Laos – Evrim ve Elif Yiğit Tur Günlükleri, 18 Şubat 2012

16/05/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

 

 

 

Ve Laos; bitmeyen dağlar, kilometrelerce tırmanan yollar, uçsuz bucaksız manzara ve tırmanırken peşinizden koşan, “Sabaidie” diye arkanızdan çığıklar atan çocuklar. 3 sene önceki turda Laos’tan aklımda kalanlar bunlardı. Elif ile Tayland’da, Laos sınırında, Mekong Nehri’nin diğer tarafında, Laos’a karşı oturmuş biralarımızı içerken bunları konuşuyorduk. Laos ile planımız kuzeyde dağlarda 1 ay geçirmek ve yeni yollar aramaktı. Ama Laos’ta sadece 13 tane yol var ve bu yollardan bazıları tamamen bazıları da yarı yarıya bozuk. Eğer biraz macera arayıp yeni yollar keşfedeceğim diye yeterince bilgi toplamadan bir yola dalarsanız, günlerce tozun toprağın içerisinde mücadele etmeniz gerekebilir. Bu yüzden de daha önce Tayland’da tanıştığımız, Laos’ta tur yapmış bisikletçilerden aldığımız bilgiler bize çok yardımcı olacak.

 

 

Ertesi gün sınırı geçmeden önce bir tamirci bulup bisikletimin bakımını yapıyorum. Burada basit bir tamircide bisikletinizi temizleyecek, göbeklerini açıp yeni yağ koyacak alet edevatları bulmak kolay. Birkaç tane yedek fren pabucu alıp ertesi gün için erkenden yatıyoruz.

 

 

Sınırı geçmeden önce Tayland’daki son kahvaltımızı biraz daha doyurucu yapıyoruz. Laos’taki yemekler biraz daha pahalı ve kalitesiz bu yüzden de Tayland’da yediğimiz güzel yemekleri 1-2 hafta içerisinde özleyeceğimizi biliyoruz. Kahve içerken yine şans bize gülüyor ve hemen karşımızdaki 7/11 marketine bir bisikletçi geliyor. İki bisikletçi karşılaştıklarında birbirlerine verecekleri bilgiler mutlaka vardır. Bizim şansımız İngiliz bisikletçinin az önce Laos’tan gelmiş olması ve yapmak istediğimiz yeni yollardan bir kısmını yapmış olması. Oturup bir şeyler içerken bir yandan da haritalar açılıyor ve karşılıklı bilgi alışverişi yapıyoruz. Laos ile ilgili güzel anılarım, yeni tanıştığımız, üzerinde hala Laos tozunu taşıyan bisikletçi sayesinde tekrar canlanıyor. Bana bu tesadüf aynı Mae Hong Son’da 4 gün sürecek olan zorlu tırmanış etabı öncesi kahvaltı yaparken tanıştığımız bisikletçileri hatırlattı. Onlar da son anda tura başlamadan yarım saat önce haritaları açıp değerli uyarılarda bulunmuşlardı.

 

 

Sınırdaki polis oldukça neşeli. Bize şeker ikram ediyor, gülümsüyor ve bisiklet ile ilgili şakalar yapıyor; bitmeyecek Thai neşesinin tipik bir örneği daha. Sınırı ufak bir tekne ile geçiyoruz. İki bisiklet ve 3 kişi, teknenin bütün kapasitesi bu kadar. Daha önce Laos vizemiz olduğundan sınırda çok fazla oyalanmıyoruz. Sadece ufak bir miktar para bozduruyorum ve karşılığında iki parmak kalınlığında bir deste para alıyorum.

 

 

Daha önce kaldığım otel bu sefer biraz daha pahalılaşmış bu yüzden de şehrin 2km dışında daha ucuz ve yeni bir yerde kalmayı tercih ediyoruz. Sınırı çok geç geçtiğimiz için geceyi bu sınır kentinde geçirmemiz gerek. Çünkü bir sonraki kent 120km mesafede ve bu şehre ulaşmak için toplam 2000m tırmanış yapmak şart.

 

 

Sabah erken kalkıp yola başlıyoruz. Laos oldukça dağlık olsa da tırmanışlar çok kolay. Yollar genelde %8 eğim ile size nazik davranır ve sizi yukarılara taşıdıkça akıl almaz bir manzara ile sizi ödüllendirir. Eğer bu geziyi daha da unutulmaz kılmak isterseniz yağmurlu sezonda buralarda turlamanızı tavsiye ederim. Çünkü yağmurun temizlediği doğa parlak güneşin altında çok daha sonsuz renkler sunacaktır size. Tırmanış hemen başlamıyor. İlk 20km eğim hissedilmez derecede ve hava soğuk. Isınmamız saat 10:00’u buluyor. 2-3 saat içinde tırmanış asıl yüzünü bize gösteriyor fakat %8 eğim ile hızımız hep 12km/h civarında kalıyor. Güneşin tepede bizi bunaltmaya başladığı sıralarda ufak bir köyde, nehir manzaralı bir lokantada yemek molası veriyoruz. Tam 60. kilometrede yer alan bu mekanda konaklamanız da mümkün. Eğer kendinizi yeterince hazır hissetmezseniz yeni açılmış olan bu lokantayı bulmanız ve yatacak yer sormanız gerek. Fakat biz yola devam etmeye karar veriyoruz. Laos’un bu 120km’lik tırmanış etabı aslında bir “hoş geldin” etabıdır. Laos’taki yollar içerisindeki en kolay tırmanışlardan birisidir. Burada Laos’un yolları sizi uyarmak ister gibidir. Eğer yapamayacaksan şimdi dön demeye çalışır, çünkü eğer bunu yapamazsan ileride çok pişman olabilirsin. 120km’yi oldukça kolay tamamlıyoruz. Daha önce kaldığım bungalovlarda kalıyoruz. Laos’un en keyifli konaklama mekanlarından birisiydi fakat biz şimdi kış mevsimindeyiz ve hava gündüzleri 40°C hissedilse bile geceler buz gibi. Su ısıtıcıları yok ve soğuk su ile buz gibi bir banyo yapmak gerek. Bisikletten sonra vücudumun her yerinden alevler çıkıyormuş gibi hissederken soğuk suya girmek çok zor olsa da duştan sonra kendimi dinç hissediyorum.  Yan komşumuz motor ile seyahat eden Alman bir çift. Biz bisikletle onlar da motorları ile aynı yollardan geçmiş olmalarına rağmen aramızda büyük bir fark var. İki tekerli iki farklı araç ile aynı yolları yapmak ve ülkeyi bu kadar farklı anlamak ilginç geldi bana. Nedense burada motor ile gezenler, otobüs ile seyahat edenlere göre ülkeyi daha fazla yaşasalar da bir ölçüde her şeyden uzaklar. Bisikletle seyahat edenlerde hep halk gibi olmak, onlar ne yiyip içerlerse aynılarını yemek içmek özellikleri kendiliğinden gelişiyor. Eğer altınızda motor varsa o zaman birçok şey size pis görünebiliyor. İçme suyunu kesinlikle pet şişede içmek, her yerde yemek yememek, yöresel yemeklerden bir ölçüde uzak durmak, mümkünse batı yemekleri yemek ve her yerde kalmamak, kendi çarşafınızı yastığınızı taşımak… Altınızdaki bisiklet ise, bu özelliklerin değişmesi şart, yoksa bu coğrafyada yol alamazsınız. Su, yemek, yatmak, onlar ne yiyor, ne içiyor, nerede yatıyorlarsa aynısını yapmak zorundasınız. İşte bu yüzden de ülkeye, insanlara daha yakın oluyorsunuz.

 

 

 

Laos’ta ilk 2-3 günlük parkur Laos’un en keyifli yolları değil. Yollar kaliteli fakat doğada olmak için biraz fazla geniş. Tırmanış tabii ki de tırmanış fakat tepelerde göreceğiniz manzara sonsuz değil. Biz 2. gün Luang Nam Tha denilen kente geliyoruz. Burası Laos’taki turistik merkezlerden birisi olmaya başlamış. Konaklayacak mekan sayısı çok fazla. Market keyifli ve çok fazla yabancı var. Birkaç GH’ye bakıp konaklama olanakları hakkında bilgi ediniyoruz. Hatırladığım kadarı ile bu şehirde benim daha önce kaldığım yer, şehrin biraz dışındaydı ve şehrin içindekilere göre çok daha güzel bir atmosfere sahipti. Elif ile şehri 500m kadar geçiyoruz ve daha önce kalmış olduğum GH’yi kolaylıkla buluyoruz. Gerçekten de hatırladığım kadar yeşil ve sevimli bir GH. Ertesi gün yola devam etmek ve Çin sınırına yakın Muang Sing kasabasına gitmek istesek de bisiklete binmemeyi tercih ediyoruz. İki gün önceki 120km’lik tırmanış etabından sonra bir süre bisikletten uzak kalmamız ve önümüzde ki dik rampalar için bacaklarımızı dinlendirmemiz gerek. Bu boş dinlenme günleri güzel yemekler bulabileceğiniz Asya ülkelerinde büyük bir tehlikedir. Bisiklet üzerindeyken sadece bacaklarınız gelişmez bütün vücut çalışır, özelliklede nefes alıp verdiğimiz ciğerler ve sınırsız bir iştaha ulaşmış olan mide. İşte bu boş günlerde marketlerde dolaşırken kahvenizin yanına alabileceğiniz o kadar güzel tatlılar, kızarmış muz, tatlı patates yada tatlı fasulye ile yapılmış atıştırmalıklar, pirinç hamuru içerisine sarılmış fındıklı karışımlar, hindistan cevizi yada yeşil çay ile yapılan tatlılar, bir çeşit hamur işi olan “batın koo” içerisinde çeşitli meyve karışımlarının bulunduğu kızarmış toplar, ince rendelenmiş buz üzerine dökülen jöle, hindistan cevizi sütü, çeşitli meyveler ile hazırlanan çeşit çeşit Çin tatlısı aç bir midenin en iyi arkadaşları olacaktır. Daha doymazsanız çeşit çeşit yemekler, çorbalar, deniz ürünleri, domuz, tavuk, inek, keçi, buffalo etleri veya sebze yemekleri aklınızı çelebilir. Daha da sınırsız bir çeşitlilikten yana iseniz, benim denediklerimden kertenkele, örümcek, kurt, çekirge ya da denemek istemediklerimden köpek, timsah, yılan, köstebek, yarasa ve değişik vahşi kedi türleri ile midenize bayram yaptırabilirsiniz. Burası belki de dünyanın en çok hayvan türünü yiyen ülkedir. Bunun sebebi emin olun garip bir damak zevki değildir. Bu yüzden de buradaki insanları yedikleri değişik canlılardan dolayı suçlamak büyük bir ayıp ve haksızlık olacaktır.

 

 

Muang Sing denilen kent 40km kadar mesafededir ve bisiklet ile gidiyorsanız yolun tam ortasında sizi yavaşlatacak olan bir rampa yer alır. Şehre varınca garip bir atmosferle karşılaşırsınız. Her yer toz toprak içinde ve bütün kent toprak kırmızısı rengindedir, yanınızdan geçen motorların kaldırdığı toz, yol kenarında ilerleyen Laoslu kadınlar, çocuklar ve Budist rahipler bu tozlu görüntüyü daha da garip hale getirir. Tina Turner’ın oynadığı Mad Max filmini hatırlattı bana. Tozlu kentimizde kendimize rahat bir otel buluyoruz. Akşam dışarısı oldukça karanlık, yoldan geçen motorlar haricinde bir aydınlatma yok kentte. Laos’taki birçok kent karanlıktır. Laos’un en büyük birkaç kenti haricinde şehirlerde elektrik 24 saat yoktur. Bazı ufak yerleşimlerde ise elektrik akşamları saat 6-8 arası jeneratör ile elde edilir. Kentlere elektrik gelmiş olsa bile bu elektrik çok kısıtlıdır. Yani kısacası Laos’un sokaklara elektrik direği dikecek, diksede geceleri şehirlerini aydınlatacak parası yoktur. Laos’un geceleri karanlıktır.

 

 

Bir gece Sing’de konakladıktan sonra tekrar aynı yolu geriye dönüyoruz. Nam Tha’da bir gece daha dinlendikten sonra daha önce 2 defa kaldığım Oudom Xai’ye doğru yola koyuluyoruz. Elif’e her zaman Laos’ta çok fazla bisikletçi ile karşılaşacağımızdan bahsetmiştim. Burada neredeyse 1 haftadır kalıyoruz ve bir tane bile bisikletçi ile karşılaşmamış olmak beni utandırmaya başladı. 3 numaralı yoldan Oudom Xai yönüne doğru ilerlerken 20. kilometrede nihayet bir bisikletçi ile karşılaşıyoruz. Daha soğuk ülkeleri geçtiği için bisikleti çok yüklü, daha çok bir kamyonu andırıyor. Sohbet ederken yarım saat önümüzde iki bisikletçinin daha olduğunu, onların da bizimle aynı yöne gittiklerini söylüyor. Turunun sonuna geldiğinden ve ülkesine dönmek zorunda olduğundan biraz içi buruk nerelerden geçtiğini anlatıyor bize. Birbirimize iyi dilekler dileyip farklı yönlerden gelen bisikletçilerin yaptığı sıcak sohbetimizi bitiriyoruz. Yarım saat önümüzdeki bisikletçiler, yarım saat süren sohbet sebebi ile en az bir saat önümüzdeler. Bu yüzden de onları yakalama şansını kaçırıyoruz. Oudom Sai planladığımız kent olsa da bir günde oraya varmaya çalışmak oldukça yıpratıcı olacaktır. Sanırım toplam mesafe 130km ve tabii ki dağlık. Biz de 3 numaralı yol ile 13 numaralı yolun kesiştiği noktaya geliyoruz ve buradan Çin sınırına gitmeye karar veriyoruz. Çin sınırına 6-7 km kala bir kent var, burada konaklama şansımız olsa da şehirde yapacak hiç bir şey yok bu yüzden de sınıra kadar gidip oradaki otellere bakmaya karar veriyoruz. Yaklaşık 1 haftadır hiç 3 katlı bina görmediğimizi, hiç beton bir odada kalmadığımızı, şehirlerin, köylerin tamamının bambudan yada teak ağacından yapılmış olduğunu hatırlatmak isterim. Sınıra 1km kala artık bir şehir ile karşılaşmak fikrinden vazgeçmişken ormanın içerisinde tırmanmakta olduğumuz rampanın tepesine yaklaştıkça bir anda karşımıza büyük beton binalardan, oteller ve gazinolardan oluşan bir şehir çıkıyor. Binaların hepsi renk renk ve 7-8 katlılar. Bütün binalar yeşil, pembe, turuncu duvarlarını roma stili kolonlar, kolon başları ile süslemişler. Bizim için büyük bir şok. Laos’un başkentinde bile böyle bir manzara yoktur. Bir Casino kenti. Made in China. Çinliler yapmış ama şehir bomboş, terk edilmiş bir kent gibi. Kenardaki bir restoranda Çin yemekleri yemeye karar veriyoruz. Oturup yemeklerimizi yerken Çin’den az önce gelmiş olan 3 Amerikalı bisikletçi de bize katılıyor. Sıcak bir sohbet yaparken 2 bisikletçi daha hızla önümüzden geçiyor. Bugün 6 bisikletçi ile karşılaşmış oluyoruz ve Laos’ta bol bol bisikletçi ile karşılaşacağımız konusunda söylediklerimde haklı çıkıyorum. Kent bizim çok ilgimizi çekmiyor. Ama daha tura yeni başlamış olan ABD’li bisikletçiler için kentin gazinoları bir cazibe merkezi. Yemeğimizin ardından vedalaşıyoruz ve 20 km geride kalan 3 numaralı yol ile 13 numaralı yolun birleştiği noktaya gidiyoruz. Burada 2-3 tane GH var. Gece bizimle aynı GH de kalan Çinli bir tur şoförü ile yemek yiyip sohbet ediyoruz. Bu Tur şoförü enteresan bir insan. Müşterilerini Asya’nın az bilinen doğal güzelliklerine götürüyor ve iyi bir fotoğrafçı olduğundan da mesleği sayesinde birçok insanın çekmeyi başaramayacağı güzellikteki doğa fotoğraflarını bizimle paylaşıyor. Sohbetimiz esnasında sınırda yemek yerken önümüzden hızla geçen iki bisikletçi de GH’umuza geliyorlar. Fransız çift Çin’de vitessiz 5$’lık iki bisiklet almışlar ve bu bisikletlerle Yunnan bölgesini geçip Laos’a gelmişler. Kızın bisikleti vitessiz, oğlanın bisikleti ise 3 vitesmiş ama bozulmuş, şimdi 2 vitesi kalmış. Nereden baksanız iki bisiklet de en az 25-30 yıllık. Artık uyku zamanımız geldiğinden onlara bol şans dileyip yatıyoruz.

 

 

Ertesi sabah meşhur 13 numaralı yoldan Oudom Xai yönüne doğru pedal çevirmeye başlıyoruz. Bu yol Çinliler’in yaptığı bir yol ve bu yol Çin, Tayland, Kamboçya gibi diğer Asya ülkelerine gidebilmek için bir köprü olarak kullanıyor. 3 numaralı yolda da Tayland-Laos arasına bir köprü inşa etmek isteniyor. Bu köprü gerçekleşirse Çin trafiği (milyar insan) Laos üzerinden Asya’nın diğer ülkelerine akacak. Daha şimdiden Laos’taki kamyon sayısı iki katına çıkmış gibi. Çinli araçlar farklı renklere ve yazılara sahip plakaları ile son sürat yanınızdan geçip Laos’un güzelliklerinin tadına varamamanıza sebep oluyorlar.

 

 

Şimdi sorma zamanı “bir ülkeyi ülke yapan şey nedir?” Dil, din ya da ırk, ne dersiniz? Peki ya “bir ülkeyi güzel yapan şey” için ne demeli? Neden bazı ülkeler güzel bazıları çirkin gelir bize? Nedir aradaki fark?

 

 

Laos kendi kendine yeten ufak ama bozulmamış bir yerdi. Fakat Çin, Laos için büyük bir tehdit. Sınır komşusu çok güçlü ve ahlaksız. Çin yaptığı bazı anlaşmalar ile Laos’u köprü olarak kullanmaya başlamış son birkaç yıl içerisinde. 3 yıl önce aynı yollardan geçerken araçların içinde hep Laos’lu insanlar vardı. Laoslular’ın acelesi yoktur, sakindirler. Lonely Planet, Laos için şöyle der “eğer Vietnam, Kamboçya ya da Tayland’daysanız Tuktukçular hep peşinizde koşar, Tuktuk isteyip istemediğinizi sorup dururlar. Eğer Laos’ta iseniz Tuktuk ihtiyacınız varsa önce Tuktukçuyu uyandırmanız gerek”. 3 yıl önce yolda tanıştığım bir bisikletçi ile yan yana sohbet ederek bisiklet kullanmıştık. Bir süre sonra arkamızda bir kamyon olduğunu, belki de on dakika bizi sollamadan yavaşça arkamızdan takip ettiğini fark ettik. Yol verince teşekkür edip bizi geçti. Açıkçası biraz utanmıştım. Yolda bizi geçecek yeri olmasına rağmen bizi rahatsız etmek istemeyen Laoslu bir şofördü. Ama şimdi… Çin, Asya’nın diğer ülkelerine geçiş için Laos’u köprü olmaya ikna etmiş. Bunun için de kendi arabalarının daha hızlı gidebilecekleri güzel yollar yapmış (emin olun Çinliler’in Laos’ta yaptıkları bu yeni yolların kalitesi ülkemizin 15-20 yıl ilerisinde). Bu yollarda Çin’den gelen yoğun bir kamyon trafiği var. Çinli kamyoncular yollarda yemek istiyorlar, Casino istiyorlar ve kadın istiyorlar. Laos’un onların isteklerine çözüm bulması gerek. Çinliler çok gürültü yapıyorlar, pis yemek yiyorlar ve her şeyi çok pis kullanıyorlar. Laoslular Çinliler’i daha şimdiden sevmemeye başlamışlar. Dahası Çin birkaç tane baraj inşa etmiş ve yenileri de sırada. Yeni bir tren yolu inşasına da başlanmış fakat Çinliler, Vientien ile Vang Vien arasında bir Casino şehri daha inşa etmek istemişler. Laos Hükümeti bu kadarına da izin vermediğinden Çinliler tren yolu inşaatını askıya almışlar. Yani Laos’un içinde, yollarında, tarlalarında yabancı bir düşman geziniyor ve daha çok Çinli Laos’u değiştiriyor. Çinliler akıllı insanlar ve ticaretten anlıyorlar. Laos gibi ufak ve fakir bir ülkede istediklerini yapabileceklerini biliyorlar. Bir yol inşa ediyorlar, 5 veriyorlar ama daha fazlasını istiyorlar, baraj inşa ediyorlar, Laos’taki geleceğin Casinoları için elektrik sağlıyorlar ama çok daha fazlasını Laoslular’dan alıyorlar. İşte bu bir ülkeyi çirkinleştiren şey. Laos’ta 3 yıl ara ile tur yapınca aynı yolların neden artık daha çirkin olduğunu anlayabiliyor insan. Çünkü Laos genç bir insan gibi temiz bir bedene sahipti. Ama şimdi vücuduna enjekte edilen, damarlarında gezinen ve bedenini zehirleyen bir madde var; Çin. Ve Çin veya başka yabancı maddeler bedeni değiştirmeye devam ettikçe Laos daha da zehirlenecek, daha da “Bağımlı” hale gelecek. Şimdi Laos daha çirkin; daha bağımlı, daha bozulmuş , kirlenmiş bir beden. Ve “ülke” denilen şey bence bu “beden”; din, dil, ırk değil. Eğer bu beden korunursa, içine alınan şeyler o bedeni yıpratmazsa o beden, o ülke yaşar.

 

 

Muang Khua

 

Oudom Sai’de geceyi geçirip ülkenin kuzeyinde şirin bir kasaba olan Mung Khua’ya doğru yola çıkıyoruz. Bu kent genellikle Vietnam’ın kuzeyinden Laos’a giriş yapan yabancıların konaklamak için seçtikleri bir yer.  Ayrıca kentin 100km kadar güneyinde yer alan ve oldukça turistik olan bölgeden buraya bot ile insanlar gelmektedir. Daha önceki turumda bu kente bot ile gelmiş ve bisiklet ile Oudom Xai’ye gitmiştim. Bu sefer daha öncekinden farklı bir GH’de konaklamaya karar veriyoruz. Şehir iki nehrin birleştiği noktada bulunduğundan kent sular ile bölünmüş durumda. Ana kentin 3 tarafı sularla çevrili ve kalacağınız birçok GH nehir manzaralı. Bizim beğendiğimiz GH ise nehrin diğer tarafında ve oturduğunuz yerden nehri ve ardındaki şehri seyredebileceğiniz bir pozisyonda ve ana kente 50m’den daha uzun ve yaklaşık 2m eninde ahşap zeminli bir asma köprü ile bağlanıyor. Laos’un tatlı insanlarından birisi olan GH sahibimizin arada gelip “sit hiyııır, iiiiit, drink viskiiii, sleeeep” şeklindeki konuşmaları GH’de kalan diğer insanlar ile bizde gülüşmelere sebep oluyor. Gerçekten de burası o kadar keyifli ki 2 gün boyunca GH’den ayrılmayıp yemek yiyip, viski içip güzel manzaranın tadını çıkarıyoruz. GH sahibimizin (mother make, father drink) “madır meeeyk, fadır diriiink” şeklinde açıkladığı ev yapımı viski ile GH’de kalan diğer 3 kişi ile gece geç saatlere kadar oturup sohbet ediyoruz.

 

 

Güzel geçen iki günün ardından Oudom Sai’ye geri dönüyoruz. Xai çok güzel bir kent olmasa da Asya’da şimdiye kadar yediğimiz en güzel yemekleri yapan lokantaya sahip. Bu yüzden de bu kente her fırsatta geri dönmek, karnımızı tıka basa güzel yemekler ile doyurmak bizim için rüya gibi. Tok karınla iyi bir uykudan sonra ertesi gün için Muang Ngoy’a yapacağımız 120km’lik yol için kendimizi hazır hissediyoruz.

 

 

Muang Ngoy Xai arasında aşmamız gereken dik bir dağ var. Uzun süre tatlı bir eğim ile tırmanmak gerek fakat daha önce benim için güzel bir anı olan bu yol son 1-2 senede yağmurlar ve kamyon trafiği yüzünden tamamen hasar görmüş. İlk 15-20km bizim için rahat geçse de tırmanış etabındaki yarı toprak yarı asfalt yol bisiklet kullanımımızı zorlaştırıyor ve daha ilk kilometrelerde üstümüz başımız toz kaplanıyor. Zamana karşı mücadele ettiğimizden ve yolun daha ne kadarının bozuk olduğunu bilmediğimizden durup dinlenmektense mesafe kat etmeye çalışıyoruz. İnişe başladığımızda yol sanki daha da bozuluyor. Aşırı toz fren pabuçlarımızı hızla eritiyor ve hızımızı iniş olmasına rağmen yükseltemiyoruz. Yolumuzun 90. kilometresine kadar yaklaşık 70km tozlu yolda bisiklet binmek zorunda kalıyoruz. Son 20 km’de saptığımız yol daha az kullanılan bir yol (1C numaralı otoyol) olduğundan iyi durumda ve hızlı bir şekilde ilerlemek mümkün oluyor. Bütün aksiliklere rağmen hava kararmadan 1 saat önce Ngoy’a varıyoruz. 2 gün önce “drink viski, eat, sleep” diye neşelendiğimiz ve vakit geçirdiğimiz arkadaşlarımızdan ikisi ile bu kentte tekrar karşılaşıyoruz. Güzel bir oda bulup üst baş değiştikten sonra yemek yemek için akşam buluşuyoruz ve sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

 

Yolculuğumuzun bundan sonraki kısmı benim için de yeni olacak. Vietnam’a kadar giden 1C numaralı yolu batıdan doğuya doğru geçeceğiz ve Vietnam sınırına paralel olan 6 numaralı yoldan aşağıya doğru 100km kadar ineceğiz. Buradan 7 no’lu yola sapacağız ve Pongsavan üzerinden Luang Prabang’a varacağız. Luang Prabang Laos’taki son noktamız olacak. Orada biraz dinlendikten sonra bisiklet ile Thailand’a Nan bölgesine geçeceğiz. Sınırı geçeceğimiz şehir ise Muang Ngeun. Laos’un bu kısmı bizim için oldukça zorlu geçecek. Çünkü bisikletçilere karşı dağlardan yana çok cömert olan Laos’un en yüksek dağları yolumuzun üzerinde bulunuyor. İkincisi, yolumuz çok fazla turistin gittiği yerlerden geçmiyor ve son olarak geçeceğimiz bölge Laos’un en çok bombalanmış olan yeri. Şimdi Laos’ta olmadığımızdan ve bu  rotayı tek parça tamamladığımızdan artık endişelenmeyeceğinizi biliyorum ve bazı bilgileri vermem gerek diye düşünüyorum. Biliyor musunuz bilmem ama dünyanın en çok bombalanan ülkesi Laos.

 

 

Bombalanma süresi 9 yıl.

 

Kişi başına harcanan bomba miktarı 800kg.

 

Kilometre Kareye düşen bomba miktarı 2500kg.

 

Patlamamış bomba (UXO) sayısı tahmininizden çok: 288milyon misket bombası ve 75milyon bomba.

 

1996-2009 tarihleri arasında imha edilen UXO tahmininizden az 1 milyon.

 

Bu gün için hala 74 milyon UXO ve bu hızla temizlenirlerse 14×74=1036 yıla ihtiyaç var.

 

Ve bugün 6 milyonluk Laos’ta bu bölgede her gün bir insan patlamamış bombalar yüzünden hayatını kaybediyor.

 

Toplam bomba miktarını da yukarıdaki bilgilerden tahmin edebilirsiniz. 6 milyon x 800kg= 4800000000kg Kafanız karıştı değil mi? 4,8 milyon TON eder.

 

Wiki için bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Unexploded_ordnance

 

 

Şimdi bir önemli nokta daha. Bu bombalar bütün Laos’a atılmadı. Vietnam’a yakın olan kısmına ve özellikle de önümüzdeki 10 gün pedal basacağımız yere. Ve bu bombardıman insanların bulunduğu yerleşim yerlerine (pardon ABD masum halkı bombalamaz) ve yollara yapıldı. Laos’un dağlık coğrafyasında sadece 3 yol yani Karayolu 1c, Karayolu 6 ve karayolu 7 bir yerden bir yere ulaşmanıza izin verir. İşte 5milyon ton bombanın çok büyük kısmı bu yol hattı üzerine boşaltılmıştır. Bu yüzden de bu yolda kamp kuramazsınız. Tuvaletinizi yapmak için ormana gidemezsiniz. Okullar bile güvenli değil. Çünkü her sene okul bahçelerinde onlarca patlamamış bomba bulunuyor ve imha ediliyor.UXO denilen bu bombalar ayrıca fakir Laos halkı için ironik bir yardım kaynağı. 5 milyon ton bomba demek alüminyum demek, demir demek. Yani fakir Laoslular için para demek. Günümüzün Laos’unda ABD desteği ile kurulmuş olan yeni iş kolu bomba hurdacılığı. Birçok insan bu sayede geçimini sağlamakta, para kazanmakta, bazen de hayatlarını kaybetmekteler.

 

 

Tüm bu anlattıklarımdan sonra önümüzdeki 10 günlük maceramızı faklı bir başlıkta anlatmak isterim. Çünkü bu bilgileri edindikten sonra insan daha farklı bir göz ile etrafına bakmaya başlıyor. Şimdilik hoşça kalın.

Sevgiler.

Evrim.

 

 

 

Kuzey Tayland – 02.01.2012

 

Malezya KL – 02.12.2011

 

Endonezya-Sumatra – 22.11.2011

 

Kuala Lipis, Kuala Tahan, Jerantut, Temerloh, Bentong – 30.10.2011

 

Taiping, İpoh, Cameron Highlands – 24.10.2011

 

Malezya, Alor Star,Yan, Sungai Pethani, George Town – 19.10.2011

 

Hat Yai, Pdang Besar – 19.10.2011

 

Trang – Phattalung – 12.10.2011

 

Thai Mueang-Phuket-Krabi – 09.10.2011

 

Ranong, Ufak Bir Ara – 03.10.2011

 

Map Amarit, Cumphon, Kra Buri, Ranong – 02.10.2011

 

Petchburi- Hua Hin- Prachuap Khiri Khan – 27.09.2011

 

Kanchanaburi-Chom Bung Arası Bisiket Yolculuğumuz – 23.09.2011

 

Bangkok ve Kanchanaburi – 22.09.2011

 

Tayland’dan Selamlar – 19.09.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın