Laos, Pongsavan, Luang Prabang – Evrim ve Elif Yiğit Tur Günlükleri, 26 Şubat 2012

21/05/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

 

 

Nong Khiew’de kaldığımız 2 günde
önümüzdeki günlerde gideceğimiz yol hakkında bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz.
Fakat buradaki yerli halktan net bir bilgi almak mümkün değil. Haritamızda
160km ileride bir kent görünüyor ve burada otel bulabileceğimizi söylüyorlar.
Fakat bu dağlık coğrafyada yüklü bisikletler ile 160km mesafeyi bir günde
yapmak neredeyse imkansız. Hem biz bu bölgeyi keyfini çıkararak yavaş yavaş
gezmek ve yaklaşık 2 hafta daha kalacağımız Laos’ta büyük şehirlerden uzak
kalıp daha az turistin bulunduğu yerler görmek amacındayız. Sabahın erken
saatlerinde bisikletlerimizi hazırlıyoruz ve bütün kahvaltılarımızı yaptığımız
lokantada karnımızı iyice doyuruyoruz. Yolculuğumuz belki ilk 10km düz yolda
geçiyor ve hemen ardından tırmanışlar başlıyor. Bu yol aslında bir nehri takip
ediyor fakat bu bölgenin dağlık yapısı çok çetin. Bu yüzden de yol nehirle çok
ender zamanlarda buluşabiliyor. Genelde köylerin bir çoğu yol ile nehrin
buluştuğu noktada ve 300-400m rakımda.
Bazı dağ köyleri ise 1000-1500m
rakımdalar ve dağın tam tepesindeler. Bu dağlık coğrafya yüzünden de yol şu
şekilde devam edebiliyor; İlk önce nehir kenarından başlıyorsunuz, rakım 400m,
sonra yavaş yavaş tırmanmaya başlıyorsunuz, tepede rakım 1500m, sonra tekrar
nehir seviyesine 400m rakıma iniyorsunuz ve hemen ardından tekrar bir dağ
yolunuzu kesiyor ve 1500m rakıma tırmanmanız gerekiyor. Bu yüzden de çok kısa
bir mesafe gidecek olsanız bile çok fazla tırmanış yapmanız gerekiyor.
Önünüzdeki yol her zaman 6-7km aralıksız tırmanacak ve ardından bulunduğunuz
rakıma inecek. Biz ilk gün 50km civarında çok kısa bir mesafe yaptık. Buradaki
ufak bir köyde yol kenarında çok sevimli bir Guest House (GH) gördük hemen
durduk, fakat buraya gelebilmek için en az 5 tırmanış, bir o kadar da iniş
yapmamız gerekti. Bulunduğumuz nokta şimdilik haritanın gülümseyen tarafında. Yani
görünüşe göre henüz dağlar başlamadı. Bundan sonraki günlerde daha uzun
tırmanışların olacağı kesin.

 

Ertesi gün şansımız devam ediyor ve 4-5
saat bisiklet bindikten sonra çok keyifli bir köy daha görüyoruz. Şehrin
sonlarına doğru ancak dikkatli gözlerin görebileceği bir GH var. Henüz vakit
erken ve çok yorgun hissetmiyoruz bu yüzden de bu günü çamaşır günü ilan
ediyoruz. Otelde dağdan gelen suyu biriktirdikleri ufak bir havuz ve içerisinde
yaşayan bir adet japon balığı var. Su devamlı aktığı için temiz. Bu buz gibi su
ile hem duş yapıyoruz, hem de balığa zarar vermemeye dikkat ederek
çamaşırlarımızı yıkıyoruz. Burada tuvaletlerdeki sularda, evlerin önlerindeki
süs havuzlarında yaşayan balıkları görmek mümkün. Özellikle tuvaletlerde
temizlik suyunun biriktirildiği kiremit küpler oluyor, bu küplerin içinde
genellikle bir kaç tane süs balığı bulunur. Fakat Laos’ta gördüğüm en ilginç
balık bir restoranın tuvaletindeydi. Hela taşının yanındaki suda 4-5 tane
bizdeki alabalık benzeri balık vardı. Boyutuna ve çirkinliklerine bakınca süs
için değil yemek için olduklarını anlıyor insan. Sarhoş birkaç müşteri tuvaletini
yaparken mutlaka bir miktar ıskalar ve balığın olduğu yere de yapar diye
düşünüyor insan. Sadece bir bira içmiş ve hiçbir şey yememiş olduğum için
kendimi şanslı hissettim.

 

 


 

İki gün sonra varacağımız kentte 3
bisikletçi ile tanışıyoruz. Bisikletçilerden ikisi Vietnam’dan buraya gelmişler
ve bizim aksi istikametimize devam edecekler. Belçikalı olan ise bizimle aynı
yöne devam edecek. Akşam hep beraber bira içip güzel bir sohbet yapıyoruz.
Ertesi gün için birbirimize bol şans dileyip vedalaşıyoruz. Belçikalı
bisikletçi ile sabah buluşmak için bir plan yapmıyoruz. Nasılsa bir sonraki
şehirde ikimizde bir gece kalmak zorundayız ve büyük ihtimalle yolda
birbirimizle karşılaşacağız. Belçikalı aslında 1 haftalığına bir bisiklet
kiralamış ve eşyalarını bir arkadaşına bıraktıktan sonra ufak bir yolculuk
yapmış. Bu yüzden de hiç eşyası yok, bisikleti çok hafif. Ama SPD pedalları
olmadığından ve genelde yol bisikleti kullandığından bisiklet uzun mesafe için
çok konforsuz.

 

 

 

Ertesi gün saat 10 gibi yola başlamamıza
rağmen bisikletçiyi ilk yokuşlarda yakalıyoruz. Yeni yol arkadaşımız şanssızlık
eseri yanlış yola sapmış ve bunu 5-6 km gittikten sonra fark etmiş. Bütün yolu
geri dönmek zorunda kaldığından da çok acele etmeden daha dikkatli bisiklete
binmeye karar vermiş. İşte bu yüzden de yüklü bisikletlerimize rağmen ikimiz de
Belçikalı bisikletçiyi yakalayabiliyoruz. Yol çok rampalı olduğundan yokuşlarda
herkes istediği tempoda yoluna devam ediyor ve ilk varan tepedeki köylerden
birisinde diğerlerinin gelmesini bekliyor. Bu şekilde yol aldıktan sonra bir
sonraki şehre varıyoruz. Fakat bu şehre varmadan önceki son 5-6km hayatımın en
güzel iniş etaplarından birisi oluyor. Laos’taki yolların güzelliği yolun eğiminin
her zaman sabit olması. Yol eğimi eğer %8-9 gibiyse bu yolun düz kısmında da
virajlı kısmında da sabit oluyor. Yani saatte 45-50 ile giderken virajlarda
aniden yavaşlamanız gerekmiyor ya da eğim değiştiği için bisiklet daha da hız
kazanmıyor. Bu yolda da durum aynen böyle fakat yolun bir tarafı uçurum ve siz
aşağıdaki kenti en tepeden itibaren görmeye başlıyorsunuz. İnişte fren
kullanmak şart oluyor çünkü virajlar çok sık ve bisikleti bir sağa bir sola
yatıracak kadar zaman bile olmayabiliyor. Bu yüzden de çok yüksek hızlara
ulaşmak mümkün değil fakat aşağıya inene kadar yaşayacağınız heyecan müthiş.

 


 

Bundan sonra kalacağımız iki kent
oldukça konforsuz. Hem yiyecek bulmak biraz zor hem de konaklama mekanları
biraz kötü. Fakat yollar açısından müthiş. Pongsavan’a varana kadar hiç mola vermediğimizi
ve bir hafta boyunca sadece tırmanış yaptığımızı fark ediyoruz. Takvime bakınca
Tayland’a dönmek için acele etmemize gerek yok. Bu yüzden de Pongsavan bizim
mola yerimiz oluyor. Bu kent bir platonun ortasında ve oldukça düz. Bu yüzden
de en çok bombalanan yerlerden birisi. Kentin her yerinde değişik bombalar
görmek mümkün, ayrıca ‘Plain of Jar’ yani bölgenin sembolü haline gelmiş olan
tarihi parklar da bu şehirde. Burada lezzetli yemekler bulmak mümkün. Fakat
burada kaşık kullanımı çok yaygın ve kullandıkları kaşıklar döküm kaşık ve alüminyum.

 


 

Genelde Asya’da daha kısa ve derin olan
kaşıklar kullanılır. Bu kaşıklar ise çok daha değişik bir görünüme sahip ve
sadece bu kentte görüyoruz. Bu kaşıklardaki gizem ise şu; en çok bombalanan bu
bölgede hurdacılık bir meslek haline gelmiş ve bu döküm kaşıkları bombalardan
elde ettikleri alüminyumdan yapıyorlar. Burada daha bir çok ilginç şey
yaşanıyor. Marketlerde o kadar değişik av hayvanları satılıyor ki Laoslular’ın
her şeyi yiyebildiklerini anlamak hiç de zor değil. Bazı yerlerde de köpek
satışı yapılıyor. Biraz daha el altından olsa da burada köpek eti de sevilen
yemekler arasında. Fakat yemek kültürü her zaman koşullara göre gelişmiştir. Bu
yüzden de Laoslular’ı köpek yedikleri için kınamak ya da onlara karşı çıkmak
anlayışsızlıktır. Burada savaş sırasında yaşananlar insanları bu tür hayvanları
yemeye itmiş olmalı. 9 yıl boyunca insanlar gündüzleri mağaralarda saklanmışlar,
geceleri de pirinç tarlalarında çalışmışlar. Bombardımanın ardından hala
günümüzde bile yemek bulmak çok kolay değil Laos halkı için. Bazı köyler 4 yıl
tarlalarının bombalardan temizlenmesini beklemişler. Ve bu gün Laos’un çok az
kesimi güvenli. Yani en temel besinleri bile üretebilmek çok zor. Tüm bunları
düşününce insan biraz daha farklı bir göz ile bakabiliyor Laos’a.

 

 

 

Buradan sonra 3 günde Luang Prabang’a
varıyoruz. Burası bizim için iyi bir dinlenme yeri oluyor. Laos’un en güzel
kenti burası bence. Biz Tayland, Nan sınırına bisiklet ile gitmek istiyorduk
fakat yol hiç konforlu değil ve bir çok kamyon var. Bu yolda iki gün toz
yutmaktansa şehirde birkaç gün fazladan kalıp sınıra vapura gitmeye karar
veriyoruz. Bu şekilde Kuzey Laos’ta dağlarda geçen bir ayı geride bırakıyoruz.
Benim için bazı ülkelerde bir hafta bir ay gibi oluyor. Mesela Malezya’da
geçirdiğimiz vakit bana o kadar uzun gelmişti ki, hiç bitmeyecek hissine
kapılmıştım. Fakat Laos, Tayland gibi ülkelerde bir ay nasıl geçiyor anlamıyor
insan. Buralardaki yollarda bir gün bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. İnanın
buradan sonra Malezya’da bisiklet kullanmak zorunda kalsam büyük ihtimalle
bisikletin üzerinde uyuyup kalırım.

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Laos – 18.02.2012

 

Kuzey Tayland – 02.01.2012

 

Malezya KL – 02.12.2011

 

Endonezya-Sumatra – 22.11.2011

 

Kuala Lipis, Kuala Tahan, Jerantut, Temerloh, Bentong – 30.10.2011

 

Taiping, İpoh, Cameron Highlands – 24.10.2011

 

Malezya, Alor Star,Yan, Sungai Pethani, George Town – 19.10.2011

 

Hat Yai, Pdang Besar – 19.10.2011

 

Trang – Phattalung – 12.10.2011

 

Thai Mueang-Phuket-Krabi – 09.10.2011

 

Ranong, Ufak Bir Ara – 03.10.2011

 

Map Amarit, Cumphon, Kra Buri, Ranong – 02.10.2011

 

Petchburi- Hua Hin- Prachuap Khiri Khan – 27.09.2011

 

Kanchanaburi-Chom Bung Arası Bisiket Yolculuğumuz – 23.09.2011

 

Bangkok ve Kanchanaburi – 22.09.2011

 

Tayland’dan Selamlar – 19.09.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın