İstanbul – Adapazarı, 12 Temmuz 2009

13/03/2010  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar


İstanbul Kadıköy-Caddebostan-Suadiye, Bostancı-Maltepe-Kartal-Pendik-Eskihisar Feribot İskelesi


Topçular İskelesi-Karamürsel-Ulaşlı-Gölcük-İzmit-Maşukiye-Sapanca-Arifiye-Adapazarı

12 Temmuz 2009… Rotamız İstanbul-Eskihisar-Topçular-Karamürsel-Gölcük-İzmit-Maşukiye-Sapanca-Arifiye-AdapazarıAdapazarı’na ulaştıktan sonra İstanbul’a dönüşü aynı gün otobüsle yapacağız… Yolculuğun kahramanları ise tur arkadaşlarım Ramazan Kuruçay, Kemal Tecimen ve ben Süleyman Şatır… Günübirlik yapacağımız 160 km’lik bu yolculuğu 08:30’da başlayarak akşam 19:30 gibi bitirmeyi planladık…


Ramazan Kuruçay

Ramazan, Yeniköy’den geliyor… Ben ve Kemal Bey, sabah Eminönü İskelesi’nde buluşuyoruz ve vapurla Kadıköy’e geçiyoruz… Hep birlikte Kadıköy’de buluşuyoruz… Tam 08:50’de de Kadıköy’den Altıyol-Caddebostan-Suadiye-Bostancı-Maltepe istikametine doğru pedallamaya başlıyoruz…

Kemal Tecimen… Bu arada Kemal Bey 60 yaşını geçen yıl devirdi ve şu anda 61 yaşında… Maaşallah demeyi de unutmamak gerekir…

Caddebostan, Suadiye, Bostancı’yı süratle geçiyoruz…

Fotoğraf makinası her zaman olduğu gibi yine Ramazan’da…

Bu da değişik açılardan çektiği bir başka fotoğraf…

Bir gün önce hava çok sıcak ve güneşli olmasına rağmen, o gün oldukça bulutluydu… Büyük bir ihtimal yağmur bizi yolda yakalayacak gibi görünüyor… Yağmur yağma ihtimaline karşı biz de, Kartal’da Koçtaş’a giriyoruz ve birer ucuz yağmurluk alıyoruz… Bu bizi 20-25 dakika kadar yolumuzdan alıkoyuyor…

Saat 10:15’te Pendik’ten geçiyoruz… Ortalama hızımızı 27’den aşağıya düşürmeden Tuzla Tersaneleri’ne geliyoruz…

Tuzla şehir merkezine girmeden, Tersaneler’deki tren köprüsünün altından geçerek E-5’e giriş yapıyoruz (Saat 10:30)… Önümüze gelen ilk benzin istasyonunda 10-15 dakika durarak su molası veriyoruz… Ardından hemen tekrar yola koyuluyoruz……

Gebze tabelası… Saat: 10:49 ve 38. Km’deyiz… Yerler ıslak, buralara yeni yağmur yağmış…

Bir su birikintisine hızla dalınca yüzüm, gözüm çamur içinde kalıyor…

Keyifli yolculuğumuzda Kemal Tecimen…

Eshisar kavşağına ulaşıyoruz… Artık E5‘in gürültülü ve yoğun trafiğinden kurtuluyoruz… Saat 11:05…

Feribot’a doğru… Saat 11:14…

Ve 11:30’da Eskihisar’dan feribota biniyoruz… Kadıköy’den Eskihisar Feribot iskelesine kadar 50 km pedal basmışız…

Feribot‘tayız… Ramazan’ın her zamanki gibi neşesi yerinde… Tabii onun neşesi bize de yansıyor…

12:15’de feribottan iniyoruz ve Topçular’dan Karamürsel yönüne doğru olduça geniş yolun emniyet  şeridinde keyifle pedal basıyoruz… Üstelik kara bulutlar da ortadan kayboldu ve güneş tekrar yüzünü gösterdi…

Zaman zaman yol tamiratı dolayısıyla yol tek şeride düşüyor…

Ama yine de dümdüz yolda oldukça rahatça pedal basıyoruz…

Altınova yakınlarında çocuklarla selamlaşıyoruz…

Daha önce söylediğim gibi, Ramazan’ın neşesi bize de yansıyor…

12:52’de Karamürsel’e ulaşıyoruz… Buraya kadar toplam 63 km pedal basmışız…

Karamürsel şehir merkezine giriyoruz ve sahildeki bir parkta kısa bir mola veriyoruz… Kemal Tecimen ve Ramazan Kuruçay…

Ramazan’ın Karamürsel hatırası…

Karamürsel’den sonra bir süre sahilden parkların içinden ilerliyoruz…

Tekrar ana yola çıkarak Gölcük yönüne doğru devam ediyoruz…

2007 yılında yine Kemal Bey’le birlikte aynı rotayı bu kez İzmit’e kadar sürdürmüştük… Bir diğer turda da E5’ten Adapazarı’na gitmiştik…

Ulaşlı’dan geçerken benim bir yakınımı ziyaret ediyoruz… Zekai Abi, bu ziyaretimizden çok memnun kalıyor…

Ne yazık ki Zekai Abi, şu anda çok rahatsız…

13:51’de Gölcük’teyiz… Hiç oyalanmadan yola devam ediyoruz… Ancak, bir süredir Ramazan’ın bisikletinin ayna kolundan gelen ses artmaya başlıyor… Ramazan’dan sesin aynakolun göbeğinden kaynaklandığını ve parça beklediğini öğreniyoruz…

Uzun turlarda bisikletinizdeki halledemediğiniz sorunlar insanın motivasyonunu gerçekten çok çabuk bozuyor… Gölcük’ten sonra Ramazan’ın fotoğraf bile çekmemiş olduğunu şimdi fark ediyorum… Seymen’de mola vererek, Seymen Camisi’nin önündeki banklarda bir saatten fazla oyalanıyoruz… Sorun devam ederse Adapazarı olmasa da İzmit’ten otobüsle İstanbul’a döneriz diyerek yeniden yola çıkıyoruz…

İzmit’e girerken Yuvacık Kavşağı’nda gördüğümüz horon oynayan Karadenizliler‘i simgeleyen mankenleri görünce, herşeyi unutup bisikletleri yüklendiğimiz gibi çimlere dalıyoruz…

Bu fotoğraflar ne olursa olsun, yine de neşemizin yerinde olduğunu gösteriyor (Saat 17:00)…

Bir süre daha pedal basıyoruz ve İzmit-Adapazarı yol ayrımına geliyoruz… Yola Tamam mı?.. – Devam mı?.. Aynakoldaki problem artarsa, bir otobüsü durdururuz diyerek yola devam etmeye karar veriyoruz…

Sapanca-Kartepe-Maşukiye Kavşağı’ndayız (Saat 17:39)… Bu kavşakda da bir karar vermemiz gerek… Rotamızı hiç bozmadan Adapazarı’na Maşukiye-Sapanca-Arifiye üzerinden mi, yoksa dosdoğru giderek E5’ten mi devam edelim?.. Sonunda biraz da benim etkimle Maşukiye-Sapanca-Arifiye yolunu tercih ediyoruz… Aynakol sorununun daha da kötüleşmemesini temenni ederek yola devam ediyoruz…

E5’ten ayrıldıktan 3-5 km sonra Maşukiye’de olacağımızı sanıyordum… Daha önce buaraya arabayla geldiğim için, yolun kısa olduğu aklımda kalmış… Yol gidiş-geliş iki şeritli dar bir yol… Hafta sonu olması sebebiyle trafik o kadar yoğun ki, çizgi üzerinde gitmeye çalışırken oldukça sıkıntı yaşıyoruz… TEM Otoyolu’na paralel giderken, bir köprü ie Otoyol‘un üstünden diğer tarafa geçiyoruz… Ayrıca yol bizi hafif hafif tırmandırmaya başlıyor…

Saat 18:00’de Acısu’ya ulaşıyoruz… Durup, birer çorba içmeye karar veriyoruz… Km notlarımı yazmamışım ama, Acısu’da 100 km’yi çoktan geçmiş olduğumuzu biliyorum… Bu arada Adapazarı buradan kaç km diye sorduğum kişilerden 40 km, 50 km, 25 km gibi birbirinin tutmayan değişik cevaplar alıyorum…

18:25’de tekrar yollara düşüyoruz…

Kısa süre pedal bastıktan sonra Maşukiye’ye ulaşıyoruz… (Saat 18:40)…

Km notlarımı Karamürsel‘den sonra yazmamışım ama İstanbul’dan beri Maşukiye’ye kadar 130 km pedal basmış olmamız gerek diye düşünüyorum…

Maşukiye-Kartepe arası 18 km… Kartepe’ye çıkmak henüz bize kısmet olmadı…

Maşukiye’den sonra Sapanca istikametine doğru yol alırken Ramazan’ın aynakol ile ilgili sıkıntısı da devam ediyordu…

Yanıkköy’deyiz… Saat 18:50… Bu arada hava tekrar bulutlanmaya başladı… Aslında yağmuru unutmuştuk…

İlk bölümünde trafik yoğunluğu yüzünden biraz sıkıntı yaşamamıza rağmen İzmit-Maşukiye-Sapanca-Arifiye-Adapazarı güzergahı gerçekten güzel bir yol…

Su takviyesi için durduğumuz anlardan birinde Ramazan… Herşeye rağmen yine de güler yüzlü… (Saat 19:15)

17:25’de Sapanca’ya ulaştığımızda gökyüzündeki bulutlar iyice artmış, gökyüzünün rengi değişmişti… Yağmura yakalanmamız artık kaçınılmaz…

Sapanca‘ya girdikten sonra, fotoğraf çekmek için arkadaşlarımı beklerken, beni yabancı zanneden bu insanlardan durup dururken çatlak sesler geldi… Türk  olduğumu anlamaları için Merhaba deyince oldukça şaşırdılar… Demek ki, yabancı turistlere karşı yaklaşımları bu… Yine de bu hareketi tüm Sapancalılar‘a yakıştırmamak gerekir diye düşünüyorum… Arkadaşlarımı fotoğraflamak için elimde hazır duran fotoğraf makinamla yukarıdaki fotoğrafı çekmiş oldum… O anda unuttuğum bu konuyu yazıyı hazırlarken fotoğrafı görünce hatırladım…

Yağmur yağacağını düşünerek Sapanca şehir merkezine bile girmeden yola devam ediyoruz…

Ve sabahtan beri beklediğimiz yağmur sonunda Sapanca’dan sonra bizi yakalıyor…

Önceleri hafif hafif yağmaya başlayan yağmur aniden sağnak yağmura dönüşüyor… (Saat 19:45)

Bir süre yağmur altında demiryolu ile TEM’in arasında seyrediyoruz…

Aslında yağmur bizi yeniden canlandırıyor… Keyifle Adapazarı’na doğru yolumuza devam ediyoruz…

150. Km’de yollardan yağmur sahneleri…

Arifiye… Saat tam 20:00… Şehir merkezine girmek için zamanımız yok…

Bir süre daha pedal bastıktan sonra yeniden E5’e çıkıyoruz… E5 üzerinde de yaklaşık 2-3 km daha yol aldıktan sonra kavşaktan Adapazarı’na giriş yapıyoruz… Daha önceki deneylerimizden hafta sonları İstanbul’a giden otobüslerde yer bulmanın zor olduğunu bildiğimiz için, hiç oyalanmadan Otogar’a doğru yol alıyoruz… (Saat: 20:20)

Tahmin ettiğimiz gibi Metro ve VIB Turizm’in 20:30 ve 21:00’de İstanbul’a gidecek otobüsleri dolu… Son anda VIB Turizm’in 21:00’de Harem’e gidecek olan İstanbul arabasında bir kişilik yer açılınca Ramazan’ı gönderiyoruz… Kemal Bey’le ben ise 21:30 arabasına kalıyoruz…

Ramazan’ı yolcu ettikten sonra da sabahtan beri doğru dürüst yemek yemediğimiz fark ediyoruz… Kemal Bey, her zaman olduğu gibi, nerede yemek yenebileceğine dair çevredeki esnafla bir söyleyişi yaptıktan sonra, bir lokanta adresi alıyor… Buradan doğru git, sola dön, biraz daha git camiyi göreceksin… Caminin tam karşısına düşüyor… Çabucak tarif edilen yere gidiyoruz… Bisikletlerimizi lokantanın önüne park ediyoruz… Islama köftelerimizi sipariş ediyoruz… Bu arada meraklı garsonların sorularını cevaplarken, patron da bizim İstanbul’dan bisikletle geldiğimizi öğreniyor… Karamürsel-Gölcük-İzmit-Maşukiye-Sapanca-Arifiye üzerinden İstanbul’dan Adapazarı’na kadar 162 km yol yaptığımızı ve yaşlarımızı öğreniyor, sonra da bize bir jest yaparak; yemekleriniz bizim ikramımız diyor… O kadar ısrar ettiğimiz halde gerçekten para almıyor… Kendisine teşekkür ettikten sonra 21:30’daki otobüsümüze binmek üzere yeniden Otogar’a gidiyoruz…

Otobüsle İstanbul’a dönerken, İzmit Körfezi’nin karşı sahilinde km’lerce uzanan ışıklara bakıyorum ve gün boyunca buralarda bisiklet sürdüğümüzü düşünüyorum… Yaptığımız bu turdan da hep birlikte büyük keyif aldığımızı hissediyorum…

İstanbul- Eskihisar-Topçular-Karamürsel-Gölcük-İzmit- Maşukiye-Sapanca-Arifiye-Adapazarı (12 Temmuz 2009)

Yapılan km: 162,11
Ortalama hız: 21,30
En yüksek hız: 55,71
Bisiklet üzerinde geçen süre: 07:36:33

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın