Olimpiyatlarda Türk Bisikleti

16/11/2011  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

 

Bisiklet sporunun Olimpik düzeydeki köklü tarihinde Türkiye’nin yeri hiç de yabana atılır olmamıştır. Ancak katılımlarımızın köklü tarihi karşısında basın ve kaydi verilerden uzak kalınmış bilgiler tozlu raflara terk edilmiş, bisiklet severlerin onurunu ve tarihi zenginliği karşısındaki gururu sanki bilinçli olarak bastırılmış. Futbolun temel spor görüldüğü gelişmekte olan ülkelerin spor kültürüne karşın gelişmiş ülkelerin zengin spor branşları gelişmekte olan ülkelerin futbolu bir türlü sevemeyen kesiminin imrenen takipleri ile sınırlı kalmakta. Bazen futbolun tek spor bilinmesi için bu derece bastırılmışlığın, tek sporun hakimiyeti olarak stratejik, bilinçli bir çalışma mı yapıldı? diye düşünüyorum. Gelişmekte olan ülkelerin genel durumu tek spor dalı futbolun hakimiyeti, diğer sporların köklü tarihinin bastırılıp gözlerden uzak tutulmasıyla da başarıya ulaşmış görünüyor.

 

Öte yandan, ilk olarak Olimpiyatlara bisiklet branşı ile katıldığımız 1924 Paris Olimpiyatlarında ülkemizi temsil eden isimleri kaçımız biliyoruz? diye merak ediyorum. Neden bilemedik, öğrenemedik, okuyamadık bu isimleri, maceralarını ve neden antrenman kayıtları, Olimpiyat tecrübeleri kitaplaştırılıp biz ki onların yeni nesili olarak bu kadar ihtiyaç duyarken bu kaynaklar bize ulaşmadı. Bisiklet sporundaki varlığımızı 1924 Paris Olimpiyatlarından itibaren gösteren Türkiye Cumhuriyetinin gerek uzak tarih, gerekse yakın tarihindeki hataları sebebiyle başarı amaçlı olmayan katılımlarını inceleyelim. Akabinde “şu an” ki ülke stratejimizi de değerlendirmekte fayda var. Olimpiyatlarda Türk Bisikleti için yakın gelecek ve uzak gelecek hedeflerimizi, nasıl ses getirilebileceğini ve stratejimizin neler olabileceği konusunda beyin fırtınası yapmakta, kısacası kasıtlı yada kasıtsız tozlu raflara gömülen köklü tarihimize sahip çıkalım ve ileriye taşıyalım.

 

 

Olimpiyatlarda Türk Bisikleti:

 

1924 Paris Olimpiyatları: Cavit Cav, Raif Bey ve Fahri Canbaz olmak üzere 3 sporcu ile Türkiye ilk kez Bisiklet Sporunda Olimpiyatlara katılımını yaptı. Türkiye Bisikletinin ilk Olimpiyat macerası; Bisikletler standartlara uymadığı ve standartlara uygun bisiklet bulunamadığı için sporcuların start alamamasıyla sona erdi.

Ancak burada alınan dersler, Olimpiyat madalyasından bile değerliydi. Dünya standartları görülmüş, bisikletin nasıl ilerletilmesi ve hedefin ne olduğuna dair masaya oturulmuş.

 

1928 Amsterdam Olimpiyatları: Türkiye Olimpiyatlar için Amsterdam’a 4 sporcu göndermiştir. Cavit Cav, Galip Cav, Yunus Nüzhet Unat, Tacettin Öztürkmen ile katıldık. Takımın en genç sporcusu ise Tacettin Öztürk 14 yaş 276 günlük kaydı ile Amsterdan Olimpiyatlarının da en genç katılımcısıydı. 4 kişilik Türk Takımı Bayrak Mukavamet Takım Yarışı-(Takım takip)na katıldı. Kendi serilerini ikinci olarak tamamlamayı başardılar. Altın madalya’yı İtalya takımı aldı. Türkiye 9.sırada (Şili, Litvanya, İsviçre ile aynı zamanı elde ettiler.) Sıralamada İsviçre’nin önünde tamamladı. İtalya Takımının yaş bilgilerini (19-21-24-26) belirtmekte fayda var. Diğer bir konu ise Türkiye’nin İsviçre önünde tamamlamış olması. İsviçre’nin bu tecrübeden sonra ileriye dönük stratejisini korumayı ve gelişimini arttırmış olduğunu günümüz bisiklet verilerine göre söylemek mümkün.

 

Galip Cav: Takım takip haricinde 1.000 metre Zamana Karşı’da da yarışmış 16.sırada tamamlamış. (Altın Madalya’nın 8,2 saniye gerisinde)

Cavit Cav: Men’s Sprint- Sprint yarışında serisinde 3.lüğü almış olsa da 18 kişilik sıralamada 17.sırada tamamlamış.

 

Bu başarıları yazarken, yazıyı sporcularımızın resimleri ile desteklemek isterdim. Ancak ya gömüldüğü tozlu raflar arasında kaybolmuş, ya da bizler için oluşturalacak bir arşiv düşünülmemiş. Sporcularımızın resimlerini bulamadım. Elinde olan var ise ekleyebilirim.

 

1936 Berlin Olimpiyatları: Türkiye’den 6 sporcu katıldı. Orhan Suda, Tacettin Öztürkmen, Kazım Bingen, Kirkor Canbazyan, Eyüp Yılmaz, Talat Tunçalp ile katılım yaptığımız Berlin Olimpiyatları kayıtlarına göre; 17 yaşındaki Talat Tunçalp 2.33.06.6’lık derecesi ile 100 kilometrelik yol yarışında 8. oldu.

 

1948 Londra Olimpiyatları: Yaz olimpiyatlarına Türkiyeden 6 branşta 57 sporcu katıldı. Bireysel Yol Bisikleti Yarışı kategorisine katılan 4 sporcumuz ; Ali ÇetinerMustafa OsmanlıOrhan SudaTalat Tunçalp yarışı tamamlayamamışlardır.

 


1972 Münih Olimpiyatları: 26 Ağustos-10 Eylül 1972’de Münih’te yapılan Olimpiyat mücadelesine Türkiye 6 sporcu ile katıldı. Mevlüt Bora, Ali Hüryılmaz, Rıfat Çalışkan, Haluk Günözgen, Erol Küçükbakırcı, Seyyit Kırmızı’nın ülkemizi temsil ettiği Münih Olimyatlarında 100 kilometrelik Takım Zamana Karşı yarışında (Ali Hüryılmaz, Mevlüt Bora, Erol Küçük bakırcı, Seyyit Kırmızı yer aldı) 36 ekipten 2saat19 dakika 56,6’lık zamanlama ile Türk takımı 24.oldu.

Ali Hüryılmaz: 200 kilometrelik yol yarışında 163 sporcudan 73. olarak tamamladı. Mevlüt Bora aynı yarışta 110., Rıfat Çalışkan 111., Haluk Günözgen ise 112. olarak tamamladı.

 

1976 Montreal Olimpiyatları: 4 kişilik Türk kafilesinden sadece Erol Küçükbakırcı Olimpiyatlara katıldı. 1000 metre Zamana karşı’da 31 kişiden 23.olarak tamamladı. 1.12.697’lik derecesi ile Altın madalyanın sadece 6.770 saniye gerisindeydi. Ve henüz 24 yaşındaydı. Erol Küçükbakırcı 4000 metre Bireysel Takip branşında da yarışarak 5.11.84’lük derecesi ile 27 sporcudan 23.sırada tamamladı.

 

Montreal Olimpiyatlarından sonra Türkiyede Bisiklet duraklama dönemine girmiştir. En son 1975 yılına kadar gazetelerde boy boy çıkan bisiklet sporcuları yerini ancak Türkiye Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turunda zar zor ayrılan bölümlerde yer bulabilir olmuştur. Olimpiyatlar bir hayal kadar uzak, gazete sayfaları bisiklet sporcusuna hasret, basının halk üzerindeki etkileri ise bu bağlamda azalarak yok olma seviyesine gelmiştir. Türkiye’de duraklama dönemi yaklaşık olarak 27 yıl kadar sürdü.

 

2005 yılında Türkiye Bisiklet Federasyonu Basşkanı Emin Müftüoğlu göreve başladığında karşısında tozlu raflara bırakılan bir spor ve bisiklet severlerin bisiklette milli duygulara, milli gurura duyulan özlem vardı. Bisikletin rönesansı da bu yıllarda yavaş yavaş hayata geçmeye başladı.

 

2008 Beijing Olimpiyatları: 32 senelik duraklama döneminde Olimpiyatlara Bisiklet branşında katılmayan Türkiye, Beijing Olimpiyatlarına Bilal Akgül ile Dağ Bisikleti branşında katıldı. Bilal Akgül, 50 sporcunun katıldığı Dağ bisikleti Cross Country’de 2 tur fark ile 35.sırada tamamladı.

 

2012 Londra Olimpiyatları: Olimpiyat seçme kriterlernin başladığı 15 Ekim 2010 tarihinden itibaren zamanı iyi değerlendiren Emin Müftüoğlu başkanlığındaki Türkiye Bisiklet Federasyonu, Türkiye’nin 3 sporcu ile Londra Olimpiyatlarına katılım hakkı sağlamayı hedefledi. Türkiye Bisiklet Federasyonunun bu konudaki çabaları ve çalışmalarını gördükten sonra ve bisikletin gelişimini durdurup duraklama dönemine geçirten sebepleri merak ettim. 36 yıldır Olimpiyatlarda start almayan Türkiye için neler yapıldığını, nasıl gazete manşetlerindeki yerini kaybettiğini merak etmemek elde değil. 36 yıllık duraklama dönemine çağ atlatan şu anki yönetim için bir türlü memnun olmayan bir kesimin olduğunu biliyorum. Maalesef ki biraz ağıra kaçan eleştirilerde, dava açılsa kazanılacak boyutta olan eleştiriyi geçen hafta içinde okuduğumda iç hesaplaşmamdaki yargı mahkemin vermiş olduğu karar ile hem Olimpiyatlardaki Türk Bisikleti tarihine değinmek, hem de şu anki Türk Bisikleti konumunu sizlerle paylaşmak istedim.

 

Bisikleti duraklama dönemine sokan en büyük etkenlerden birisi de çıkar çatışması olmuş. Erol Küçükbakırcı’nın “Beni bir türlü geçemediler ama ben
sürekli olarak spor yaptım. Bu arada şunu çok iyi görüyordum ki,
başarılı oldukça  yalnız kalıyordum… Herkesin gözü bende idi, benim
sporu bırakmamı bekliyorlardı.” en son Olimpiyatlara katılan sporcumuzun bu yorumu aslında çoğu şeyi açıklıyor. İsim vermeksizin değinmek istediğim bir nokta; sayısız kişi ile görüşmüşlüğümün de ortak noktası oldu. Birşeyler yapan, ilerleten herkes bu konuda işine gelmeyenler tarafından karalanmaya çalışılıyor. Oysa gelişmeler, bisikletin duraklama dönemi ve şu anı (Rönesans) olarak nitelendirdiğim bölümde yaşanan ilerlemeler ve emek verenlerin çabaları da gözler önünde.

 

Bazen şüpheleniyorum… İlerlemeyi beğenmeyenler, eleştirip karalama yapanlar acaba başka bir spor dalının casusları mı? Uyanan Türk Bisikletinin uyanmaması, susturulması, tozlu raflara gömülmesi için çalışanlar mı? Yoksa bisikleti gerçekten sevip içinde olanlar mı? İçinde olup engellemek isteyenlere ise sormadan edemiyorum? Peki Türk Bisikleti için sen ne yaptın ?

 

Bilirsiniz… Bisiklet Federasyonu adına çalışmıyorum. Gazete tekliflerine ise kapım kapalı. Kimseden bir çıkarım yok ve ihtiyacım da yok. Bunları peşinen belirtmekte fayda olduğunu hissediyorum/biliyorum.

 

2012 Londra Olimpiyatlarına katılacak sporcularımızın isimleri henüz belli değil. İsimler belirlendiğinde sizlerle paylaşacağız. Umuyorum ki gelecekte ulaşılmak üzere tarihi anlam taşıyacak olan Olimpiyatlardan sporcularımız ve antrenörler, Olimpiyat atmosferinden kesitler olmak üzere güzel bir arşiv yapılır. Ülkemizi temsil edecek sporcularımız ve antrenörlerimizin arşivini tutabiliriz. Kim bilir belki de, Türk bisikleti için, ülkemiz için sayısız kilometreleri deviren ve Olimpiyatlarda yarışacak sporcularımız belki bu atmosferi ilk ağızdan kaleme alarak şu anın eksikliği Bisiklet sporu arşivine katkı yaparlar. İşte o zaman biz geliyoruz diyebiliriz. Başardık diyebiliriz. Bazı değerler Olimpiyat madalyasından da değerli olabiliyor. Çünkü bu resimsiz yazıda görüldüğü gibi katılınan Olimpiyatlarda madalyayı değil Sporcularımızın bir resmine bile özlem duyuyoruz.Bu anlamda Tarihi incelemek, tekerrüründe aynı hataları yapmamak adına bir çok sonuca varılabilir.

 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın