Lüleburgaz-Enez Turu, 3. Gün

22/03/2010  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar


Kavakköy – Adilhan – Sazlıdere – Gökçetepe – Mecidiye – Erikli rotası

3 Ekim 2008, CumaŞeker Bayramı’nın üçüncü günü… Bu gezimizde de 2008 yılında Rahman Karataş’la birlikte gerçekleştirdiğimiz Lüleburgaz’dan başlayıp, Muratlı – Tekirdağ – Naip Köyü – Yeniköy – Uçmakdere – Gaziköy – Mürefte – Şarköy – Kavakköy ve Saros Körfezi’ni takiben Enez’de sonlandırdığımız 4 günlük gezimizin Kavakköy – Adilhan – Sazlıdere – Gökçetepe – İbrice Limanı – Mecidiye – Erikli bölümünü sizlere aktarmaya çalışacağım…

Turumuzun ilk iki bölümünü yazmış, Kavakköy’den sonraki bölümünü yazmak bir türlü kısmet olmamıştı…

Turumuzun bir önceki bölümünde Yeniköy-Uçmakdere-Şarköy izlenimlerimizi yazmış, geçtiğimiz yıl bisikletiyle 1900 km yol katederek  Sinop’a kadar giden, değişik bir güzergahtan tekrar Şarköy’e dönen İbrahim Yurtseven ile görüştüğümüzü yazmıştım… İbrahim Bey, Saros Körfezi boyunca bize rota konusunda bilgi vermiş, o akşam da Kavakköy’de konaklamamız için bize tavsiyelerde bulunmuştu… İbrahim Bey’e buradan bir kez daha teşekkür ediyorum…

O akşam Kavakköy Belediyesi’nin bahçesine çadır kurmuş, aniden bastıran yağmurla çadırları Belediye binasında bir odaya taşımıştık… Bu arada bize her konuda yardımcı olan Belediye’den Mecit Çardak’a da buradan teşekkürlerimizi gönderiyoruz…

Evet öykümüze kaldığımız yerden devam ediyoruz… Kavaklı Belediyesi önü… Saat 09:20… Geç yatıp, geç kalkmaya alışkın olan ben, sabah sabah yola çıkmaya hazırlanırken, Rahman da beni bu uykulu halimle fotoğraflamayı ihmal etmemiş… Saat tam 10:00’da yola koyuluyoruz…

Gece boyunca yağmur yağdığı için, sabah sabah hava biraz serin… Bu arada hafif hafif yağmur çiselemeye başlıyor… Büyük bir ihtimalle yola yağmurla devam edeceğiz gibi görünüyor… Kavakköy’den hemen çıkışta, ana yola çıkmak için çukurlarla dolu bu yolda yavaş yavaş ilerlerken, bugünkü yolculuğumuza yeni yeni konsantre olmaya çalışıyorum…

Sabah serinliğinde bir süre daha ilerledikten sonra, anayola çıkıyoruz… Bu yol Çanakkale-Keşan-Tekirdağ-İstanbul yolu… Hava sürekli değişkenlik gösteriyor ve tekrar güneş açıyor, dolayısıyla hafif hafif ahmak ıslatan şeklinde yağan yağmur da duruyor… İleride sisler içinde Koru Dağı görünüyor…

Tabeladaki Evreşe yazısını okuyunca, Evreşe yolları dar, bana bakma benim yarim var türküsü hatırımıza geliyor… Keşke zaman olsa Evreşe’yi de görebilseydik… Bu arada bir benzinciye giriyoruz, su, bisküvi, çikolata gibi ihtiyaçlarımızı gideriyoruz…

Yol Koru Dağı’na tırmanmaya başlarken, biz ana yoldan ayrılarak Adilhan Köyü yönüne dönüyoruz… Bu yol bizi Saros Körfezi boyunca sahili takip ederek Erikli üzerinden Enez’e götürecek…

15. km’de Adilhan Köyü’nde çok kısa çay ve maden suyu molası veriyoruz… Bu bugünkü ikinci molamız ve buraya kadar 15,34 km pedal basmışız… Saat 11:45…

Saros Körfezi’ne paralel harika bir yolda Sazlıdere köyüne doğru seyahatimize devam ediyoruz…

Bir süre daha pedal bastıktan sonra, yol içerilere orman içine dönüyor ve toprak yola dönüşüyor…

Yol o kadar güzel ki, çam kokuları eşliğinde seyahat ederken sık sık durarak bu güzellikleri fotoğraflamak istiyoruz…

Bu arada Rahman, bir bahçeye misafir oluyor…

Bize ilaç gibi gelen bu meyvelerin göz hakkı olarak kabul ediyoruz…

Yol tekrar sahil tarafına dönüyor… Bence burası harika bir parkur… Bu yolu tüm arkadaşlarıma tavsiye ediyorum…

İnşaatı yarım kalmış villa tipi bu evler Saros Körfezi’ne bakıyor… Neredeyse orman içinde olan bu inşaatlara nasıl izin verilmiş bilinmez…

Bir süre sonra yol tekrar asfalta dönüşüyor… Saros Körfezi‘ne paralel giderken zaman zaman kısa inişler ve çıkışlar yapıyoruz…

Çam ağaçlarını yok eden bir zararlı için kurulan ölümcül düzenek… Kastamonu’da Daday’dan Azdavay’a doğru giderken Ballı Dağ mevkiinde de aynısından görmüştük… Böcekleri çeken bir koku salan bu düzeneğin içine giren böcekler bir daha çıkamıyorlar…

Yolda araç bekleyen kadınlar… Fotoğrafların çoğunu Rahman çekti…Yol bir süre daha denize paralel gittikten sonra, tekrar içerilere dönüyor ve yaklaşık 4 km hatırı sayılır bir tırmanış yapıyoruz…

Bu tırmanışın ardında Sazlıdere köyüne ulaşıyoruz… Notlarıma bakıyorum… Kavakköy’den Sazlıdere Köyü’ne kadar 26 km pedal basmışız… Saat 13:10… Defterime 26 km yolun yaklaşık 4.5 km’sinin toprak yol olduğu notunu düşmüşüm… Ama bisikletlerimiz için asla kötü bir yol değildi…

Sazlıdere Köyü insanları, çok misafirperver…Sıcak sohbetler yapıyoruz… Bu yazıları belki de okuyabileceklerini düşünerek buradan kendilerine selam gönderiyorum…

Rahman köyün bakkalından aldığı yaz helvası, zeytin, peynir ve fırından yeni çıkmış sıcak ekmekden oluşan öğle yemeğimizle geri dönüyor…  Tabii yemeğimizin yanında çay da vardı…

Köyde, tırmanışın devam edeceğini söylemişlerdi… Bu tırmanış yaklaşık 4 km sürüyor…

Tırmandığımız tepe Koru Dağı’nın uzantısı… Ana yolda Koru Dağı’na tırmanmadık diye sevinmiştik ama, yine kurtulamadık… Sazlıdereye girerken 4 km, 4 km de köyden sonra, toplam 8 km ciddi bir tırmanış yapmış olduk…

Zirveye ulaştıktan sonra tepenin sırtından bir süre düz giderek Gökçetepe köyüne ulaşıyoruz… Sazlıdere Köyü’nden buraya kadar 7 km pedal basmış olduk… Gökçetepe’den sonra kısa bir tırmanıştan sonra sahile kadar iniş yapıyoruz ve biraz önceki 8 km’lik tırmanışımız boşa gidiyor… Sahilde derme çatma gecekondu türü, bir sürü yazlık evler vardı, ama fotoğraflarını çekmemişiz.

Gökçetepe‘den sonra yol tekrar toprak yola dönüşüyor… Ama orman içinden, denize paralel olarak ilerliyoruz…

Karşı yönden gelen bir motosikletli çift ile selamlaşıyoruz…

Toprak yolda kısa iniş ve çıkışlar yapıyoruz ama yol, gerçekten keyifli…

Trafik yok denecek kadar az… Karşılaştığımız bir kaç arabadan biri…

Çok güzel koylar var… Sanki GPA’ya katılmışız ve Akyaka’dan Gökova Körfezi boyunca ilerliyoruz…

Deniz kirliliğine neden olan balık çiftlikleri ne yazık ki bu koylarda da var…

Bu arada yolun zemini gittikçe bozuluyor…

Rahman Karataş, Lüleburgaz’dan arkadaşım… Yine Lüleburgaz’dan Cahit Turhan ile birlikte üçümüz neredeyse Trakya’da adım atmadık yer bırakmadık… Üçümüz birlikte Doğu Karadeniz yaylalarında 13 günlük bir tur gerçekleştirmiştik… Gerçekten her ikisi de çok iyi bir yol arkadaşı…

Hoplaya zıplaya ilerliyoruz…

Rahman’ın lastikleri 1.35… Ama o daha çok bu yolda 16’lı cant tellerinin kırılmasından endişe ediyor…

Toprak yolda 15 km pedal basmışız… Bu yolun son 4-5 km’sinin zemini gerçekten oldukça kötüydü…

Bir dönemeci döndükten sonra İbrice Limanı ile karşılaşıyoruz… Saat 16:45… 48. Km’deyiz…

İbrice Limanı’nda SCUBA denilen profesyonel sualtı dalışları yapıldığını öğreniyoruz… Tüple yapılan dalışlar dışında, maske-palet ve şnorkel ile de doyumsuz bir sualtı dünyasını izlemenin mümkün olduğu konusunda bilgi sahibi oluyoruz… İnternette İbrice Limanı ile ilgili pekçok sualtı fotoğrafı görebilirsiniz…

Kısa bir mola veriyoruz… Burada bir cafe, bir de balık restoranı var… Etraftaki pek çok araç Erikli-Mecidiye yönünden gelmiş olmalı… Fazla oyalanmadan Mecidiye Köyü’ne doğru pedal basmaya başlıyoruz…

İbrice Limanı‘ndan 2 km’lik bir tırmanışla ayrılıyoruz…

53. Km’de Mecidiye Köyü’ne ulaşıyoruz… Saat 17:14 ve akşam oluyor… Erikli’de kamp kuracağız… Erikli’ye 10-15 km olduğunu öğreniyoruz… Bu arada Şarköy’deki İbrahim Bey’i arıyoruz… Erikli’de kamp yapabileceğimiz yerler konusunda bizi bilgilendiriyor… Günün son etabını bitirmek için tekrar harekete geçiyoruz…

İki Erikli var… Biri sahilde yazlık evlerden oluşuyor, diğeri de sahilden 3-4 km daha tepede Erikli köyü… Sahilde her taraf yazlık ve sitelerle dolu… Sahil yerleşiminin hemen arkasında yer alan ve denizle hızlı bir akıntı ile bağlantısı olan bir de göl var… Erikli Tuz Gölü birçok kuşa ev sahipliği yapıyormuş…

Sahilde pekçok yazlık ev ve site var… Ama bazıları gerçekten gecekondu türünden derme çatma evler… Teneke mahalle diye tabir edilen bir deyim vardır ya, aynen öyle… Sayıları da oldukça fazla… Bu ev dikkatimizi çektiği için fotoğrafını çekmişiz… Burasının yaz aylarında çok kalabalık olduğunu ve İstanbul’dan sürekli olarak şehirlerarası otobüs seferleri olduğunu öğreniyorum… Böyle bir yerin varlığından hiç haberim yoktu…

Bu arada hava yağmur bulutları yüzünden, iyice karardı… Biz hala kamp yapacağımız bir yere karar veremedik… Çoğu kapalı olan yazlık evlerin bahçelerinden birkaçını gözümüze kestirdik ama, kuvvetli bir yağmur geleceğini düşündüğümüz için, mevsim dolayısıyla terk edilmiş bir kent görünümündeki bu yerden Erikli Köyü’ne gitmeye karar verdik… Hiç olmazsa orada insanlar olacaktı…

Sahil kentini arkamızda bırakarak köye doğru 3-3,5 km’lik bir tırmanış yapıyoruz… Köy kahvesine kapağı attığımızda, iri iri yağmur taneleri düşmeye başlamıştı bile… Saat 18:30 olmasına rağmen, hava oldukça kararmıştı…

Rahman’la yukarıdaki manzaraya karşı düzenlenmiş, yazın çay bahçesi olarak kullanıldığını tahmin ettiğimiz çardak altlarını beğeniyoruz ama, şiddetli yağmurda çadırın akan yağmur sularının ortasında kalacağı aklımıza geliyor… Sonunda iki katlı köy kahvesinin geniş balkonunun altına, ortalığı biraz düzenleyerek çadırları kuruyoruz… Zemin beton olmasına rağmen, burası bizi yağmurdan ve yağmur sularından koruyacaktı…

Bu arada gökgürültüsü ve şimşekler eşliğinde sağnak şeklinde çok şiddetli bir yağmur başlıyor… Yağmur gece boyunca devam ediyor… Ardı ardına gök gürültüsüyle çakan şimşekler, ortalığı gündüz gibi yapıyor ve yukarıdaki manzarayı aydınlatan harika görüntüler ortaya çıkıyor… Yukarıdaki fotoğrafta yazlık Erikli, Tuz Gölü ve Saros Körfezi görülüyor…

Köy kahvesine yerleşiyoruz… Köyde yemek yiyecek lokanta gibi bir yer yok… Rahman’la bakkala gidiyoruz, barbunya pilaki, yaprak sarması gibi konserve yiyecekler alıyoruz…

Kahvenin sürgülü kapısındaki uyarı…

Yemeklerimizi köyün kahvesinde yiyoruz… Bu arada köyde bir misafirhane olduğunu öğreniyoruz… Köy muhtarı bize bu odayı gösteriyor ama, çok havasız ve toz toprak içindeki bu odada yatmaktansa çadırlarımızı tercih ediyoruz… Ama sünger yatakları almayı kesinlikle ihmal etmiyoruz… Bu yatakları dışarıdan çadırların altına sürerek beton zeminden kurtuluyoruz…

Erikli Köyü’nde sabah… Gece boyunca yağan yağmurdan sonra sabah güneşli ama, serin bir havada uyanıyoruz… Sünger yataklarla harika bir uyku çekiyoruz… Evet turmuzun üçüncü günündeki izlenimlerimiz bu kadar… Daha önce de yazdığım gibi bu parkuru tüm bisikletsever arkadaşlarıma tavsiye ediyorum…

Tekirdağ‘dan başlayan Naip Köy-Yeniköy-Uçmakdere-Şarköy-Kavakköy-Adilhan ve Saros Körfezi boyunca Erikli’ye uzanan Erikli’den sonra Enez güzergahı gerçekten harika bir parkur… Bence gidin görün, bu keyfi yaşayın… Enez’den sonra Edirne’ye pedal basarak turu daha da uzatabilirsiniz…

Lüleburgaz-Tekirdağ-Uçmakdere-Şarköy-Enez Turu…
3. Gün: 3 Ekim 2008 Kavakköy – Adilhan – Sazlıdere – Gökçetepe – Mecidiye – Erikli

Kavakköy’den çıkış: 10:00
Erikli Köy’e varış: 18:15
Yapılan km: 65,54 km
Bisiklet üzerinde geçen süre: 4:54:04
Ortalama Hız: 13,55
Yapılan en yüksek hız: 51,8

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın