Kim Kapadokya Bisiklet Festivaline Devam Ediyor!

05/07/2013  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

Kim de kim?

 

 

Dünyanın önde gelen sayılı bisiklet magazin yazarlarına ve bisiklet otoritelerine göre dağ bisikletinin mabedi olarak kabul edilen Kapadokya’ da bu sene Kapadokya Bisiklet Festivali’nin dördüncüsü yapılıyor ve şu sıralar 200’e yakın katılımcısıyla tüm macera, doğa ve tarih tutkunları için tur Pazar günü sona ermek üzere devam ediyor.

 

 

 

 

Turun belki de en çok saygı duyudulan katılımcısı olan Kim ise sadece Kapadokya’yı kültürel tarihi, eşsiz doğasıyla, her yerini sevdiği için değil aynı zamanda amansız bir bisiklet – bisikletçi sever olduğu için de katılıyor ve kesintisiz olarak tura devam ediyor.

 

 

Kim asla vazgeçmiyor; öyle ki  bitmeyen kilometreler, kızgın güneş, kavurucu sıcak, açlık – susuzluk  yorgunluk, kas ağrısı ve çekmesi, dik yokuşlar, inilmez inişler, erimiş kızgın asfalt,  üzerinde yürüyen herkesin her yerine nefretle yapışan zift ve nefes alan herkesin ciğerlerini zehirleyen ziftin kokusu hiç bir şey ama hiç bir şey onun mazereti değil.

 

Kim kimseye mazeret üretmiyor, şikayet etmiyor, o sadece turu yapıyor. Öylesine gururlu ki tur sırasında kimseden yardım da istemiyor, onun önünde rehberi veya arkasından gelen bir güvenlik aracı, ambulansı da yok, onun için hazırda bekleyen, yorulunca binebileceği bir araç yok, yanında ona yarenlik eden sohbet edecek bir kankası yok, donanımı yok, bulamazsa suyu da yok, yemeği de yok, bacaklarında derman kalmayınca yokuşta sırtından itebilecek birisi yok, ne küçük ne de büyük dişlisi yok, inişte pedal çevirmeden de gidemiyor çünkü pedalı bile yok, yorulan eklem yerleri için ağrı kesicisi, varsa dayanılmaz krampları için potasyum içeceği yok, enerji jeli, enerji içeceği yok, değil yedek lastiği yama takımı bile yok, yani yedek olan hiç bir şeyi yok.

Tur organizatörlerinin her sene yaptığı gibi bu sene de diğer katılımcılara tur fiyatının içinde ücretsiz olarak verdiği o harika bisiklet formasının ona da verilmesi gibi bir beklentisi yok hatta  kızgın güneşin altında amele yanığı olması  veya güneş ışınlarının cildine zarar vermesin için kullanabileceği bir güneş kremi bile yok elbet.

 

 

Kim‘in o kadar çok yoku var ki haydi bir paragraf başı yapalım ve Kim’in nesi yok aklımız da kaldığı kadar eksik de kalsa yazmaya devam edelim;

Yine geçen sene olduğu gibi bu sene de turun en sıkı ve belki de en sağlam katılımcısı olan  Kim’in verilen molalarda bakkaldan maden suyu yada bir gofret alacak kadar yanında beş kuruş parası yok, hava atabileceği en yüksek model bir bisikleti yok, yol boyunca dinleyebileceği bir müzik sistemi yok, tur bitince turu hatırlamak için kafasına taktığı bir kafa kamerası yok, önde gideni gözden kaybederse GPS’i, pusulası en azından nerede kaldığını söyleyebileceği bir telefonu bile yok.

Turu çekenlerin videolarında olmak, fotoğrafçının önünden geçerken güzel bir poz vermek yada güzel görünmek gibi olası bir endişesi yok, hoş zaten fotoğrafını merak ettiği de yok, onu merak eden bir akrabası da yok, tur bitince turda yaşadıklarını ballandıra ballandıra anlatabileceği veya yaşadığı şansızlıkları paylaşabileceği bir dostu da yok.

 

 

Kim’in tur sonunda günlüğü 180 TL olan 4 yıldızlı bir otelde önce sıcak bir duş alıp, biraz uyuyup dinlendikten sonra bahçedeki havuzda şöyle bir kendine gelme şansı da elbet yok veya masa tenisi bilardo fitness salonuna gidip bir kafa dağıtma şansı hiç yok, yine bahçede çimlerin üzerine uzanmak biraz dinlenlenip çimlerin üzerinde voleybol oynayanlara katılma şansı da yok. Kim’in akşam katılımcılara sunulan nefis açık büfe yemeğinden sonra 150 Euro’luk balon turu kurasındaki çekilişin kendisine çıkıp çıkmayacağı gibi bir endişesi de yok, akşamları bisiklet üzerine yapılan  sohbetlerde, sunumlara da olmak yada Murat Gülersoy’un doyumsuz keyifli canlı müzik ziyafetini dinlemek veya kaçırmak gibi bir derdi de yok, hani arayanlar için söylüyorum ” Ah şöyle bir fasıl olsa da…” demiyeceğini tahmin etmişinizdir artık Kim’in.

 

 

Öyle yoklar var ki say say bitmez, haydi oteli geçtik “Ya biz otele mi geldik, çoluğa çocuğa çadır kuracaktık demiştik, şimdi illa otelde mi kalacağız ?” sorusunun yanıtı olarak kullanıcısını beklemek üzere bahçede çimlerin üzerine kurulmuş olan çadırlara baktığı bile yok.  Yarın turun nereye gideceğinden, 50 ‘km mi yada 70 ‘km mi kaç kilometre olduğundan, yer altı şehirlerine uğrayıp uğramayacağından neredeyse 1200 ‘km rakımdaki tarihi hamamı görüp göremeyeceğinden haberi bile yok,  peri bacalarının içinde hala yaşayan insanlık tarihinin olduğu Zelve’yi belki çok da merak etmiyor, her sabah gün doğarken dünyanın dört bir yanından gelmiş turistleri taşıyan ve festival havasında gökyüzünü süsleyen yüzlerce balonu aynı anda görmeyi, Kapadokya’ya adını veren atlarını umursadığı da  yok, açık büfe sabah kahvaltısını çok kaçırarak turu tamamlayamazsam yanımdakilere rezil olurum, karizmam çizilir gibi bir endişesi yok, zaten kahvaltıdaki yok yokla ilgilendiği de yok, bisikletime asfalttan gelen zifti nasıl çıkaracağım, ayakkabıma formama kaskıma zift sıçradı gibi dünyevi bir endişesi de yok, arkadan gelen aracı uyaracak kimsesi yok, önde parkurun her metresinde ona onun için eşlik eden bir koruması da yok.

 

 

Kim için Festival Programı’na uyulup uyulmadığının önemi yok. Kim Tur’a başlarken yerel veya genel erkandan gelen olup olmadığını umursamıyor, bu sene kimlerin destek verip vermediğini çok da merak da etmiyor. Tanıtım afişindeki turun başarılı geçmesini sağlayan, bu sene de desteklerini esirgemeyen sponsorların kim olduğuna bakmıyor bile. Turun başlangıç yerinin geçen sene yapılan çadır alanı yerine Avanos’ta 4 yıldızlı Altınyazı Otelin’de 200 TL ye 4 gece tam pansiyona çevrilmesinden dolayı hazırlanan güzelim afişin değişmesi, bazı parkurların 5-10 ‘km uzaması derdi bile değil.

Böyle bir turun yurt dışında 1000 – 1500 Euro olduğuyla, turun Tour of Turkey‘in bu seviyelere gelmesine büyük katkılar veren çok başarılı organizatör Aydın Ayhan Güney tarafından düzenleniyor olması ve her sene yüz binlerce turisti ülkemizin güzelliklerini göstererek ülkemize katma değer katan ve Kapadokya Bisiklet Kulübü’nde bir çok sporcuya dağ bisikletini, yol bisikletini sevdiren, onları başarılı birer sporcu yapan Argeus Turizm Şirketi’nin yine bu sene de turun ana sponsoru olmasıyla da ilgilenmiyor.

 

 

“Tamam; Doğa, tarih, hizmet, güzel de 4 gün 300 km ye yakın git ondan sonrada bir de ertesi gün peri bacalarının içinden geçerek yeşillikler arasından akan suların süzüldüğü parkurda çer çöp toplamak niye?”  diye de sormuyor. .

 

 

Türkiye’de asla kaçırılmaması gereken en büyük bisiklet organizasyonlarından Kapadokya Bisiklet Festivali katılımcıları arasında bu sene de olmak ve belkide çok yakın bir gelecekte dünyanın dört bir yanından gelecek yüzlerce bisikletçi ile beraber Kapadokya’nın eşsiz doğası ve kültürel tarihi ile yoğrulmuş ortamında doyasıya, hiçbir şeye aldırış etmeden gururlu ve mağrur bir şekilde bir kez ve bir kez daha özgürce koşmak, belki de Kim’in tek arzusu.
Kim bilir?

 

 

 

Başında sorduğunuz sorunun cevabını artık biliyorsunuz. Kim, Kapadokya Bisiklet Festivali’nin resmi olmayan maskotu. Tura katılan herkesin sevgilisi, patilerine bulaşan zifti çıkarmak için yine herkesin fırsat kolladığı, ona sarılıp kucaklamak istediği,aç susuz olup olmadığını merak ettiği, elindeki ekmeği suyunu paylaştığı, helal olsun dediği, yüreğinde karşılıksız bisiklet sevgisi taşıyan en değerli doğal katılımcı.

 

Bir bisikletçinin herşey için sadece 200 TL ödediği Kapadokya Bisiklet Festivali‘ni bu sene göremeyenlerin ve orada olamayanların çok şey kaçırdığını söylersek yalan olmaz.

Ayrıca yukarıda anlattığım bu eşşiz katılımcının adı gerçekten Kim. O sadece bu turda değil, pedallayan bir bisikletçi gördüğünde asla yanından ayrılmıyor hiç durmadan, hiç şikayet etmeden ve en çok da hiç bir şey beklemeden özgürce Kapadokya’yı koşuyor. Eğer hayvanları seviyorsanız, ki bence mutlaka sevmelisiniz, yediden yetmişe herkesi birlikte pedallarken görebileceğiniz bu tura katılmadıysanız ve Kim’i bu sene de görmediyseniz, mutlaka üzülmelisiniz.

 

 

Biliyor musunuz Kim’in kimsesi yok, yani bir sahibi yok ama Kapadokya’da ki herkes ona sahip, o sokaklarda özgürce yaşıyor.

Bu yazıyı okuyan herkesten bir ricam var, sevin yada sevmeyin bu dünyayı birlikte paylaştığımız hayvan dostlarımız için bu sıcak havalarda onların da bizimle beraber hayatta tutunmalarına yardımcı olacak bir kap suyu lütfen dışarıya bırakın.

 

Kim’i daha büyük görmek için lütfen fotoğrafı tıklayınız.

Fotoğraflarımız Pazartesi günü sitemize yüklenecektir, Tur videosunu görmek için  lütfen sayfayı tekrar ziyaret ediniz.

Ayrıca festivalin önceki yıllarına dair bilgi almak için de aşağıdaki bağlantıları ziyaret edebilirsiniz.

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın