Doğu Avrupa Bisiklet Turu Günceleri 2011 (4.Bölüm) (Ahmet Mumcu – İbrahim Kızılkaya)

19/12/2011  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

 

Sabah Litvanya’ya doğru devam ederken yağmurdan da uzaklaşabiliriz belki diye ümit ediyoruz. Gece boyu yağan yağmurun izlerini Riga’da boşuna arıyor gözlerim. Kentin mükemmel altyapısı sünger gibi çekmiş gece boyu aralıksız yağan yağmur sularını.. Ne taşkın ne can kaybı ne alt katlarını su basmış evler ne de batçıklarda mahsur kalmış araçlar.. Memleketimin kulaklarını   çınlatıyorum..

 

 

Letonya’dan Litvanya’ya giderken yol üzeri bir restaurantın bahçesinde kamp kurduk. Odun yığınlarının   
arkasında oldukça güzel bir kamp yeri…

LİTVANYA

 

 
Litvanya..mutluluğun resmi…

 

 

Dalgalı düzlüklerden oluşan ve yüzölçümü Konya büyüklüğünde olan sessiz sakin kendi halinde bir ülke  Litvanya..Uzun boylu sarışın mavi gözlü insanların yaşadığı minik bir Baltık ülkesi burası. Oldukça ucuz bir ülke Litvanya. Birbirine çok benzeyen Pasvalys, Penevezys ve Kaunas isimli şehirlerinden geçtik.

 

 

 

Litvanya..harika balya sanatı…
 

 

 


Mola zamanı…

Yardımseverdi insanları. Bir köyde kamp yapmak için uygun bir yer arıyorduk. Köyün basketbol sahasının kıyısındaki çimlik alanı gözümüze kestirmiştik ki köyden bir hanım daha rahat edebileceğimiz düşüncesiyle evinin bahçesini önerdi. Yeni biçilmiş çimlerin kokuları arasında, elma ağaçlarının dibinde bakımlı bir köy evinin bahçesinde geceledik.

 

Bir sonraki geceyi de Kaunas şehrinde bir benzinlikte geçirdik. Özelleştirmelerin henüz gerçekleştirilmediği ve sosyal devlet anlayışının hâlâ yüksek olduğu Litvanya’yı biz çok sevdik..

 


Kızılderililerin totemlerini andıran parklardaki ahşap heykeller..

 


Yağar yağmurrrrr yer yaaaaaşş olur efemmmm…


POLONYA

Sınırından Polonya içlerine doğru ilerlerken yolun her iki tarafında uzanan tarlaların görüntüsü tarımın bilinçli yapıldığını düşündürüyor bize. Uzun bir süredir ilk kez meyve bahçeleri görüyorduk yolumuzun üzerinde. Elmalar henüz kızarmaya yüz tutmuş. Ahududu tarlaları deniz gibi uzanıyordu önümüzde..

 

 

 
Polonya da önünden geçtiğimiz yol boyu bir köy lokantası..
 
 

 

 


Renkler nedeniyle Kamuflaja gerek kalmadan atılan bir kamp..

 


Sabahın seherinndeeee ötüyor kuşlarrrrr..

 

Doğası, yolları ve trafik işaretleri ile mükemmel bir ülkede pedallıyorduk. Yolumuzun üzerindeki Augustow şehri düzenli sakin caddeleri, ahşap heykellerin süslediği geniş parkları ve heybetli Katolik kilise binalarıyla Polonya kentleri hakkında fikir sahibi olmamız için yeterince gözlem şansı tanıyordu bize.

 

Bir önceki Papanın Polonya kökenli oluşu çok önemli bir gurur nedeni olmalıydı ki kentin önemli caddelerinde ve özellikle kiliselerin bahçelerindeki dev panolarda asılı duran  Papanın  fotoğrafları adeta en büyük Papa bizim Papa diye haykırıyordu….
 
 

 

 

 

 

 

  Ahşap heykelciliği Polonya’da da yaygındı.

 

Çam, köknar ve ladinlerle kaplı ormanların içlerinde uzanan yollar irili ufaklı pek çok gölün kıyısından teğet geçiyordu. Genellikle doğanın cömert davrandığı bu orman içi alanlarda kuruyorduk kamplarımızı. Güneşi göllerde yüzerken batırmak, günün yorgunluğunu bu göllerde sonlandırmaksa turun sunduğu en güzel armağandı…

 

Aileden sorumlu devlet bakanının isteği ile çekilen aileyi özendirme reklamı… Çekirdek kuğu ailesi..

 


Böyle güzel sularda yüzmemek olmazdı..
Rotamızdaki ikinci önemli kent Baitsstoky’di. Bu kentte  ilk dikkatimizi çeken kocaman ve muhteşem bir meydan, bu meydanın en hâkim noktasında kocaman ve estetik bir katedraldi. Kentin kalbi sayılan bu alanı çevreleyen kafeler, alanda akrobasi yapan patenci ve bisikletli gençlerle oldukça hareketliydi..

 


Biatystok Üniversitesi’nin giriş kapısı.

 

 
Beyaz giysili hanım ABD’de emekli bir öğretim görevlisi ve 81 yaşında.. 40 yıldır her yaz tur yapıyormuş. ‘Bisikletimin üzerinde ölmek istiyorum’ diye de ekledi. Yanındaki kızı ve fotoğrafı da oğlu çekti. Aile boyu turcular anlayacağınız… Yaşın önemli olmadığının en güzel kanıtı bu insanlar. Oğluyla tandem bisikleti kullanıyordu… Polonya’dan Macaristana gidiyorlardı. Onlar Budapeşteye biz Lublin’e devam ettik. Fakat bir süre birlikte yol aldık. Hoş bir karşılaşmaydı..

Eee hocam, o kadar pedal bastıktan sonra ayakkabıları fora etmişim..Askerdeki postal izini gibi..:)

 

Turlarımı ibrahimkizilkaya.blogspot.com‘dan da takip edebilirsiniz.

Yazan: İbrahim Kızılkaya

 

 

Doğu Avrupa Bisiklet Turu Günceleri Bölüm – 1

Doğu Avrupa Bisiklet Turu Günceleri Bölüm – 2

Doğu Avrupa Bisiklet Turu Günceleri Bölüm – 3

Doğu Avrupa Bisiklet Turu Günceleri Bölüm – 5

Doğu Avrupa Bisiklet Turu Günceleri Bölüm – Final

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın