemeye koyulduk. Bugün 3 program vardı: “ Bisiklet ve Kaykay ”, “ Dünyadan ” ve “ Line of sight ”.    

 

 

3 seans sonunda aklımızda neler kaldı… Tek vitesli bisikletleriyle sokaklarda saniye içinde gözden kaybolanlar, müzik keyiflerini bisiklet sürerken de sürdümek isteyenler, erkek egemen bmx dünyasındaki kadın bisikletliler, bisiklet yolculuğuna çıkan kaykaycılar ve dahası. Hangi amaçla kullanırsanız kullanın altyapı (hem fiziksel hem düşünsel) gerektiren bir kavram. Bu kavram karmaşası bizi fazlasıyla yormuştu ve festivalin en küçük katılımcısı çoktan uykuya dalmıştı.

 

 

Yorgunluğumuzu garajistanbul’daki partide atmak ve ertesi günkü bisiklet gezisine hazırlanmak üzere Cine Majestic’ten ayrıldık.

 

Festivalin son günü olan 16 Eylül Pazar sabahı İstanbul’un farklı noktalarından gelerek Boğaz ve deniz hattı üzerinde farklı noktalarda toplanan bisikletliler ile beraber Maltepe’de bizi Büyükada’ya götürecek olan gemiye bindik. Bisiklet şenliği böyle birşey olsa gerek; annesinin bisikletinin arkasındaki bebek koltuğunda olanlar, katlanabilir bisikletliler, tur bisikletleri, dağ bisikletleri, yol bisikletleri, şehir bisikletleri, her renkten her boydan.

 

 

 

Büyükada’ya varınca halk plajına doğru ilerledik. Plajdaki söyleşi ve gösterimle ne yazık ki BFF İstanbul bu sene sona erecekti.

 

Söyleşinin konusu uzun yol hikayeleri idi. Farklı şekillerde yola çıkan gezginler yolculuk anılarını paylaştılar bizimle:

7 senelik dünya seyahatine 2 hafta önce Ankara’dan başlayıp BFF İstanbul’da kısa bir mola veren Gürkan Genç, bisikletle heryere gidilir dedi.

Yıllar önce 2 kişi başlayıp oğullarının da aralarına katılmasıyla beraber 3 kişi olarak yollarına ara vermeden devam eden Sarıhan Ailesi.

Uzun yol hikayesi yerine engelli çocuklarla bisikletin başka bir kullanım şeklini bize gösterdi Samet Aksuoğlu.

Dünyanın farklı yerlerinde pedalladıktan sonra bunu artık işi haline getirmiş gezgin Fabio Croce.

Bisiklet özgürlüktür, karşı çıkmaktır, doğadan taraf olmaktır diyen Ebru Yaşar.

 

 

Açıkhavada film izlemenin tadını çıkaracağımız “Bisiklet hikayeleri” başlıklı son gösterimi izliyorduk ki, yağmur bastırdı ve biz de kendi bisiklet hikayemize BFF İstanbul’u da ekleyerek önce gemiye ve sonra da evlerimize doğru pedalladık.

 

Pedallamanın doğasında var, sadece bacaklar/vücut pedallamaz, beyin de pedallar. Brendt Barbur bu mekanik enerjiyi düşünsel enerjiye çevirmiş ve bizlere bisiketin hayatın tam içinde olduğunu, bisikletin bir yaşam biçimi olduğunu anlatmaya çalışıyor 11 senedir. Tabii ki 11 senedir kendisine destek olanlarla beraber. İstanbul da artık orada, bisikletin engellenemediği şehirler arasında.

 

 

* Türkiye’deki bisiklet: Ahmet Tevfik Bey ve arkadaşının 1897 yılında  Bursa vilayetinde yaptıkları gezi “Velosipet ile bir Cevelan” adlı kitapta derlendi. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız

 

** Hollandalılar bisiklet yollarına nasıl kavuştular [View:http://www.youtube.com/watch?v=XuBdf9jYj7o:550:0]

 

** Ekümenopolis: Bir İstanbul Hikayesi [View:http://www.youtube.com/watch?v=LihJZCH4jzQ&feature=related:550:0]

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın