Bisikletçilikte Akıl Yoran Sorular

14/04/2011  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 


 

        Bir bisiklet mağazasına girdiniz ve genelden (yol mu, dağ mı?) inanılmaz derecede spesifiğe (tek taraflı mı, yoksa çift taraflı pedallar mı?) kadar başınızı döndürecek kadar fazla sayıda seçenekle karşı karşıya geldiniz. Seçeneğe sahip olmak iyidir, hangisinin size uygun olduğunu bildiğiniz sürece.

 

DAHİLİ VEYA HARİCİ VİTES?

 

        Başlık ilginç gelebilir, harici vites sistemi günümüzde en çok kullanılan geleneksel sistemdir. Dahili ise sistemin arka göbeğin içine gizlenmiş olanıdır. Şehir ve tur bisikletlerinde dahili vites sistemi tercih edilir, çünkü hem tekerlek göbekleri asgari bakım gerektirir, hem de vites değişimi daha kolaydır. Pedal çevirmeksizin bile vites değiştirebilirsiniz. Sorun yaşadığınız bir arka vites değiştiriciniz yoktur. Yine de geleneksel attırıcı/ruble ikilisi daha hafiftir, çoğunlukla daha ucuzdur, size daha fazla vites seçeneği sunar ve bunlar genel olarak kendisini daha hünerli kılar.

 

 

YOL AYAKKABISI MI, ARAZİ AYAKKABISI MI?

 

        Yol ayakkabıları daha hafiftir ve daha iyi güç aktarımı için daha sert bir tabana sahiptir, yine de onları giydiğinizde bisiklete binmek dışında yapacağınız her şey, ayaklarınıza yağ sürüp buz üzerinde yürümeye benzer. Daha yumuşak tabanlı arazi bisikleti ayakkabıları daha esnek olabiliyor ve daha kolay bir yürüyüş için tabanlarında girinti çıkıntılar bulunuyor. En iyi ağırlık ve verimliliği arayan sadece asfaltta sürüş yapan bir uzun mesafeci misiniz? O vakit yol bisikleti için tasarlanmış ayakkabılara yönelin. Molalarda oyalanmayı seviyor musunuz? Buna uygunluk ve rahatınız için arazi ayakkabılarını seçin.

        Bir yol ayakkabısının tabanı, gördüğünüz üzere dümdüz.


        Burada ise dişli tabanıyla bir dağ bisikleti ayakkabısını görüyorsunuz:

 

 

KONFOR POZİSYONU MU, YARIŞ POZİSYONU MU?

 

      Bisiklet üzerindeyken sırtınızla üst boru arasındaki açıNIN 45 dereceden büyük olduğundaki konum, dikey veya konfor pozisyonudur ve genellikle kollarınız, boynunuz ve sırtınızın alt bölümü üzerinde daha az baskıya sebep olarak düşük hızda sürüş kontrolüyle şehir içi sürüşünde çevrenizdekileri kolayca görebilmenizi sağlar.

 

        İster şehir içi turunuzda, ister binlerce kilometrelik dünya turunda olun, konfor pozisyonu size en uygun olacak pozisyondur.

 

        45 dereceden daha düşük olan daha gergin, yarışçı pozisyonu, sizi daha aerodinamik yapar ve hızlı yol sürüşleri için pedallara daha fazla güç aktarımına yardımcı olur. Geometrik düzeltmelere ek olarak daha dik bir sürüş, açılı bir boğaz kullanır ve bu da gidonu seleyle eşit veya selenin üzeri bir seviyede tutar.

 

        Düz boğazlı ve gidonu selesinden daha düşük bir bisiklet mi? İşte bu tip bir bisiklet, hız için daha uygundur.

 

İKİLİ AYNAKOL MU, ÜÇLÜ AYNAKOL MU?

 

        Aynakolunuzdaki 3. yaprak, zorlu tırmanışlar için daha düşük seçenek sağlayan daha fazla vites kombinasyonu sağlar. 3’lü aynakolun temel sıkıntısı, eklenen ağırlık ve potansiyel daha sert vites değişimidir.

 

 

        Popülerliği artmakta olan kompakt ikili aynakollar (çoğunlukla 50/34 dişli ölçüsündedir), standart ikili (çoğunlukla 52/39 ölçüsündedir) ile üçlü aynakol arasındaki boşluğu dolduruyor. Geleneksel görüntüye sahip olup,  bir adet daha az aynakol dişlisiyle vites değişimi yaparsınız. Bu da bacak sağlığınız için daha iyidir. Birçok koşul için kompakt aynakollar en iyisidir. Eğer en düşük vitesleri kullanmak istiyorsanız o zaman 3’lü aynakol kullanın. Eğer hızlı ve kondüsyonluysanız veya çoğunlukla düz parkurlarda sürüş yapıyorsanız, standart ikili aynakollardan kullanabilirsiniz.

        Linkinde yayınladığımız yol bisikletçisi yarışçımız Ahmet Örken’in bisikleti üzerinden 2’li aynakola örnek verelim;

DÜZ YOL GİDONU MU, GELENEKSEL YOL GİDONU MU?

 

        Düz gidonlu bir bisiklet, dik bir pozisyonla yol bisikletinin kolay erişilebilir hızını ve dağ bisikletinin manevra kabiliyetini birleştirir. Bu tip bir bisiklet günlük sportif bisikletçiler ve gezginler için mükemmeldir. Selenin üzerinde geçireceğiniz zamanı uzattıkça düz gidonun sıkıntısını çabuk bir şekilde fark edersiniz: Yetersiz alternatif el tutuş pozisyonları. Yol gidonları birçok tutuş pozisyonu sunuyor ve gidonun alt kısmını tuttuğunuzda daha yüksek hızlara erişmek mümkün.

 

        Linkinde haberini yaptığımız Madone 6.9 bisikletinin gidonu üzerinden geleneksel yol gidonuna örnek verebiliriz:

 

 

KOMPAKT MI, STANDART GEOMETRİ Mİ?

 

        Kompakt kadrolar temel olarak eğimli bir üst boruyla tanımlanabilirler. Daha küçük bir kadro üçgeni sayesinde daha hafif ve sert oldukları ve daha uzun sele borusunun esneyerek titreşimleri emmesine bağlı olarak daha fazla konfor sundukları söylenir. Ancak en büyük avantajları kısa bacaklı olup, üst bedeni uzun olan insanlara daha uygun olmalarıdır. Sonuç olarak tarzınıza en çok uyanı seçin.

 

KİLİTLİ PEDAL MI, DÜZ PEDAL MI?

        Düz pedallar yelpazenin iki ucu için de akla yatkın geliyor. Klasik ayakkabılarınızla bankaya veya alışveriş merkezine mi pedallıyorsunuz? Düz pedalı tercih edin. Devasa atlayışlar mı yapıyorsunuz? Aynı sebepten yine düz pedal kullanılmalı: Bisikletten ani ve hızlı inişler. Kalan herkes daha verimli olan kilitli pedalları kullanmalı.

 

        Altta Shimano’nun dağ bisikletleri için ürettiği en üst model olan XTR kilitli pedalı görüyoruz:

 

 

        Burada ise platform pedalların meşhur modeli Crankbros’un 5050 modeli görülüyor:

 

 

SIVI ÇANTASI MI, MATARA MI?

        Sıvı çantaları, arazi sürüşleri için muhtemelen ihtiyacınız olan her şeyi taşımanıza izin verir, ancak diğer durumlarda fazlalıktır. Yolda bir sıvı çantası kullanmak mı? Deneyebilirsiniz, fakat çok terleyen biri değilseniz ve/veya bindiğiniz şehrin iklimi fazla sıcak değilse sıvı çantasında, yani sırtınızda su taşımak yerine mataranızla da aynı işi görebilirsiniz. Ben fazla terleyen biri olduğumdan, bulunduğum şehir de nem oranı yüksek olduğu için, uzun sürüşlerimde mutlaka sıvı çantamı yanıma alıyorum.

 

 

26″ Mİ, 28″ Mİ?

        Hibrid veya bir şehir bisikleti seçeneğiyle karşılaştığınızda sürüş tarzınıza en iyi uyan ölçüyü seçin. Geleneksel yol tekerlekleri 700 c’dir (lastiklerle beraber 700 mm çap) ve tipik olarak eni dar ve yüksek hava basınçlı lastiklerle kullanılırlar. Bu da asfaltta, betonda kolaylıkla hızlı gitmek anlamına gelir. Halen dağ bisikletleri için standart olan daha küçük 26 inç tekerlekler ise daha yavaş yuvarlanıyor, fakat zorlu zemin koşullarıyla daha iyi başa çıkabiliyor ve çoğunlukla daha dayanıklılar.

 

TEK TARAFLI PEDAL MI, ÇİFT TARAFLI PEDAL MI?

        Tek taraflı kilitlenen pedallar, genellikle denge için ayak tabanında sağlam bir his sağlayan geniş bir platforma sahiptir ve uzun sürüşlerde konfor sunar. Çift taraflı pedalların da avantajları mevcut, fakat bunlar özellikle dağ bisikletçileri içindir. Çünkü her iki tarafta da kilitleme imkanı olduğundan ayağınızı pedaldan kaydırıp bir tarafı kilitleyememe durumu yaşandığında pedalın diğer tarafıyla kilitleyip yolunuza devam edebilirsiniz.

 

 

DİSK FREN Mİ, V FREN Mİ?

 

        İşte en çok akıl yoran sorulardan biri. Jant frenleri veya diğer adıyla V frenler hem hafif hem de ucuzdur ve bisiklet yollarıyla asfalt kullanımında, kuru topraklı parkurlarda ihtiyacınızı karşılamaya yeter. Bunun ötesinde bir şey yapıyorsanız,  mesela kumda, su birikintileri üzerinde, çamurda, yağmurda, karda güvenli frenleme için, uzun inişlerde minimal kaydırma sayesinde ekstra ağırlığını ve karmaşıklılığını telafi eden disk frenleri kullanın.

 

        Kcnc’nin meşhur çok hafif v freni:

 

 

        Burada ise önceden incelemesini yaptığımız en hafif disk fren sistemi Formula R1 Pro’yu görüyorsunuz

 

SABİT KADRO MU, ÇİFT AMORTİSÖRLÜ KADRO MU?

 

        Arka amortisöre sahip olmayan sabit kadrolar çoğunlukla daha hafiftir ve bisikletin arka bölümünde zıplama yaşatmadığı için gücünüzü pedala ve yola daha verimli olarak aktarmanızı sağlarlar. Ayrıca çift amortisörlü kadrolar gibi karmaşık değildir ve onlara harcayacağınız para ile daha iyi donanıma sahip olabilirsiniz. Fakat çift amortisörlü bisikletler gitgide sabit kadrolularla çekişebilecek kadar hafif hale geliyor ve çok daha iyi çekişle kontrol sağlıyor. Artı, denenmiş ve kanıtlanmış süspansiyon dizaynları daha düşük fiyat aralığına inmekte. Sonuç olarak eğer verimlilik, konfordan daha önemliyse veya bakımla aranız iyi değilse sabit kadroluları tercih edin. Fakat eğer hangi koşulda olursa olsun konfor sunan bir bisiklet istiyorsanız çift amortisörlülere yönelin.

 

Hazırlayan: Fatih Buzgan

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın