Bisikletin Mücevherini ‘Bi Tur Versene’ – Aydan Çelik

06/12/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

1966 Doğumlu, bisiklet aşığı yazarımız ve çizerimiz Aydan Çelik’i, bisiklet camiasında olup da tanımayanımız yoktur. Taraf gazetesinde bisikletin ruble seslerini yazılarına yansıtan Aydan Çelik, tutkuyla yeni yazılarını beklediğimiz yazar özelliğinin yanı sıra, tevazu sahibi bir düşünce insanı olarak eşsiz çizimleriyle de gönüllerimizi fethetti. Sevgili Aydan Çelik ile tanışıklığımız, kitabında detayını verdiği Özdere’deki Rock-A festivaline dayanıyor. Festival boyunca karşı bisiklet standı etrafında verdiği destek ve katkıları ile yine “Ne olacak bu bisikletin hali” konuşmalarından birinde tanıştık. Uzun soluklu, sürükleyici konuşmasının ardından, yorgunluğunu düşünerek yaptığım ayak üstü tanışma ve konuşma faslında, karşımdaki deniz derya kişiliğe saygım daha da artmıştı. Sonraki yazışmalarımızda, sürekli kitap isteğimi yineliyor, Türkiye’nin ve Türk halkının ihtiyacı olan bir eser için ümitle bekliyordum. Kişiliği, düşünce yapısı, bilgisi, sanatı, kalemi ve tecrübesi derin, Aydan Çelik’den başka kim bu ihtiyacı doyurabilecek bir eser çıkartabilirdi ki? Yanılmamışım… Kitabı nihayet geçtiğimiz haftalarda çıktı. Sıradan bir tanıtım yazısının ötesinde olacağından emin olduğum eserin “Piyasaya Çıktı” gibi basitçe geçiştirilmemesine inandığım için öncelikle kitabı edinmem gerekiyordu.

 

 

Kitap elime ulaştığında, uzunca süredir beklediğim bisiklet aşkının, bisiklet literatürüyle kaleme alınmış bilgi deposuna kavuşmanın heyecanı ile okumaya başladım. Beklediğimden daha iyiydi. 151 sayfa içerisine sığdırılmış bilgilerle, Aydan Çelik’in akıcı anlatımı ile yolculuğa çıktığımda, yüzümde oluşan sayısız sırıtma ile yüz yogası bile yapmış oldum. Türkiye’nin işte tam böyle bir kaynağa ihtiyacı vardı. Yıllardır eksikliğini hissettiğim kaynak, bisikletin demir atlı şövalyesinden çıkmıştı. Hobi ya da spor bölümlerini defalarca arşınlayıp, akvaryumculuk, avcılık, kedi nasıl bakılır, köpek nasıl bakılır, maketçilik kitaplarının arasında 2012 yılına kadar hala sahip olunamayan bisiklet kitabının eksikliği artık yüreğimi acıtmayacak.

 

Her Ülkeye Lazım

 

Bilirsiniz… Ülkemizde ‘Ben herşeyi bilirim’ciler birbirine master yaptırıyor. Her konunun profesörü olup da, bisiklet için böylesi bir kaynağın çıkması ancak 2012 yılına nasip oldu! Neredeyse her ülkenin bisiklet aşığı sanatçıları, ülkeleri için aşklarını sanatlarına yansıtıp kültürlerini genişletirken, bizim de Aydan Çelik’imiz var diye böbürleneceğimiz bir dönemi yaşayarak paylaşıyoruz. Göreceksiniz ki, “Bi Tur Versene” kitapçıların raflarında bizden sonrakilere kaynak olarak ulaşacak. Türkiye’nin bisiklet ansiklopedisi içeriği ile kim bilir kaç yeni neslin ellerine geçecek.

 

Bu Kitap Bisiklet Aldırır

 

Kitabın büyüsünden kurtulamayıp, fotoğrafçılık kursunda gizli gizli okuduğum satırları yutarken, satırlardaki göz izlerinin sadece benimkiler olmadığını fark ettim. Fotoğrafçılık dersini etkili kılmaya çalışan hocanın yüzüne odaklanır gibi başımı kaldırıp kimlerin kitapta kaybolduğunu görmek istedim. Masa etrafına doluştuğumuz kursun bana düşen kısmında, solumdaki iki arkadaş, sağımdaki iki arkadaş ve dayanamayıp arkamdan kitabı görme savaşı veren arkadaş ile birlikte 6 kişi okuduğumuzu anladığımda kalbim mutlulukla doldu. Beni rahatsız etmemek için başımı kaldırıp nefeslenmemi bekleyen satır arkadaşlarımın soruları ardı ardına geldikçe tarifsiz mutluluğum daha da katlandı. Bu çizimler gerçekten çok güzel… Evet dedim gururla, kitabın yazarının kendi eserleri. Biraz bakabilir miyim? Tabii buyrun. Kitabın adı üstünde, ‘Bi Tur Versene’…

 

“Bu kitabı eşime alacağım bayılacak.” dedi iade ederken. İngiliz ailenin Türkçe kitap okumadığını bildiğimden göğsüm daha da bir kabardı. Birkaç bölüm okumalarına izin verdim haliyle. Kitabın ismini not alanlar az sonra bisiklet alacağım demeye başladığında yüz yogasının son antrenmanını yapmış oldum. “Bi Tur Versene” kitabını bir şekilde eline alanların, çocukluk aşkları bisikleti hasretle anıp bisiklet almayı karar verdiren etkisini bire bir görmüş oldum. Bu kitap, okuyucusuna bisikleti yoksa bisiklet aldırır. Hatta, kitap yeni çıkmasına rağmen en çok satan kitaplar arasına girdiğini görmek, sevindirici olsa da beni hiç şaşırtmadı. Yolları açalım, aramıza yeni arkadaşlar katılacak.

 

Ağırlıkla muhtemel, bu kitabın Aylin Koç eleştirisini okurken, Türk kimliğimizdeki her şeyi bilme güdümüz, yorumun abartılı olduğunu düşünmenize yol açmıştır. Psikolojik yönlendirmenin hüsranla sona erdiren yapısını bildiğimden, yorumlarımın abartılı olmadığını, kitabı kendiniz okuduktan sonra az bile yazıldığını anlayacaksınız. Kitap içeriğindeki konularla oradan oraya savrulup, lastik görmemiş patikalara dalarken sizi yeniden rotanıza yönlendiren yazarın yazılarını onun gibi aktarmak hiç de kolay değil. Hele ki, çizimlerini gördüğünüzde ince ayrıntılara dek inen espritüel ruhunu keşfetmeniz, makalelerin ötesinde tam anlamıyla görsel bir şölen olacak.

 

Kitap, Aydan Çelik’in Türk bisikletine kazandırdığı “Bisiklet Manifestosu” ile başlıyor. Bu beklenendi, yakışandı. Peki başka neler var? Bu coğrafyadan geçen bisikletle seyyahın tarihi, Türk bisiklet sporunun tarihi kahramanlarından örnekler, ilk kez okuduğum bisikletle ilgili fıkra bana kahkaha attırmayı başarırken ilerleyen bölümlerde yeni başlayanlar için bir rehber niteliğindeki bölümleri ile “İşte bu!” dememe sebep olan Türkiye’nin beyinsel açlığına karşı tam bir spesiyalite ile yüz yüze olduğumuzu gördüm. Critical Mass nedir? Türkiye’deki gelişmeleri, 360 Nedir? 360 Eylemindeki espritüel anlatım ile eylemin ruhunu, gelecek nesillere aktarmak üzere kayda alan,Kopenhag’ın bisikletteki yeri ve önemi, tabii ki devamında Türkiye’nin bisikletteki konumu için derin bir içeriğe sahip.

 

Türk bisikletçilerin yaşadığı zorlukları okurken, satırlarda kendinizi göreceksiniz. Türkiye’ye gelip İstanbul’da bisiklete binme cesareti gösterenlerin, İstanbul trafiğindeki bisikletlilerin yaşadıklarına dair yorumlarını bulacaksınız. Kısacası bu kitabı; Bize özgü bir kalbin dili ile, bir sanatçının gözlerinden, elcik tutan ellerinden çıkan bir nimet olarak değerlendiriyorum. Bizi, bize gülümseterek anlatan ve muhakkak birçok konuda bildiğimizi zannettiklerimiz içinde, bilmediklerimizle bizi zenginleştiren içeriğe sahip. Bisikletin sosyal yeri yanı sıra yol bisikleti yarışları, yol bisikleti terimleri, Marco Pantani, Lance Armstrong, Recep Çalışkan, Fransa Bisiklet Turu, Turun şeytanı Didi Senft, Klasikler, Cadel Evans, Fabian Cancellara ve profesyonel yol yarışları denince akla gelen Operacion Puerto ve Doping’e dair bilgi ve jargonları soluksuz okurken beyninize yüklemiş bulacaksınız kendinizi. Bu kitabı bisikletle ilgisi olmayan hatta bisikleti olmayan birine hediye etseniz, kısa bir süre sonra onu bisiklet üstünde görüp, Eurosport’un kutsal Temmuz ayı grubunda Fransa Bisiklet Turu izlerken bulabilirsiniz. Türkiye’nin bu rehbere ihtiyacı vardı.

 

Merak etmeyin daha fazla anlatmayacağım. Zira Aydan Çelik, kitabın gizemli kalması gerektiğine inandığı bölümünde; “Korkmayın anlatmayacağım. Bahşiş vermeyen müşterinin kulağına eğilip “Katil uşak” diyen bir yer gösterici değilim ya” diyerek sihri bozmuyorken. Bana da okumanız için susmak kalıyor.

 

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın